Fetva Meclisi
Soru
Bugün boğularak şehit olan, çok sevdiğim bir arkadaşımı toprağa verdim. Onun adına cami yaptırmak, okul açtırmak, ağaç dikmek istiyorum. Onun adına yapacağım için sevabı da ona ulaşır mı?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Bir kişinin bir vakit namazına vesile olmak cennetin ta kendisidir.
Selamünaleyküm. Namaz kılmanız ve yılmamanız lazımdır.
Selamünaleyküm. Ne getirdiğiniz doğru ne de geri göndermeniz. Boş bir iş yapmışsınız.
Şehidi değil şehitlik amellerini daha çok sevin.
Selamünaleyküm. Kıyamet günü o arkadaşınızdan dolayı sorulacaksınız. Belki de sizin bir sözünüzle sizden de iyi Müslümanlık yaşayacak, siz üşendiğiniz için onu ikaz etmiyorsunuz. Ne yararı var böyle arkadaşlığın?
Selamünaleyküm. İnşaallah bir sakıncası olmaz; diyanetin bu hassasiyeti göstereceğini umarız.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Kadının fitne olmasının sınırı gayet basittir: Eğer peçe tek olarak sizin yüzünüzde varsa o da bir fitne olabilir. Giydiğiniz kıyafet, albenili bir kıyafet ise tesettürünüz fitne olabilir. Fitne olmasının sınırını şöyle belirleyebilirsiniz: Bulunduğunuz ortamda özellikle dikkat çekmenizi sağlayacak her şey bir fitne nedenidir. Kadın, kadın olarak zaten dikkat çeker ama özellikle bir ilave fitne nedenidir. Bu ilavenin tesettürle ilgili olması sonucu değiştirmiyor. Buna sesi de ek olarak koymamız mümkündür.
Olabilir, dinen mümkündür ama bunun kime ne kadar ve nerede nasip olacağı meçhuldür. Allah'ı dünyada rüyada iken görmek yerine cennette görmek için gayret etmek bizim vazifemizdir.
Şehitlerle peygamberlerin durumu farklıdır. Toprak, içine konan her insanın cesedini yer bitirir. Peygamberler ise bunun istisnasıdır. Peygamberler bulundukları yerde cesetleri baki kalır. Bu konuda hadisi şerif vardır. Bu şekilde inanıyoruz.
Bizim 'yararlı olmak' gibi bir emelimiz olmamalı. Bu mantıkla yola çıkarsak kazancımız az olabilir. Asıl gayemiz Allah’ın rızasını kazanmak yani kulluk yapmaktır. Biz birilerine bir kelime anlatırken, bu anlattığımız ona tesir edecekten önce Rabbimiz bize sevap verecek diye yaparız. Böylece de karşımızdaki anlasa da anlamasa da biz kazanmış oluruz. Bugün Allah'a davet eden mü'minlerin en önemli iki görevi şudur: a- Erimeden dik durabilmek yani kendini korumak. b- İyi örnek olabilmek yani diliyle anlatmadan önce hareketleri ile anlatabilmek. Kalpler Allah'ın elindedir. O dilediğini dilediği şeye yönlendiriyor. Biz sadece vazifemizi yapıyoruz. İhlasla ve tabii yöntemlerle söylenen iki cümle kalplere kadar nüfuz edebilir de bir sürü edebiyat hiçbir etki etmeyebilir. Bu iki önceliği unutmayalım. Kendinizi sürekli yenileyin. Bilginizi artırın, insanlara sizden taşanı vermiş olun. Sabredin, asla acele etmeyin. Sonuçları verecek olan Allah Teâlâ'dır. Biz sadece vazifemizi yapıyoruz. Müşteri arar gibi anlatacak kimse aramayacağız. Biz bulunduğumuz her yerde dinimizden bildiklerimizi söyleyeceğiz. Bir program eşliğinde beraber olabildiklerimiz varsa onlarla belli bir ders yapmamız mümkün olur. Ders yaptığımızda önceliğimiz ilmihal olmalıdır. İlmihal dinin pratiği demektir. İnsanların taharette bile sıkıntıları olan bir zamanda bunu yapmalıyız. Sonra hadisler okuyabiliriz. Riyazussalihin sizin için iyi bir kaynak olabilir. Onu okuyun, okutun. Erkam Yayınları’ndaki açıklamalı baskısı mükemmel denebilecek niteliktedir. Allah yardımcınız olsun.
Okuduğunuz ili tamamen terk edene kadar orada az da kalsanız namazı tam kılın. Sadece yol esnasında her zaman seferisiniz.
‘Kadını dövün’ diyen bir ayet yoktur. Bu soruyu soruşunuzda sıkıntı var. Ayetin son cümlesidir o. Ayette ise, bütün makul çarelerin tükendiği noktada, dağılma ve facianın önlenmesine adına son çare olarak hafifçe vurmayı tercih edin mesajı vardır.