Fetva Meclisi
Soru
Sakal konusunda hüküm nedir, ailemizle veya iş yerimizle sakal tartışması yaşadığımızda tavrımız nasıl olmalıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Evinizi geçindirmekte zorlanacak duruma gelirseniz ve sakalla da iş bulamazsanız sakalınızı kesebilirsiniz. İlk fırsatta sakallı mü'min olma heyecanınızı kesmeyin, zarar etmezsiniz biiznillah.
Sakalla ilgili hükümleri topladığımızda şu sonuca ulaşıyoruz: Sakalın kökten kazınması haramdır. Bunu mekruh olarak adlandıran Şafii ulemasının 'mekruh' kavramını nasıl kullandığını bilmeyenler ise meseleyi gevşek tutmaktadırlar. Kaldı ki haramlık hükmü hadislerdeki ifadelere daha yakındır. Sakala hiç dokunmamak şeklindeki tutum yerine ashabın belli bir düzenleme yaptığına dair bilgileri de dikkate alarak diyebiliriz ki: Sakal bir tutam oluncaya kadar büyütülebilir. Ondan sonrasını büyütmenin de bir sakıncası yoktur. Hatta öyle bir Sünnet'ten de söz edilebilir. Fakat kazımanın dışındaki şekiller inşaallah Sünnet'e kökten karşı olmaktan korumuş olmaktadır. Yalnız sakalı tıraş etmekle sakalı gereksiz görmek arasında büyük fark vardır. Biri hatadır diğeri ise dalalettir. Allah'a emanet olun.
Aleykümselam. Sakal kesin Sünnet olan emirlerdendir. Fakat sakalın yasak olduğu ortamlarda sakalsız bulunmak caizdir. Böyle bir durumda sakallı olmayı istediğimizi meleklerin şahit olacağı şekilde içimizde saklarız. İlk fırsatta da sakallı oluruz. Bu aradaki sakalsız zamanımız için de Rabbimizin rahmetine sığınırız. Talebe olarak sakalsız olabilirsiniz, yeter ki yüreğinizden sakal ve Sünnet eksik olmasın.
Allah Teâlâ sizi o makama yüceltsin. O MAKAM diyorum zira sözünü ettiğiniz ve temenni ettiğiniz şey bir yüksek makam meselesidir. O makamın sakinleri de Ashab-ı Kiram ve evliya kimselerdir. Keşke siz de biz de o makama yükselebilsek, keşke! Ne yazık ki, aile kurarken bu yüksek makamı dikkate alamıyoruz, daha sonraki temennileri de hayal olarak görüyoruz. Size tavsiyemiz şudur: Bu temenninize birden yükselmeye çalışmayın. Size sadaka kadar aile saadeti de gerekiyor. Uzun sürecek bir eğitim ve mücadeleden sonra bu noktaya gelmeyi hedefleyin. Şimdilik YAPTIĞINIZ VE KULLANDIĞINIZ HARAM OLMASIN yeter. Allah yardımcımız olsun.
Değerli kardeşim, dinimizin bir tek örnek kişisi vardır o da Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizdir. Onun dışında hiç kimse “ölçümüz olarak şaşmaz” biri değildir. Hocalarımızın sakallı olmayanları olabilir. Aynı şekilde onlardan biri mesela bugün sabah namazını da kılamamış olabilir. Biz şimdi sabah namazını da mı tartışacağız? Dinimizin Kur'an’ı vardır, sünneti vardır. Bu ikisi bize ne emrederse onu yaparız. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin çok kereler “sakalınızı salın” buyurduğu bilinmektedir. Sakallı olamasak da bu emir bizi bağlar. O bir şey emrettiğinde bizim seçme hakkımız olamaz. Üstelik sakalı emreden hadislerinin bir bölümünde “müşriklere benzememek” gerekçesi üzerine sakalınızı alın buyurmuştur. Demek ki sakal, bir din rengi niteliğindedir. Evet, başka dinlerin mensuplarında da sakal olabilir ama onlardaki sakal mesela papazlık mesleğinin simgesi gibidir bizim dinimizde ise mesleğin değil dinin simgesidir. Özet olarak diyebiliriz ki, sakallı olmak Müslüman erkeklerin dini bir görev olarak yapmaları gereken bir iştir. Şu veya bu sebeple yapamazlar ayrı bir mesele ama din asıllı bir emre karşı imiş gibi duramazlar maazallah.
Sakalın gür olması şart değildir. Gür veya hafif biz, Rabbimizin rızasını kazanmak için varız. Bir arıza veya hastalık belirtisi gibi durmadıkça hafif çıkan sakala engel olmamak gerekir. Yöresel sıkıntılar özel bir durum oluşturuyorsa o takdirde kesilebilir.
aile konusundaki diğer fetvalar
"Daha geniş bir ev sahibi olmak" bir farz değildir. İmkânınız oluğunda ise hac farzdır. Farzın önüne farz olmayanın geçirilmesi caiz olmaz. Buna göre hareket ediniz.
Herkes ortaklığı oranında hissesine düşen mala göre zekât verecek. Ortak zekât olmaz. İşinizdeki kazancınızda zekât gerektiren malda herkes payına bakacak. Payı nisabı geçiyorsa ve senesi de doldu ise payı üzerinden zekâtını verecek, herkes böyle yapacak.
Müslüman bir kadının Müslüman olmayan bir erkekle evlenmesi hiçbir şekilde mümkün değildir.
Eşler arasındaki evlilikle alakalı şartları, sözleşmeyi nikâh akdedilirken tekrarlamak şart değildir. Mühim olan taraflardan birinin inkâr etmemesidir. Yazılı veya başka bir belge mevcut ise yeterlidir.
Evet, bazı fakihler kadının nikâh akdi esnasında “boşama hakkını bana devretmen şartı ile” diyebileceğini söylemişlerdir. Erkeğin de kabul etmesi durumunda boşama yetkisi kadının elinde olmuş olur. Böyle bir uygulamanın arı kovanına çomak sokmaktan başka bir işe yaramayacağını da bilmenizi isteriz. Ailenizi ifsat etmek isteyen şeytanı erkenden uyandırmış olursunuz sadece.
Erkeğin nikâhlı eşine yasaklama getirmesi: a. Dinimizin haram ettiği şeyleri, b. Bazı (nafile hac ve nafile oruç gibi) FARZLARDAN OLMAYAN ibadetleri aile ilişkilerini engelleyecek düzey ve şekilde olduğunda, c. Aile huzuru ve eşlik görevlerini aksatma nedeni olduğunda bazı mübahları (hayat içinde dinin serbest bıraktığı işler) engelleyebilir. Cep telefonu kullanmak mübah işlerdendir. Kadının veya erkeğin onu kullanması mübah bir durumdur. Kadının cep telefonu kullanmasına erkeğin engel getirme hakkı olamaz. Kadın ahlakına zedeleyecek bir işte kullanıyor veya kullandığı telefon eş olma, anne olma kimliğini ciddi bir şekilde baltalıyorsa o takdirde cep telefonu kullanmasına engel getirebilir. Şu bilinmelidir ki, bir aile içinde böyle bir konunun gündem olması o ailenin geleceği ve huzuru açısından tehlike vardır.