İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Çevremizde kötülüğü tarif edilemeyecek kadar sıkıntılı insanlar var. Zalimler, kötüler veya fasıklar diyebiliriz onlar için. Arkadaşlarla bir arada iken birisi “ALLAH BELALARINI VERSİN İNŞAALLAH CENNETE GİREMEZLER” dedi. Başka bir arkadaşımız da dedi ki: Bir insanın affolmaması için böyle söz kullanmak günahtır. Bu işin doğrusunu nasıl anlamalıyız?

Cevap

Müslüman insan başkası için: “Allah ona rahmet etmesin.” “Allah onu mağfiret etmesin.” “Allah onu cennete koymasın” türünden kullandığı ifadeler Allah’a karşı bir edep eksikliği içerdiği için caiz değildir. Kimse gaybı yani Allah’ın gelecekte o kişiye ne yapacağını bilmediğinden bu sözler temelden yanlıştır. Diğer yandan da böyle bir ifade kendini beğenmişlik, cahillik ve kibir içermektedir. Bu nedenle belli muayyen bir kişiyi kastederek “Allah onu affetmeyecek, cennetine koymayacak” denemez. Bu söz ancak öyle olduğu nasla sabit birisi için söylenebilir. Bir insan mü'min ise durumu ne olursa olsun ahirette o, Allah’ın dilemesine kalmıştır. Bu nedenle böyle sözleri kullanmamak, kullanılan yerde rıza göstermemek gerekmektedir.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Konuştuklarımız gibi elbette dinlediklerimizden de sorumluyuz. Bu sebeple dinlediğiniz şey ilahi de olsa Allah’ın rahmetinden umudu kesmeye ya da isyana sebep olmamalıdır.

Hocam, günümüzde bazı ilahilerde bana göre abartılı hatta yalan olabilecek ifade
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Sevgili kardeşim. Neden dini, böyle gereksiz felsefeler üzerinden anlamaya çalışıyorsunuz ki? Ashabı kiramın bilmediği, konuşmadığı hiçbir şeyde hayır olmaz. Sizin vazifeniz Allah'ın emrettiklerini yapmak, yasaklarından da kaçınmaktır. Bu iki şeyi becerin de nasıl becerirseniz becerin; şeytan sizi dinin edebiyatıyla meşgul etmesin. Gitgide din yüzünden sapık hale gelebilirsiniz. Sade ve felsefesiz bir din yaşamalısınız. Emredileni yapın, yasaklanandan kaçının, o kadar. Din, üzerinden tartışma yapılması için değildir; yaşanmak içindir. O âlime bu âlime göre değil Peygamber aleyhisselama göre yaşanacaktır din.

Bazı alimler cennet ve cehennem için değil de Allah sadece kendi rızası için iba
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Yalan olmamak kaydıyla dertlerimizi anlatmamız caizdir. İkinci şahsın ismini zikretmeden konuşursak zaten gıybet olmaz. Bize açtığı sıkıntıyı anlatmak zorunda olmamız durumunda ise yaptığımız bir tür hak aramadır, o da caizdir.

Selamün aleyküm. Birisinin bizi üzen davranış ve sözlerini dertleşme amacıyla ba
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

1- İnsan olarak hataya müsait yaratıldık. Bütün insanlar hata edebilirler, etmektedirler de. Sadece Allah Teala'nın nebileri bundan korunmuşlardır. Bu durumda biz hata işlemekten ötürü değil de hata işlemeye karşı laubalilikten ötürü sıkıntıya girebiliriz. Kul olarak, hangi çeşidi olursa olsun hatadan sakınmalıyız, tekrarlamamaya gayret etmeliyiz. Ama işlenen bir hata kesinlikle işimizin bittiğini, artık rahmet kapılarının bize kapandığını göstermez. Bilakis işlenen her hata rahmete daha çok muhtaç olduğumuzu gösterir. Bir yandan hata ederken bir yandan da vazifelerimizi yapmaya çalışıyorsak işte tam anlamıyla insanız demektir; yapacak bir şey yoktur, yola devam edeceğiz. Hedefimiz, iyiliklerle kötülüklerin mizana konduğu gün iyiliklerin çok gelmesi için çalışmaktır. Unutmayalım ki, bir tek iyiliğin fazla gelmesi kazanmamız, cennete girmemiz demektir. Hedef belli, sorun belli, çare bellidir. 2- Tevbeden bıkmak, tevbeyi sulandırmak diye bir şey yoktur. Bin kere, milyon kere de olsa başka bir yol yoktur. Nefes alır verir gibi tevbe yolunu kullanırız. 3- Günahlar konusunda dikkat edilmesi gereken hassas noktalardan biri çevre meselesidir. İnsan tek başına yaşayamadığına göre kendisine iyi bir çevre oluşturmalıdır. İyiyi bulamayan ise en az kötü olanı aramalıdır. Eğer bir günahta ısrar ediliyorsa bu, o günaha teşvik eden çevrenin etkisinin giderilmediğini gösterir. Önce çevre temizliği için çalışmak şarttır. Salih kullarla oturup kalkmak, gıdadan göz temizliğine kadar her alanda helale yönelmek zorundayız. Allah'a emanet olunuz.

Hocam günahta ısrar ettiğimizin farkına nasıl varabiliriz? İşlediğimiz günahta,
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Sorunu çözümsüzlük sınırına taşıyorsun, buna gerek yok. Her şeye rağmen genel bir istiğfar ve sürekli salih amellerle kapanır bu biiznillah. Bu şekilde düşünmeniz sağlıklı değil. Sanki affı olmaz bir günah olabilirmiş gibi kör bir noktaya taşınıyorsunuz. Tevbe ettikten sonra öyle bir günah yoktur.

Hocam ben, kul hakkına girdiğim zaman tevbe eder ve helalleşirim. Ancak, gaflet
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Önce şunu tespit edelim: Müslüman Allah’a iman eden insandır. Onun iman ettiği Allah, her şeyi yaratan ve idare edendir. Mülk onundur, söz onundur. Onun imanında her şeyin yaratanı Allah olur. İnsan da üzerine düşeni yapar. İnsan üzerine düşeni yaptıktan sonra gerisinden mesul olmaz. Görevini ihmal ettiğinde ise ihmali kadar sorumlu olur. Bu bir dengedir. Bu denge Müslüman’ı huzurlu kılar. Her şeyi maddi gözle görebilen, ruhtan yoksun anlayış sahipleri için ise matematik hayatın bütünüdür. Rakamlarla okuyabildiklerini anlayabilirler. Biz bu hayatı bakışı bu olanlarla beraber paylaşmaya mecburuz. Gidebileceğimiz başka bir dünya yoktur. Ne biz mü'minler ne de onlar yok oluruz. Bir ortak noktada yaşamaya mecburuz. Şöyle bir gerçeği ihmal ediyoruz: Biz, hayatı ve olayları yorumlarken imanımızın etkisinde bir yorum yapıyoruz, yapmamız de gerekiyor. Bizim iman penceresinden bakarak görüp yorumladıklarımızı bizim gibi iman etmeyenler tarafından da kabul edilmesini istememiz isabetli değildir. Mesela bir deprem konusunda biz onlarla sadece depremin zararlı olduğu ve belli tedbirlerin önceden alınabileceği, olduğunda da insanca bir dayanışma yapılabileceği gibi konularda ortak nokta bulabiliriz. Daha öteye gidip ayrıntılarda buluşmayı istememiz bizim tarafımızdan işlenmiş bir hata olur. Böyle bir beklenti bizi onların gözünde deprem gibi büyük bir musibete karşı yan gelip yatmayı imanı gereği yapan bir tembel durumuna düşürür. Biz ise kesinlikle böyle bir tembelliğe iman etmiyoruz. Bu sonuç bir yandan da dinimize yanlış bakılmasına sebep olacağı için bizi vebal altına da sokacaktır. Belasını arayan insanlar durumuna düşmek hoşumuza gitmeyeceğine göre, iman edenlerle konuşulabilecek ayrıntıları imanı olmayanlarla tartışma hatasını işlememeliyiz. Bugün insanlık olarak yaşadığımız depremler başta olmak üzere seller ve benzeri felaketler hakkında biz şuna inanıyoruz: İçinde bulunduğumuz evrenin ve onun bir parçası olan dünyanın işleme kuralları vardır. Bu kuralların koyanı ve idare edeni de Allah Teâlâ’dır. Bu kuralların önünde mü'min olan ve olmayan eşittir. Kim işleyişe ait tedbirleri daha iyi kullanıyorsa onun güvenliği daha iyi olacaktır. Tedbir alan rahat, tedbiri ihmal eden ise sıkıntılı olacaktır. Bunun bu kadarının dinle alakası yoktur. İnsan bu hayata bir yoğunluk ve mücadele içinde girmiştir. Böyle gelmiş böyle gidecektir. İnsanlar iman ettiler diye depremler kalkacak değildir. Ancak iman eden imanının gereği olarak daha güvenli ve imar edilmiş bir dünya oluşturacak, böylece daha az zarar görecektir. Bir yandan da psikolojisi güçlü olacaktır. Mü'min musibet anında, yapabileceği yapmış birinin rahatlığı ile Rabbine sığınacak ve kalbi rahat edecektir. Böyle bir itidal üzerinde durmalıyız. Allah yardımcımız olsun.

Hocam siz de biliyorsunuz büyük bir deprem yaşadı ülkemiz. Müslüman olarak böyle

beddua konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Böyle bir şeyi iddia etmek mümkün değildir. Bu bir takıntıdır. Böyle bir sıkıntı varsa bunu doktorla görüşmelisiniz.

Ruhani varlıklar evlenmeden önce beni erkeklere çirkin gösterebilir mi? Evlilikt
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Tevbe ile giderilemeyen bir hata yoktur. Evet, beddua etmemek gerekir ama edilen de iyi dua ile geri alınabilir.

Hocam isim söylemeden öfkeyle edilen beddua kabul olur mu? Tevbe etsek beddua ka
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah yardımcınız olsun. “Boşadım” gibi bir söz sarf edilmedi ise nikâhınız açısından bir sorun olmaz. Hakka gelince siz suçlu olacak işler ve sözler yapmadıkça endişe etmenize gerek yoktur.

Hocam ben kocamdan yıllarca şiddet gördüm ve üzerime kuma getirildi. 3 çocuğuma
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kimse kimsenin suçunu çekmez. Kimsenin haksız bedduası tesir etmez. Elbette bir bereketsizlik mümkündür. Bunu dua ile ve iyilikler yaparak yeni kuşaklar aşabilirler.

Atalarımızın ettiği beddualar, işlemiş olduğu günahlar veya vermedikleri zekâtla
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu bir aşırılıktır. Açık küfür olan bir şey duymadıkça böyle davranmamalısınız.

Ben yurt dışında yaşıyorum. Cuma namazlarımı (coronadan önce) merkezde bulunan d
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Böyle bir dua iki türlü yapılmış olabilir. Birincisi, muhabbet ortamına katılmak ve sempatiyi göstermek için olur. Bu durumda duadan çok sevgi göstermek maksadı taşır ki duadan oluşacak sonuçlar bundan oluşmaz. İkincisi de bizzat insanın kendi ömründen bir başkasına verilmesini isteyen bir dua yapmasıdır ki böyle bir dua doğru değildir. Sevilen kişiye uzun/bereketli ömür verilmesi için dua edilebilir. Doğru olan böylesidir. “Benden alsın” sözü bir nevi kendine beddua etmektir. İnsanın kendine beddua etmesi ise caiz değildir. Bu türdeki bir dua için istiğfar edilmelidir.

Bir siyasi liderimizi çok seviyorum. Onun anıldığı bir yerde dedim ki: “Allah be

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.