Fetva Meclisi
Soru
Oruçlu için mekruhlar nelerdir?
Cevap
Benzer fetvalar
Oruç, ibadet niyetiyle tan yerinin ağarmasından (fecr-i sâdık), güneş batıncaya kadar, yeme, içme ve cinsel ilişkiden uzak durmak demektir. Söz konusu yasak fiillerin işlenmesiyle oruç bozulur. Orucu bozup sadece gününe gün kaza gerektiren fiiller şunlardır: a) Yolculuk ve hastalık gibi meşru bir mazerete dayalı olarak yemek ve içmek. b) Kasıt olmaksızın hata ile bir şey yemek ve içmek. Oruçlu olduğu hatırında olan bir kimsenin abdest alırken boğazına su kaçırması böyledir. c) Taş, kâğıt ve pamuk gibi beslenme amacı ve anlamı taşımayan şeyleri yutmak. d) Dişler arasında kalan nohut tanesi büyüklüğündeki kırıntıyı yutmak. e) Yenilip içilmesi mutat olmayan çiğ pirinç, buğday ve darı gibi küçük bir şeyi alıp yutmak. f) Henüz vakit var zannı ile fecrin/tan yerinin ağarmasından sonra yeme ve içmeye devam etmek veya güneş battı zannı ile henüz güneş batmadan iftar etmek. g) Orucu bozan şeyleri bir başkasının zorlaması ile yapmak. h) İsteyerek ağız dolusu kusmak. i) Cinsel ilişki dışında başka bir fiille cünüp olmak. j) Ağza giren yağmur, kar veya doluyu elinde olmadan yutmak. k) Yıkanırken veya yüzerken elinde olmadan su yutmak. l) Unutarak yiyip içtikten sonra orucunun bozulmuş olduğu zannıyla günün geri kalan kısmında yeme-içmeye devam etmek. m) Niyeti imsaktan sonraya bırakıp sonrasında yaptığı bu niyetin geçersiz olduğunu düşünerek günün geri kalan kısmında bilerek yemek-içmek. n) Ramazan orucunu vaktinde tutmamak. Dinen meşru bir mazeret bulunmaksızın Ramazan’da oruç tutmamak büyük günahtır. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/120-127; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/409-411)
Oruçlu olduğunu unutarak yemek, içmek, Kulağına su kaçmak, Göze ilaç damlatmak, Gece yıkanması gerekirken sabahleyin yıkanmak, Kendi isteği olmayarak kusmak, İhtilam olmak (yani uyurken cünüplük hâli meydana gelmek) Kan aldırmak, Kendi isteği olmayarak boğazına toz, duman girmek, Ağzındaki tükürüğü yutmak… — Hayız ve nifas hâlindeki bir kadın oruç tutmaz. Oruçlu iken hayız veya nifası başlarsa orucu bozulmuş olur. Ramazandan sonra engel kalktığında uygun bir zamanda tutamadığı kadar orucu kaza eder. Ramazanda gün ortasında bir özür nedeni ile orucunu bozanın, İmsaktan sonra hayız ve nifastan temizlenen kadının, Yolculuğu bitenin, İyileşen hastanın, Ergenlik çağına giren çocuğun, günün geri kalan kısmını oruçlu gibi geçirmeleri gerekmektedir.
Oruç, ibadet niyetiyle tan yerinin ağarmasından (fecr-i sâdık), güneş batıncaya kadar, yeme, içme ve cinsel ilişkiden uzak durmak demektir. Oruçlunun söz konusu yasak fiillerden uzak durması anlamındaki “imsak”ın ihlal edilmesiyle oruç bozulur. Başlanan Ramazan orucunun aşağıdaki fiiller sebebiyle bozulmasından dolayı hem kaza hem de keffâret gerekir: a) Cinsel ilişkide bulunmak. Oruçlu iken cinsel ilişkide bulunmak her iki taraf için de kaza ve keffâreti gerektirir. b) Meşru bir mazeret bulunmaksızın, gıda veya gıda hükmünde olan ya da yenilip içilmesi mutat bir şeyi bilerek yemek ve içmek Hanefîlere göre kaza ve keffâreti gerektirir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/409-411) Şâfiîlere göre ise bu durum sadece kazayı gerektirir. (Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 2/177-178)
Önce ‘tadına bakmak’ yemek değildir, bunu bilmeliyiz. Tuzlu mu, acı mı diye gram bile olmayacak kadar küçük bir parçayı dile temas ettirmeye tadına bakmak demeliyiz. Ve yemeğin tadına bakarken bir zorunluluk olmalıdır. Kadının yemek konusunda hassas olan eşinin yemeğinin tadına bakması gibi bir durum söz konusu olmalıdır. Yemekten bir parça boğazdan geçmedikçe oruç da bozulmaz tadına baktığını da tükürmelidir. Bu şekilde olan ‘oruçlu iken tadına bakmak’ caizdir. Gereksiz yere olursa mekruhtur.
Ramazan orucunu tutmakla yükümlü olduğu hâlde tutmamış veya bir mazeretten dolayı tutamamış kimseler; öncelikle tutmadıkları bu oruçların sayısını belirlerler ve bu oruçlarını, oruç tutmanın yasak olduğu bayram günlerinin dışındaki günlerde kaza ederler. Tutulacak her kaza orucuna, “Üzerimde borç olan ilk orucun kazasına...” diye niyet edilmesi uygun olur. Kazaya kalan oruçların hesaplanması konusunda iki durum söz konusu olabilir: a) Kişi mükellef olduğundan beri hiç oruç tutmamış olabilir. Bu durumda ergenlikten itibaren geçen her yıl itibarı ile bir kamerî ay hesabı ile -ki, bu yirmi dokuz veya otuz gündür; ihtiyaten otuz gün tercih edilmesi uygundur- oruçlarını tutar. b) Kişi mükellef olduktan sonra bazı oruçları kazaya bırakmış olabilir. Bu durumda mümkün mertebe tutulmayan oruçların sayısı hesaplanıp gününe gün kaza edilir. Orucunu mazeretsiz olarak terk eden kimselerin kaza yanında tövbe ve istiğfar etmesi de gerekir.
Şöyle izah edelim: 1. “Oruç tutamayabilir” diye izin verilir bir meslek yoktur. Meslekten dolayı oruç iptal veya erteleme yapılamaz. Bir pozisyonun ağırlığından ötürü orucu açmaya izin verilebilir. Muhtemel sıkıntı değil içinde bulunulan sıkıntı olmalıdır o. Genel kural böyledir. 2. Görev gereği ikamet adresinden doksan km uzakta geçici olarak bulunan sağılık personeli, seferi oldukları için istiyorlarsa oruç tutmayabilirler. Onlar bu kuralın dışında kalırlar. Bu geçici görevlendirmenin ne kadar süreceğini bilmeden aylarca orada kalacak olsalar hep seferi sayılacaklardır. 3. Nöbet veya benzeri olağanüstü bir durumda bulunduğunuz pozisyonunuzun, ağzınıza iki dilim yemek koymaya uygun olmaması durumu ve buna bağlı olarak nöbet anında dengenizi kaybedecek kadar susuzluk ya da açlık hissetmeniz durumunda oruç açısından bir izin oluşabilir. O durumda oruç bozulur, hiçbir sakıncası olmaz ve daha sonra sadece o gün kaza edilir. Bunu da fırsat bulunca öbür Ramazan ayı gelmeden kaza edersiniz. Konuyu şöyle anlayabilirsiniz: Siz normal olarak her günkü gibi oruca niyetlenin. Oruca devam edin. Sözünü ettiğimiz ağır durum oluştuğunda ya da sizin zafiyetiniz nedeni ile hastanın/hastaların risk altına girmesi gibi durumda orucunuzu bozun. Hiçbir sakınca olmadan yiyin veya için. Sonra kaza edersiniz. 4. Sağlık personeli için bu şekilde bir oruç tutmaya karşı ruhsat oluşması durumu, kendi sağlıkları veya ikinci insanların sağlıkları açısından olması aynıdır. Şöyle diyebiliriz: Kendi canını kurtarmak ve başka canı kurtarmak aynı dairenin içinde bulunur. Her iki durum için de oruç açmaya izin vardır. 5. İcra ettiğiniz vazifeniz, bir insanın iş olarak icra edebileceği en mübarek işlerdendir. Niyetinizi Allah’ın kullarına hizmet ederek Allah’ın rızasını kazanma şeklinde belirleyin ki iş dakikalarınız hatta dinlenme vakitleriniz ibadet nitelikli bir iş olsun. İnsanların sizi alkışlamasını beklemeden vazifenizi yapın. Alkışlar biter ama Allah’ın rızası ebedidir, O sizden razı olduğunda göklere kadar yükselirsiniz biiznillah. Sizin için dualar ederiz, size sabırlar dileriz. Allah Teâlâ sizi korusun, elinize şifa indirsin, yüreğinize sabır doldursun.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
1-Gül ve misk gibi şeyleri koklamak. 2-Gözüne sürme çekmek. 3-Misvak kullanmak, dişlerini macunsuz fırçalamak. 4-Ağzına su alıp çalkalamak, burnuna su çekmek. 5-Serinlemek için yıkanmak.
Dudak kıpırdatmadan okumak değil tefekkür etmek mümkün olur herhâlde. Bunu yerine gelmiş bir sünnet göremeyiz.
İlke olarak orucu bozan yeme, içme ve cinsel ilişkidir. Ramazan ayında oruçlu olduğunu bilen biri kasten bunlardan birini yaparsa hem kaza hem kefaret gerekir. Şu durumlarda ise sadece bozulan oruç kaza edilir: -İğne yaptırmak. -Vücuda sıvı ilaç almak. -Kendi isteği ile ağız dolusu kusmak. -İmsak vakti girdiği hâlde veya güneş batmadan önce vaktidir zannederek yemek içmek. -Abdest esnasında ağzına ve burnuna su kaçırmak. Böyle bir nedenle orucu bozulan, iftar vaktine kadar oruçlu gibi davranmalıdır. Oruç bozulmuş olsa bile, Ramazan ayının azametini korumak gerekmektedir.
El-İhtiyar temel Hanefi kitaplarındandır. Zuhayli'nin kitabı ise daha derli topludur. Her ikisinin de tercüme olması ayrı bir konudur.
Bozulan veya tutulmayan orucun yerine gününe gün oruç tutmaktır. Bir gün oruç tutmayan veya kefaret gerektirmeyecek bir şekilde orucunu bozan bir gün kaza eder. İki günü olan iki gün. Üç günü olan üç gün.