Fetva Meclisi
Soru
Hocam eşim MOL GEBELİK diye bir sorun yaşıyor. Bununla ilgili dinen yapmamız gereken bir şey var mı?
Cevap
Benzer fetvalar
Halk arasında “üzüm gebeliği” olarak bilinen mol gebeliği; fetüsün hiç gelişmediği veya anormal olarak geliştiği, bebek eşini (plasenta) oluşturacak olan hücrelerin de kontrol dışı çoğalarak rahim içine üzüm taneleri şeklinde yayıldığı bir gebelik olup iki türü bulunmaktadır. Çekirdeksiz yumurta hücresinin döllenmesiyle meydana gelen tam (komplet) mol gebelikte fetüs oluşmazken, yumurta hücresinin iki spermle döllenmesiyle meydana gelen kısmi (parsiyel) mol gebelikte 69 kromozomlu, yaşama ihtimali bulunmayan bir fetüs oluşmaktadır. Her iki türde de plasental yapılardan salgılanan hamilelik hormonu nedeniyle hastada gebelik belirtileri bulunur ve gebeliğin sonlandırılıp rahmin boşaltılması temel tedavi yöntemidir. Buna göre cenin olmasa da ceninle ilgili parça ve oluşumların bulunması ve normal gebelikle aynı belirtilerin olması dolayısıyla mol gebelik esnasında görülen kan özür kanı, bu gebeliğin sonlanmasından sonra gelen kan da lohusalık kanı kabul edilir.
Tıbben hamileliğinizde bir hastalık, düşük gibi bir durum yoksa Hanefi mezhebine göre gelen kanamayı özür/istihaze kabul etmeniz gerekmektedir. Tıbben de kadının hamilelik döneminde kanama görmesi normal görülmediği gibi adet olarak da kabul edilmemektedir. Hamilelik döneminde bir kere dahi olsa gelen kanama Hanefi mezhebine göre hareket eden bir kadın için hastalık kanaması yani istihaze olmuş olur. Bu durumda kanama gelmeye devam ederken engelleyebiliyorsa tampon gibi dezenfekte edilmiş bir malzeme ile kanamayı engelleyerek namazını kılması, engelleyemiyorsa kanama devam ederken her namaz vakti yeni bir abdestle namazını eda etmesi gerekmektedir.
Tedavi sürecindeki kanama ilaca bağlı kanama da olabilir, adet kanaması da. Uzman bir hanım jinekoloğa muayene olunması fıkhi durumu da netleştirecektir. Adet kanaması olduğuna dair doktorun onayı alınırsa adet kanaması olarak hükmedilir. Aksi takdirde istihaze/özür kanaması kabul edilmelidir.
Hamile bir kadının gördüğü kanama âdet değil, istihâze kanıdır. İstihâze kanı, vücudun herhangi bir yerinden akan kan hükmündedir. Bu kanın akmasıyla yalnız abdest bozulur, gusül gerekmez. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/29-30) Hamile iken gelen kanamanın süreklilik arz etmesi hâlinde özür hükümleri geçerli olur. Bu durumdaki hamile bir kadın her namaz vaktinin girmesi ile yeni bir abdest alır; başka bir sebeple bozulmadıkça bu abdest o vakit çıkıncaya kadar geçerli olur. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/29) Mâlikî mezhebine göre ise özür sahibinin abdesti, vaktin girmesi veya çıkması ile değil, özrün dışında abdesti bozan bir şeyin meydana gelmesi ile bozulur. (İbn Rüşd, Bidâyetü'l-müctehid, 1/40-41; Desûkî, Hâşiye, 1/116) Dolayısıyla bir kimsede bulunan özür hâlinin, kişiyi ileri derecede sıkıntıya sokması ve abdest almada ciddi zorluklarla karşı karşıya bırakması durumunda Mâlikî mezhebinin bu görüşü ile amel edilebilir.
Doktorla görüştüm, bu dönemde hamile kalmanın salgın hastalık açısından bir sıkıntısı olmayacağını söyledi. Dinen de buna bağlı olarak bir sıkıntı yoktur deriz. Mübarek olsun.
Geçmiş olsun. Böyle bir durum estetik değildir, hastalık vardır ve tedavi edilecektir, öyle görürüz. Kadın cerrah arayın, bulamazsanız erkeğe gidin. Allah Teâlâ afiyetinizi ihsan etsin.
abdest konusundaki diğer fetvalar
Bu arada abdest bozucu bir durum oluşmadı ise iki organ arasında kuruma düzeyinde bir gecikmenin Hanefi mezhebi fıkhında bir sakıncası yoktur.
Gusletmesi mümkün olmayan biri teyemmüm ederek namaz kılar. İlk fırsat bulduğunda da gusleder. Fırsat bulmamak veya mümkün olmaması ise mesela tatbikatta olup banyo veya su bulamamak gibi ciddi bir gerekçeye dayanmalıdır. Soğuktan ötürü kullanamamak gibi bir başka neden de olabilir. Keyfi bir mazerete “mümkün değil” diyemeyiz.
Hemen psikoloğa gidip tedavi olun. Bu bir hastalıktır. Fetvadan önce tedaviye bakmanız gerekir.
Kalıcı dövmenin abdest ve gusle etkisi bulunsa da çözümü olmayan bir sorun olduğu için o şekilde abdest ve gusle devam etmesini söyleriz. Abdestten önce şu bilinmelidir ki, dövme yaptırmak hadisi şerifle lanetlenmiş bir iştir. Cahillik edip yaptıran muhakkak tevbe etmeli ve tekrar yapmamaya ahdetmelidir.
Saç boyatmakta bir sakınca yoktur. Boyanın tabaka oluşturup gusülde su geçmesini engelleyecek cinsten olmaması yeterlidir. Özellikle de siyaha boyamayın.
Daha önce benzer bir soruya verdiğimiz cevabı size iletiyoruz. Kesin çözüm için, üretici firmaya KULLANACAĞINIZ ÜRÜNÜN SAÇINIZ ÜZERİNDE SAÇA SUYUN ULAŞMASINI ENGELLEYECEK BİR TABAKA OLUŞTURUP OLUŞTURMADIĞINI sorunuz. Saç boyaları ile alakalı hükmü şöyle özetleyebiliriz: 1- Sadece renk veren ama tabaka oluşturmayan boyaların kullanılmasında bir sakınca yoktur. Bu boyaların abdest ve gusle engeli de yoktur. Çünkü mesele boyanın kendisinde değil, saç ve saç köklerine suyun ulaşmasına mani olmasındadır. Sadece renk veren ama tabaka oluşturmayanda ise bu sorun yok demektir. 2- Saça sürüldüğünde saç üzerinde de olsa bir tabaka oluşturan böylece de sıvının saça ulaşmasını engelleyen boyalar, en temel kural olan SUYUN DEĞMESİ kuralını delmektedir. Eğer boyalarda bu durum varsa onların gusül açısından kullanılmasında sıkıntı vardır. Saç boyatanların TABAKA OLUŞTURMASI VEYA OLUŞTURMAMASI konusunda kesin bilgileri yoksa şüpheden kaçınmaları gerekir. 3- Boya dışında saç renginin değiştirilmesi ise gusül açısından bir sıkıntı oluşturmaz.