Fetva Meclisi
Soru
Namazı daha yavaş ve tadil-i erkana uygun kılmak ve Allah'ın huzurunda daha çok kalmak amacıyla, namaza başlarken ve bitirdikten sonra saate bakıp "şu namazı şu kadar dakikada kılmışım" diyerek süre tutmak doğru mudur?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Namaz, sokaktaki gibi bir mücadele ortamıdır. Şeytan sizi sürekli esneterek namazdaki ahenginizi bozmak istemektedir. Ona takılıp kalırsanız bu şeytanı memnun eder. Namazınızın kabul olması bakımından esnemenin zararı yoktur. Esnemeyi yok sayarak namaza devam edin.
Selamünaleyküm.Dua etmesine edin ama kendinizi bir insana kilitlemeyin.
Selamünaleyküm. Bu bir mücadeledir. Bir zaman sonra alışacaksınız ve bu dertten kurtulacaksınız. Şeytan herkesi bir yöntemle yıldırmaya çalışır, sizi de böyle deniyor. Takılmayın şeytana, devam edin.
Selamünaleyküm. Öncelikle şunu bilmemiz gerekir: Namaz dinin direğidir, dindir. Namazı kılmamak adeta ölümdür. Namazın cemaatle kılınması ise namazın varlığı/yokluğu ile alakalı değildir. Namaz üzerinden ecir kazanma, Allah'a yaklaşma konusu olarak görmeliyiz cemaatle kılmayı. Şeytanın bu tür konuları vesveseye kaydırmasına karşı dikkatli olmak gerekir. Titizlik ve nefsini ayıplama bahanesi ile bizi çürütebilir. Gayret ederiz, Rabbimize sığınırız. Hatamız olursa, eksik yaparsak telafiye çalışırız ama umutsuz kalmayız.
Selamünaleyküm. Bildiğiniz doğrudur. Ancak namaza uzun bir vakit varsa kılmak daha güzeldir.
Selamünaleyküm. Tartışıp nefisleri devreye sokmadan rica ve ikaz vazifesine ölünceye kadar devam edeceksiniz. Yılmak hakkınız değildir. Sadece namaz aksattığı için boşanma gibi bi şey düşünmemelisiniz. Sabırlı olun. İkaz edin, ikna etmeye çalışın. Allah'a emanet olun.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Bir hataya iştirak etmek o hatanın günahına da ortak olmaktır. Bilhassa insanların sağlığı ile alakalı bir işte kurallara uymak gerekir. Buna göre hareket etmelisiniz.
Aleykümselam. Peygamber aleyhisselamın bize emri, onun ve raşid halifelerinin izinden gitmektir. Önceki ümmetlerin, peygamberlerinin onlara emanet ettiği dininin yerine kendilerinin oluşturduğu icatlara uymaları, ümmet olarak kaldırılmalarının nedeni oldu. Bu ümmet, eski ümmetlerin yaptığını yaparsa yanlış yapmış olur. Yapılması gereken törenler değil Sünnet'e ittiba etmektir. Herkes şöyle bir mazerete sığınmayı tercih etmektedir: Kötü bir zamandayız, insanlar ancak böyle törenleri anlayabilmektedirler. Bu da bir mazerettir. O zaman bu mazeretin karşılığını ne kadar bulabiliyoruz? Bir kere biz, başkalarından önce kendimizi düşünmek zorundayız. Adeta biz, Sünnet'i tam anlamıyla yaşadık da, başkaları anlamakta zorlandılar, bunun üzerine de onlar için taviz vermek durumunda kaldık. Bu doğru değildir. Maalesef gerçek olan, bizim de başkaları gibi asıl yapmamız gerekeni yapmakta ayak sürtmemizdir. Zorumuza gidiyor, kolayı ile teselli buluyoruz. Mevlid kandili kutlamaları, kutlu doğum haftası ve benzerleri, sahih sünnette ve Ashâb-ı Kirâm'ın hayatında görmediğimiz uygulamalardır. Allah sonumuzu hayır etsin. Yapmamız gerekenler varken beğendiklerimizle teselli bulamayız.
Aleykümselam. MÜCEDDİD, mü'minlerin üzerindeki gaflet külünü uçurmak için Allah Teâlâ'nın gönderdiği bir kuludur. Müceddidin dine getireceği bir yenilik yoktur, olamaz da. Din eskimediği için dinin yenilenebilecek bir bölümü yoktur. Din taptazedir. Eskiyen, üzeri küllenen mü'minler olur. Allah'ın bir kulu da o külleri savurur böylece de din hayatın içinde yenilenmiş gibi olur. Olan ve olacak olan da budur. Kimin müceddid olduğu ise o müceddidin ölmesinden sonra anlaşılabilir. Üzerinden zaman geçmeden bir insanın yaptığı işlerin neye mal olduğunu tespit etmek zordur. Müceddid yapacağını yapar, üzerinden geçen yıllar o yapılan işlerin hayatın içinde nereye oturduğunu gösterir. Geriden gelenler de, o kişinin yaptığı işlerin bir tazeleme, kül savurma oludğunu anlar. Böylece de o kişinin müceddidliği kişisel bir kanaatle değil toplu kanaatle ortaya çıkmış olur. Ömer bin Abdülaziz rahmetullahı aleyhte böyle olmuştur. Bazı grupların kendi büyüklerini müceddid olarak göstermelerini ise sadece bir taassup olarak adlandırabiliriz. O müceddid adayı bir kere buna karşı çıkıyor olmalıdır. Dinini değil kendini yenileyen birinden müceddid mi olur?
Selamünaleyküm. Babanız inşaallah mü'min olarak öldü. Alkol ve benzeri günahlar imandan çıkarmaz. Allah Teâlâ onu da bizleri de mağfiret buyursun. Babanız için duayı hiçbir zaman ihmal etmeyin. O şu anda sizin duanızla ve istiğfarınızla adeta ayakta durabilecek bir yerdedir. Yemekler, ziyafetler akıl kıtlığından başka bir şey değildir.Geçmişi ve geçirdiklerinizi unutun. Onlarla vakit kaybetmeyin. Şimdi babanız için dua edin, sadaka verin, tanıdıklarına dua etmelerini söyleyin. Ve babanızın bu kötülüğünü hiçbir şekilde anmayın, andırmayın. O anıldıkça babanızın defterleri de açılabilir.Siz üzerinize düşeni yapın. Babanızın borçları vardı ise onları ödeyin. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Ağır hastalık, keffaret orucunu kesmek için bir özürdür. Hastalık süresince ara verebilirdiniz. İyileştikten sonra da tutmadı iseniz yeniden başlayacaksınız. Sadece hasta olduğunuz günler için vermiş olduğunuz arayı ise ara verilmemiş gibi kabul ederek devam edebilirsiniz. Geçmiş olsun.
Selamünaleyküm.Böyle bir tedavi; A- Tıbbın şu andaki en az zararlı tedavisi ise, B- Sizin hastalığınız o tedaviyi zorunlu kılacak düzeyde ise Yaptırmanızda sakınca olmaz.Geçmiş olsun.