Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm. Muhterem Hocam, Danimarka’dan dua ve saygıyla selam ediyorum. Bir ağabeyimizle aramızda tartışıp bir bilene soralım dediğimiz konuyu size soruyorum. Yönetim tarzı İslami olmayan bir ülkenin yönetimi ele alalım. Bir Müslüman Başbakan, Cumhurbaşkanı gibi temsil makamında ise; sorumluluğu gereği niyetini muhafaza ederek ve o an başka bir yol olmadığı için, protokol ortamında, içinde alkol olmayan (su vb. helal içecek dolu) bir bardağı diğer devlet başkanı ile tokuşturursa, bundan dolayı mesul olur mu? Bu noktadan hareketle de, kendilerine takdim edilen şövalye elbisesi, üstün devlet nişanı gibi hediyeleri de istemeyerek aldığında yine mesul olur mu? Allah’a celle celalühü emanet olunuz. Saygı ve dua ile selamlar.
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. İlke olarak o hediyeler alınabilir ama onların hediye verme maksadı olan memuru gevşetme, sizi ne kadar etkileyecek ona bakın. Kendinize güvenemiyorsanız almayın, kalbiniz rahat etsin.
Selamünaleyküm. Her şeyden önce bilmek gelir. Bir kere anlatacak olan kulaktan dolma değil yürekten gelme bir bilgi sahibi olmalıdır. İkinci olarak da, anlatmayı bilgi aktarımı olarak değil Allah için yapılacak bir iş olarak ya da cihat olarak görmelidir. Üçüncüsü de bunu yaparken ihlasla yapmalıdır ki Allah onu amel olarak kabul buyursun. Dördüncü olarak da mesela eskilerden bir İhya ya da benzeri bir eser okumalı, insana nasıl hitap edeceğini bilerek iş yapmalıdır. Ya da mevcut zamanda yazılmış insanı anlatan eserlerden okunarak konuşma yapılmalıdır. Ama şunu hiç unutmamalıyız: Kalpler Allah'ın elindedir, O dilediğinin kalbini açar, dilediğini kilitler. Tesir ettiren O'dur. Buna göre yaptığımızda ihlâslı olacağız ki müessir olabilelim.
Selamünaleyküm. Bir grip salgınında nasıl davranıyorsanız öyle davranın. Evinize kapanıp hayattan kopmadığınız gibi kendinizi ulu orta salmayın da. İkisinin ortasında bir siyaset gütmelisiniz. Zorunlu olmadıkça iletişim kurmayın, gereksizi yapmayın. Tepkisiz kalmayın, doğruyu söyleyin, yanlışı ikaz edin.
Selamünaleyküm. Her şeyden önce bilmek gelir. Bir kere anlatacak olan kulaktan dolma değil yürekten gelme bir bilgi sahibi olmalıdır. İkinci olarak da, anlatmayı bilgi aktarımı olarak değil Allah için yapılacak bir iş olarak ya da cihat olarak görmelidir. Üçüncüsü de bunu yaparken ihlâsla yapmalıdır ki Allah onu amel olarak kabul buyursun. Dördüncü olarak da mesela eskilerden bir İhya ya da benzeri bir eser okumalı, insana nasıl hitap edeceğini bilerek iş yapmalıdır. Ya da mevcut zamanda yazılmış insanı anlatan eserlerden okunarak konuşma yapımalıdır. Ama şunu hiç unutmamalıyız: Kalpler Allah'ın elindedir, O dilediğinin kalbini açar, dilediğini kilitler. Tesir ettiren O'dur. Buna göre yaptığmıızda ihlâslı olacağız ki müessir olabilelim.
Selamünaleyküm. Görevin hakkı verildikten sonra Allah'ın in'amını reddetmemiz gerekmez. Cihat gibi bir ibadetten dünyalar dolusu ganimetler elde edilebilir. İhlas ve içini doldurmaya bakılmalıdır. İnsanları mevlit toplantıları ile oyalarken Avrupa'da helâk olmak üzere olan bir neslin seyircisi olarak ahire intikal etme tehlikesine dikkat edin siz. Oradaki bir gencin imanını kurtarın, bütün Avrupa size helal olsun, helal olsun.
Aleykümselam.Evet, tam anlamıyla bir fitne döneminde yaşıyoruz. Yalnız şunu kesin bir bilgi olarak idrak etmemiz de şarttır: İnsanın bulunduğu her yer ve her zaman bir tür fitne muhakkak vardır. Zira fitne, Allah Teâlâ’nın kulunu imtihan etmesi demektir. İmtihan her zaman ve her insan için var olacağına göre fitnesiz bir zaman beklentisi içinde olmamız doğru değildir. Bize düşen, bulunduğumuz zamanda ne ile sorumlu olduğumuzu bilip gücümüz yettiği kadarı ile imtihanı kazanmaya çalışmaktır. Gündemle gereğinden fazla meşgul olmak akıntıya kapılmak olarak sonuçlanabilir. ULÜ’L-EMR, dinimize ait bir kavramdır. Bu kavramın anlamı ‘mü'minlerin başındakiler’ şeklinde anlaşılabilir. Mü'minlerin başındakilerin ise MÜ’MİNLERDEN BİRİ olması gerektiği tartışılamayacak açık bir gerçektir. Mü'minlerin başındakilerin ise mü'minler, bir toplum olduklarında anlam ifade eder. Dağılmış parçacıklardan birinin içinde birinin mü'minlerin başında veya dibinde olması bir sonuç doğurmaz. Bu sebeple anlaşılıyor ki, şu dönemde mü'minler olarak neden bizim bir Hilafetimiz yok, Halifemiz nerede sorularını iyi düşünmek gerekmektedir.Her hâlükârda ulü’l-emr aynı zamanda ALİMLER anlamına da gelmektedir. Bu açıdan da konuyu ele alalım.
alkol konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Mü'min, haram işlemez, haram işlenen mekânda bulunmaz. İmanımızı bir şahsiyet olarak benimsememiz bunu gerektirir.
Parfüm olarak kullanılacaksa namaz öncesinde kullanılmamasını tercih etmelisiniz.
Selamünaleyküm. Kolonya ve ispirto gibi şeylerin alınıp satılması caizdir. Bu hususta bir sıkıntı yoktur.
Selamünaleyküm. Tıpta kullanılan ve alternatifi olmayan alkol caizdir. Yalnız bunun, uzman hekim tarafından tavsiye edilmesi şarttır.
Selamünaleyküm. Evet, alkol kırk gün etki eder ama namaz namazdır, kılacak.
Selamünaleyküm. Üzerinizdeki bütün kul haklarını ödeme kararınızda ciddi olun. Ödeyebilmek için de elinizden geleni esirgemeyin. İmkan buldukça da hak sahipleri ile helalleşmeye, gönüllerini almaya gayret edin. Bu şekilde devam ederseniz inşaallah bir sıkıntı olmaz.