Fetva Meclisi
Soru
Ruhu’l-Kudüs kimdir? Kudüs ile bir ilgisi var mıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Bu kelimenin aslı 'temiz olma, pâk olma' anlamınadır. KUDDİSE SİRRUHU ya da KADDESELLAHU SİRREHU şeklinde kullanıldığında ALLAH ONU PÂK ETSİN demek olur. Bunda da hiçbir sakınca yoktur.
Selamünaleyküm. Bunu bir emir veya hüküm olarak anlamak doğru değildir.
Hayır, vebal söz konusu değildir. Bu bir bakış ve tercih meselesidir. Ya da yüreği kavuran bir hasreti ucuza söndürmeme meselesidir.
Selamünaleyküm. AZRAİL şeklinde bir isim Kur'an ve hadislerde yoktur. Azrail'in Abdullah anlamında bir isim olduğu belirtilmiş ve tefsir kitapları başta olmak üzere dini kaynaklarda kullanılmıştır.
Selamünaleyküm. Güzel kardeşim, sen etmiyor olabilirsin ama eden cihadını ediyor. Cihat elbette sadece dua değildir ama sadece kılıç da değildir. Her şey cihat düzeyinde olabilir. Ekonomik, siyasi, sosyal cihat bunların hepsi gereklidir. Bunlarla da Yahudi ezilebilir. Bunu unutmayalım.
Selamünaleyküm. Sadece bir kuruntu olabilir. Kur'anı Kerimi ele alsalar, O’nun ruhunu da bedenini de bulmuş olurlardı.
cebrail konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. a. Mü'min imanı iki bölüme ayrılabilir; açık olan iman nesneleri ve gaybi yani gözle izlenemeyen iman nesneleri. Meleklere iman gaybi olan iman nesnelerindendir. Gözümüzle görmediğimiz hâlde onların varlığına iman ederiz. Aksi takdirde ise iman mümkün değildir. b. Meleklere ait bilgilerimizin önemli bir bölümü Kur'an kaynakladır. Diğer bölümü de sahih hadislerle sabittir. Bu nedenle de tartışılabilir, araştırılabilir bir bilgi değildir onların bilgisi. c. Meleklerle alakalı bilmemiz gereken ve imanımızı tamamlayan bilgiler şöyledir: Melekler de Allah’ın kullarıdırlar. Mübarektirler, değerlidirler, Allah’a itaat durumundadırlar. Allah Teâlâ ile nesep bağları veya ortaklık gibi bir bağları asla yoktur, sadece kuldurlar. d. Melekler nurdan yaratılmıştırlar. Nurdan nasıl yaratıldıkları da bizim için meçhul bir bilgidir. Tıpkı topraktan babamızın nasıl yaratıldığının meçhul kaldığı gibi. e. Meleklerin yeme içme, uyuma gibi ihtiyaçları yoktur. f. Meleklerin erkeklik dişiliği yoktur. Evlenme, çoğalmaları olmaz. g. Melekler insan şekli dahil her şekle bürünebilirler. Mevcut şekillerinin nasıl olduğunu da bilmiyoruz. İşlerinde seridirler. İnsan gibi yürüyerek, koşarak iş yapmazlar. Ne yaparsa yapsınlar, o yaptıkları kendi kudretleri ile değil, Allah’ın onlara yaptırması iledir. Bu nedenle de işlerinde sonsuz bir organize ve kudret vardır. Yaptıkları işlerin insan standartlarında hayal edilmesi bile mümkün değildir. Buna rağmen usanma ve yorulmaları yoktur. h. Meleklerin mekânı genellikle göklerdir. i. Meleklerin sayısı hakkında bir bilgi yoktur ama rakam olarak da mevcut sayma sayılarımızın çok üstünde bir rakamla var olduklarını tahmin ediyoruz. j. Meleklerin bilgisi insan bilgisinin çok üstündedir hatta insanların bilgisi ile oranlanması mümkün olmayan bir bilgiden de söz edebiliriz. k. Meleklerin de kendi aralarında daha üstünü olanları vardır. Bazılarının ismi Kur'an’da bize bildirilmiştir. Cebrail, Mikâil, İsrafil bu ismi bildirilenlerdendir. Farklı işlerde ve farklı yerlerde görevleri olan meleklerdir bunlar. Kimi bir insanla ilgili iş görür, kimi bir coğrafyadaki işi görür. Kimileri insanların amellerini takip eder. Kimi Arş’ı taşır. Kimi sadece tesbih, rukâ, secde eder. l. Melekler ve insanların bağlantısı çok önemlidir. Adeta melekler bizim ahiretimizin belgeleri durumundadırlar. Onun için de melekle evler, iş yerleri, melekli okullar oluşturmak gibi bir gayemiz olmalıdır. Bu evde melek olur mu olmaz mı diye incelememiz şarttır. Bu sayede Allah Teâlâ’nın büyüklüğünü idrak ederiz. O imanla da şükür noktasında hareketlenmemiz olur. Meleklere iman etmek, onları sevmek daha dindar yaşamaya teşvik eder. Bir nevi yirmi dört saati uyanık gibi olan mü'min durumunda olmaya yardım eder bu iman. Onların biz kol kanat germesine talip oluruz ve bu biiznillah gerçekleşir.
Peygamber aleyhisselam efendimizin sünneti ile alakalı net bir bilgimiz yoktur. • Sünnetli doğduğu, • Cebrail aleyhisselamın onu sünnet ettiği, • Dedesinin sünnet ettirdiği şeklinde farklı bilgiler vardır. Bu bilgiler arasında ise kesin denebilecek bilgi yoktur. Sünnet olmak farz değildir ama Müslümanlık simgelerindendir. Kasten yapılmamasını dine karşı bir çıkış gibi anlamak mümkündür.
Elbette, Cebrail aleyhisselamın öğrettiği gibi söylemek/söylemeye çalışmak en güzelidir ama anlamı kökten değiştirecek bir hata ile söylemedikçe hele hele kasten ve ihmalde yapmadıkça da biiznillah sorun yoktur.
Selamünaleyküm. Bu hadis vardır ama zayıf bir hadistir. Zayıf hadis olması ise itikat derecesinde amel edilmesine manidir. Kesinlikle her şey kaderledir. Kesinlikle her kul, kader yokmuş gibi çalışıp üzerine düşeni yapacaktır. Kesinlikle kaderdeki karşısına çıkan kul, itaat edip sabredecek ve kazanacaktır. Ölçümüz budur.