İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Hocam Said Nursi şöyle der: “Kur'an'ın gizli gerçekleri Risale-i Nur ile bize iniyor. Peygamber devrinde Kur'an'ın vahiy suretiyle inmesi gibi, her asırda Kur'an'ın arştaki yerinden ve manevi mucizesinden feyiz ve ilham yolu ile onun gizli gerçekleri ve gerçeklerinin kesin delilleri iniyor.” “Bazı defa haberim olmadan ihtiyarım ve rızam olmadığı halde, bazı ince hakaik-i imaniye ve kuvvetli hüccetleri müteaddit risaleler de tekrar edilmiş. Ben çok hayret ederdim. Neden bunlar bana unutturulmuş, tekrar yazdırılmış.” “İmamı Ali, nurun bölümlerinden haber verdiği sırada “Ayet-ül Kübra hakkı için beni ani ölümden koru” deyip o Ayet-ül Kübra’yı şefaatçi yaptı.” Alıntıladığım bu görüşlere inanmak imana zarar verir mi?

Cevap

Bu sözlere, ZAHİREN ANLAŞILDIĞI GİBİ inanmam mümkün değildir, inanılmasının iman açısından tehlikeli olacağında da şüphe yoktur. Bizzat müellifinin de öyle kastetmediğini düşünenlerdenim. Neticede bir insanın sözünü okuyoruz, hatalı olması ihtimali kadar tabii bir şey yoktur. Kaldı ki kastedilen şey, “Allah yolunda yazmaya çalışıyorum, nefsani değilim biiznillah” türünden bir mesaj olmalıdır. Bu şekilde tevil etmek, büyük bir himmet sahibi mü’mini lekelemekten daha evla olsa gerek.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Aziz kardeşim, eğer buradaki ‘işaretle’ kastedilen Said Nursi rahmetullahi aleyhin, Allah’a davet eden ve iman davasına hayatını feda eden kimliği ile Kur'an’daki ‘Allah’a davet edenler, âlimler, Allah’ın risaletini tebliğ edenlere’ ait işaret inşaallah onu da ihtiva etmektedir şeklinde bir işaret ise buna bütün yüreğimle katılırım. Biiznillah böyle olduğunu da iddia ederim. Buna karşı çıkmanın samimiyet olmadığını da söylerim. Zira Said Nursi rahmetullahi aleyh, bu ümmetin yiğit âlimlerinden, Allah’a davete hayat feda edenlerindendir. Onun bu kimliği Kur'an’ımızın işaretleri arasındadır. Böyle anlamada bir sorun yoktur. Said Nursi rahmetullahi aleyh kendisinden önceki ve sonraki sayılarını sadece Allah’ın bilebileceği kadar davet ehli ile beraber anılmış olur. Hayır maksat, Said Nursi’ye özel isim ve vasıf olarak bir işaret var, keennehu adına kayıt var gibi bir vehm söz konusu ise buna ebediyyen karşı olmak imanımızın gereğidir. Kur'an’ımız, ismen bir kişiye işaret etmiştir. O da Abdullah’ın oğlu Muhammed aleyhisselamdır. Kıyamete kadar da hiç kimse onun isminin yanına isim yazdıramayacaktır. Böyle iman etmiyor muyuz? Sevmenin gözü kör etmesi bir afettir. O afete yakalananlar yanlış yapmaktadırlar. Biz kesinlikle yanlışa karşı doğruyu müdafaa edeceğiz. Mü’miniz elhamdülillah, mü'min olmamız da bunu gerektiriyor. Said Nursi rahmetullahi aleyh hakkında yıllardır yazıyorum, cevap veriyorum. Onun bulunduğu konumu imrendiğimi, Allah’a davet yolunun mücahid bir örneği olduğunu söylüyorum ama o, asla bir sahabi değil, asla masum değil. O yiğit bir âlimdir. Âlimler de peygamberlerin varisleri olarak hak ettikleri yeri bulmuşlardır. Allah ona rahmet etsin.

Nureddin hocam, bir arkadaş ortamında Bediuzzaman Said Nursi’ye Kur'an’da işaret
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu ümmetin en zor zamanlarından birinde Allah’a iman davasına büyük hizmetler yapan, dini ve imanı uğruna hayatını zindanlarda geçirmekte sakınca görmeyen bir dava adamı olarak biliriz Said Nursi’yi. Allah ona rahmet etsin. Onu ve bütün çilekeş kullarını cennetlerine aldığında bizi de onlarla buluştursun. Böyle bilir böyle itiraf ederiz. Said Nursi rahmetullahi aleyhin ve eserlerinin etrafında ise şunu söylemeye mecburuz: - Onun iki büyük eseri vardır. Bu eserlerinin birincisi pratik hayatıdır. Eğilip bükülmeyen, kul olarak hata etse de hıyanet etmeyen, taviz vermeyen, zillete rıza göstermeyen kimliği ile bıraktığı pratikliği. Bu onun kitaplarından daha büyük bir eseridir. İkinci eseri de elimizdeki kitaplarıdır. - Bu kitaplardan oluşan eserlerini bir nevi ‘yeni Kur'an’ gibi görmek/göstermek isteyen cahilleri sadece aklı kıtlıkla itham edebiliriz. Onlar için söylenecek başka bir söz yoktur. Kur'an’a hizmet eden eserler düzeyinden onun yerine geçebilecek eserler gibi görülmesini kabul edemeyiz. Bu bir cahilliktir. Said Nursi rahmetullahi aleyhe ve davasına hıyanettir. - Aynı şekilde içi ayetlerle dolu eserleri çöpe atmayı da cahillik ve daha ötesinde bir delilik olarak görürüz. Bu da öyle bir davet adamına karşı terbiyesizliktir. Ondan da önce, içindeki yazılı ayetlere karşı terbiyesizliktir ki, o terbiyesizliğin ucunun nereye dayanabileceğini tahmin bile etmek istemeyiz. - Yine bu çerçeveden olarak, Said Nursi ve eserlerini ümmetin ortak değeri olarak değil de bir zümrenin inhisarında görmek de yanlıştır. Bilhassa yaptıkları,çalışmaları son zamanlarda bütün mü'minlerce reddedilmiş bulunan bir kişi ve fırka ile direk bağlantılı görmek yani ümmetin adamını bir grubun tekelinde görmek hayatı tanımamak olur. Eğer bu kadar kısır bir idrakle bakarsak meseleye çok geçmez, o grup Kur'an’da okurdu der ve ona da tahdit mi getiririz diye endişe edelim mi şimdi? Daha basiretli ve derin düşünmek zorundayız. Biz ümmetiz. Ümmet olarak bin bir rengi barındırıyoruz; çirkin ile güzeli, iyi ile kötüyü, hayırlı ile şerliyi, beyaz ile karayı bir arada tutuyoruz. Ümmetimizin içinde olup bitenlerle ümmetimize mal olmuş kıymetlerimizi karıştıramayız. Allah’tan korkalım. Ahireti düşünerek yapacağımızı yapalım.

Hocam, son olaylar yüzünden insanlar Risale-i Nur'lardan nefret ediyorlar. Gülen
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Said Nursi rahmetullahi aleyh bu ümmetin içinde imrenilecek makamlarda biri olarak bulunmakta olduğuna inanıyoruz. Ne değerinin düşürülmesine ne de put haline getirilmesine razı oluruz. O olduğu yerde güzeldir, değerlidir. Belirttiğiniz söz, iman davasına hizmeti itibariyle yaptıklarının takdiri manasında söylenmiş bir söz olarak sarf edildi ise “âmin” demek zorundayız. Daha başka bir maksat ise irdelenmeye değer bir söz olarak bile görmeyiz.

Hocam, Risale-i Nur sohbetinde Tarihçe-i Hayat isimli kitapta geçen bir cümleye
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Ciddi olalım; Kur'an'ımız Abdullah'ın oğlu Muhammed aleyhisselamdan başkasını göstermemiştir. Gerisi hüsnü kuruntudur.

Kur'an'da Saidi Nursi'nin yazmış olduğu risalelere ve nurculara işaretler var mı
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İki türlü de olabilir; birilerinin kayıp gitmesi, birilerinin de kalması için olabilir. Zira hiçbir belge herkes için ortak belge olmaz. Bu tür konularda nihai doğrulamayı sağlamak mümkün değildir. Bu bir imtihandır, ebedi cehennemden kurtuluş veya ebedi kalış noktasında herkes imtihan olacak, başka çaremiz olmaz. Allah Teâlâ akıbetimizi hayretsin, imanımızı muhafaza buyursun. Bizi, ailemizi ve bütün mü’min kardeşlerimizi kalp kaymasından korusun.

Hocam “Tevbe suresinin son kısmını Ebu Huzeyme el-Ensari'nin yanında buldum. Bu
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selâmun aleyküm. Güzel kardeşim, size şunları söyleyebilirim: Asla niyetinizi yorumlamıyorum. Sözünüz, siz ve Rabbiniz başbaşasınız. Dolayısıyla sizin bana yönelttiğiniz meselede maksadınızı benim tevil etmem hata olur. Bugüne kadar, Müslümanların algıları ile oynayarak bulanık suda balık avlama maksatlı tartışmalarda kimseye bir cevap vermedim. Bugünden sonra da vermeyi düşünmüyorum. Ancak yarın, siz ve ben, en büyük mahkeme önünde buluştuğumuzda bana “Keşke bana söylemiş olsa idin!” deme ihtimalinize binâen şunları bilmenizi isterim: a- Benim, ashâb-ı kirâmla alakalı yüzlerce saatlik konuşmam, belki binlerce sayfa yazım vardır. Eğer evire çevire bir kabahat bulma gayreti ile bakılacaksa ben, hâşâ kusursuz birisi değilim ve zaten böyle bir iddiam da yok. Dinine hizmet etmeye çalışan, kendi çapında sıradan bir müslümanım sadece. Elbette beyanımda hata bulunur, bulunması da tabiîdir. Bahis konusu meselede, daha uygun bir ifade kullanılabilirdi. Kastım & hatam olduğunda mü’minlerin beni uyarmaları onların en tabii görevidir. Sadece kavga zemini oluşturmak için ihdas edilen tartışmaları ise seviyesizlik olarak görüyor ve cevap vermiyorum. b- Hassân bin Sâbit (radıyallahu anh) ile alakalı sözlerimde benim tek bir kelime dahi ilavem yoktur. Naklettiklerim kesinlikle şiî kaynaklarından da değildir. O sözler, ashâb-ı kirâmı öğrendiğimiz en temel kaynaklardan nakildir. O mübarek sahabiye karşı da hâşâ bir küçültme kastı yoktur o sözlerde. Benim o konuşmam bir bütün içinde dinlendiğinde, Hassân bin Sâbit’i (radıyallahu anh) yücelttiğim ayan beyan görülecektir zaten. Ama kasıt, ıslah etmek yerine zihinleri iğfal etmek olduktan sonra, güneşte bile kusur bulmak mümkündür. c- İyi niyetli tenkitleri mü'min kardeşliğin vecibesi olarak görüyor ve hürmetle karşılıyorum; ama yıpratmak ve “bizden başkasının iyi niyetli olması ve hizmet etmesi tehlikelidir” mantıklı tekelci ve hastalıklı çıkışlara cevap vermiyorum. O kardeşlerimi, onların yıpratma ve fitne üretme süreçlerine alet olanları ise kalplerimize & amellerimize muttali olan Allah-û Teâlâ’ya havale ediyorum. Nitekim, bu fitneyi ihdas eden hoca kardeşime, teheccüt namazlarını benim için hazırlamasını bizzat söyledim. Söyleyebilecek başka bir sözüm de yoktur. Size de bunu izah etmiş olayım. Bu kardeşinizi de duadan unutmayın. Rabbimiz ayaklarımızı, dini üzere sabit kılsın. Allah-û Teâlâ’ya emanet olunuz. Selâmun aleyküm. İlgililer için kaynakça: 1) El-İstîâb Fî Ma’rifeti’l Eshâb / İbni Abdil Berr / 192. sayfa – Hassan bin Sabit maddesi 2) Kitabu’t Tabakâti’l Kübrâ / Muhammed ibni Sa’d / 625. Başlık – Hassan Bin Sabit maddesi 3) El-Müstedrek ala’s Sahîhayn / İmam Neysâbûri / 7039 ve 7040. Maddeler 4) Sîret-i Nebi / İbn-i Hişam / 196. Sayfa

Selâmun aleyküm hocam. Öncelikle çalışmalarınız ve gayretleriniz nedeniyle Allah

ayet konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bahsettiğiniz kavramın adı RİYA’dır. Riya, insanın Allah İÇİN YAPILACAK BİR İŞİ, İNSANLARIN DA BEĞENİSİNİ KAZANMAK için yapmasıdır. Bu, bir niyet karıştırması olarak da anlaşılabilir. Riya, ibadeti bitirebilecek bir tehlikedir. Mesela namaz, sadece Allah için kılınır. İnsanlara da gösteriş yapıldığında, o gösteriş katkısı kadar niyet erir, beraberinde ibadet de erir maazallah.

Hocam hatırladığım bir ayette “namazlarında gösteriş yapanların vay haline” şekl
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Onca bilim tahsilinden sonra bu noktaya gelmemeli idin. Hele Kur'an’ı o işe hiç karıştırmamalı idin. Alanında uzmanlaş, yüksek yap ve bilim yolunda ilerle.

Hocam ben ikinci sınıf Fizyoterapi ve Rehabilitasyon bölümü öğrencisiyim. Bizim
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kur'an ve hadislerden alınma duaları selamdan önce okumamızda fazilet olur, bildiklerinizi okuyun. Secdede ise dua yapılabilir. Allah Teâlâ kabul buyursun.

Hocam namazda son oturuşta Tahiyyat, Allahumme Salli, Allahumme Barik, Rabbena v
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kızım, bunu denemen mümkündür. Şöyle yap: - Bir sahifeyi hatasız bir şekilde iki dakikada okuyabiliyor musun? Okuyamıyorsan bunu geliştir. Okuyabiliyorsan, - Herhangi bir sahifeyi bir sabahtan akşama kadar ezberlemeye çalış. Bir günde ezberleyebiliyorsan, ertesi gün onu ezber okuyup okuyamadığını dene. Okuyamıyorsan, yüzünden okumayı biraz daha geliştirip iki hafta sonra tekrar denetle. - Okuyabiliyorsan mesela Hicr suresini ezberlemeye çalış. Her günü bir sahifeyi geçmeyecek şekilde ezberlemen gerekiyor. Hicr suresini bitirince onun tamamını okuyup okuyamadığına bak. Sonucu tekrar bana yaz, ona göre değerlendiririz. Allah kolay etsin.

Hocam yirmi beş yaşında, ailesiyle yaşayan bekâr bir kızınızım. Kalbimle ve niye
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Necva, ÜÇ KİŞİNİN BULUNDUĞU BİR ORTAMDA İKİ KİŞİNİN ARALARINDA SESSİZCE KONUŞMALARIDIR. Bu konuşma da ayetle sabit bir yasağı ihtiva etmektedir. İki kişi aralarında fısıltı ile konuştuklarında oradaki üçüncü kişinin incinmesi, kendisinin aleyhine bir şey konuşulabileceği endişesinin şeytandan ona hissettirilmesi mümkündür. Yasağın gerekçesi budur. Bir kişinin dışlanacağı şekildeki her konuşma buna dâhildir. Üçüncü kişiden izin alarak gizli konuşma yapılabilir. Üç kişiden fazla iseler iki kişi aralarında konuşabilirler. Üçüncü kişinin anlamadığı bir dille konuşuluyorsa sesli konuşulsa da yapılan necvadır, yasaktır.

Hocam necva için yaşadığımız zamana uyarlanmış bir tanıtım yapsak ne söyleriz? H
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Üzerinde âyet/hadis veya dinimizin mukaddesatına dair bilgi bulunan kâğıt ve benzeri şeylerin ambalaj malzemesi, sofra sergisi olarak kullanılması, çöp gibi değerlendirilmesi, ayakla basılacak yere bırakılması caiz olmaz. Kendi mukaddesatımıza başkalarından önce bizim saygılı olmamız gerekir. Bu saygısızlığı yapmamalı, yapılmasına engel olmalıyız. Bunun yapılması en azından edep dışı olmaktır. Yapış tarzına göre haram da olabilir maazallah dinden çıkaran bir tutum da olabilir.

Hocam dinimizin kutsallarını yazan kitap veya defter parçalarının çöpe atılması

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.