Fetva Meclisi
Soru
Hocam bir arkadaşım Müslümanın dörtlük dörtlük olması gerektiğini aksi takdirde Müslümanlığının sorgulanması gerektiğini savunuyor. Yani örnek verecek olursak namaz kılan bir Müslüman asla gıybet yapamaz yani bir bakıma Müslümanın asla hatası olamaz diye düşünüyor. Kendisi de hatalarını öne sürerek namaz kılmıyor ve ne söylesek de tatmin olmuyor. Sürekli bir sorgulama içinde. Onun için ne yapabiliriz ve ne diyebiliriz?
Cevap
Benzer fetvalar
Bir insanın namaz kılmıyor olması onun gıybetini yapmamızı normalleştirmez.
Gıybet veya bir başka haramın işlendiği bir yerde mü'min rızasıyla oturmamalı, o ortamı terk etmelidir. Genel kural böyledir. Gücü oranında da o hatayı engellemelidir. Öyle bir ortamda bulunan Müslüman, tepki gösterebilir ve engelleyebilir durumda idi ama engellemeyerek bir tür rıza gösterdi ise hataya ortak olmuştur. Onun gıybeti yapılandan helallik istemesi gerekir. En azından kalbi ile tepki gösterip istiğfar etti ise günaha katılmadı demektir. Bu durumda da helallik alması gerekmez.
İyi mümin olmak birinci işimizdir. Kötü insandan uzak durmak ikinci işimizdir. Faydası olacak ve bizi yıpratmayacak bir tebliğ yani iyiliği ulaştırma vazifesi üçüncü işimizdir. Neyin iyilik getireceği neyin de kötülük getireceğini dengeleyerek iş yapmak dördüncü işimizdir. Kendimizi ümmetimizin bir ferdi, ümmetimizi de kendimiz gibi bilmemiz de temel hakikattir.
Biz sadece kendimizi kötülük yapmaktan alıkoymakla iyi Müslüman olamayız. Kötülük yapanlara tepki göstermek ve onlarla aramıza mesafe koymak, bu uğurda arkadaşlıklara çizgi çekebilmek de Müslüman olmamızın gereklerindendir.
Evet, bu sorun size mahsus bir sorun değildir. Kitleler bazında sahiplenilmiş bir din davasından ne yazık ki her alanda yoksunuz. Bu da gösteriyor ki Rabbimiz bizi, bulunduğumuz alanlarda tek başına bir ümmet gibi görmek istiyor. Kimse yoksa sen varsın ya! Peygamberlerin ve onların izinden gidenlerin kaderi budur. Ne mutlu size ki bu yalnızlığı dert edinmemeye hazırsınız. Kalabalıkları beklemeyin, kendinizi dik tutarak tek başına bir ümmet olmaya çalışın. Yüreğiniz dininizi ve bütün insanlığı kuşatacak çapta olsun. Yalnızlıktan yılmayın. Mahzun olmayın. Şeytanın size yapabileceği baskılardan biri budur; kimse yok diyecektir size. Melekler var ve sizin büyük yüreğiniz var Allah’ın izni ile. İmanınızı her an çalınabilecek bir mücevher gibi koruyun. Şüpheler ve tereddütler ortamına bulaşmamaya çalışın. Size yenilik ve atılım gibi gösterilebilecek ama imanınızı sarsacak ortamlardan, fikirlerden uzak durun. Haramlardan kaçının, haram şüphesinden bile uzak durun. Namaz başta olmak üzere ibadetlerinize ciddiyetle sarılın. Kur'an okuyun. Mü'min kardeşliği korumayı imanınızın gereği olarak bilin. Bulunduğunuz ortamın doğal İslam davetçisi olarak yaşayın. Kalbinizin Allah ile bağlantısını güçlü tuttuğunuz sürece de işte siz, insanlık oldunuz ümmet oldunuz tek başınıza. İlgilenmeyin gerisi ile o zaman. Allah yardımcınız olsun, yolunuz mübarek olsun.
Sorunu çözümsüzlük sınırına taşıyorsun, buna gerek yok. Her şeye rağmen genel bir istiğfar ve sürekli salih amellerle kapanır bu biiznillah. Bu şekilde düşünmeniz sağlıklı değil. Sanki affı olmaz bir günah olabilirmiş gibi kör bir noktaya taşınıyorsunuz. Tevbe ettikten sonra öyle bir günah yoktur.
arkadaş konusundaki diğer fetvalar
Vaktin senin hayatındır, ahiretindir. Vaktinden kıymetli arkadaşın asla olmamalıdır. Kırk yıllık da olsa hem kendine hem ona acımalısın ve açık dille ikaz etmelisin.
Aradığın gibi ve istediğin tarzda bir çevre bulmayı hayal etmen anlamsız bir beklentidir. Gerçekçi olun. Hayat böyle yaşanacaktır. Şu tasnifi yapabilirsiniz: Allah’ın haramları konusunda sıfır tavizli olun, sizi harama sevk edecek veya sizin yanınızda açık bir haram işleyecek birini yok kabul edin. Size maddi zararı dokunan birini de yok kabul edin. Gerisinde de esnek olun. Kendinizi iyilik örneği diğer insanları da kötülük simgesi gibi görmeyin.
Kadının erkeği, erkeğin kadını arayıp sorması esasen yasak değildir. Yasak olan mesela kadının eşinin razı oymayacağı bir şekilde bunu yapması veya fitne oluşturma ihtimalinin bulunduğu bir zemin ve ortamda bunu yapmaktır.
Arkadaşı ile kalacağı evde mahremiyet şartları korunabilecekse kalabilir. Prensip olarak bunda sakınca yoktur. Yalnız böyle bir istek bir nebze çocukluk kabul edilebilir evli bir kadın için. Üzerine gidip inatlaştırmadan daha ağır düşünmesini sağlamaya çalışın.
Önce niyetini düzelt; birilerini ikna etmek, yanlışları düzeltmekten çok, Allah'ın rızasını kazanmak için iş yap. Bu da seni, sonuçları Allah'a havale etmeye sevk edecektir. Kaç kişi ile ilgilendiğin seni etkilemeyecektir. Allah razı olsun yeter, diyebildiğimiz zaman bütün dünyaya karşı duracak enerjimiz, bir kişi ile yetinebilecek sabrımız olur. Din Allah'ın dinidir. Biz de onun kullarıyız. Kader Allah'ın kaderidir, sonuçları da o belirleyecektir. Sana düşen, ümmetinin derdi ile dertlenmektir. O dert seni ihya eder Allah'ın izni ile. Ve sabredeceksin. Son nefese kadar sabredeceksin. Dine dair bilgini de sürekli takviye et. Fitne fesada uğramadan, tartışmalı konulara girmeden oku veya dinle. Bilerek yol al. Allah yardımcın olsun.
Kızım, karşı cins sorunu sadece sizin sorununuz değildir. Âdem aleyhisselamın bütün kızları ve oğulları bu sorunla karşılaştılar. Allah’ın razı olduğu dostları olan Ashab-ı Kiram da bu sorunu iliklerine kadar hissettiler. Allah onlardan razı olsun. Bu hususta kimsenin istisnası yoktur. İstisna olmak için farklı bir bedenle yaratılmış olmak gerekir. O da mümkün olmayacağına göre bu imtihanı herkes yaşayacak ve muhakkak kazanan/kaybeden olacak. Bunun çaresi yoktur. Bunu ayıplamak ve yermek de boş iştir. Sizin gibi bir gencin erkek veya kız olarak bu sıkıntıyı hissetmesi hayatta olduğunu gösterir. Bedendeki canlılığın sıcağı/soğuğu hissetmeyi sağladığı gibi imandaki canlılık da bu sıkıntıları hissetmeyi sağlar. Bu açıdan kendinizi iyi görebilirsiniz. Özellikle ilahiyat okumanızın bu tür konularda erken uyarıya benzer bir şekilde sanki sizin lehinize bir avantaj olabileceğini düşünmek akılsızlıktır. İnsan velev İlahiyat adıyla da olsa din üzerinden ilim arayışı içinde iken bu tür sıkıntılara biraz daha fazla muhatap olur. Derinliklere inildikçe solunumun zorlaşmasından daha tabii ne olabilir? Bu inceliği yakalayamayan ilahiyat veya medrese müntesibi, solunumsuz kaldığında tehlikeyi anlar ama iş işten geçmiş olur. Bu tabloyu kul, şeytanın saldırılarına karşı uyanık ve tedbirli olma şeklinde okumalıdır. Sizin vazifeniz üzerinize düşen tedbirleri almak ve bu imtihanın siz ölmeden sizi terk etmeyeceğini bilmenizdir. Okulda iken okul şartlarında, dışarıda iken bulunduğunuz mekânın şartlarında muhakkak sizinle olacaktır. Kur'an’ımızın ağır cezalar getirdiği günahların işlenmesi açısından o gün mekân Mekke ve Medine idi. Yani o günahlar o iki mübarek mekânda işleniyor veya işlenir diye indi ayetler. Bu da gösteriyor ki, sizin bulunduğunuz yer hiç önemli değildir. Siz insansınız, insan olarak nerede bulunursanız bulunun gerçek budur. Bir başka dikkatinizde olması gereken incelik de şudur: Siz bu sıkıntılarla yaşarken kulluk seviyenizi düşürmeden güzel bir mü'min olarak yaşayabilirsiniz. Sizi hırpalayan bu muhtemel hatalara rağmen imanınız ve mü'min kimliğiniz sağlam kalabilir. Yeter ki kimliğinizi kaybetmeyin. Allah’ın kulu olduğunuzu unutmayın. Rabbimizin, yüz kişi öldürmüş bir insana hangi keremi ile kapısını açtığını asla unutmamalıyız. Ne olursa olsun hatanız, kimliğinizi kaybetmeyin. Şeytan sizi kimliksiz bıraktığı, kulluk bağınızı kopardığı zaman, o kazanmış ve siz bitmişsiniz demektir. Buna göre kendinizi programlayabileceğiniz tavsiyelerimizi şöyle kaydedebilirsiniz: a- Önce kimliğinizin şuurunda olun. Mü'minsiniz. Gökleri çınlatacak kadar gür bir haykırışla bu büyük gerçeğe hamdedin, Elhamdülillah diyerek göklere yükselin. Mü'min olmak hele bu fesat asrında mü'min bir kız olmak hamd etmeyi gerektirir. Hamdedin, bu kaliteyi hiç düşürmeyin. İmanınız üzerinden hiçbir pazarlığa yanaşmayın. İmanınız varsa siz varsınız yoksa yoksunuz şeklinde bilin. b- İmanınız sizi salih amele teşvik etmelidir. Namaz başta olmak üzere ibadetlerinizi yoğunlaştırın. Nafileler ilave edin. Kur'an okuyun. Kur'an ezberleyin. Mesela her hafta bir sayfa ezberleyin. İki ayda bir hatim indirmeyi yaşam prensibiniz yapın. Zikirler yapın. Yaptığınızda da istikrar olsun. c- Tevbe sizin unutmayacağınız kurtarıcınız olsun. Tevbe silahınızdır, can simidinizdir. Sakın ertelemeyin tevbeyi. d- Dininiz ve insanlığınız üzerinde umut yükü ile yaşamayı ilke edinin. Gördükleriniz ve duyduklarınız asla Allah’ın mülkünü aşabilecek çapta olamayacağına göre siz, Allah’ın kulu olarak kendinizi ezilmiş ve kaybolmuş görmemelisiniz. Ezilmişlik psikolojisi sizi haramlara sürükleyebilir. e- Kiminle arkadaş iseniz onun kadarsınız. Bunu hiç unutmayasınız! Arkadaşta seçici olun. f- Sizi yönlendiren, hatalarınızı ikaz eden bir mürşidiniz olmalıdır. O mürşid de size sadece İslam bağı ile bağlanmış olmalıdır. Vakıf/dernek gibi bağlar küçük bağlardır. İstişare edin. İstişare ile yalnız kalma tehlikesini önlemiş olun. g- Okumuş olmak için değil, bilmek ve amel etmek için okuyun. Disiplinli bir okumanız osun. Mesela bir ilmihal kitabını üniversite imtihanına hazırlanır gibi okuyup anlayın. Ardından başka kitaplara geçin. h- Duayı unutmayın sakın. Duayı!