İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Hocam, Risale-i Nur sohbetinde Tarihçe-i Hayat isimli kitapta geçen bir cümleye takıldım ve tepki koymak açısından önce belirttim ve sonra meclisten ayrıldım. Cümle Bediüzzaman Said Nursi’yi işaret ederek Hz. Peygamber aleyhisselam zamanında yaşasaydı putları ona yıktırırdı diyor. Benim bildiğim kadarıyla Efendimiz aleyhisselam putları cennetle müjdelenmiş sahabilerden olan Hz. Ali ile birlikte yıktı. Böyle bir cümlenin kullanılmasında sıkıntı var mıdır yoksa ben kendi kendime gereksiz bir tepki mi verdim?

Cevap

Said Nursi rahmetullahi aleyh bu ümmetin içinde imrenilecek makamlarda biri olarak bulunmakta olduğuna inanıyoruz. Ne değerinin düşürülmesine ne de put haline getirilmesine razı oluruz. O olduğu yerde güzeldir, değerlidir. Belirttiğiniz söz, iman davasına hizmeti itibariyle yaptıklarının takdiri manasında söylenmiş bir söz olarak sarf edildi ise “âmin” demek zorundayız. Daha başka bir maksat ise irdelenmeye değer bir söz olarak bile görmeyiz.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hayatını Allah'a adamış bir insan hakkında bizim söyleyecek ne sözümüz olabilir? Ancak hiçbir kitap Kur'an gibi hadis gibi okunmaz. Kur'an ve hadis haline getirilmiş kitaplar, esasen değerli olsalar da yanlış sonuçlara götürürler. Bir ilim membaı olarak okunacaksa güzel eserlerdir. Bu zamanın Kur'an'ı gibi -maazallah- görülecekse hiçbir şekilde yanaşılmamalıdır.

Bediüzzaman Said Nursi ve risalesi nur külliyatı hakkında ne düşünüyorsunuz? İma
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu ümmetin en zor zamanlarından birinde Allah’a iman davasına büyük hizmetler yapan, dini ve imanı uğruna hayatını zindanlarda geçirmekte sakınca görmeyen bir dava adamı olarak biliriz Said Nursi’yi. Allah ona rahmet etsin. Onu ve bütün çilekeş kullarını cennetlerine aldığında bizi de onlarla buluştursun. Böyle bilir böyle itiraf ederiz. Said Nursi rahmetullahi aleyhin ve eserlerinin etrafında ise şunu söylemeye mecburuz: - Onun iki büyük eseri vardır. Bu eserlerinin birincisi pratik hayatıdır. Eğilip bükülmeyen, kul olarak hata etse de hıyanet etmeyen, taviz vermeyen, zillete rıza göstermeyen kimliği ile bıraktığı pratikliği. Bu onun kitaplarından daha büyük bir eseridir. İkinci eseri de elimizdeki kitaplarıdır. - Bu kitaplardan oluşan eserlerini bir nevi ‘yeni Kur'an’ gibi görmek/göstermek isteyen cahilleri sadece aklı kıtlıkla itham edebiliriz. Onlar için söylenecek başka bir söz yoktur. Kur'an’a hizmet eden eserler düzeyinden onun yerine geçebilecek eserler gibi görülmesini kabul edemeyiz. Bu bir cahilliktir. Said Nursi rahmetullahi aleyhe ve davasına hıyanettir. - Aynı şekilde içi ayetlerle dolu eserleri çöpe atmayı da cahillik ve daha ötesinde bir delilik olarak görürüz. Bu da öyle bir davet adamına karşı terbiyesizliktir. Ondan da önce, içindeki yazılı ayetlere karşı terbiyesizliktir ki, o terbiyesizliğin ucunun nereye dayanabileceğini tahmin bile etmek istemeyiz. - Yine bu çerçeveden olarak, Said Nursi ve eserlerini ümmetin ortak değeri olarak değil de bir zümrenin inhisarında görmek de yanlıştır. Bilhassa yaptıkları,çalışmaları son zamanlarda bütün mü'minlerce reddedilmiş bulunan bir kişi ve fırka ile direk bağlantılı görmek yani ümmetin adamını bir grubun tekelinde görmek hayatı tanımamak olur. Eğer bu kadar kısır bir idrakle bakarsak meseleye çok geçmez, o grup Kur'an’da okurdu der ve ona da tahdit mi getiririz diye endişe edelim mi şimdi? Daha basiretli ve derin düşünmek zorundayız. Biz ümmetiz. Ümmet olarak bin bir rengi barındırıyoruz; çirkin ile güzeli, iyi ile kötüyü, hayırlı ile şerliyi, beyaz ile karayı bir arada tutuyoruz. Ümmetimizin içinde olup bitenlerle ümmetimize mal olmuş kıymetlerimizi karıştıramayız. Allah’tan korkalım. Ahireti düşünerek yapacağımızı yapalım.

Hocam, son olaylar yüzünden insanlar Risale-i Nur'lardan nefret ediyorlar. Gülen
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Aziz kardeşim, eğer buradaki ‘işaretle’ kastedilen Said Nursi rahmetullahi aleyhin, Allah’a davet eden ve iman davasına hayatını feda eden kimliği ile Kur'an’daki ‘Allah’a davet edenler, âlimler, Allah’ın risaletini tebliğ edenlere’ ait işaret inşaallah onu da ihtiva etmektedir şeklinde bir işaret ise buna bütün yüreğimle katılırım. Biiznillah böyle olduğunu da iddia ederim. Buna karşı çıkmanın samimiyet olmadığını da söylerim. Zira Said Nursi rahmetullahi aleyh, bu ümmetin yiğit âlimlerinden, Allah’a davete hayat feda edenlerindendir. Onun bu kimliği Kur'an’ımızın işaretleri arasındadır. Böyle anlamada bir sorun yoktur. Said Nursi rahmetullahi aleyh kendisinden önceki ve sonraki sayılarını sadece Allah’ın bilebileceği kadar davet ehli ile beraber anılmış olur. Hayır maksat, Said Nursi’ye özel isim ve vasıf olarak bir işaret var, keennehu adına kayıt var gibi bir vehm söz konusu ise buna ebediyyen karşı olmak imanımızın gereğidir. Kur'an’ımız, ismen bir kişiye işaret etmiştir. O da Abdullah’ın oğlu Muhammed aleyhisselamdır. Kıyamete kadar da hiç kimse onun isminin yanına isim yazdıramayacaktır. Böyle iman etmiyor muyuz? Sevmenin gözü kör etmesi bir afettir. O afete yakalananlar yanlış yapmaktadırlar. Biz kesinlikle yanlışa karşı doğruyu müdafaa edeceğiz. Mü’miniz elhamdülillah, mü'min olmamız da bunu gerektiriyor. Said Nursi rahmetullahi aleyh hakkında yıllardır yazıyorum, cevap veriyorum. Onun bulunduğu konumu imrendiğimi, Allah’a davet yolunun mücahid bir örneği olduğunu söylüyorum ama o, asla bir sahabi değil, asla masum değil. O yiğit bir âlimdir. Âlimler de peygamberlerin varisleri olarak hak ettikleri yeri bulmuşlardır. Allah ona rahmet etsin.

Nureddin hocam, bir arkadaş ortamında Bediuzzaman Said Nursi’ye Kur'an’da işaret
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bu sözlere, ZAHİREN ANLAŞILDIĞI GİBİ inanmam mümkün değildir, inanılmasının iman açısından tehlikeli olacağında da şüphe yoktur. Bizzat müellifinin de öyle kastetmediğini düşünenlerdenim. Neticede bir insanın sözünü okuyoruz, hatalı olması ihtimali kadar tabii bir şey yoktur. Kaldı ki kastedilen şey, “Allah yolunda yazmaya çalışıyorum, nefsani değilim biiznillah” türünden bir mesaj olmalıdır. Bu şekilde tevil etmek, büyük bir himmet sahibi mü’mini lekelemekten daha evla olsa gerek.

Hocam Said Nursi şöyle der: “Kur'an'ın gizli gerçekleri Risale-i Nur ile bize in
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hiçbir abartı kabul edilir değildir. Aslında haklarında konuşulan zatlar da böyle bir tutumdan memnun olmazlar. Yapılan olduğu gibi yanlıştır. Biz, kimin ne olduğuna karar verme makamında mıyız? Herkes dinine hizmet için ve nefsini ateşten korumak için çalışmalıdır. Şahısların konu edildiği ve abartıldığı meclislerde bulunmamak gerekir. Allah işimizi kolay ede.

Şu anda yaşadığım yere yeni taşındım. Geçtiğimiz günlerde bir sohbete davet edil
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Said Nursi rahmetullahi aleyhin yaşadığı hayatın, Kur'an'a hizmet yoğunluklu olduğu herkesçe bilinen bir gerçektir. Hayatını Kur'an'a hizmete adamış ve bu uğurda sonrakilerin izini süremeyecekleri kadar fedakârane yaşamış, mala tenezzül etmeyen, hediye bile almayan bir insanın çalışmaları elbette bir tür tefsirdir. Buna itiraz, olsa olsa hasetten dolayı olur. Şu kadar ki, o eserleri, Kur'an'ın tek tefsiri ve sonrasında bir daha yapılamayacak düzeyde görmek bir abartıdır. Zamanının iyisi onlardı, demek gerekir o kadar. Kur'an'dan başka ebedîlik vasfı olan yoktur. Her şeyi yerli yerine oturtunca sorun olmaz.

Hocam, Risale-i Nur bir Kuran tefsiri midir?

hz. ali konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İbni Cerir et-Taberî bu ümmetin büyük âlimlerinden imamlarından biridir. Müfessirlerin piridir. Tefsiri de tefsirlerin imamı gibidir. Onun adının “Şii” olarak anılması basit bir iftira cümlesinden öteye gidemez. Ali radıyallahu anhı anlatan özel bir kitap yazmış olmasından yola çıkılarak böyle bir söz söylenmiştir. Bu iddia için boş bir söz, kuru bir iftira, iz bile bırakmaz bir çamur dememiz yeterlidir. Allah Teâlâ ona rahmet etsin.

Tefsir kitaplarının büyük âlimi Taberî’nin Şii olduğu söyleniyor doğru mudur, do
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

İhtilaf ve farklılık bu ümmetin kaderidir. Hiçbir zaman bu ümmetin, Kur'an’ımızın ve sahih hadislerimizin çizgisini çizdiği temel konular dışında bir konuda “tek görüşlü, tek bakışlı” bir ümmet olması beklenmeyecektir. Esasen bu denli farklı görüşlerin bulunmasında da bir sıkıntı yoktur. Bu, büyük kâinat projesi ancak pek çok görüşün bir arada olması ile beşer takatınca yürütülebilir büyüklüktedir. Bu sebeple de farklı görüşlere ve farklı bakışlara rahmet nazarı ile bakmamız gerekmektedir. Sorunumuz, içimizde farklı düşüncelerin, mezheplerin olmasında değildir. Sorun, insanların düşüncelerini, mezheplerini dinin konması gereken yere koymalarındadır. Mesela bir kısım mü'minin Ali radıyallahu anhı daha fazla sevmesinde ne sakınca olacak? Sevsinler ve onlar da Şii olarak anılsınlar. Bu kadar basit görebiliriz bunu. Yalnız SADECE ALİ mantığına bürünmüş ve İslam’ın yerine de kendi ekollerini ve kaymalarını oturtmuş bir anlayışı kabul edemeyiz. Buna itirazımız olur. Zira bu anlayış bizi, İslam’ın yerine oturabilir ve onu lağvedebilir bir anlayışı kabule götürür. Bunu kabul edemeyiz, böyle bir mezhebi içimizden çıkmış dinimizi yaşamaya yönelik bir gelişme, gayret anlayışı olarak göremeyiz, görmeyiz. Bu, içimize sızmış bir şeytan projesinden başka bir şey değildir bu takdirde. Anlaşılan odur ki, biz namaz kılıp kılmadığımızla sınanacağımız gibi ihtilafla da sınanacağız. Ana çizgimiz olan Ashab-ı Kiramın çizgisini ne kadar koruyup kolladığımızdan imtihan olacağız. Bin bir mezhep de çıksa biz onlardan biri ile anılsak da neticede, Ashab-ı Kiramın izinde olacağız. Tek kalsak da, çilesini omuzlansak da, bu uğurda dünyayı kaybetsek de izimiz o iz olacaktır. Kendimizi hiçbir şekilde “Müslüman” isminden başka isme izafe ettirmeyeceğiz. Bu, bizim imtihanımızdır. İmtihanımızı da kazanacağız biiznillah. Bunun için varız. Bir düşman belasını bela olarak görürken iç bünyemizi kemirebilecek böyle bir imtihanı yok kabul edemeyiz. Bu ümmet ihtilafla, farklılıkla imtihan olmayı başarmak zorundadır. Ümmetimizin önünde duranlar ihtilaflarla yaşamayı öğretmelidirler, kendileri de örnek olmalıdırlar. Abdesti öğretip abdestin yerine geçebilecek teyemmümü de öğrettikleri gibi bir arada olmanın esas olduğunu ama farklılığa rağmen ümmet olmanın yine mümkün olduğunu da öğretmelidirler. Bunu bilmek ve yaşamak zorundayız. Allah’a emanet olunuz.

Hocam mezheplerle ilgili bir yazınızda “Biz gerek Şiilerle ve gerekse diğer mü’m

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.