Fetva Meclisi
Soru
Hocam ben ramazan ayı boyunca oruçlarımı tam tuttum. Ramazan fidyesi vermem gerekir miydi?
Cevap
Benzer fetvalar
Müslüman bir doktorun ‘oruç tutması doğru değildir’ diyeceği bir şeker hastası oruç tutmayabilir. Onun yerine FİDYE verir. Fidye de her tutulmayan gün için bir sadaka-ı fitre demektir.
Her gün için bir fakire bir fidye verin. Bir fidye Ramazan sonunda verilen fitre miktarıdır. Allah afiyetinizi daim etsin.
Oruç tutmaya gücü yetmeyen düşkün ve yaşlı kimseler ile iyileşme ümidi olmayan hastalar, Ramazan ayının her günü için bir fidye verirler. Fidyenin tutarı aynen fitre kadardır. Fidye vereceği yıl, verilen fitre ölçü alınarak verilir. Fidye, fitre verilebilen fakirlere verilmelidir. Herhangi bir hayır gibi kullanılmamalıdır.
Tutulmayan oruçlar borçtur, mutlaka tamamlanmalıdır. Orucun kazasının geciktirilmesinden dolayı fidye verilmesi ise mezhebe göre değişir. Hanefî’ye göre şart değildir.
FİDYE oruç tutamamış ama bir daha da tutması mümkün olmayan için verilir. Sadece kazaya kalmış olması yeterli değildir. Bir kişi oruç tutamamıştır ve yaşlılık, müzmin hastalık gibi bir nedenle de ileriki dönemlerde tutması mümkün gözükmüyorsa o FİDYE verir. Kişiye fidye gerektikten sonra yıllar sonra da olsa onu yerine getirir, fidye de zaman aşımı olmaz.
Selamünaleyküm. 'Orucun parası' olmaz. Fidye olur. Fidye ise, bir daha düzelmesi mümkün görülmeyen bir hastalıktan ötürü oruç tutamayanın vereceği her gün için bir fitre miktarı paranın adıdır. Bunu da kendi çocuklarınıza ve torunlarınıza vermeniz mümkün değildir. Ailenizden olmayan birine vermelisiniz.
fakir konusundaki diğer fetvalar
İş üzerinden zekât verilemez. Paranın temlik edilmesi/eline konması gerekir. Şöyle yapın: İş için anlaşın, fiyatı pazarlık edin. Sonra da ona zekâtınızı verin. O da size işinizin ücretini ödesin.
Sizin gibi bir hasta oruç tutamayabilir. Düzelme ihtimaliniz de gözükmüyorsa, her gün için bir “fidye” verin. Fidye bir fitre miktarı demektir. Bunu da veremeyecek kadar fakir iseniz merak etmeyiniz, Allah Ğafûr’dur. Geçmiş olsun.
Öğrenci fakir ise zekât alabilir. Öğrenci olduğu için değil de fakir olduğu için ona zekât verilmiş olur. Sizin zaten vereceğiniz zekâtı çocuğunuzun öğretmenine vereceğiniz ücretle örtüştürmeniz ise uygun olmaz.
Bir şey için yemin edip de yeminini bozmak durumunda olan kimse ya bir köle azat eder veya on fakiri giydirir ya da on fakiri doyurur. Köle azat etmesi şu anda mümkün olmadığına göre on fakiri, o giyimle namaz caiz olacak kadar bir kıyafet ile giydirir. Kadın veya erkek fark etmez. Ya da on fakiri bir günlük yemek ihtiyacını karşılamış olacak şekilde doyurur. Bunları yapamayan ise üç gün oruç tutar. Bu on fakirin on ayrı kişi olması gerekir. On kefareti bir seferde bir fakire vermek yeterli olmaz. Kıyafet üzerinden verilecek kefaret için mağazadan alınma şartı aranmaz. Kullanılabilir durumdaki giyilmiş kıyafet verilebilir. Elbette çöpe atılacak bir kıyafet üzerinden ibadet yapma gibi bir zafiyet gösterilemez. Atılacağı için değil de başka bir sebeple giyilmeyen kıyafet caiz olabilir. Kıyafet olarak verileceği zaman bu kıyafetin bir bütün olması şarttır. Mesela bugünkü örfte sadece pantolon tek başına bir giyim değildir. Beraberinde gömlek ile giyilebilmektedir. Buna dikkat edilmesi gerekir. Bayan için olduğunda da mesela bir başörtüsü tek başına kıyafet sayılmayabilir. Bu kıyafetlerin kendisi gibi değeri de verilebilir. (Bu görüş Hanefi mezhebi içindir.) Şehirlerde eski kıyafetler için bulundurulan kumbaralara konacak kıyafetlerin kefaret için geçerli olmayacağı kanaatindeyiz. Zira bu kumbaralardan o kıyafeti kimin alacağı yani alıcının ona müstahak olup olmadığı, kıyafetin ne kadarının alınacağı hatta oradan muhakkak bir fakir tarafından alınıp alınmayacağı meçhuldür. Meçhullük girince ibadet aksar.
Kefaret yemin veya diğerlerinde rakam olarak kaç belirlendi ise o kadar kimseye veya bir kimseye o kadar gün ayrı ayrı verilmesi gerekir. Mesela on fakir olarak belirlenen yemin kefareti on ayrı fakire verilir ya da bir fakire verilmesi gerekiyorsa ona her gün birer fitre/fidye olarak verilir.
Zekât, fakir Müslüman’a verilen malın adıdır. Cami ise bir kişi değildir. Dolayısıyla camiye şu veya bu şekilde fakirin hakkı olan zekât verilemez.