Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm hocam. Saç boyasıyla alakalı değerli bir hocam boya fabrikasını sırf bu işin fetvası için gidip araştırma yaptığında saç boyasının sadece saçların yüzeyini kaplamak amaçlı yapıldığını söylemiş. Fabrika sahibi de, hiçbir şekilde bir kına gibi saçların emmediğini söylemiş.Peki bu anlamda yine de gusle bir zararı yok mudur? Buradaki nokta sadece saç diplerinin kaplama oluşturmaması mıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Daha önce benzer bir soruya verdiğimiz cevabı size iletiyoruz. Kesin çözüm için, üretici firmaya KULLANACAĞINIZ ÜRÜNÜN SAÇINIZ ÜZERİNDE SAÇA SUYUN ULAŞMASINI ENGELLEYECEK BİR TABAKA OLUŞTURUP OLUŞTURMADIĞINI sorunuz. Saç boyaları ile alakalı hükmü şöyle özetleyebiliriz: 1- Sadece renk veren ama tabaka oluşturmayan boyaların kullanılmasında bir sakınca yoktur. Bu boyaların abdest ve gusle engeli de yoktur. Çünkü mesele boyanın kendisinde değil, saç ve saç köklerine suyun ulaşmasına mani olmasındadır. Sadece renk veren ama tabaka oluşturmayanda ise bu sorun yok demektir. 2- Saça sürüldüğünde saç üzerinde de olsa bir tabaka oluşturan böylece de sıvının saça ulaşmasını engelleyen boyalar, en temel kural olan SUYUN DEĞMESİ kuralını delmektedir. Eğer boyalarda bu durum varsa onların gusül açısından kullanılmasında sıkıntı vardır. Saç boyatanların TABAKA OLUŞTURMASI VEYA OLUŞTURMAMASI konusunda kesin bilgileri yoksa şüpheden kaçınmaları gerekir. 3- Boya dışında saç renginin değiştirilmesi ise gusül açısından bir sıkıntı oluşturmaz.
Saç boyalarında su bazlı boyalar tercih edilebilir. Saç derisinde tabaka oluşturmamasına dikkat edilmelidir. Saç tellerinde su bazlı boya olup saç derisinde boya bulunmadığı takdirde gusle engel teşkil etmeyecektir. Allah'a emanet olun.
Su bazlı olmayan, suyu boyanın altına geçirmeyen oje, boya vb. gusle engeldir. Küçük de olsa bu tabaka suyu geçirmediği için gusül tam olmamıştır. Dolayısıyla fark ettiğiniz anda tekrar gusül almanız ve fark edip gusül alana kadar kılmış olduğunuz namazlarınızı kaza etmeniz gerekmektedir.
Selamünaleyküm. Bir bayanın saçlarını boyamasında bir sakınca yoktur. Boyanın deride tabaka oluşturup suyu engellemesinde sakınca olur.
Gusül veya abdest alırken, yıkanması gereken organların kuru yer kalmayacak şekilde yıkanması gerekir. Aksi hâlde gusül veya abdest geçerli olmaz. Dolayısıyla, gusledecek veya abdest alacak kimsenin bedeninde veya abdest organlarında suyun deriye ulaşmasına engel olacak bir madde bulunmamalıdır. (Aliyyü’l-Kârî, Fethu bâbi’l-‘inâye, 1/73) Ancak mesleğini icra ederken tırnaklarına boya yapışan boyacı veya tırnaklarının arasına çamur girip de çıkartamayan çiftçi ve benzeri meslek sahipleri bundan müstesnadır. (el-Fetâva’l-Hindiyye, 1/4, 5; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 1/154) Bu kimseler için cilde yapışan ve tırnak aralarında kalan hamur, mum, zamk, boya vb. şeyler abdest ve gusle engel olmaz. Fakat isteğe bağlı olarak vücuda sürülen ya da yapıştırılan ve suyun bedenle temasına engel olan boya, oje, ruj gibi maddeler, bu ruhsatın dışındadır. Böyle maddeler suyun bedenle temasına engel olursa abdest ve gusle de engel olurlar. Bunların abdest veya gusülden önce giderilmesi gerekir. Saça sürülen jöle ise bir tabaka oluşturmadığından abdest ve gusle engel olmaz.
Selamünaleyküm. Bu verdiğiniz ölçülerle yaptığınız takdirde kazancınızda sıkıntı yoktur. Sadece evli iseniz siz, eşinizin buna razı olması gerekir.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Oturuşta sol ayağın yere yan olarak yatırılması ve üzerine oturulması, sağ ayağın da dik tutulması Sünnet olan şekildir. Böyle bir oturma Sünnet olduğuna göre sizin yaptığınız Sünnet'e aykırı düşmektedir. Ayağınızda bir sağlık sorunu yoksa öyle oturmayın.
Selamünaleyküm. Ezan vaktinin girmesiyle beraber o vaktin namazı da kılınabilir. Ne var ki, ezanı dinlemek de kılacağınız namaz gibi bir Sünnet'tir. Birini yaparken diğerini ihmal etmeniz iyi olmaz.
Aleykümselam. Meselemiz felsefenin öğretilmesi veya öğretilmemesi değildir. Felsefenin din olarak öğretilmesine karşı tepkimiz vardır. Abdestin ayrıntılarını hiç okumamış ama abdest felsefesini yutmuş birinin öğrendiği şeye İSLAMÎ İlim denmeyeceğini tekit ediyoruz. Din kovanına çomak sokmak dindarlık da olamaz, din öğrenimi de olamaz. Bol bol konuşan, yenilikler üreten ama sabah namazına sıradan insanlar gibi bile kalkamayan bir talebenin öğrendiklerini benimsememiz mümkün müdür? Ashabı kiramın öğrendiklerine din ilmi demek zorundayız.
Aleykümselam. Bu durum, 'âlim' kelimesinin değer kaybetmesinden kaynaklanıyor. Herkesin âlim olabildiği bir zamanda yaşıyoruz. Bu bir fitnedir. Ümmetimizin geçmişteki ilim birikimini bugünlere taşıyan büyük şahsiyetlerimizi yok sayanı bizim de yok saymamız gerekir. Meseleye böyle bakın.
Selamünaleyküm. Faiz, masa üzerinden kazanmaktır. Ticaret ise bir mal üzerinden kazanmaktır. Eşinizin altını değer kazandığında onu kârlı bir şekilde satabilirsiniz. Bu bir ticarettir. Malınız değer kazanmış ve siz de satmışsınızdır. Zarar etse idi zararına satacaktınız. Faizde ise her durumda kâr vardır.
Aleykümselam. Böyle bir durum, evlilik açısından engel teşkil etmez. Meseleyi ahlâk açısından ele alabilirsiniz. Bu da o kişinin meselesidir. Fıkıh olarak bir mani yoktur.