İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Çocukların on yaşında namaz kılmamaları halinde dövülmelerini emreden hadis doğru mudur, namaz kılmayan çocuk dövülebilir mi?

Cevap

Evet, hadis kaynaklarımızda on yaşında olduğu halde hala namaza yanaşmayan çocukların dövülmesini emreden hadis vardır. Yalnız bu hadis SAHİH veya HASEN seviyesine ulaşmayan bir hadistir. Yani bu hadisle amel etmeyen sünneti terk etmiş olmaz. Yaşadığımız zaman ve ortam açısından bakıldığında çocuk eğitiminin ve çocuğa ibadet heyecanı verilmesinin önündeki ağır engeller, fasit çevre, ailenin güçsüzlüğü gibi nedenlerin toplamı bugünün Müslüman anne babalarının veya eğitimcilerinin çocukları ibadet konusunda dövmeyi asla tercih etmemelerini gerektirmektedir. Çocuklarla ebeveynleri arasındaki ilişkiler çok zayıf ve ebeveynlerin neredeyse kimseden destek bulamayacakları toplum yapısı bizi buna mecbur etmektedir. Böyle bir hadisi şimdilik terk etmiş olmamız, uygulamakla bulacağımızı zannettiğimizden daha önemlidir.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Bu hadis doğrudur, sabittir. Çocuğun namazı kabullenmemesine karşı bir tedbirden söz etmektedir. Buradaki dövmenin falakaya yatırmak ya da elektrikli jopla vurmak olmayacağını bilmemiz gerekir. Çocuğun omzuna hafif bir tokat vurma şeklinde anlayabiliriz bunu. Yalnız yedi ile on yaşı arasındaki dört seneyi tam bir eğitim seneleri olarak kullanabilmiş bir babanın hakkıdır bu tokat. Bunu unutmayalım. Namazsız ve ezana soğuk bir toplumun içinde yaşayan çocuk namazdan ötürü dövülebilir mi? http://www.sosyaldoku.tv/90-cocuk-sopasi/ dersini dinlemenizi tavsiye ederiz.

Selamünaleyküm hocam. Peygamber efendimiz (s.a.v) bir hadis-i şerifinde "Çocukla
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Namaz taklit ederek öğrenilir zaten. Keşke çocuklar namazdaki ebeveynlerini zevkle izleseler, yanlış eksik de olsa üç yaşından itibaren namazla oynasalar! Bu bir eğitimdir. O yaşta çocuğun namaz kılması bir eğitim olarak pek güzeldir.

Hocam yedi yaşından küçük çocukların namaz kılmaları sakıncalı mıdır? Bizi takli
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bir çocuğun hayata tutunmasına vesile olmaya biz, bütün insanlığı kurtarmak gibi bakarız. Kur'an’ımızın bize öğrettiği budur. Fakat bazı gerçekleri tespit etmemiz gerekiyor: Devletin ailesiz çocuklar konusunda hassasiyeti yüksektir. Bu nedenle sokakta aç açık kalmış çocuk birkaç saatliğine olabilir. Uzun vadede böyle bir tehlike olmayacağına inanıyoruz. Kaldı ki bölge insanı da bu hususlarda dikkatlidir. Her çocuğun bir amcası, halası vs. vardır. Elbette her şeye rağmen olumsuzluk ihtimalini de düşünürüz ve kimsesiz çocuklara sahip olmayı Allah’ın razı olacağı mübarek bir iş olarak görürüz. Özellikle sizi kastederek söylemiyorum ama bu konu su götürür bir konudur. Mesele, oradaki çocukların ortada kalmasına karşı bir çare üretmek mi yoksa uygun ve yeterli şartları oluşturmadan bir anlık duygusallıkla hareket etmek mi, ya da beğenip almak şeklinde ifade edebileceğimiz dünyevi bir algıyla sahiplenmek mi? Bu noktaların hangisinde bulunulduğunu şüphesiz sadece Allah Teâlâ bilir. Fakat geçmişten bildiğimiz sıkıntılar bizi dikkatli olmaya sevk ediyor. Daha sonra bu çocuğun ileriki yıllarda aranan/umulan vasıflara uygun (!) olmamasına karşı yaşanan maddi ve manevi sıkıntıları ne yazık ki duyduk, gördük. Elbette ve elbette bunu genelleyemeyiz. Herkesin kalbi Allah ile arasında olup biten sırlarla doludur. Bir insanın bütün bir hayatına yönelik karar verilirken çok dikkat edilmelidir. Konunun bir de din boyutu vardır. Bu boyuta da şöyle işaret edelim: Bizim dinimizde hiçbir insan, kendisinden doğmadığı bir anne - babanın çocuğu olamaz. Sonradan mahkeme yoluyla veya sahiplenme ile evlat olmak yoktur. Bunun sonucu olarak da bir çocuk, evlatlık olarak girdiği evde mahremiyet ve miras konularında “evin çocuğu” işlemi göremez. Bunun tek istisnası emzirme yoluyla olabilir. Bunda da sadece mahremiyet sorunu kalkar. Miras yine hak edilemez. Çocuğun süt yoluyla aileye katılabilmesi için: - Çocuk yirmi dört ayını doldurmamış olmalıdır. - Gireceği evin hanımının sütünü emmelidir. Bu da yaklaşık olarak beş küçük fincan kadar olmalıdır. (Buradaki beş fincan ifadesi, ilk ayında yarım fincan kadar, bir yaşında iken tam fincan olarak ve iki yaşına yaklaştığı dönemde ise bir buçuk fincan olarak düşünülür.) -Fakihler arasında bu sütün miktarı farklı düşünülmüştür. Hanefi mezhebi çocuğun bir kere süte doymasını yeterli bulmuştur. Bunu da fincan olarak ölçtük. Diğer fukaha ise beş doyum olarak anlamıştır. Biz de ihtiyaten büyük olanı burada tespit ettik. - Bu süt, kadının göğsünden bir yolla alındığında yeterlidir. Kadının doğal süt günleri olmasa bile bir ilaç yardımı ile süt alınıp çocuğa içirildiğinde sütanneliği gerçekleşir. - Sütanneliği ile o kadının erkeği de sütbabası, varsa çocukları da süt kardeşleri olur. Böylece mahremiyet sebebiyle bir engel kalmaz. Müslümanlar olarak ihtiyaç duyulması durumunda evlerimizi kimsesiz çocuklara açmakla tam anlamıyla bir ibadet yapmış oluruz. Biiznillah kalıcı bir sadaka olur bu. Sevabını ancak Allah Teâlâ’nın bilebileceği kadar büyük bir kazanç kapısı olur. Fakat büyük bir kazancın büyük riskleri de olabileceğini anlamamız gerekir. Haber bültenlerindeki manzaralardan etkilenip duygusal kararlar vermek ve sonra da gevşemek vebale girmek olabilir. İyi düşünmek ve güzel karar vermek gerekir. Allah Teâlâ hepimizi güzel işlere muvaffak kılsın. Ümmetimizin çocuklarını zayi olmaktan muhafaza buyursun. Âmîn.

Hocam, asrın depremini yaşadık. Küçük çocuklar ailesiz kaldı. Bu çocukların evla
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Bu hadis, benzeri bir ifadeyle de olsa kitaplarımızda vardır ama SAHİH bir hadis değildir. SAHİH OLAN HADİSLER ise evlenmeyi ve çoğalmayı teşvik eden hadislerdir. Bu hüküm de kıyamete kadar geçerlidir.

Selamunaleykum hocam. "Ahir zamanda sizin en iyiniz, çoluk çocuğu olmayandır." B
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Rabbimizin mülkünde, kimsenin kimseye karşılığını görmeyeceği bir zulüm yapması mümkün değildir. Kim ne yaparsa, kesinlikle karşılığını görecektir. Melekler nefes nefes bizi izlemekte, yaptıklarımızı ve terk ettiklerimizi kaydetmektedirler. Rabbimizin huzuruna çıktığımızda da amellerimizin hesabını vereceğimiz bir muhasebeye tabi tutuluruz. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin vefatına yakın günlerde, ashabından helallik talep ettiği ve Rabbinin huzuruna kul hakkıyla çıkmak istemediği şeklinde rivayetler vardır. Ümmeti için asla unutulmaması gereken bir örnektir bu tutum. Ebeveynin çocukları üzerindeki hakları mantık ölçülerini zorlayacak kadar geniştir. Bu nedenle belki hukuken, ebeveyne çocuğunu neden dövdüğü sorulmayabilir. Ama bu sorulmama, onların ahirette hesap vermeyecekleri anlamına gelmez. Onlar da hesap vereceklerdir. Dövdüklerinin de sert baktıklarının da hesabını vereceklerdir. Ne var ki, oradaki hesap bizim ölçülerimizle değildir. Oranın ölçülerindeki bir hesap olacaktır. Allah o günkü hesabımızda ebeveynimizin de çocuklarımızın da yardımcısı olsun. O gün kişinin anne babasından, evladından kaçacağı gündür.

Babalar ve anneler çocuklarını dövdükleri için günaha girmezler mi?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

'Dinde zorlama yoktur.' hükmü, dışarıdan İslam'a girebileceklere Müslüman olmaları için zorlama yapılmaması şeklindedir. İnsan Müslüman olduktan sonra ihtiyariliği olmaz; sözünü verdiği kulluğu yapmak zorundadır. Çocuklarımızın, özellikle namaz konusunda zorlanmaları ise dövülmeleri, itilmeleri, atılmaları ile sonuçlanacak bir zorlama olarak anlaşılmamalıdır. Aslında zorla ibadet yaptırmak insanın yapısına ve ibadetin şekline aykırıdır. Ebeveynlerin görevi sevdirmek ve ibadete münasip çevre oluşturmaktır. Dayak ve benzeri şiddet türleri ilk etapta yararlı gibi görülse de uzun vadede itici ve kırıcıdır. Bu nedenle, sevdirme mücadelesini esas almamız bilhassa fitne asrında yaşayan bizler için daha yararlıdır, hatta tek çaredir. Allah'a emanet olun.

Dinde zorlama olmaz ama amelde zorlama olur mu? Özellikle hadisi şerif olarak na

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.