Fetva Meclisi
Soru
Rabbimin beni sevip sevmediğini, yaptığım ibadetleri kabul edip etmediğini bilebilir miyim?
Cevap
Benzer fetvalar
Sizin bu şikâyetiniz neredeyse her Müslüman'ın öyle veya böyle şikâyetidir. Çünkü biz, bir kulluk savaşı veriyoruz. Şeytana mağlup olmadan Rabbimize kavuşmayı diliyoruz. Kesinlikle bu bir mücadeledir; temenni ile, umutla elde edilir bir şey değildir. Sizi bu hâlinizle, başkasını da bir başka şey ile oyalayacaktır şeytan. Biz ise, imtihanımız her ne ise onu başarmak için uğraşacağız. Peygamberlerden bir peygamber bile olsak durum bu olacaktı. Siz, 1- İmanınızı tartışma konusu yapmayın, öyle bir ortamda bulunmayın, 2- Asla, Allah'tan ve rahmetinden umut kesmeyin. 3- Fasıklarla beraber bulunmayın, onların gündemlerine katılmayın. 4- Yaptığınız ibadetleri az bile olsa asla küçük ve basit görmeyin. Bir kere 'Sübhanellah' demenin cennet demek olduğunu bilin. 5- Sizden daha iyi olduklarına itimat ettiğiniz bir grubun içinde bulunun. Onlarla programlı bir şekilde işler yapın. 6- Dengeli işler yapın; sadece zikir, sadece siyaset, sadece oruç gibi işler yapmayın. Farzların bütününü, nafilelerin de yapabildikleriniz kadarını yapmaya çalışın. Gerisini de Allah'a bırakın; şeytan, tevazu kılıfı ile sizi tuzağa düşürmesin. İyi haberlerinizi bekleriz. Allah'a emanet olunuz.
Yaşadığımız hayat aslında olduğu gibi imtihandır. Siz de yaşadığınız bu süreci her ayrıntısıyla imtihan olarak kabul edin. Herkes bir çeşit imtihan olacak. Sizin sınavınız da bu. Şeytanın sizi sendeletmeye çalıştığı bu süreçte daha sıkı tutunmaya çalışarak, bunun için ter akıtarak, mücadele ederek geçirdiğiniz müddetçe kazanacaksınız. Yılıp bir kenara yığılmaktansa sabredip sebat ederek kazanmaya çalışın. Bulunduğunuz noktada şeytan yorgunluğunuzla, tahammüllünüzün azalmasıyla, nefse süslü, cazip gelenlerle vurmaya çalışıyor. Rabbimize kul olmak, nefislerimize ağır gelecek imtihanlara karşı hazır yaşamaya çalışmak demektir aslında. Şeytan, Allah'ın kulu olmaya çalışan her tesettürlü mümin kadını içinde bulunduğu hayat üzerinden kıyaslar yaptırarak yıpratmaya çalışır. Tesettür, mümin kadınlar için bir nefis mücadelesidir. Tesettürümüz, Rabbimize ne kadar samimi bir kul olmak istediğimizi ispatlayabileceğimiz, şeytanın fısıltılarına, kandırmalarına rağmen dimdik sokaklarda gezip gezemeyeceğimizi göstereceğimiz, dünyada akıttığımız terlerin karşılığını cennette en güzel şekilde almayı umacağımız, kıymeti ancak Rabbimizin katında verilebilecek kadar şerefli bir ameldir. Başörtüye sadece dünyalık gözüyle “saçları örten bir kumaş, filanca rengin tenime daha çok yakışması” mantığı ile bakılırsa bu durumda ömrü de kısa bir amel olur. Ancak ahirette beni azaptan kurtaracak, cennette en özel, en kıymetli, en şerefli yere taşıyabilecek iş olarak baktığımızda caddede tesettürünle yürümenin nasıl bir izzet olduğunu hissettirecektir Rabbim. Tesettür konusu şu an sizin imtihanınız. Buna sabretmeniz, nefsinizle mücadele etmeniz, Rabbinizden yardım istemeniz bir sonraki imtihanınızla karşılaştığınızda sizi daha güçlü bir irade sahibi haline getirecektir. Sabredin. Etrafınızdaki insanları, arkadaşlarınızı sizin kıyafetinizi benimseyenlerden oluşturun. Şimdiye kadar bildiklerinizi yeterli görmeyin. Devamlı okuyun. Daha çok öğrendikçe aldığınız keyfin, lezzetin arttığını fark edeceksiniz. En çok da kendinizi bolca dua edin.
Evet, Allah tealayı seviyorum demekle sevmiş olmuyoruz. Sevmenin gerçekliği ve gereklerinin yapılması şarttır. Aksi takdirde insan kendisini oyalamış olur. Ne dünyada ne de ahirette iddia ettiği sevginin sonuçlarını da göremez. Bunun için yapılacak ilk iş Allah'ı tanımaktır. Bu da onun mübarek isimleri ve sıfatlarıyla başlanacak bir eğitimdir. Sonra da onun nimetlerini hatırlamak ve o nimetlerin sahibi olarak onu çokça zikretmek gerekir. Bunun peşinden de ona iman eden ve imanının gereğini yapanlar için hazırladığı cennetleri, cennetlerdeki nimetleri hatırlamak gerekir. Bütün bunların gereği olarak da emrettiği kulluğu, ibadetleri yerine getirmek, yasaklarından kaçınmak şart olur. Sonra da güçlü bir silah olarak dua etmek gelir. Böylece kul, sevdiğini iddia ettiği Allah'a itaat etmiş, boyun bükmüş olur. Onu razı etmek için gayret eder. Onu sevmesinin ilerisine hiçbir sevgiyi geçirmez. Onun peygamberini ve sevilmesini emrettiklerini sever. Müminler onun gözünde büyür ve değerli olur. İman ehli olmayanlar da sevmediği ve bir arada olmadığı kimseler olarak kalır. Allah'ın dinini korumayı, onu değerli tutmayı, dinine dil uzatılmasını bile kabullenemez. Gerekli tepkileri gösterir, yapılması gerekenleri isteyerek yapar. Dili Allah'ı zikirle taptaze olur. Allah'ın Kur'an'ını gece gündüz okur. Ve her şeyin özeti olarak Allah ile buluşmayı özler, cennetlerini özler, dostlarını özler.
Biz Allah’ın kullarıyız. Bizi yaratan, kaderimizi yazan odur. Böyle inanıp böyle yaşayan için hayat kısa bir imtihandır. O imtihanda elinden geleni yapar, gerisini Rabbine bırakır kul. Böylece de her durumda kalbi huzur içinde olur. Asla bugünkü durumunuza size son on dakikanızdır denecek durum arasında fark görmeyin. Şimdi de o on dakikada da siz Allah’ın kulusunuz, sizin için bir şey değişmemelidir. Allah tamam demedikçe sizi kimse bu dünyadan çıkaramaz. Adına hastalık dönemi demeyin, hayatınızın bir anı deyin, öyle görün, şeytan sizinle oynamasın, ona fırsat olacak dalgınlıklar içine girmeyin. İşinizi ve meşguliyetinizi hiç bırakmayın. Gücünüz yettikçe çalışın. Doktor izin vermeyince kenara çekilin. İbadetler ve sadaka için son nefes engeldir. Son nefesinize ise sizin bilmediğiniz kadar uzun bir zaman vardır. İki şeye dikkat edin. Birincisi size moral kırıcı telkinlerde bulunacak arkadaştan uzak durun. İkincisi de, başta Kur'an ve zikir olmak üzere manevi takviyeyi eksik etmeyin. Kur'an okuyun. Hayat sizi sıkıştırdıkça Kur'an’a sarılın. Dua edin. Allah Teâlâ’dan size afiyetler dilerim, sıhhatiniz için dua ederim.
İmanımız, inancımız elbette en önemli kıymetlilerimiz. Bununla birlikte duruma bütüncül yaklaşmak gerekiyor. Anlıyorum ki aslında bir çaba içerisindeniz lakin daha çok, daha daha çok çaba ve gayret göstermelisiniz. Sizin durumunuzda olan kişiler, inandıkları değerlerden ziyade nasıl hissettiklerine dayalı karar verme eğilimindedirler. Sizde değerlerinizle değil daha çok duygularınızla karar veriyor olabilirsiniz. Kimse daha sonra çok pişman olacağı bir karar vermek istemez aslında, ancak bazen imtihanlı tarafımızla yaklaşıp duygularımızı coşturup, arzularımız doğrultusunda hemen eyleme geçeriz. Sonuç ise utanç ve derin pişmanlık. Sendeki bu sarmal döngüyü neler besliyor, altında hangi duygular var mutlaka işin ehli biriyle çalışıp öğrenmelisin. Sendeki sorunun ne olduğunu anlayana kadar tedavi edemezsin. Yalnız kaldığın zamanlarda neden bu günaha yöneldiğinin altında yatan nedenler elbette var lakin insan bazen kendi sorunlarına etiket koymak, yüzleşmek istemez. Gün içinde sıklıkla aklınıza cinsellik ya da izlediğiniz bazı görüntüler geliyorsa, sizi zorlayan hisler ve durumlardan sonra yalnız kalıp günahınıza giden yollara hazırlık yapıyorsanız, bu günahı eyleme döktükten sonra pişmanlık ve hemen yenilenme ve tövbe ediyorsanız, hem de bu durumlar bir döngü şeklindeyse nerede olursanız olun ister evinizde, ister Kâbe'de siz bir bağımlısınız kardeşim. Öncelikle bu durumu gerçekçi bir şekilde kabul etmelisiniz. Sonrasında hiç zaman kaybetmeden bunun üstüne özel çalışacağınız planlamalar yapmalısınız. İffetli, namuslu ve temiz olma niyetiniz ve çabanız hiç bitmesin. Buna namazı, sünnet namazlarını, Kur’an’ı, sabah akşam zikirlerini merkeze alarak başlayabilirsiniz. Kendiniz için bol bol dua ve tövbe edin ve hep yaptığınız işlerden farklı işler yaparak bu durumdan inşaallah kurtulabilirsiniz. Mesela çok yoğun duygular geldiğinde yalnız bir odaya gidip kendinizle uğraşmak yerine hızlıca dışarı çıkıp yürümek, bir şeyler dinlemek ya da spor yapmak gibi başka uğraşı alanları geliştirebilirsiniz. Beyin sıklıkla aynı şeyleri düşünüp aynı eylemlerde bulunduğu için artık hep bunu ister. Ona istediğini vermeyerek döngüyü kırarak ve bu kırmaların sayısını arttırarak güçlenirsiniz. Sizi bu günaha götüren tetikleyiciler neler listeleyebilirsiniz. Örneğin boş ev, istek duygusunun fazlalığı, uykuya geçerken telefonunun yanında olması, yalnızlık duygusu vb. birçok şey olabilir. Başta da ifade ettiğim gibi daha çok, daha çok çaba… Rabbimiz, gerçekten iyileşmek için öncelikle kararlı bir istek, tüm hayatını tekrar düzenleyebilme azmi ve kuvveti versin inşaallah.
Allah'ı tazim, onu yüceltmek ve bu yüceltmenin gereğini yapmak Müslüman olmanın sonucudur. Böyle bir görevi 'yaparsak iyi olur' mantığı ile inceleyemeyiz. Kişinin dindarlığını ispat eden en önemli göstergelerden biri olarak ele alınmalıdır. Bunu yapabilmek için de şu ayrıntılara dikkat edilmelidir: Allah tealayı onun kendisini tanıttığı gibi tanımak gerekir. İsimleri ve sıfatları ile bilinirse saygı da ona göre yapılır. Sadece kutsal bir isim olarak Allah demek var bir de isimlerindeki ayrıntılarla onu tanımak var. Allah'ı hakkıyla bilmenin ve ona tazim göstermenin içini doldurmak için onun mahlukatının ne kadar büyük ve muhteşem olduğunu bilmek gerekir. Mahlukatının muhteşemliği bilinince onları yaratan Allah daha iyi bilinmiş olur. Buna insanın kendisinden evrendeki mahlukata kadar her şeyi dahil edebiliriz. Hacim olarak büyük ve muhteşem olan mahlukatı yanında küçük gibi duran ama Allah'ın sanat ve hikmetini ortaya koyan eserleri de bu anlamda incelenmelidir. Allah'ın sözü olan Kur'an'ı, dinini saygın tutmak, emir ve yasaklarına özen göstermek Allah'ı yüceltmektir. Aksi de Allah'ı bilememek, onu hakkı ile tanıyamamaktır. Allah'ı tazim ile bilmenin ve anmanın en önemli gereklerinden biri onu hiçbir şeye benzetmemektir. Allah'ın kaderine teslim olmak, kul olarak elinden geleni yaptıktan sonrasında ona tevekkül etmek, Allah'ı zikir ve tesbih etmek, namaz ve benzeri onun emri olan ibadetleri hakkıyla takdir edip eda etmek, kulun yaptığı işlerinde ihlaslı olması gibi kalp ve bedenin Allah'a teslim edildiğini ispat eden ameller ve davranışlar da tazimin gereklerindendir.
Allah'ın razı olduğu kul olmak konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. İman ehli olarak ölmek için neler yapılması gerekiyorsa sizin reçeteniz odur: - Haramları sıfıra indireceksiniz. Sıfır haramlı olmalısınız. - Allah'ın farzlarını eksiksiz yerine getireceksiniz. - Yapabildiğiniz kadar nafile ibadet yapın. - Mü'minlerden oluşan bir salih kardeş çevreniz olsun. - Ailenizle kenetlenin, son kaleniz gibi davranın, sıkıntılarına katlanın. - Çok dua edin. Allah yardımcınız olsun.
Sevmek kelimesini biz kendimiz için kullandığımız gibi Allah Teâlâ için de kullanırsak yanılırız. Evet, Allah Teâlâ sever, bütün mümin kullarını sever, özellikle de peygamberlerini daha çok sever, Muhammed aleyhisselamı da hepsinden çok sever ama bu sevgi bizim üretip kullandığımız sevgi değildir. Onun sevmesini razı olması olarak anlarsanız rahat edersiniz. O seviyorsa kulundan razı demektir. Razı olma süreci de o bahsettiğiniz bin bir sınavdan sonradır zaten. O sınavlar sevilen bir kul olmayı sonuç olarak getiriyor.
Bacı, ne yaparsan yap ama asla Allah'ın rahmetinden, seni ve amellerini kabulünden şüphe etme, asla! Şöyle düşün: Şu anda sen yaşıyorsun. Yaşadığın da nefes almandan belli. Nefes dediğin neredeyse bir saniye kadar küçük bir şey. O küçücük nefesle yıllarca yaşadığın hayatın ölçülüyor. Bir tek nefesi yok edersen hayatın bitebilir. Ameller de böyledir: Küçüğü ve önemsizi olmaz. Nefes gibi... Devam et, yılmadan yıkılmadan devam et. Allah seni görüyor, melekleri şahit oluyor, meraklanma.