Fetva Meclisi
Soru
Ben yurt dışında yaşıyorum. Cuma namazlarımı (coronadan önce) merkezde bulunan diyanetin camisinde kılıyordum. Fakat şu an gittiğim camideki imam bazen inanılmaz ağır cümleler kuruyor. Hz Musa’nın firavuna ettiği bedduanın bulunduğu ayeti orada bulunan ve camiye para vermeyen kişilere okuyor, ehl-i sünnette benim bildiğim kadarıyla aykırı cümleler de kuruyor. Böyle imamların arkasında namaz kılmak doğru mudur?
Cevap
Benzer fetvalar
Sizin özel bir durumunuz var; eğer cuma namazını tek değil de cemaatle kılıyorsanız inşaallah bir sıkıntısı yoktur.
Selamünaleyküm. Bunu yanlış olarak adlandıramayız. Allah kabul buyursun.
Selamünaleyküm. Kalbinizin rahat etmediği bir ortamda namaz kılmamalısınız.
Cuma namazını salt namaz olarak görmeyin. Onun namazla birlikte taşıdığı siyasi, psikolojik ve sosyolojik anlamları da vardır. Dolayısıyla camiye gitme imkânınız varsa cumayı Müslüman kardeşlerimizle kılın. Oradaki Müslümanlardan ayrılmayın. Yani imkânlarınızı da biraz zorlamanızı tavsiye ederim. Cuma namazına gitmeniz sizin için ciddi bir sıkıntıysa öğle namazını bulunduğunuz yerde eda edersiniz.
Namazların son sünnetlerini evde kılabilirsiniz ama bu nedenle camiyi terk ederek daha fazla sevap kazanamazsınız. Ne varsa yoksa camide var, orayı terk etmeyin.
Bu zikrettiğiniz tarzda bir işi bilerek ve açıkça yapan birinin ne önünde ne da arkasında namaz olmaz elbette.
beddua konusundaki diğer fetvalar
Böyle bir dua iki türlü yapılmış olabilir. Birincisi, muhabbet ortamına katılmak ve sempatiyi göstermek için olur. Bu durumda duadan çok sevgi göstermek maksadı taşır ki duadan oluşacak sonuçlar bundan oluşmaz. İkincisi de bizzat insanın kendi ömründen bir başkasına verilmesini isteyen bir dua yapmasıdır ki böyle bir dua doğru değildir. Sevilen kişiye uzun/bereketli ömür verilmesi için dua edilebilir. Doğru olan böylesidir. “Benden alsın” sözü bir nevi kendine beddua etmektir. İnsanın kendine beddua etmesi ise caiz değildir. Bu türdeki bir dua için istiğfar edilmelidir.
Kimse kimsenin suçunu çekmez. Kimsenin haksız bedduası tesir etmez. Elbette bir bereketsizlik mümkündür. Bunu dua ile ve iyilikler yaparak yeni kuşaklar aşabilirler.
Hak etmediği bir bedduanın bir insana yapılması zulümdür. Eğer doktorunuz, tıbben yapabileceğini yapmış ve bir ihmali söz konusu değilse sizin ona bedduanız haksızlıktır. Yaparsanız zulmetmiş olursunuz. Duanız da kabul olmaz. İyi inceleyin, haksızlık etmeyin. Eğer doktorun ihmali varsa, ilgili makamlara şikâyet edip hakkınızı arayın. Böylesi daha iyi olur.
Müslüman insan başkası için: “Allah ona rahmet etmesin.” “Allah onu mağfiret etmesin.” “Allah onu cennete koymasın” türünden kullandığı ifadeler Allah’a karşı bir edep eksikliği içerdiği için caiz değildir. Kimse gaybı yani Allah’ın gelecekte o kişiye ne yapacağını bilmediğinden bu sözler temelden yanlıştır. Diğer yandan da böyle bir ifade kendini beğenmişlik, cahillik ve kibir içermektedir. Bu nedenle belli muayyen bir kişiyi kastederek “Allah onu affetmeyecek, cennetine koymayacak” denemez. Bu söz ancak öyle olduğu nasla sabit birisi için söylenebilir. Bir insan mü'min ise durumu ne olursa olsun ahirette o, Allah’ın dilemesine kalmıştır. Bu nedenle böyle sözleri kullanmamak, kullanılan yerde rıza göstermemek gerekmektedir.
Böyle bir şeyi iddia etmek mümkün değildir. Bu bir takıntıdır. Böyle bir sıkıntı varsa bunu doktorla görüşmelisiniz.
Tevbe ile giderilemeyen bir hata yoktur. Evet, beddua etmemek gerekir ama edilen de iyi dua ile geri alınabilir.