Fetva Meclisi
Soru
Ben kadının fitneye sebep olmasının sınırını öğrenmek istiyorum. Tesettürlüyüm ancak peçe kullanmıyorum. Mecburen girdiğim ortamlarda mesela okulda erkeklerin ilgisini çekiyorum. Yüzüm kapalı olsa ilgi çekmeyeceğimi biliyorum ancak peçe hem okurken hem mesleğimi yaparken (tıp okuyorum) sorun olacağı için kullanamam. Ne yapmalıyım?
Cevap
Benzer fetvalar
Peçe, tesettürün olmazsa olmaz şartlarından biri değildir. Takva alanına giren tesettür çeşitlerinden biri olduğu için yokluğu haram değildir. Bir hanım tesettürü ile ilgili takva olan konularda eşinin talebini de göz önüne alarak hareket etmelidir. Bu konuda, şeytanın eşinizle aranızda soğukluk ve sürtüşme oluşturmasına fırsat vermemelisiniz. Yazdığınız açıklamalardan anlaşıldığı kadarıyla mahremiyet kurallarına, harama sürükleyebilecek ortamlardan uzak durmaya iş hayatında da dikkat ediyor yani takvaya uygun hal ve hareketler içinde olma derdi taşıyorsunuz. Bu bakımdan takva bir hayat yaşamayı sadece peçe ile ölçmek doğru olmayacaktır. Eşiniz, peçe konusunda titiz ve hassas olmanız, peçeyi çıkardığınız takdirde büyük bir günaha düşmüş psikolojisine kapılıp ailenize yansıyacak derin bir üzüntü yaşayacağınızdan endişe duyuyor olabilir. Yani sizin bu konudaki tutum ve tavırlarınız, eşinizin düşüncesini de etkiliyor olabilir. Sizin için iş hayatı, yaşadığınız yer, düzeniniz ve peçe konusunda öncelikli tercihin ne olduğuna dair net bir karar verdikten sonra ne isteyip istemediğinizi eşinizle açıkça konuşarak istişare edip eşinizin de razı olacağı bir kararı tercih etmelisiniz.
Peçe, Müslümanlar olarak bizim kadınlarımıza ait önemli bir tesettür parçasıdır ama PEÇESİZ OLMAZ denebilecek bir kati çizgi de yoktur. Peçeye gerek bırakmayacak bir başörtü örtme ile de sorun çözülebilir. Yine de siz, peçeyi olmazsa olmaz görüyorsanız yüksek veya normal bütün lisansları uğruna iptal etmelisiniz.
Kadınların ihramlı iken yüzlerini açık bulundurması vaciptir. Bu kadına ait ihram yasaklarından birisi olup kadınlarla ilgili genel bir hükümdür. Şu anki tesettürünüzde peçe kullanmanız bu yasağı esnetmez. Ancak içinde yaşadığımız fitne durumu göz önüne alınca “kendini fitneden güvende kılmak isteyen kadın” veya “genç kadınların peçe kullanmaları” daha doğru olabilir. İhramlı iken peçe kullanma konusunda bir kararlılığınız olursa başınızın alın tarafına bu iş için üretilmiş özel şapka koyarak peçenizin yüzünüze temasını önleyebilirsiniz. Bunu ihramınızı peçeli olarak yapmak isteğinize bir çözüm olarak değerlendirebilirsiniz.
Öncelikle bir kadın eşinin veya bir başkasının isteği üzerine kaşına dokunmamalıdır, dokunamaz. Kaşların alınması, düzeltilmesi caiz değildir. Ancak bir kadında olmaması gereken yüz tüyleri bunun dışındadır. Alınmasında herhangi bir sakınca bulunmamaktadır. Kadının peçe takması farz değildir. Müstehap bir ibadettir. Böyle bir ibadet için “şu kişilerin yanında farzdır” da diyemeyiz. Size namahrem olan birinin yanındayken yüzünüzdeki tüylerin alınmış olması veya olmaması peçenizi takmanız hususunda herhangi bir değişiklik oluşturmaz. Yüzünüze güzelliğe dair bir işlem yaptırsanız da yaptırmasanız da aynı hassasiyette davranmanız gerekmektedir. Rabbim yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Peçe, katiyetle takılması gerekir diyeceğimiz bir örtü değildir. Takılmasının uygun olduğu veya olmadığı konusunda mü'min kadınlar kendileri yaşadıkları çevre itibariyle karar verebilirler.
Peçe tesettürün olmazsa olmaz şartlarından biri değildir. Takva alanına giren tesettür çeşitlerinden biri olduğu için yokluğu da haram değildir. Yani peçe takılmaması durumunda bir “eksiklikten” söz edemeyiz. Elbette takılması bir fazilettir ancak çıkarılması durumunda tesettürü terk etmiş gibi algılayamayız. Peçeye gerek bırakmayacak bir başörtü takarak da sorun çözülebilir. Mühim olan peçeli veya peçesiz kendimizi tesettürümüzle korumaya çalışmaktır. Bu ayrıntıları muhakkak eşiniz de biliyordur. Ona bunlarla birlikte şu anki ruh halinizi, durumunuzu da açıkça izah edin, konuşun. İstişare edip eşinizin de razı olacağı bir kararı tercih edebilirsiniz. Bu konuda şeytanın eşinizle aranızda soğukluk ve sürtüşme oluşturmasına fırsat vermemelisiniz. Elinizden geldiği kadarıyla orta yolu bulmaya çalışın.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Elbette. Riyaya kaçmadan ve Allah için yaparak, elbette.
Bizim 'yararlı olmak' gibi bir emelimiz olmamalı. Bu mantıkla yola çıkarsak kazancımız az olabilir. Asıl gayemiz Allah’ın rızasını kazanmak yani kulluk yapmaktır. Biz birilerine bir kelime anlatırken, bu anlattığımız ona tesir edecekten önce Rabbimiz bize sevap verecek diye yaparız. Böylece de karşımızdaki anlasa da anlamasa da biz kazanmış oluruz. Bugün Allah'a davet eden mü'minlerin en önemli iki görevi şudur: a- Erimeden dik durabilmek yani kendini korumak. b- İyi örnek olabilmek yani diliyle anlatmadan önce hareketleri ile anlatabilmek. Kalpler Allah'ın elindedir. O dilediğini dilediği şeye yönlendiriyor. Biz sadece vazifemizi yapıyoruz. İhlasla ve tabii yöntemlerle söylenen iki cümle kalplere kadar nüfuz edebilir de bir sürü edebiyat hiçbir etki etmeyebilir. Bu iki önceliği unutmayalım. Kendinizi sürekli yenileyin. Bilginizi artırın, insanlara sizden taşanı vermiş olun. Sabredin, asla acele etmeyin. Sonuçları verecek olan Allah Teâlâ'dır. Biz sadece vazifemizi yapıyoruz. Müşteri arar gibi anlatacak kimse aramayacağız. Biz bulunduğumuz her yerde dinimizden bildiklerimizi söyleyeceğiz. Bir program eşliğinde beraber olabildiklerimiz varsa onlarla belli bir ders yapmamız mümkün olur. Ders yaptığımızda önceliğimiz ilmihal olmalıdır. İlmihal dinin pratiği demektir. İnsanların taharette bile sıkıntıları olan bir zamanda bunu yapmalıyız. Sonra hadisler okuyabiliriz. Riyazussalihin sizin için iyi bir kaynak olabilir. Onu okuyun, okutun. Erkam Yayınları’ndaki açıklamalı baskısı mükemmel denebilecek niteliktedir. Allah yardımcınız olsun.
Olabilir, dinen mümkündür ama bunun kime ne kadar ve nerede nasip olacağı meçhuldür. Allah'ı dünyada rüyada iken görmek yerine cennette görmek için gayret etmek bizim vazifemizdir.
Okuduğunuz ili tamamen terk edene kadar orada az da kalsanız namazı tam kılın. Sadece yol esnasında her zaman seferisiniz.
Şehitlerle peygamberlerin durumu farklıdır. Toprak, içine konan her insanın cesedini yer bitirir. Peygamberler ise bunun istisnasıdır. Peygamberler bulundukları yerde cesetleri baki kalır. Bu konuda hadisi şerif vardır. Bu şekilde inanıyoruz.
Böyle bir inancın dini değeri yoktur. Tıbbi boyutunu da doktorlara sormak gerekir.