Fetva Meclisi
Soru
Ezberim çok zayıf, namaz kılarken sureleri Kur’an’a bakarak okusam sakıncası olur mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Namazı muhakkak kılacak. Mesela besmeleyi okuyarak kıraati yapacak. Ertesi gün bir âyet daha derken farz olan kadar öğrenecek ama namazı bırakmayacak.
Kur'an okumanın sakıncalı olacağı bir zaman yoktur. Farzın vakti çıkarken mesela Kur'an okumak yanlış olur. Bunun dışında kıyamete kadar bütün vakitler başka bir emri ezmiyorsa Kur'an'ımızın okunması için uygun vakitlerdir. Özellikle hafızlık yapanlar ve belli bir ezberi güçlendirmeye çalışanlar için o vakitler mübarektir. Bu hüküm, zikir yapmakla Kur'an okumak arasında sanki bir tercih sorunu varmış gibi tutuma da götürmemelidir.
Selamünaleyküm. Ortalama bir süredir bu. Yaklaşır bir dakika bu süreyi kapsar.
Böyle bir bilgiye sahip değiliz ama okumuş olma ihtimalini pek yüksek zannederiz.
Selamünaleyküm. Namazda elinize Kur'an almanız sizi meşgul eder, az okuyun ezber okuyun.
Bunun namaza zararı yoktur ama farzlarda yapmamanız daha iyi olur.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Sözünü ettiğiniz durum bir hastalıktır. Hastalık olarak Allah'tan gelmiş bir imtihan olarak görülmelidir. Tedavisi mümkün ise tedavi edilmesi konusunda da bir tereddüt yoktur. Cerrahi müdahalede ise özel fetva gerekebilir. Kökten bir değişiklik düzeyinde müdahale dinen sıkıntılıdır. Onlarla alakalı pek çok fıkıh hükmü vardır. Eğer bu sıkıntının sahipleri merak ederlerse kendi dertleri ile alakalı fıkhı öğrenirler. Dışarıdan onlarla ilgili bir müdahale gerekli değildir diye düşünürüz.
Bu mantıkla devam ederseniz evliliğinizi ateş çemberine almış olursunuz. İki yönden mücadele edeceksiniz. Birincisi, eşinizi eğitecek bir arkadaş çevresi oluşturacaksınız. Ona nasihatler etmeye devam edeceksiniz. İbadetlerini yerine getirmesini, böylece de Allah korkusunu içine yerleştirmesini sağlamaya çalışacaksınız. İkincisi de siz, bir gözünüzü ve bir kulağınızı kullanmayacaksınız. Bunun daha ötesini ararsanız kendi ateşinize yakıt ilave edersiniz.
Başımıza gelen musibetler konusunda 'neden?'lerle meşgul olmak bir nevi tuzağa kapılmak olur. Nedenler yerine çareler ve kurtuluşla uğraşmak gerekir. Evet, kulun işlediği hataların bedeli olarak musibet gelir. Bu bir nedendir ama tek neden de değildir. Bilmediğimiz ve bilemeyeceğimiz pek çok neden vardır. Nedenlerle ömür geçiremeyiz.
Hanefî mezhebi ölçülerinde öyle bir bilgi yoktur.
İnsan sıhhati açısından kısa veya uzun vadede sakıncalı olmayan uygulamalar yasak değildir. Bu sorgulamayı yaptıktan sonra elma ağacı yetiştirebilirsiniz.
Ne mutlu size kardeşim, bu bir nimettir kıymetini bilin. Hata etmek kul olmamızın sonucudur. Hata ederiz, hatamız kıyameti koparmaz ama hiçbir şey olmamış gibi devam etmek pek ağır olur. Hata ettikten sonra yıllarca kendini ezen, Allah'tan utanan, mağfiret kapısından umudunu kesmeyen ve bu tavrını amelleri ile ispat eden ne mutlu bir kuldur, ne mutlu! Bu hâlinizi koruyun. Tevbe ettiniz, tevbenizi suyunuz havanız gibi bilin. O tevbeyi can simidi olarak yanı başınızda tutun. Sonra da Allah'a ve rahmetine beslediğiniz umudunuz canlı kalsın. O zaman korkmayın. Bilin ki, umudumuz olan rahmet o rahmetin rüyaları ile uyuyun, onu güneş gibi görüp ışığında yürümeye çalışanların olacaktır. Size dualar ederim, ben de sizden dua beklerim. Geçmişiniz sizi kavursun dursun ama Rabbimizin rahmetinin sizi serinleteceğini hiç unutmayın. Yeter ki koruyun o heyecanı. Kandil gecesi simit yediği için cennetlik olduğunu zannedenlerden olmadıkça korkmayın.