Fetva Meclisi
Soru
Hocam kime ne kadar selam vermeliyiz. Efendimiz sav'ın bir meclise gelirken selam veren fakat ayrılırken selamı unutan bir kimse hakkında eksik yaptı. Giderken de selam vermeliydi diye tavsiye ettiğini bir hadis-i şerif okuduğumu hatırlıyorum. Buna rağmen toplum olarak namaz ehli dâhil selam şuurunda olmadığımız kanaatindeyim. Cami cemaati bile selam alıp vermeye üşeniyor. Yine Efendimiz sav’ın aramızda sevgiyi arttırmak için selamın yayılmasını tavsiyesi var. Tüm bunlara rağmen İslami hassasiyeti olsun olmasın bazen karşılaştığım insanların selam alıp-vermekten gocunduklarına şahit olurum. İki örnek: Doğu medreselerinden icazet almış bir arkadaşım selam vermek ve almak konusunda fazlasıyla gevşek davranıyor. Cami müezzinin ayrılırken selam verdiğimde cevap verdiğini henüz işitmedim. Velhasıl kelam kime ne kadar selam vermeliyiz. Böyle durumlarda kendimi kötü hissediyorum. Selamı dayatmamalıyız değil mi? İnsanlara durumuna göre mi davranmalıyız? Bazen selamünaleyküm demek yerine merhaba diyebilir miyiz? Hürmetler ederim.
Cevap
Benzer fetvalar
Selam müminlerin arasında bir paroladır. Birbirimize hayır duamızdır. Kadın-erkek hepimize görevdir. Fakat mesele erkeğin kadına, kadının erkeğe selam vermesine gelince, dikkat edilmesi gereken inceliklerden söz edebiliriz: a- İlke olarak erkek karşılaştığı kadına, kadın karşılaştığı erkeğe selam verir. Bu genel bir kural olarak görülebilir. Yalnız, şeytanın selamı bir menfez olarak kullanabileceğini hiç unutmamalıyız. Bu nedenle de âlimler, selam sünnetinin bile terk edilmesi yönünde görüş belirtmişlerdir. Bir selamla başlayıp büyük bir günahla sonlanan buluşmaya dikkat etmek mecburiyetindeyiz. FİTNE randevu vererek gelmez. Ona açılan bütün yolları kapatmak bizim görevimizdir. b- Genç bir erkeğin, genç bir bayana bilhassa yalnız bulundukları bir yerde selam vermesi riskli olabilir. Terk edilmesi evladır. c- Bir meselenin görüşülmesi gereken durumlarda kesinlikle selamla başlamalıdır. d- Yaşlılara gençlerin selamında bir sakınca yoktur.
Selamünaleyküm. Bu, açık bir haddi aşmaktır. Söyleyebileceğimiz bir söz yoktur. Umarım anlattıklarınız aktarmada abartılmış sözlerdir.
Selamünaleyküm. Mü'minler, bir vücudun azaları gibidirler; bir yerdeki sızıyı her yerden hissetmek zorundadırlar. Bir mü'min kardeşin, hatasını görüp de onu hissetmemek bize ait bir tavır değildir. Şu kadar ki, daha ağır bir hataya mesela onun 'boş ver' demesine neden olacak davranışı da kabul etmeyiz. Duruma bakın, yararlı olacak zannederseniz nezaketle ikaz edin. Aksi takdirde susmayı yeğleyin. Siz niyetinizle ve samimiyetinizle kazanırsınız. Nefisleri kabartmadan, incitmeden ve kınamadan yapmak gerekiyor. En azından imamlara, böyle bir hata gördüğünüzü hatırlatarak onlara söyletebilirsiniz. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Mü'minler, bir vücudun azaları gibidirler; bir yerdeki sızıyı her yerden hissetmek zorundadırlar. Bir mü'min kardeşin, hatasını görüp de onu hissetmemek bize ait bir tavır değildir. Şu kadar ki, daha ağır bir hataya mesela onun 'boş ver' demesine neden olacak davranışı da kabul etmeyiz. Duruma bakın, yararlı olacak zannederseniz nezaketle ikaz edin. Aksi takdirde susmayı yeğleyin. Siz niyetinizle ve samimiyetinizle kazanırsınız. Nefisleri kabartmadan, incitmeden ve kınamadan yapmak gerekiyor. En azından imamlara, böyle bir hata gördüğünüzü hatırlatarak onlara söyletebilirsiniz. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Bu hususta toplumumuzun bütününde bir sıkıntı vardır. Belki de en ağır tavizlerimizden biridir bu husus. Mümkün olduğunca kendimizi şeytana teslim etmeyeceğiz. Bu birinci ilkemiz olsun. İkincisi de, insanların ne dediğine dikkat edersek nefes bile aldırmazlar bize. Üçüncü ilkemiz de, konuyu farzlar, sünnetler diye ayırabiliriz. Farzları hiç taviz verilemezler olarak görürüz, diğerlerinde ise pozisyon kollarız. Sabırlı olun, adım adım yol almaya çalışın. Kendinizi kollarken ise bir bütün olmaya çalışın.
Selamünaleyküm. Bildiğiniz bir hatanız yoksa evham etmenize gerek yoktur. Bir de arkanızda sizden daha âlim birinin bulunduğunu biliyorsanız onun önüne geçmeyin. İmamlık bir meslek değildir; her mü'min namaz kılar ve kıldırır. Bunu böyle bilin ve cemaat sevabını kaçırmayın. Bu arada da bir ilmihal kitabını, bilen birinden muhakkak ders olarak okuyun. Allah amellerimizi kabul buyursun.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Anormal bir durumu normalleştirmek caizdir. Daha güzel olmak veya sonradan yaş gereği bozulanı düzelttirmek ise sakıncalıdır.
Selamünaleyküm. Mü'min, hata ettiğinde hemen tövbe eder, istiğfar eder. Tövbesini canı gibi bilir ve korur. O hataya tekrar etmemeye özen gösterir. Allah'ın rahmetine sıkı sıkıya bağlanır. O'na umutla yanaşır. Allah'ın rahmetinden umut keserek de ikinci bir hatayı işlemez. Çünkü Allah'tan umut kesmek, tövbeyi kabul etmeyeceğini zannetmek hatadır.
Selamünaleyküm. İki kelimeyi aynı anlamda kullanabilirsiniz. Birini Arapça diğerini de Türkçe olarak algılayınız.
Selamünaleyküm. Şeriat'ımız, insanın kaldırabileceği şeyleri emretmektedir. Nerede KALDIRAMAMA söz konusu olursa oradaki hüküm düşer. Oruç için de bu böyledir. Yalnız, insanın kaldıramayacağı mesela sıcaklık oranı nedir? Bu sorunun cevabı meselenin kilit noktasıdır: Tıbben, insan yaşayamaz denen seviyede bir sıcaklık ilke olarak zaten insanın yaşayamayacağı bir ortamdır. Bunu oruç için uyarlayabileceğimiz seviyeyi de Müslüman tıp adamları belirleyebilir. Bu durumda dine aykırılık yoktur. Ama tatil beldelerinde keyif sürenlerin sıcaklık fetvasını kullanmaları elbette nefsanî bir hastalıktan kaynaklanmaktadır.
Selamünaleyküm. Ölümden korkmamak akıllı işi değildir. Bilhassa ölümden sonrasını düşünüp endişe etmek, Allah dostlarının işidir. Ne var ki, ölümden korkmak bizim anlayışımızda, ölümden sonrasına hazır olmak şeklinde sonuç vermelidir. Bunun dışındaki korkunun değeri yoktur.
Selamünaleyküm. Böyle bir hadisi sahih ve sarih bir bilgi kaynağı olarak bilmiyorum. Tam aksine Aişe annemiz radıyallahu anha, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemi 'evinde herkes gibi iş yapar, söküğünü dikerdi' diye tarif etmektedir. Kadını da insan yerine koyun, mü'min bir şahsiyete yaraşır bir şekilde muamele etmekle, kadınların esiri gibi yaşamak arasında denge kurmak mü'mincedir. Eşine yardım eden mü'min daha onurlu bir mü'mindir.