İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Fetva Meclisi

Soru

Hocam Selef-i Salihin Allah’a cihet isnat eder miydi? O yukarıda veya semada der miydi? Cevabınız evet ise biz neden farklı düşünüyoruz ve onlara uymuyoruz, onlar ümmetin en hayırlıları değil midir?

Cevap

Dinimize ait meseleleri günlük tartışma konusu yapmamız, bile bile kendimizi ateşe atmamız olabilir. Bu konu ne yazık ki, pratikte hiçbir Müslümana dünya veya ahiret faydası getirmeyecek bir tartışma olduğu halde uluorta konuşulabilmektedir. Başta Ashab-ı Kiram olmak üzere Selef-i Salihin böyle bir cedelleşmeye girmediler. Kur'an'da ve hadislerde geçeni olduğu gibi aldılar, inanıp dinlerini yaşadılar, ahiretleri için hazırlandılar. Bu mesele bugünkü tartışılan şekli ile onların gündeminde yoktu. Daha sonraki nesiller, gelişen felsefe akımlarının ifsadını önlemek için bu meselede “şöyle dense daha iyi olur” tarzında teoriler ürettiler. İlk nesil veya sonrakiler, bizim bugünkü düştüğümüz seküler bataklığı görselerdi bize “siz önce iman edin” derlerdi. Zira mevcut imana ait görüntümüz, bu mesele ile bağlantı kurulduğunda temeli olmayan bir binaya çatı yapmaya benzeyecek kadar zayıf ve dağınıktır. İbadetlerle ilgili halimiz ise çok daha vahimdir. Bunlar gayet önemli meseleler ama bizim gibi laiklik ve dünyevileşmenin girdabına düşmüşler için çok ötelerde durmaktadır. Allah Teâlâ muinimiz olsun. Âmin.
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Aleykümselam. Dinimizin hiçbir ek kaynağa ihtiyacı yoktur. Kur'an, beşerin anlayabileceği ve beşer için inmiş bir kitaptır. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin Sünnet'i de onun anlaşılması için yeterlidir. Bu ümmetin en iyi Müslümanları olan ashabı kiram ve onların yetiştirdiği talebeleri sözünü ettiğiniz şeyleri duymadılar bile ama Allah için şehadete çağrıldıklarında, sabah ezanı onları camiye çağırdığında o sesi duydular. Sözünü ettiğiniz ilimlere vakıf olanlar ise çok şeyler bildiler lakin sabah namazını camide kılmaya çağıran ezan sesini duyamadılar. Şehitliği, Allah için infakı emreden ayetleri anlamadılar. Dinimizin hiçbir ek bilgiye ihtiyacı yoktur. Dinden kafa karışıklığını anlayanlar için ise elbette felsefe ve her karıştırıcı şarttır. İslam, karıştırmak için değil itaat etmek için vardır. Zorunlu olarak okutulduğunda da imtihandan geçecek kadar öğrenin yeter.

Selamunaleykum hocam. Bizim okuldaki hocalar Felsefesiz ilahiyat olmaz diyorlar,
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hayır, asla! Yananla yanmak gerekmiyor. Gündemimizi kendi ekseninde tutmaya çalışana alet olmamız gerekmiyor. Seviyemizi kendi seviyesizliklerine düşürmeye çalışanlara muhatap olmamız gerekmiyor. Biz bir ümmetiz, içimizde her çeşit insan bulunabilir, bulunacaktır da. Dışımızdan da darbe olabilir, içimizden de. İmtihan için bulunduğumuz bu hayatta, nereden geldiğine bakmadan imtihanın gereği olan sebat ve direnci göstermek imanımızın gereğidir. Gündemimiz Kur'an ve Peygamber aleyhisselamdır. Ebedi olarak da böyle kalacaktır. Bu izledikleriniz Allah Teâlâ’nın karşımıza çıkardığı sınama araçlarıdır. Değerlerimize ne kadar bağlı olduğumuzu ve ne kadar esen yele göre sallanan yaprak olacağımızı görmek ister Allah Teâlâ. Sabredip kazanacağız, sebat edenlerden olmaktan başka çaremiz olmadığını bileceğiz. Allah’a emanet ederim sizi.

Hocam son zamanlarda bazı şahsiyetlerce İslam’a karşı yapılan sözlü saldırılar v
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Evet, ashabı kiram (Allah onlardan razı olsun) melekler değildiler, bizim gibi insandılar. Hata etmiş olabilirler, ettiler de. Buna rağmen biz onları bizim gibi görmüyoruz. Zaten onların değeri, o hatalı durumlara rağmen kulluk merdivenlerini başarı ile tırmanmalarıdır. Sizin belirttiğiniz durum ise bambaşka bir durumdur. Bin yıl önceki BATINİYE hareketini şeytan yeniden canlandırdı, dinimizi içinden kemirmek istiyor. Bilim kılığı ile ashabı dillerine dolayanlar sadece İblis’in işini kolaylaştırmak istiyorlar. Çare yok, Allah imanını koruyan kulları ile bir konferansta eriyip giden cılız imanlı kullarını görecek, melekler buna şahit olacak! Hiçbir çaresi yoktur bunun. Bu bir imtihandır. O aklı kıtlar böyle konuşup gidecekler. Din biiznillah olduğu gibi kalacak. İmanını birilerine göre şekillendirmekte sakınca görmeyenler de nedametleri ile baş başa kalacaklar. Zaman dik durma ve binlerce dalgaya karşı yıkılmama zamanıdır. Sabret, diren ve erime.

Selamünaleyküm hocam ben İslami İlimler Fakültesinde okuyorum. Bu sene İslam Tar
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Bu, ihtimal kıyamete kadar kimsenin çözemeyeceği kadar köklü bir yer edinmiş sorunlardandır. O yolu izleyen mü'minlerin niyetlerini Allah Teâlâ bilmektedir. Onları itham etmek kimsenin görevi değildir. Samimi niyetlerle yapıyorlarsa ve bunun üzerinden kişisel zevklerini tatmin etmek ve menfaatlenmek gibi bir tutum içinde değillerse onlarla mücadele etmenin yersizliğini düşünüyorum. Yaşadığımız dönem, insanların yanlışlarını tespitten çok neyin doğru olduğunu ispat etme dönemidir. Eğer tasavvuf hatalı ise hatasız olan zühdü ortaya koymalıyız. Birileri Allah'ı zikretmeyi teşvik için tasavvufu metot olarak kullanırken hata ediyor, diğerleri de Allah'ı zikrin ne tilavet ne tesbihat olan hiçbir çeşidi ile meşgul olmadığı hâlde, sadece başkalarının yanlışlarını tadat ederek İslam'a hizmet ediyorsa bu kabullenilemez. Herkes doğru bildiğini yapsın, hesabımız Allah'a kalacaktır.

Selamünaleyküm; Sayın hocam son sohbetiniz olan bidat bidattir sohbetinizi dinle
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kur'an’ımız hidayet ve saadet kaynağımızdır. Ondan yoksunluğumuz veya uzaklığımız ise şekavet sebebimizdir. Bugünkü dünyamızda Kur'an’dan uzak kalmanın oluşturduğu iman zafiyeti, ümmet olma kabiliyetimizin kaybolması, ardı ardına gelmeye devam eden semavi ve beşerî musibetler, insanlar arasında hatta mü'minler arasında hızla yayılan şüpheler ve şehvetler ve netice olarak başta aile olmak üzere en temel değerlerimizi kaybetmemiz yanlış gidişatın işaretleri olarak anlaşılabilir. Ortada bir iman zafiyeti vardır. İbadetlerdeki tembellik, günahlardaki kabarmalar da bu nedene dayanmaktadır. Şeriatımıza ait ilimlerdeki geri kalmışlık da adeta tuz biber olmaktadır. Gelişen iletişim imkânları, insanlara pompalanan hümanist idrakler gözle görülür bir kibir, bencillik, kendini beğenmişlik salgını getirmiştir. İnsanlar ahirete imanı neredeyse lütfedip benimseyecek tavırlar gösterebilmektedirler. Buna ilave olarak dine davetle yükümlü kimselerin vazifelerini ibadet heyecanı ile değil de maaş takibi ile yapıyor olmaları ise ayrı bir bereketsizlik getirmektedir. Kötü arkadaş çevresi, derin gaflet, tapınılırcasına peşinden koşulan dünya nimetleri, mubahlarda aşırılık, israf, vakti en değersiz nesne gibi tüketme gibi sıkıntılar bir fikir sapmasını, düşünememeyi beraberinde getirmektedir. Bunun sonuçlarından biri olarak bid’atler ibadetlerin düzeyine çıkarılmış, ahireti hatırlatmaya yönelik uyarılar aşırılık olarak yorumlanmıştır. Siyasetten ve ticaretten tamamen uzaklaştırılmış bir Kur'an ile baş başa kalmış olduk. Kadın ve aile, gençlik hedef tahtasına konan ilk değerlerimiz oldu. İçerideki bu çürümeye dışarıdaki saldırılar katılınca birbirlerine destek olup Kur'an’ımızdan uzak kalacağımız ortama zemin hazırlandı. Bütün bunları gözümüzle görebileceğimiz kadar açık ve itirazsız izleyebildiğimize göre, dönüş için neler gerektiği de bilinmiş olmaktadır. Âlimlerimiz yeniden bir Kur'an’a dönüş hamlesi yapmalı ve hepimiz dünyanın faniliğine imanımızı tazeleyerek çalışıp salih ameller yapmak durumundayız. Allah yardımcımız olsun. Âmîn.

Hocam şöyle bir merakım var, nasıl bir cevap verirsiniz: Neden insanlar Kur'an’ı
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Şunu bilmek zorundayız: a- Allah Teâlâ ilk mü'minlere hangi cenneti vaat etti ise bize de onu vaat ediyor. Ve ilk mü'minleri hangi ağırlık ve zorlukla sınadı ise bizi de esasen o ağırlık ve zorlukla sınıyor. Nesiller arasında bir sınav farkı olmaz/olamaz. Aksi takdirde Allah Teâlâ adaletini uygulamamış olur. Bu da söylenemez. b- Bu ümmet kıyamet saatine kadar kalacak bir ümmettir. İmanı, Kur'an’ı, ibadeti ve ahlakı temelden asla bitmeyecektir. Dönem dönem gölgede kalmalar, siliniyor gibi olmalar görülse de kök itibariyle hep var olacaktır. Buna iman etmemiz gerekiyor. İman ve hayır sıfır noktasına geldi dendiğinde kıyamet vakti de geldi denmiş olur ki bunu söylemek anlamsız bir söz söylemek olur. Evet, daralma var ama bitme yoktur. Bitme olmadığına göre de umut vardır biiznillah. Kimse yoksa ben varım diyebilmeliyiz. Bunu diyemezsek kendimizi inkâr etmiş oluruz.

Hocam, dünyanın sonuna tesadüf etmiş bir nesil olduk. Her şey fitne her yer fitn

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.