Fetva Meclisi
Soru
Hocam, ben her gün her saat ölümü düşünüyorum. Yatarken, kalkarken, çalışırken, yolculukta… ibadet ederken bile aklımın bir köşesinde ölüm var. En çok kendi ölümümü düşünüyorum ve aileminkini de. Efendimiz (s.a.v)’de çokça ölümü düşünürmüş diye okumuştum. Ben kendimi " Efendimiz (s.a.v)’de çok ölümü düşünürdü. Ben onun sünnetini yapıyorum" diyerek avutuyorum. Ölümden korkmuyorum. Ama ölümü bu kadar çok düşünmeyi kendime hastalık mi ettim diye de sormadan edemiyorum. Hocam, ölümü bu kadar çok düşünmenin bir açıklaması var mı? Bu konuda bir tavsiyeniz var mı?
Cevap
Benzer fetvalar
Belirttiğiniz gibi içinizde bu hislerin oluşması, son zamanlarda sürekli aklınızda olması, sevdiğiniz insanlarla ilgili endişeye kapılmanız bir problem değildir. Genelde bu düşünceler ve beraberindeki kaygılar kısa bir zaman sonra hafifleyip kendi normalinize dönecektir. Lâkin gün içinde çoğu vakti bunu düşünerek geçiriyorsanız, bu durum sizi var olan gündelik işlerinizden alıkoyuyorsa ya da yapmak istediğiniz planları sırf bu düşünceler yüzünden öteliyorsanız burada bir uzman desteği almanızı öneririm. Kendinizi gözlemleyerek bir karar verebilirsiniz. Ölümü elbette ki değiştiremeyiz ve kontrol edemeyiz. Ama kendi düşüncelerimizi ve davranışlarımızı değiştirebiliriz. Bu konu hakkındaki düşüncelerinizi arttırırsanız düşünceler daha da büyür ve beraberinde kaygılar başlar. Bu düşünceler en çok ne zamanlar geliyor ve geldiğinde size neler söylüyor bakın. Sonra ise bunun sizden bağımsız bazen büyüyen bazen küçülen aslında yönetilebilen bir durum olduğunu fark edin. Bazen bu, direksiyonun sahibiymiş gibi hareket etse bile asıl sahibin siz olduğunu, hâlâ kalbinizin attığını, varlığınızı ve yapılacak birçok şey olduğunu kendinize hatırlatın. Ve ne zaman öleceğim benimle ilgili değil ama nasıl yaşayacağım benimle ilgili. Kısa vadede bu problemi küçültmek için değer verdiğiniz insanlarla birlikteliğinizi arttırabilirsiniz. Yaptığınız güzel işler ve size verilenler için şükredebilirsiniz, ibadetlerinizi çeşitlendirebilirsiniz. Bu zamanlar kişi için fırsata çevrilebilen kıymetli dönüm noktaları olabiliyor. Geçmişinizi değerlendirip zorlu yanlarınızla daha çok ilgilenebilirsiniz. Uzun vadede ise şu anki durumunuz sizi gelecekte daha iyi bir yere götürüyor mu bakın. İnancınız ve değerleriniz doğrultusunda düşünerek şu an nasıl biri olduğunuzda, neler yapıyor olduğunuzda size ve hayatınıza uygun bir gelecek olacağına bakın ve notları alın. Tüm bu süreçlerde Allah hayırlı bir kul olarak yaşamayı, gayretli ve hayırlı insanlarla birlikte olmayı nasip etsin.
Kim ne düşünürse düşünsün, ölen öldü, kalan kaldı. Boş ve gereksiz sözler bunlar. O sözler yerine ruhu için bir fatiha okusalar bari. Bir zaman sonra bu sözleri de konuşmayacaklar, herkes dünyasına gömülüp gidecek. Allah Teâlâ hepimize ölenlerimizden ibret almayı nasip etsin. Siz öyle yapın, ibret alın. Babanızı da hiçbir gün beklemeyin ama o sizi günlerden birinde bekliyor, bilesiniz.
Selamünaleyküm. Güzel kardeşim, dinimiz de aklımız da, gördüklerimiz de diyor ki: Siz hastalık sahibi olduğunuz için ölüm endişesi taşıyorsunuz. Esasen bütün insanlarda o korku vardır da sizin gibi hasta olmadıkları için onu dillendiremiyorlar. Hepimiz öleceğiz ve ölümden korkuyoruz. Sağlığınıza zarar vermeyecek ek meşgaleler bulun kendinize, rahatlarsınız.
Güzel, bu korkuyu hayra çevir. İbadetlerini artır, hakka riayet et. Kur'an oku. Böylece bilinçsiz bir korkuyu bilinçli bir eğitime çevirmiş olursun. Bu da hayatına huzur, ahiretine kazanç demek olur. Allah yardımcın olsun.
Allah Teâlâ dönüşünüzü mübarek kılsın. Sizi eşinizi ve çocuklarınızı cennetlik kullarından kılsın. Şeytan sizi namazdan alıkoyamadığı için pek üzgündür. Yeni sebepler üreterek sizden namazı terk etmenizi isteyecektir. Ölüm korkusu da böyle bir şeydir. Merak etmeyin, kıldığınız namaz çok geçmeden sizin bu husustaki şifanız olacaktır. Bu aralar kendinizi boş bırakmayın. Boş kaldıkça o korku sizi daha fazla sarsar. Siz namaz kılan bir mü'min olarak ölüme hazırlıklısınız elhamdülillah. Korkarak değil hazırlanarak yola devam edeceğiz. Geçmişte kazaya kalan namazların sadece farzlarını tek tek kılacaksınız. Bir takvim belirleyin. Mesela günde iki vakit veya benzeri bir takvim, ona uyun. Biiznillah namaz yükünüz de bitecektir. Kazaların yerine nafile kılınmaz. Kazaya kalan namaz kılınmaz diye de bir şey yoktur. Sadece farzları kılın. Bir de vitir namazını. Sünnetlerini kılmayın. Allah Teâlâ işinizi kolay etsin.
Selamünaleyküm. Kendinizi psikolojiye fazla kaptırmışsınız ya da size ağır gelmeye başlamış. Öyle veya böyle bunlar geçicidir, takılıp kalmanıza gerek yok. Gündeminizi başka şeylerle yoğunlaştırın, değişik konularla ilgilenin. Kur'an okuyun, ezberleyin. Üzerine düşmeyin bu durumunuzun, inşaallah geçer.