İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Ramazan orucu kimlere farzdır?

Cevap

Bir insana orucun farz olması için, - Müslüman olması, - Akıllı olması, - Ergenlik çağına gelmiş olması şarttır. Bu şartları taşımayanların oruç tutması farz olmaz. Ancak oruç tutarlarsa, tuttukları oruç ibadettir.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Ramazan ayında oruç tutmak farzdır. Müslüman olanın bu farzı yerine getirmesi gerekir. Bir Müslüman özrü olmadığı hâlde, Ramazan ayında oruca niyet etmeyerek yiyip içerse tutmadığı günlerin orucunu gününe gün kaza etmesi gerekir, kefaret lazım gelmez. Çünkü kefaret, oruç tutmamanın değil, başlanan orucu bozmanın cezasıdır. Hiç niyet etmediği için, kefaret gibi bir ceza ile karşılaşmıyorsa da samimi bir tevbe etmedikçe kendisini Allah’ın azabına müstahak hâle getirecek bir suç işlemiş olmaktadır. Hem tevbe etmeli hem de acilen tutmadığı günler kadar kaza orucu tutmalıdır.

Ramazanda oruç tutmayanların durumu nedir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Ramazan oruç ayıdır. Farz olan oruç Ramazandadır. Dinimizin geçerli saydığı bir özür olmadıkça oruç, Ramazan ayından sonraya ertelenemez. Ertelemenin caiz olması için şu özürlerden birinin bulunması gerekir. Bu özürler genel çizgilerdir. Her Müslümanın kendisine mahsus durumu, ilim ehline danışarak karar vermesi gerekir. -Hastalık: Bir hasta, oruç tuttuğu takdirde hastalığının artmasından veya uzamasından korkarsa oruç tutmayabilir. Hastalığın durumu, geçmiş tecrübelerden bilinebileceği gibi, uzman bir doktorun tavsiyesiyle de öğrenilebilir. Hastalığı iyileşince tutmadığı oruçları kaza eder. İyileşmenin belli bir zamanda olması gerekmez. Yıllarca uzasa bile vebale girmesi söz konusu değildir. -Yolculuk: Ramazan ayında en az doksan kilometre mesafeye yolculuğa çıkan kimse oruç tutmayabilir. Gittiği yerde de on beş günden az kalacaksa ve kendisine ait bir yer değilse orada da oruç tutmayabilir. Yolculuk hâli bitince tutmadığı günleri kaza eder. Oruç tutmasında bir güçlük yoksa yolcunun oruç tutması daha hayırlıdır. Çünkü yolcunun oruç tutmaması sadece bir izindir. Sırf oruç tutmamak için yolculuğa çıkmak, oruç tutmamaya ruhsat oluştursa da iman zayıflığına delalet edeceği için tevessül edilmesi yanlış bir hareket olur. -Tehdit Edilmek: Orucu bozmak için ölümle veya vücuduna bir zarar verilmekle tehdit edilen kimse, orucunu bozabilir. Bu tehdidin inandırıcılığı önemlidir. Bozduğu orucu sonra tutar. -Gebe ve Emzikli Olmak: Hamile veya emzikli olan bir kadın, oruç tuttuğu takdirde kendisine veya çocuğuna bir zarar geleceğinden korkarsa oruç tutmayabilir. Hamile veya emzikli kadının oruç tutup tutamayacağı ile ilgili kararı uzman bir doktorun tavsiyesi ile verebileceği gibi kendi kararını kendisi de verebilir. Sütünün kesildiğini tecrübe etmesi, ayakta duramayacak hâle gelmesi, ciddi baş ağrısı, baş dönmesi gibi nedenlerle karar verip, oruç bırakabilir. Böyle bir kadının oruç tutmamasının hiçbir günahı yoktur. Hamileliğinin ileri günlerde olması da şart değildir. Hamilelik ve emziklilik hâli sona erince tutmadığı günleri kaza eder. -Şiddetli açlık ve susuzluk: Oruçlu bir kimse, açlık veya susuzluk sebebiyle aklının bozulmasından veya vücuduna ciddi bir zarar geleceğinden korkarsa orucunu bozabilir. Bu konuda bilhassa yaz aylarında susuz kalmanın doğuracağı tehlikeli sonuç dikkate alınır. Ancak, susamakla, susuzluktan bayılmak gibi bir durum arasında önemli farklar olduğu bilinmelidir. Sonra uygun bir zamanda tutmadığı oruçları kaza eder. -Yaşlılık ve Düşkünlük: Vücudu günden güne düşen ve oruca dayanamayan iyice ihtiyarlamış olan kimseler oruç tutmayabilir. Böyleleri için belirli bir yaş oranı yoktur. Önemli olan vücudun ayakta duramayacak hâle gelmesidir. Bunlar sonradan da orucu kaza edemeyecekleri için tutamadıkları her günün orucu yerine fidye verirler. Bu özürlerden biri nedeniyle oruç tutamayan mü’minin Ramazan gününde yemesi ve içmesi günah değildir. Ancak Ramazanın azametini dikkate alarak, yemeyi ve içmeyi aleni yapmamak gerekmektedir.

Ramazan orucu ertelenebilir mi?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İman bütün ibadetlerin ön şartıdır. İmanı olmayanın yaptığı hiçbir iş ibadet niteliği taşımaz. Ona oruç da denmez zaten, olsa olsa aç kalma, rejim yapma olabilir.

Hocam, Hristiyan biri Müslüman orucu tuta bilir mi?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Oruç Müslüman, akıllı ve ergenlik çağına ulaşmış olanlara farzdır. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/87) Oruç tutmakla yükümlü olma şartlarını taşıdığı hâlde yolculuk, hastalık, yaşlılık, gebe veya emzikli olmak gibi bazı özel durumlardaki kimselere oruç tutmama ruhsatı verilmiştir. Bu kişilerin mazeretleri geçici ise daha sonra kaza etmeleri, ölünceye kadar kalıcı ise her bir gün için bir fidye vermeleri gerekir. Diğer yandan kadınların hayız ve nifas halinde oruç tutmaları haramdır, bu şekilde tuttukları oruç geçersiz olur. Bu hallerinde tutamadıkları oruçları daha sonra kaza etmeleri gerekir. Oruç tutmakla yükümlü olmamakla birlikte, ergenlik çağına gelmeyen çocukların alıştırılmak ve ısındırılmak maksadıyla namaz kılmaları ve oruç tutmaları teşvik edilir. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.), yedi yaşından on yaşına kadarki sürede çocuğun namaza alıştırılmasını istemiştir. (Ebû Dâvûd, Salât, 26 [494-495]; Tirmizî, Salât, 299 [407])

Oruç tutmakla yükümlü olmanın şartları nedir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Ramazan ayında inanmayarak oruç tutmayanlar için Ramazan ayının kutsiyeti filan yoktur. Bu kutsiyet mü'minler içindir. İhmalden veya cehaletten dolayı oruç yiyenler için ise böyle dememek isteriz. Netice olarak Ramazan ayındaki kutsiyet, bilhassa onun orucu iledir ama gecesi ve gündüzünün küçük veya büyük günahlardan arındırılması gerekir.

Ramazanda oruç tutmayan biri gündüz veya akşam iftar sonrası kebairden birini iş
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Alenen yemek yenen bir yere servis yapmanız harama yardım etmeniz demektir, hata etmiş olursunuz. Oruç tutması farz olmayanların da bulunabileceği bir yere yapacağınız servis ise böyle değildir.

Ramazan ayında gündüz oruç tutmayan insanlara yemek götürmek caiz midir? Mesleği

dini sorular konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Ümmeti Muhammed’in bu asırda belki de en çok mağdur olduğu, aslını idrakten mahrum olduğu nimetlerden biri de Kadir Gecesi nimetidir. Onlarca yıl yerine bir geceyi ihya ederek âbad olup, cennete nail olmak gibi büyük bir nimet ve lütuf olan bu gece, kandillerle ve simitlerle geçiştirilecek bir gece değildir. O, bir gezi ve muhabbet gecesi olamaz. Bunun için Kadir Gecesi ile ilgili olarak şu hususlara dikkat edelim: 1-Bu geceyi Allah Teâlâ Ramazan ayı içinde gizlemiştir. 27. gece diye kesin bir gece yoktur. En muhtemel günlerin en ihtimalli gecesi, kesinlik ifade etmemektedir. Her şeyi matematik kurallarına göre ve yükünü azaltarak halletme alışkanlığımızı bu geceye de uygulamaya kalkıştığımız için böyle bir sonuçla karşılaştık. Aslında işin sırrı onu bütün bir ay boyunca arıyor olmaktır. 2-Bilhassa son on gün Kadir Gecesi için yüksek ihtimalli gecelerdir. Dolayısıyla son on gününü, daha yoğun bir Ramazan günü olarak geçirmek gerekirken, Ramazan ayının sonuna doğru bitkinlikler gösterilen bir ortamda bitirilmektedir. 3-Kadir Gecesinde ne yapılabilir? Bu soruyu Aişe radıyallahu anha annemiz Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme sorduğunda şu cevabı almıştır: “O gece şöyle dua et: Allah’ım! Sen çok bağışlayıcısın. Kerimsin. Bağışlamayı seversin. Beni bağışla.” Demek ki o gece Allah’a el açma gecesidir. Maksat günahlardan kurtulmaktır. Günahlardan kurtulacak işleri yapmaktır. Bize Kadir Gecesini tanıtan sevgili Peygamber’imiz sallallahu aleyhi ve sellem, bunun dışında özel bir ibadet tanıtmamıştır. Ashabıkiram ve diğer selef büyükleri mescitlere kapanıp, bu geceyi çevrelerinden uzak, seccadeleri başında tevbe ve istiğfarla, tefekkürle geçirmişlerdir. Onlardan iyisini yapacak durumda değiliz. Kadir Gecesini -camiler bile olsa gezerek geçirmek, özel yemeklerle ihya etmeye kalkışmak ciddi bir zayiattır. Umudumuzun, kaynaklarımızın zayi edilmesidir.

Kadir gecesi nasıl değerlendirilmeli?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Orucun sahih olması için niyet etmek şarttır. Niyetsiz oruç makbul değildir. Ramazan orucuna, akşamdan itibaren kuşluk vaktine kadar niyet edilebilir. Şöyle ki: Normal olarak oruca, sahur yemeğini yedikten sonra niyet edilir. Ancak sahurda uyanamayıp yeme içme zamanının bittiği imsak vaktinden sonra kalkan bir kimse, güneş doğmuş olsa bile kuşluk vaktine kadar o günün orucuna niyet edebilir. Yeter ki imsak vaktinden sonra orucu bozacak bir şey yapmasın. Niyet oruçta da diğer ibadetlerde de esasen kalp ile olur. Yani geceleyin, yarın oruç tutacağını kalbinden geçiren kimse niyet etmiş demektir. Oruç tutmak düşüncesi ile sahur yemeğine kalkan kimsenin bu düşüncesi uygulamalı bir niyettir. Oruca kalp ile niyet etmek yeterlidir. Ancak kalp ile yapılan bu niyeti dil ile söylemek müstehap görülmüştür.

Oruca ne zaman ve nasıl niyet edilir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

-Ona iman ederek: Allah’tan indiğine, indiği gibi hiçbir müdahale görmeden kaldığına tek bir kelimesi hatta harfinin dahi değişmemiş olduğuna, içinde ne varsa kayıtsız ve şartsız teslim olunacağına iman etmek, bu iman ile amel etmek. -Ona hak ettiği saygı ve ilgiyi göstererek: Çünkü o, Rabbimizin sözüdür. Ona saygı Rabbimize saygıdır. İbni Abbas radıyallahu anhuma diyor ki: ‘Kim Allah’ı sevme iddiasını test etmek istiyorsa kendisini Kur’an’la ölçsün; eğer içinde Kur’an sevgisi varsa o, Allah’ı sevmektedir. Zira Kur’an Allah’ın sözüdür.’ -Hayatlarını ona adayanlara, adı onunla anılanlara farklı ilgi göstererek: O Allah’tan Cebrail’e , ondan peygamber aleyhisselama, ondan da ağızdan ağza devam eden bir halka zinciri ile taşınıyor. Onu öğrenmek o halkaya katılmaktır. İlki Peygamber aleyhisselam, sonrası Cebrail ve Allah olan bir zincire katılmaktır. Onu okumayı da kendine has tecvid, talim gibi inceliklerini gözeterek yapmak esastır. Onu okurken bir kitap gibi okumaktan çok, Rabbimiz ile konuşur gibi, O’nu dinler gibi okumak; mahzun ama umut dolu bir yürekle doya doya okumak, okurken coşmak imanın gücünü gösterir. Zaman zaman okumak yerine istikrarlı bir programla okumak, okumayı günlük bir vird haline getirmek en güzelidir. -Ne dediğini anlamaya, anlaşılan üzerinde düşünmeye çalışarak: Okuduğu her ayeti konusu ne olursa olsun kendisi ile ilgili görüp, onda hayatına uyarlayacağı şeyler aramak, okumanın sayısal çokluğu ile değil etkisi ile ilgilenmek esastır. -Yürüyen Kur’an olarak: Asıl olan da budur. Ne diyorsa ona göre yaşamak, onu hayatın ilk ve yegane kural koruyucusu görmek, onunla ahlaklanmak, dostunu dost düşmanını düşman bilmek, ver dediğini vermek al dediğini almak… Yürüyen Kur’an olmak.

Ehli Kur’an nasıl olunur hocam?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Oruç tutmaya gücü yetmeyen düşkün ve yaşlı kimseler ile iyileşme ümidi olmayan hastalar, Ramazan ayının her günü için bir fidye verirler. Fidyenin tutarı aynen fitre kadardır. Fidye vereceği yıl, verilen fitre ölçü alınarak verilir. Fidye, fitre verilebilen fakirlere verilmelidir. Herhangi bir hayır gibi kullanılmamalıdır.

Fidye ne demektir?

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.