Fetva Meclisi
Soru
Okuduğum bir kitapta rükûda gözlerin secde yerine bakması ile ilgili bir yazı vardı. Bu, mezhepten mezhebe değişir mi? Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem nasıl yapardı?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Kalbi huzurda tutacak ne ise onu yapmak en uygunudur.
Başka yerlerde olduğu gibi Mescid-i Haram’da namaz kılan kimse de secde edeceği yere bakar. Zira Resûlullah (s.a.s.), namazda kıyam hâlinde secde mahallinebakardı. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/48; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 1/477) Başını çevirmeden gözünün görüş alanına giren bir noktaya bakmasında da kerâhet yoktur. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/64) Buna göre, namaz kılan kimse Kâbe’ye de bakabilir.
- Namazda ruku anında gözlerin tabii görme noktası ayak önüdür, oraya bakılır.
Selamünaleyküm. Namazda esas olan huşu ile kılmaktır. Bu nedenle de secde mahalline bakmak tavsiye edilmiştir. Kâ'be'de ise huşua katkısı bakımından Kâ'be'ye bakılabilir. Eğer tavaf edenler ve benzeri huşu dağıtıcı nedenler varsa yinei secde mahalline bakmak esastır.
Namazda ayakların secdede, tahiyyatta alacağı yön şekli namazı etkileyecek bir durum değildir. Özellikle de sizin gibi mani bir durumdan ötürü yan duruyorsa namaza hiçbir zararı yoktur. Allah kabul buyursun.
Namazda asıl olan huşuu korumaktır. Dikkati dağıtan her şey namaz için sakıncalı kabul edilir. Bunun için de namazda SECDE YERİNE BAKMAK gerekir denmiştir. Harem'de namaz kılarken huşuu sağlamaya katkısı olabilir diye Kâbe’ye bakılabilir de dendi ise de kişi kendisini tartmalıdır; kalp huzuru ve dikkati nasıl daha derli toplu oluyorsa onu yapsın.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Bakkaldan bir şeyi parasını verip alır gibi dua yapılmaz. Dua, Rabbimizden istemektir. O ise bizim için daha hayırlı olanı verir. Her duamız bizim istediğimiz gibi kabul olsa dünya hayatının ne yararı olur? Böyle düşünmemelisiniz. Siz sadece hamilelik, bedeniniz gibi kısa ve küçük şeyler üzerinden dertleniyorsunuz, sıkıntı da sizi oradan buluyor. Hayatı daha uzun ve daha geniş düşünmelisiniz. Duayı da üzerinizdeki bir görev gibi görün, görevinizi de yapın gerisine karışmayın. Bakın o zaman rahat ettiğinizi göreceksiniz. Allah yardımcınız olsun.
ŞERİAT İslam demektir. İnsanlar toplu kültür baskısı altında bu kelimeyi anlamadan reddetmektedirler. Sizin veya bizim 'Şeriat iyidir' şeklinde bir düzeltme kampanyası yürütmesi/yürütmemiz sonuç vermez. Bunun yerine insanlara dinimizin bütününü anlattığımız eğitimler, konuşmalar yapmalıyız. Bütünü bildiklerinde o bütünün adının Şeriat olduğunu anlayacaklardır. Savunma yapmanın yararı yoktur. Bile bile insanların daha fazla düşman olmalarını da getirebilir o tartışmalar. Buna dikkat etmelisiniz. Ayrıca bu ve benzeri konular bir hidayet meselesidir. Allah Teâlâ'nın kulağını açmadığı kalplere bir şey akıtmak mümkün olmuyor. İnsanların hidayeti için dua ediyor olmalıyız. Bir ilave olarak da belki uzun vadede yapılacak bir çalışmadır bu, insanlara bilgi kirliliğinin bulunduğunu, toplum psikolojisi ile bizi bir potada erittiklerini de izah etmenin yararı olur. Neticede ise her şey bir hidayet meselesidir.
İmanın tazelenmesi, onu tehlikeye düşecek şeylerden uzak tutmak bilakis güçlendirecek ibadetlerle ve ilimle donatmaktır. Yoksa yeniden iman edin demek değildir.
İhlasla okunan Kur'an âyetlerinden sonra okuyanın suya üflemesinin biiznillah faydalı olacağını umarız.
Tarihi bir roman mantığı ile anlatırsak gıybet veya iftiraya bile düşmemiz mümkündür. Bunun ötesinde tarih çapında da olsa belgeye dayandırılan görüşlerden ötürü özellikle de ders kazanmak için anlatılan tarih vebal nedeni olmaz inşaallah.
Sistem ne olursa olsun biz Müslüman karakterli olmaya mecburuz. DAHA AĞIR BİR SORUN OLUŞTURMADIKÇA elle, elle yapamadığımız zaman da dille engel olacağız. Kötülüğe sessiz kalmayı içimize sindiremeyiz. Elle veya dille bir şey yapamadığımız zaman kalbimizi aktif tutup, imanımızın bu durumu kabullenmediğini meleklere ispat etmiş oluruz biiznillah. Şu kadar var ki, bu yaptıklarımızı ya da yapmamız gerekenleri BİR GENÇLİK HAREKETLİLİĞİ ile mi yoksa gerçekten imanımızın gereği bir iş olarak mı yaptığımızı iyi tahlil etmeliyiz. Macera ile ibadeti birbirine karıştırmamız tehlikeli olur. Mesela zina yapılan bir ortamda büyük bir günah işlenmektedir. Bizim eylemimiz, ZİNAYI İNKÂR neticesi getirirse bu durum, büyük günahı imandan çıkmaya itmiş olmaktır ki, takdir edersiniz bu bir tehlikedir. Gördüğünüz gibi ateşle oynamaya benzer bir tehlikeyi çok dikkatli ele almak gerekiyor.