Fetva Meclisi
Soru
Hocam çocuğuma matematik dersi vermek için evime bir öğrenci geliyor. Zekâtımı bu öğrenciye verebilir miyim?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Direkt öğrenciye verilmesi zekât olarak geçerli olması için yeterlidir. O öğrenciden yarı zorla masrafa harcatılması ise takdir edersiniz ibadete şüphe getirir. Bu nedenle öğrencilere masrafları karşılamak için onlara da yükümlülük düşeceğini izah ettikten sonra onlara verilecek paradan bunu karşılamalarını isteyerek bir nebze kolaylaştırılabilir mesele.
Selamünaleyküm. Öğrencilik diye bir branş yoktur. Öğrenci fakir ise zekât alır, zengin ise zekât verir. Öğrencilik tek başına bir gerekçe değildir. Meseleye zengin veya fakir ölçüleri ile bakılmalıdır.
100 gram altın varsa bu zenginlik nisap miktarını geçmiş demektir. Kiracı olmak, evin veya araban olmaması, tek başına zekât almayı caiz kılmaz. Eğer sana halini bilmeden zekât verildiyse en güzeli o kişilere durumu izah etmek ve o parayı iade etmektir. Ama sen hâlini anlattığın hâlde, onlar sana yine de veriyorsa o zaman aldığın parayı çocuklarının ihtiyaçları için kullanmanda bir sakınca yoktur.
Bir insan öğrenci olduğu için değil FAKİR OLDUĞU için zekât alır. Dolayısıyla örgün veya açık öğretim öğrencisi olmak arasında fark yoktur. Gerekçe öğrencilik değil fakirliktir.
Bu rakam zekât vermeyi gerektiren bir rakamdır. Zekât verecek durumdaki birinin de zekât alması doğru değildir. Bu rakamdan aylık faturalarını, tedavi için masraflarını, varsa ödenecek kiralarını, muhtemel mutfak masraflarını düştüğümüzde geri kalan kısım nisabın altına düşüyorsa fakir sayılacaktır. Hasta çocuğu olmak fakir olma anlamına gelmiyor. Ya da ellerindeki altını herkese taksim ederek meseleye bakabiliriz. Bu durumda nisabın altına düşeceği için zekât alabilirler.
Aleykümselam. Fıkıh olarak zekât kullanmanın farkını bilen ve bildiği ile amel ettiğine inandığınız bir kuruma sizin adınıza kullanılmak üzere zekât gönderebilirsiniz. Allah kabul etsin.
fakir konusundaki diğer fetvalar
FİDYE ramazan ayında hasta olduğu için oruç tutamayanların, tutamadıkları gün sayısında verilen sadakanın adıdır. Oruç tutabilen FİDYE vermez. Oruç tutan ve mali durumu iyi olan mü'min ise FİTRE verir. Allah kabul etsin.
İş üzerinden zekât verilemez. Paranın temlik edilmesi/eline konması gerekir. Şöyle yapın: İş için anlaşın, fiyatı pazarlık edin. Sonra da ona zekâtınızı verin. O da size işinizin ücretini ödesin.
Sizin gibi bir hasta oruç tutamayabilir. Düzelme ihtimaliniz de gözükmüyorsa, her gün için bir “fidye” verin. Fidye bir fitre miktarı demektir. Bunu da veremeyecek kadar fakir iseniz merak etmeyiniz, Allah Ğafûr’dur. Geçmiş olsun.
Bir şey için yemin edip de yeminini bozmak durumunda olan kimse ya bir köle azat eder veya on fakiri giydirir ya da on fakiri doyurur. Köle azat etmesi şu anda mümkün olmadığına göre on fakiri, o giyimle namaz caiz olacak kadar bir kıyafet ile giydirir. Kadın veya erkek fark etmez. Ya da on fakiri bir günlük yemek ihtiyacını karşılamış olacak şekilde doyurur. Bunları yapamayan ise üç gün oruç tutar. Bu on fakirin on ayrı kişi olması gerekir. On kefareti bir seferde bir fakire vermek yeterli olmaz. Kıyafet üzerinden verilecek kefaret için mağazadan alınma şartı aranmaz. Kullanılabilir durumdaki giyilmiş kıyafet verilebilir. Elbette çöpe atılacak bir kıyafet üzerinden ibadet yapma gibi bir zafiyet gösterilemez. Atılacağı için değil de başka bir sebeple giyilmeyen kıyafet caiz olabilir. Kıyafet olarak verileceği zaman bu kıyafetin bir bütün olması şarttır. Mesela bugünkü örfte sadece pantolon tek başına bir giyim değildir. Beraberinde gömlek ile giyilebilmektedir. Buna dikkat edilmesi gerekir. Bayan için olduğunda da mesela bir başörtüsü tek başına kıyafet sayılmayabilir. Bu kıyafetlerin kendisi gibi değeri de verilebilir. (Bu görüş Hanefi mezhebi içindir.) Şehirlerde eski kıyafetler için bulundurulan kumbaralara konacak kıyafetlerin kefaret için geçerli olmayacağı kanaatindeyiz. Zira bu kumbaralardan o kıyafeti kimin alacağı yani alıcının ona müstahak olup olmadığı, kıyafetin ne kadarının alınacağı hatta oradan muhakkak bir fakir tarafından alınıp alınmayacağı meçhuldür. Meçhullük girince ibadet aksar.
Bunun sakıncası olmaz. Biiznillah kurban da güvenli bir vakıf ise size aracılık eden yerini bulur. Yine de kurban ibadetinin ailede unutulmasına sebep olmayacak bir orta yöntem belirlemek daha doğru olacaktır. Allah kabul etsin.
Kefaret yemin veya diğerlerinde rakam olarak kaç belirlendi ise o kadar kimseye veya bir kimseye o kadar gün ayrı ayrı verilmesi gerekir. Mesela on fakir olarak belirlenen yemin kefareti on ayrı fakire verilir ya da bir fakire verilmesi gerekiyorsa ona her gün birer fitre/fidye olarak verilir.