Fetva Meclisi
Soru
Mübarek gecelerin hükmü yok deniyor (Miraç, Berat veya Kandil geceleri). Ayet veya hadislerde bu geceleri bildiren bir şey yok deniyor. Peki biz bu güne kadar ne kutladık? Kadir gecesi, ramazan ayının son 10 günü ama bu geceler ne oluyor?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. 1- Yüzde yüz mübarek gece diyebileceğimiz tek gece KADİR GECESİDİR. 2- Kadir gecesi için bile muayyen bir ibadet yoktur. 3- Şu gecenin ibadeti diye ortaya konan ibadetlerin dayanağı yoktur. 4- Asıl olan Müslüman'ın bu tür fırsatları, hayatının bütün için bir değişim sebebi yapmaktır. O değişim yerine, belli bir zaman dilimini belli bir ibadetle geçirmeyi yeterli bulmak bid'attir. Anlatılan budur.
Ümmeti Muhammed’in bu asırda belki de en çok mağdur olduğu, aslını idrakten mahrum olduğu nimetlerden biri de Kadir Gecesi nimetidir. Onlarca yıl yerine bir geceyi ihya ederek âbad olup, cennete nail olmak gibi büyük bir nimet ve lütuf olan bu gece, kandillerle ve simitlerle geçiştirilecek bir gece değildir. O, bir gezi ve muhabbet gecesi olamaz. Bunun için Kadir Gecesi ile ilgili olarak şu hususlara dikkat edelim: 1-Bu geceyi Allah Teâlâ Ramazan ayı içinde gizlemiştir. 27. gece diye kesin bir gece yoktur. En muhtemel günlerin en ihtimalli gecesi, kesinlik ifade etmemektedir. Her şeyi matematik kurallarına göre ve yükünü azaltarak halletme alışkanlığımızı bu geceye de uygulamaya kalkıştığımız için böyle bir sonuçla karşılaştık. Aslında işin sırrı onu bütün bir ay boyunca arıyor olmaktır. 2-Bilhassa son on gün Kadir Gecesi için yüksek ihtimalli gecelerdir. Dolayısıyla son on gününü, daha yoğun bir Ramazan günü olarak geçirmek gerekirken, Ramazan ayının sonuna doğru bitkinlikler gösterilen bir ortamda bitirilmektedir. 3-Kadir Gecesinde ne yapılabilir? Bu soruyu Aişe radıyallahu anha annemiz Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme sorduğunda şu cevabı almıştır: “O gece şöyle dua et: Allah’ım! Sen çok bağışlayıcısın. Kerimsin. Bağışlamayı seversin. Beni bağışla.” Demek ki o gece Allah’a el açma gecesidir. Maksat günahlardan kurtulmaktır. Günahlardan kurtulacak işleri yapmaktır. Bize Kadir Gecesini tanıtan sevgili Peygamber’imiz sallallahu aleyhi ve sellem, bunun dışında özel bir ibadet tanıtmamıştır. Ashabıkiram ve diğer selef büyükleri mescitlere kapanıp, bu geceyi çevrelerinden uzak, seccadeleri başında tevbe ve istiğfarla, tefekkürle geçirmişlerdir. Onlardan iyisini yapacak durumda değiliz. Kadir Gecesini -camiler bile olsa gezerek geçirmek, özel yemeklerle ihya etmeye kalkışmak ciddi bir zayiattır. Umudumuzun, kaynaklarımızın zayi edilmesidir.
Müslüman, ahireti veya dünyası için fayda getirecek işlere öncelik vermelidir. Kandil gecelerinin “konuşulma, tartışılma gündemi” yapılmasının ahirete olmadığı gibi dünyaya da bir faydası yoktur. Bu tür konularla meşgul olmamak gerekir. Anlattığınız şeyler doğrudur, ortada çıkışı olmayan bir tünel gibi durmaktadır bu mesele. Biz bunun ortasını şöyle görmek istiyoruz: Yılda birkaç geceyi ihya ederek Müslüman olmanın gereğini hallettiğini zanneden gerçek bir aldanış içindedir. Bu gecelerin bu şekilde heba edilmesine karşılık o geceleri yok kabul eden de ne yaptığını bilememiş sayılmalıdır. Bari beş geceyi kurtarayım diyen birine ise söylenebilecek bir söz yoktur. Bari kandil gecelerini kurtarsın. Yılda beş gece fena bir kâr sayılmaz. Ortadaki kör tartışmayı kendisine konu edinmeden mü’min olma yoluna hızla devam eden mü’min ise biiznillah en doğru olanı yapmaktadır. Zannımız böyledir.
Hz. Peygamber (s.a.s.), bazı mübarek gün ve gecelerin değerlendirilmesini tavsiye etmiş (Buhârî, Savm, 6 [1901]; Müslim, Salâtü’l-müsâfirîn, 175 [760]; Beyhakî, Ma‘rifetü’s-sünen ve’l-âsâr, 4/420 [6676]), kendisi de bizzat değerlendirmiştir. (Tirmizî, Savm, 39 [739]; İbn Mâce, İkâmetü's-salavât, 191 [1389]; bk. Nevevî, el-Mecmû’, 5/42-43) Ancak bugün ve gecelere ait özel bir namaz veya ibadet şeklinden bahsetmemiştir. Bu bağlamda mübarek gün ve geceleri, bağışlanma ve hayatımıza çekidüzen vermek için fırsat anı olarak görmemiz gerekmektedir. Dolayısıyla müminler kandil gecelerinde, hayatlarının gidişatını gözden geçirmeli; hata ve günahları için tövbe etmeli, dua ederek, Kur’ân-ı Kerîm okuyup anlamaya çalışarak, kaza veya nâfile namaz kılarak bu fırsatları değerlendirmelidirler. Kandil gecelerinin gündüzlerinde yani geceyi takip eden ertesi günde oruç tutmak müstehaptır. Zira Hz. Peygamber (s.a.s.), “Şaban’ın on beşinci gecesi (yani berat gecesi) olduğunda o gece ibadet ediniz, gündüzünde de oruç tutunuz. Allah o gece güneşin batmasıyla dünya semasına (rahmeti ile) tecelli eder ve fecir doğana kadar şöyle buyurur: ‘Yok mu benden af isteyen onu affedeyim, yok mu benden rızık isteyen ona rızık vereyim, yok mu bir musibete uğrayan ona afiyet vereyim, yok mu isteyen'…” (İbn Mâce, İkâmetü's-salavât, 191 [1388]; bk. Tirmizî, Savm, 39 [739]) buyurmuştur.
Kandil gecesine mahsus bir ibadetin olmadığı doğrudur. Ama sizin, anlamayacakları şeylerde ailenizi, kardeşlerinizi zorlamanız da hoş değil. Daha sabırlı ve daha ikna edici olmanız gerekir. Derdi ve davası olanlar, zamanı ve şartı çok iyi kullanmalıdırlar. Kandil meselesine gelince, o gecelerin, ashab-ı kiramın 'kutladığı' geceler olmaması hasebiyle bid’at olmadığını söyleyebilecek kimse yoktur. Şu var ki, Müslümanlara dinlerini hatırlatmaya fırsat oluşturması bakımından bu geceleri değerlendirmenin yararlı olacağını söyleyenler için kendileri açısından önemli bir malzeme vardır. Size düşen, kalbinizin rahat etmediği işleri yapmamaktır ama dağıtmayın, tartışmayın. Allah'a emanet olun.
Herhangi bir ibadetin ibadet olması ancak onu, ashabın yapması ile yani Peygamber aleyhisselamdan görmesi ile mümkündür. Kandil tebrikleşmesi ise ashabın yaptığı iş değildir. Dolayısıyla ibadet olarak bir değeri yoktur ama örf olarak, sevgi ve kaynaşmaya zemin hazırlaması bakımından yapılabilir. Ne yazık ki bu da bıktıracak bir şekil almıştır. Diğer sorunuza gelince, farz ibadetlerde kandilde ya da başka bir zamanda diye bir şey olamaz. Nafileler ise her zaman nafiledir.