Fetva Meclisi
Soru
Fidye ne demektir?
Cevap
Benzer fetvalar
FİDYE ramazan ayında hasta olduğu için oruç tutamayanların, tutamadıkları gün sayısında verilen sadakanın adıdır. Oruç tutabilen FİDYE vermez. Oruç tutan ve mali durumu iyi olan mü'min ise FİTRE verir. Allah kabul etsin.
Oruç fidyesinin tutarı, fıtır sadakası kadardır. Bu fidyeler Ramazan’ın başlangıcında verilebileceği gibi Ramazan’ın içinde veya sonunda da verilebilir. Fidyelerin tamamı bir fakire topluca verilebileceği gibi ayrı ayrı fakirlere de verilebilir. Bu durumda olan kimseler, fidye vermeye güçleri yetmiyorsa Allah’tan bağışlanmalarını isterler. Oruç tutmaya gücü yetmeyen yaşlılar ile iyileşme ümidi olmayan hastalar, ileride tutabilecek duruma gelirlerse, fidyelerini vermiş bile olsalar tutamadıkları oruçları Hanefîlere göre kaza ederler. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/105; Merğînânî, el-Hidâye, 1/124) Önceden verdikleri fidyelerin hükmü kalmaz, bunlar nâfile bağış/sadaka sayılır.
Her gün için bir fakire bir fidye verin. Bir fidye Ramazan sonunda verilen fitre miktarıdır. Allah afiyetinizi daim etsin.
Senenin hiçbir mevsiminde oruç tutamayacak kadar yaşlı olan (pîr-i fâni) kimselerin, Ramazan’ın her bir günü için bir fakire fidye (yani bir fitre) vermeleri gerekir. İyileşme umudu olmayan hasta da bu hükme tâbidir. (el-Bakara, 2/184) Fidye verecek gücü olmayanlar ise fidyeden sorumlu olmazlar. (İbn Kudâme, el-Muğnî, 3/151) Ancak kasten tutmadıkları oruçların uhrevî sorumluluğunu taşırlar. Bu durumda olanların yapabileceği Cenâb-ı Hak’tan bağışlanma dilemektir.
Müslüman bir doktorun ‘oruç tutması doğru değildir’ diyeceği bir şeker hastası oruç tutmayabilir. Onun yerine FİDYE verir. Fidye de her tutulmayan gün için bir sadaka-ı fitre demektir.
Allah şifalar versin, sıkıntılarınızı hafifletsin. İslam'da oruç tutmaya güç yetiremeyen kimseler için bazı ruhsatlar vardır. Hastalık nedeniyle oruç tutamayan kişi, hastalığının geçmesini bekler. Eğer iyileşme ihtimali varsa hastalık geçtiğinde tutamadığı günleri kaza eder. Ancak hastalığı kalıcı olup, oruç tutması sağlığını ciddi şekilde tehlikeye atıyorsa fidye vermesi gerekir. Doktorunuz oruç tutmamanız gerektiğini söylediyse ve hastalığınız kalıcı ise siz de Diyanet’in bu yıl açıkladığı fidye bedeli üzerinden verebilirsiniz. Sorunuzda yer aldığı üzere fidyeyi, kronik hastalar (örneğin, KOAH, şeker hastalığı, kalp rahatsızlığı gibi sürekli ilaç kullanmayı gerektiren hastalıklar), yaşlılık nedeniyle oruç tutamayanlar ve oruç tuttuğunda sağlığı tehlikeye girenler verirler. Eğer fidye vermeye gücünüz yetmiyorsa Allah sizi sorumlu tutmaz. Çünkü fidye, verebilecek durumda olanlar içindir. Bunun yerine dua edin ve istiğfar edin. Allah size kolaylık versin, şifanızı artırsın.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Ramazan ayında oruç tutmak farzdır. Müslüman olanın bu farzı yerine getirmesi gerekir. Bir Müslüman özrü olmadığı hâlde, Ramazan ayında oruca niyet etmeyerek yiyip içerse tutmadığı günlerin orucunu gününe gün kaza etmesi gerekir, kefaret lazım gelmez. Çünkü kefaret, oruç tutmamanın değil, başlanan orucu bozmanın cezasıdır. Hiç niyet etmediği için, kefaret gibi bir ceza ile karşılaşmıyorsa da samimi bir tevbe etmedikçe kendisini Allah’ın azabına müstahak hâle getirecek bir suç işlemiş olmaktadır. Hem tevbe etmeli hem de acilen tutmadığı günler kadar kaza orucu tutmalıdır.
Orucun sahih olması için niyet etmek şarttır. Niyetsiz oruç makbul değildir. Ramazan orucuna, akşamdan itibaren kuşluk vaktine kadar niyet edilebilir. Şöyle ki: Normal olarak oruca, sahur yemeğini yedikten sonra niyet edilir. Ancak sahurda uyanamayıp yeme içme zamanının bittiği imsak vaktinden sonra kalkan bir kimse, güneş doğmuş olsa bile kuşluk vaktine kadar o günün orucuna niyet edebilir. Yeter ki imsak vaktinden sonra orucu bozacak bir şey yapmasın. Niyet oruçta da diğer ibadetlerde de esasen kalp ile olur. Yani geceleyin, yarın oruç tutacağını kalbinden geçiren kimse niyet etmiş demektir. Oruç tutmak düşüncesi ile sahur yemeğine kalkan kimsenin bu düşüncesi uygulamalı bir niyettir. Oruca kalp ile niyet etmek yeterlidir. Ancak kalp ile yapılan bu niyeti dil ile söylemek müstehap görülmüştür.
Ramazan ayında bozulan bir gün orucun yerine altmış gün peş peşe oruç tutmaktır. Bu altmış gün cezadır. İlave olarak da bozulmuş gün sayısı kadar oruç tutulacaktır. Böyle bir kefaretin peş peşe olması şarttır. Son günde bile kopma olması hâlinde yeniden başlamak gerekir. Mecburi bir zaman yoktur, ilk fırsatta tutulmalıdır. Kefaret tutulduktan sonra da Allah’tan affını talep etmek gerekir.
Ramazan oruç ayıdır. Farz olan oruç Ramazandadır. Dinimizin geçerli saydığı bir özür olmadıkça oruç, Ramazan ayından sonraya ertelenemez. Ertelemenin caiz olması için şu özürlerden birinin bulunması gerekir. Bu özürler genel çizgilerdir. Her Müslümanın kendisine mahsus durumu, ilim ehline danışarak karar vermesi gerekir. -Hastalık: Bir hasta, oruç tuttuğu takdirde hastalığının artmasından veya uzamasından korkarsa oruç tutmayabilir. Hastalığın durumu, geçmiş tecrübelerden bilinebileceği gibi, uzman bir doktorun tavsiyesiyle de öğrenilebilir. Hastalığı iyileşince tutmadığı oruçları kaza eder. İyileşmenin belli bir zamanda olması gerekmez. Yıllarca uzasa bile vebale girmesi söz konusu değildir. -Yolculuk: Ramazan ayında en az doksan kilometre mesafeye yolculuğa çıkan kimse oruç tutmayabilir. Gittiği yerde de on beş günden az kalacaksa ve kendisine ait bir yer değilse orada da oruç tutmayabilir. Yolculuk hâli bitince tutmadığı günleri kaza eder. Oruç tutmasında bir güçlük yoksa yolcunun oruç tutması daha hayırlıdır. Çünkü yolcunun oruç tutmaması sadece bir izindir. Sırf oruç tutmamak için yolculuğa çıkmak, oruç tutmamaya ruhsat oluştursa da iman zayıflığına delalet edeceği için tevessül edilmesi yanlış bir hareket olur. -Tehdit Edilmek: Orucu bozmak için ölümle veya vücuduna bir zarar verilmekle tehdit edilen kimse, orucunu bozabilir. Bu tehdidin inandırıcılığı önemlidir. Bozduğu orucu sonra tutar. -Gebe ve Emzikli Olmak: Hamile veya emzikli olan bir kadın, oruç tuttuğu takdirde kendisine veya çocuğuna bir zarar geleceğinden korkarsa oruç tutmayabilir. Hamile veya emzikli kadının oruç tutup tutamayacağı ile ilgili kararı uzman bir doktorun tavsiyesi ile verebileceği gibi kendi kararını kendisi de verebilir. Sütünün kesildiğini tecrübe etmesi, ayakta duramayacak hâle gelmesi, ciddi baş ağrısı, baş dönmesi gibi nedenlerle karar verip, oruç bırakabilir. Böyle bir kadının oruç tutmamasının hiçbir günahı yoktur. Hamileliğinin ileri günlerde olması da şart değildir. Hamilelik ve emziklilik hâli sona erince tutmadığı günleri kaza eder. -Şiddetli açlık ve susuzluk: Oruçlu bir kimse, açlık veya susuzluk sebebiyle aklının bozulmasından veya vücuduna ciddi bir zarar geleceğinden korkarsa orucunu bozabilir. Bu konuda bilhassa yaz aylarında susuz kalmanın doğuracağı tehlikeli sonuç dikkate alınır. Ancak, susamakla, susuzluktan bayılmak gibi bir durum arasında önemli farklar olduğu bilinmelidir. Sonra uygun bir zamanda tutmadığı oruçları kaza eder. -Yaşlılık ve Düşkünlük: Vücudu günden güne düşen ve oruca dayanamayan iyice ihtiyarlamış olan kimseler oruç tutmayabilir. Böyleleri için belirli bir yaş oranı yoktur. Önemli olan vücudun ayakta duramayacak hâle gelmesidir. Bunlar sonradan da orucu kaza edemeyecekleri için tutamadıkları her günün orucu yerine fidye verirler. Bu özürlerden biri nedeniyle oruç tutamayan mü’minin Ramazan gününde yemesi ve içmesi günah değildir. Ancak Ramazanın azametini dikkate alarak, yemeyi ve içmeyi aleni yapmamak gerekmektedir.
Bozulan veya tutulmayan orucun yerine gününe gün oruç tutmaktır. Bir gün oruç tutmayan veya kefaret gerektirmeyecek bir şekilde orucunu bozan bir gün kaza eder. İki günü olan iki gün. Üç günü olan üç gün.
Bir insana orucun farz olması için, - Müslüman olması, - Akıllı olması, - Ergenlik çağına gelmiş olması şarttır. Bu şartları taşımayanların oruç tutması farz olmaz. Ancak oruç tutarlarsa, tuttukları oruç ibadettir.