Fetva Meclisi
Soru
Hocam, zehirle ilgili dini kurallar nelerdir? Eşim kimyasal bir iş yapıyor. Yaptığı işte neredeyse her kutunun üstünde bu zehirlidir ve sağlığa zararlıdır yazıyor. Böyle bir iş yapılabilir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
İnsan veya hayvan şeklinde üretilen mankenler yasak olan putlara benzediği için üretilmeleri ve kullanılmaları caiz değildir.
Sözünü etiğiniz üretim hakkında net bir bilgimiz yoktur. L-Cysteine olarak bilinen ürün ise zikrettiğiniz (ki öyle olması yüksek ihtimaldir) hiçbir şekilde kullanılması caiz değildir. Ekmekte veya başka bir nesnede kullanılamaz. Kullanıldığı takdirde o ekmek veya başka bir ürün yenemez. İnsandan alınan bir parçanın eşya gibi kullanılması caiz değildir. Bu parçanın atılacak bir saç olması hükmü değiştirmez.
İslam dini, insanları maddi-manevi zarar ve kötülüklerden korumak için birtakım kurallar koymuş; zararlı, kötü ve pis şeyleri yasaklamış; temiz ve faydalı olanları ise helal kabul etmiştir (Bkz; Bakara, 2/168, 173; A‘râf, 7/157). Bu kapsamda bizzat Hz. Peygamber (s.a.s.) tarafından eşek etinin yenilmesi haram kılınmıştır (Bkz; Buhârî, Megâzî 38; Müslim, Nikâh 29). İslam âlimlerine göre hayvanların sütünün içilmesinin hükmü, etlerine tâbidir. Buna göre eti yenen hayvanların sütünün içilmesi caiz, eti yenmeyen hayvanların sütünün içilmesi ise caiz değildir (Merğînânî, el-Hidâye, IV, 78; İbn Kudâme, el-Muğnî, IX, 425). Buna göre, eşek etinin yenilmesi caiz olmadığından sütünün içilmesi de caiz değildir. Şu kadar var ki bir hastalığın tedavisi için, helal maddelerden elde edilmiş bir ilaç henüz üretilmemiş ya da üretilen bu ilaca ulaşma imkanı yok ise, haram olan bir maddenin meslekî ehliyet ve dürüstlüğüne güvenilen uzman bir doktor tarafından tavsiye edilmesi halinde, kullanılması dinen mübah olur. Çünkü “Zaruretler yasakları mübah kılar” (Mecelle, md. 21). Buna göre, meşru tedavi yöntemleri bulunduğu sürece eşek sütünün tedavide kullanılması caiz değildir.
Bu çağın önümüze getirdiği elektronik oyunların hayatımızda ciddi bir yer işgal ettiği açıkça görülmektedir. Küçük bebeklerden aile reisi insanlara kadar bir hastalık boyutunda toplumu etkisi altına alan salgına dönmüştür ne yazık ki. Uzun zaman geçmeden eşler arasında ayrılma nedenlerinde ilk sıralara bile taşınabilir diye endişelerimiz yok değildir. Bu tür oyunlar için söylenecek ilk söz mübah olmasıdır. Mübah, farz değil haram değil demektir. Yani serbest bir konudur. Bu temel kuraldan sonra ayrıntılara göre bu oyunların hükmü de değişebilir: • Zarar ve fesat kavramı devreye girdiğinde bu oyunlar için sakınca da devreye girer. Söz konusu “zarar”, ekonomik, dini, ahlâki veya sağlıkla ilgili olabilir. Hangisi olursa olsun zarar veren giderilir. Kural böyledir. • Bu konuda karar verileceği zaman genel duruma bakılır. Mesela genel olarak sakıncasız ama bir iki kişinin oynamasında bir sakınca var diye, umumi bir yasak olmaz. Aynı şekilde, genelde zararlı ama bir iki genç o oyunları yararlı işlerde değerlendiriyor diye de müspet bir karar verilemez. Karar yoğunluğa göre verilir. • Söz konusu oyunlar akidemiz açısından zarar veriyorsa mesela kâfirlerin sempatik olmalarını sağlıyorsa, onların dinlerinin veya sistemlerinin reklamını yapıyorsa, haramlardan bir haramı göz önüne çıkarıyorsa; ahlâk erimesine neden oluyorsa; avret teşhiri, kadın erkek avreti hassasiyetini yıpratmaya neden oluyorsa; öğrencilerin derslerini, iş sahiplerinin işlerini etkiliyorsa; sağlık açısından sakıncalar oluşturuyorsa, insanların akıllarını donduruyorsa; mal israfı nedeni oluyorsa; aile düzeni açısından risk oluşturuyorsa… Bu oyunların oynanmasına haram bile diyebiliriz. Bunun dışında genel hüküm mübah olmalarıdır.
Kimsenin dini üzere yaşayıp gitme garantisi yoktur. Gece ve gündüzün birbirini kovaladığı gibi bir macera içinde kendimizi ölünceye kadar sürecek bir mücadele içinde tutmalıyız. Yılmak ve yıkılmak yoktur. İmtihandır bu, biiznillah kazanıncaya kadar sürdüreceğiz o mücadeleyi. Asıl olan Müslüman kadının evinde kalıp çalışmamasıdır. Kadın, evinin kraliçesi gibi olmalıdır. Asıl olan budur. Kadın, ağır hayat şartları gibi bir nedenle çalışabilir. Bu haram değildir. “Kadın çalışmaz, haramdır” diye bir kural yoktur. Kadın, kendisini yabancıların suyunda kaybetmez diye bir kural vardır. Herkes çalıştığı için çalışmak olmaz. Kadınlığın ve anneliğin zarar görmeyeceği bir işte çalışılabilir. Bir önemli husus da iş nedeniyle haramla temas sorunudur. Kadın erkek karma ortamlar, erkeklerin tacizi ile karşılaşma gibi durumlar söz konusu ise çalışma için de yasak devreye girmiş demektir. Böyle bakıp değerlendirebilirsiniz.
İnsan sağlığı açısından zararlı olan bir şeyin yenmesi caiz değildir. Zarar oranına göre mekruh veya haram olur.
çalışmak konusundaki diğer fetvalar
Üvey babanız sizin ihtiyaçlarınızı karşılamak zorunda değildir. Karşılarsa mübarek bir iş yapmış sayılır. Sizin ihtiyaçlarınızı temin etmede öz babanız sorumludur. Dolayısıyla üvey babanızı daha doğru olanı tercih etmediği için eleştirmeyin. Bir kadın meşru sınırlara riayet ettikten sonra evinde de dışarıda da çalışabilir. Örneğin eczanede erkek müşterilerle sulu/gevşek iletişim kurmadıktan sonra sorun olmaz. https://fetvameclisi.com/fetva/bir-kadinin-eczanede-calismasi-caiz-midir https://fetvameclisi.com/fetva/780-kadinin-ticaret-yapmasi-ve-calismasi-caiz-midir
Öncelikle sizi tebrik ederim. Rabbim ömür boyu tesettürünüzü şerefle taşımanızı ve kendinizden sonrakilere örnek olmanızı nasip eylesin. Kadının zorunlu bulunması gereken alanlar vardır. Tıp ve sağlıkla ilgili alt dallar zorunlu alanlar olarak tanımlanmaktadır. Bunun dışındaki alanlarda kadının çalışma zorunluluğu bireysel olarak değerlendirilmelidir. Giymeniz gereken üniformanın tesettür şartlarını taşıyıp taşımadığına bakabilirsiniz. Tesettürde; 1-El, yüz hariç tüm beden örtülü olmalıdır. 2-İç göstermemeli, şeffaf olmamalıdır. 3-Hatları belli edecek kadar dar olmamalıdır. 4-Dikkat çekmemelidir. Tesettürün şartları olarak sayılan maddelerden sizin sorunuz üçüncü maddeyle ilgilidir. Hatlarınızı belli etmeyecek kadar bol bir kıyafet tercih edebilirsiniz. Uzun tunik şeklinde önlükler kullanılabiliyorsa onu da alternatifleriniz arasına katabilirsiniz. Siz yukarıdaki şartları sağlayın, taviz vermeden yaşayın; Allah'ın rahmetini göreceksiniz korkmayın.
Güzel kardeşim, sen bir psikologla görüşerek kendini daha güçlü hale getirmelisin. Görüş, değerlendir, tavsiyeler al. Ondan sonra da bir karar ver.
Erkek evlendiği kadınını geçindirmek zorundadır. Dinimizde kadın isterse çalışır. İstemiyorsa çalışmaz, erkek sorumluluğunu kadınla paylaşma hakkına sahip değildir. Siz, aile huzurunuz açısından meseleye bakın. Çalışabildiğiniz kadar çalışın. Eşinizle bu konuda tartışırsanız şeytan sizi buradan tutuşturduğu bir ateşle yakabilir maazallah.
Nargile bile bile çürümek ve çürütmektir. İnsana, çevreye, ekonomiye olduğu gibi zarardır. Nargilenin caiz olacağını kimse söyleyemez. Caiz olmayan bir şeyden para kazanmak da caiz olmaz.
Hiç kimse “Müslüman kadın çalışamaz” diye bir hüküm veremez. Allah’ın dininde böyle bir yasak yoktur. Bugüne kadarki dini ve fıkhî birikimimizde de böyle bir kayıt yoktur. Kadının çalışması ile kadının çalışmasının sonuçları karıştırılmaktadır. Çalışmak bakımından kadın ve erkeğin hükmü aynıdır. Yalnız kadın çalışırken: Anneliği ve eş olma yönü zarar görecekse, böyle bir zarara katlanmak için acil ve zorunlu bir durum da yoksa bu çalışmayı gereksiz hatta sakıncalı buluruz. Zira kadının çocuğunu ihmal etmesinin gelecek nesiller açısından risk barındırdığı ortadadır. Çalışan kadının eşine karşı zayıf düşmesinin beraberinde getirdiği başta ahlâk olmak üzere pek çok risk de buna ilave edilebilir. Kadının çalışması durumunda erkeklerle karma bir ortamda bulunmasının getireceği ve dinimizin haram sınırları içinde tuttuğu sakıncalar vardır. Göz kirliliği ve temas sakıncası da dinin haramları ile ilgili bir konudur. Bir başka sakınca da yabancı erkek ve kadının halvet dediğimiz yalnız kalma pozisyonu ile karşılaşmalarıdır. Bunların bir dini boyutu bir de günümüzde yoğunlaşana yıkılmış aileler, bitmez ithamlar ve şüpheler ortamının oluşmasıdır. Bunun dışında kadının çalışması, ticaret yapması esasında yasak değildir.