Diyanet Fetva Kurulu
Soru
Sezaryen yöntemi ile doğum yaptıktan sonra gusül gerekir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Uzmanlara göre, anne ve bebek açısından sağlıklı olan normal doğum olup sezaryen sadece tıbbi zorunluluk halinde başvurulabilecek bir yöntemdir. Buna göre tıbbi zorunluluk olmadıkça sezaryen yöntemine başvurmak dinen de uygun değildir.
Öncelikle geçmiş olsun, yavrunuzu en güzel şekilde yetiştirmenizi Rabbim nasip eylesin. Sezaryenle doğum gerçekleştikten sonra kırkıncı güne kadar gelen kanama lohusalık kanamasıdır. Kırk gün dolmasına rağmen kanamanız devam ediyorsa kırkıncı gün gusül abdestinizi alıp namazlara başlayıp günlük hayatınıza devam edebilirsiniz. Ancak kanama devam ettiği için istihaze/özür hükmünde olacağınız için her namaz vakti girdiğinde yeni bir abdestle namazlarınızı kılmalısınız. Allah'a emanet olun.
Nifas, doğum ya da düşükten sonra gelen kanamadır. Doğumda rahmi alınan bir kadından nifas kanı gelmeyeceğine göre bu durumda lohusalık gerçekleşmiş olmaz.
Uzmanlara göre, anne ve bebek açısından sağlıklı olan normal doğum olup sezaryen sadece tıbbi zorunluluk halinde başvurulabilecek bir yöntemdir. Buna göre tıbben gerekli olmadığı halde normal doğum risklerinden kaçınmak, maddi çıkar kaygısı veya meşru olmayan başka nedenlerle hastaları sezaryene yönlendirmek kul ve kamu hakkı ihlali olduğundan caiz değildir.
Aleykümselam. Doğumdan önce sıvısı gelen kadın, sıvı geldiği esnada sancılı bile olsa o sıvı nedeni ile lohusa durumuna geçmez. Gelen sıvı bir idrar sızıntısı hükmünde olur. Namaz vaktinde abdestini alır ve namaz kılar. Oruçlu ise orucunu bozmaz.Böyle bir durumda sıvı ile beraber kan da görmüş olsa bu da lohusalığını başlatmaz. O gördüğü kanı istihaze kanı yani özürlü durum kanı olarak kabul ederiz. Yine namaz vakitleri abdestini alır ve normal hayatına devam eder.
Selamünaleyküm. Ameliyatla doğum yapmanın zaruretle bir ilgisi yoktur. Zaruret olmasa da ameliyat yapılabilir. Fakat ameliyatın neticesinde doğum sayısı sınırlandırılması gerekiyorsa bu durum sakıncalıdır. Sezaryende da bu vardır. Dolayısıyla doktorların gereksiz titizliklerinden ötürü ameliyat yapılmamalıdır.
TEMİZLİK (TAHARET) konusundaki diğer fetvalar
Bir kişi ihtilam olsa ancak uykudan uyandığında üzerinde veya çamaşırında ıslaklık görmese gusletmesi gerekmez. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 1/164) Buna karşılık, rüya gördüğünü hatırlamamakla birlikte, uyandığında üzerinde veya çamaşırında ıslaklık görürse gusletmesi gerekir. (Ebû Dâvûd, Tahâret, 92-93 [236-237]; Tirmizî, Tahâret, 82 [113]) Hz. Âişe (r.anhâ) şöyle anlatır: “Resûlullah’a, ‘Bir kimse uykudan uyandıktan sonra çamaşırında ıslaklık bulsa, ancak ihtilam olduğunu hatırlamasa (yıkanması gerekir mi?)’ diye soruldu. O da ‘Evet, yıkanmalıdır!’ diye cevap verdi. Sonra, ihtilam olduğunu hatırlayıp da ıslaklık farketmeyen kimsenin durumu soruldu: ‘Ona gusül gerekmez’ dedi. Ümmü Süleym (r.anhâ) sordu: ‘Bunu kadın görecek olursa, kadına gusül gerekir mi?’ Buna da: ‘Evet! Kadınlar, erkekler gibidir’ cevabını verdi.” (Ebû Dâvûd, Tahâret, 92 [236]; Tirmizî, Tahâret, 82 [113]) Yine Âişe (r.anhâ) anlatıyor: “Ümmü Süleym (r.anhâ), Resûlullah’a (s.a.s.), ‘Rüyasında, erkeğin gördüğünü gören kadına, guslün gerekip gerekmeyeceğini sordu. Resûlullah, ‘Evet! Islaklığı fark ederse.’ cevabını verdi.” (Ebû Dâvûd, Tahâret, 93 [237]; Nesâî, Tahâret, 131 [196]; bk. Müslim, Hayız, 32-33 [313-314]) Dolayısıyla kadınların da erkekler gibi ihtilam olmalarından sonra çamaşırlarında ıslaklık görmeleri hâlinde gusletmeleri gerekir.
Abdest alırken veya guslederken konuşmak abdeste veya gusle zarar vermez. Ancak bir ihtiyaç olmadıkça konuşmak uygun değildir. Abdest veya gusül almaya başlayan kişi, yaptığı ibadete odaklanmalı, dünyevî meşguliyet, duygu ve düşüncelerden mümkün olduğunca uzaklaşmalıdır. (Şürünbülâlî, Merâkı’l-felâh, 1/47)
Akupunktur tedavilerinde kullanılan iğnelerin ve üzerlerindeki bantların tedavi süresince çıkartılıp takılmaları mümkün değilse ya da çok büyük zorluk gerektiriyorsa, kullanılması gerekli olduğu müddetçe gusül ve abdeste mâni olmaz. Bu durumda sargı bezi üzerine mesh hükümleri geçerli olur.
Abdeste ve gusle başlarken niyet etmek ve besmele çekmek sünnettir. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/15-17) Bu bakımdan niyet etmeden ve besmele çekmeden alınan abdest ve gusül geçerlidir. Ancak abdest ve gusülden önce besmele ve niyetin unutulması sünnet sevabından mahrum olunmasına neden olur. Şâfiî mezhebine göre, abdest ve gusülde niyet farz iken, gusle başlarken besmele çekmek ise sünnettir. (Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 1/166-167, 222; Erdebîlî, el-Envâr, 1/69-71)
Gusül, abdesti de içerdiğinden abdesti bozacak bir durum meydana gelmedikçe daha sonra ayrıca abdest almaya gerek yoktur. Zira Hz. Âişe, Resûl Ekrem’in (s.a.s.) guslettikten sonra ayrıca namaz abdesti almadığını rivâyet etmiştir. (Ebû Dâvûd, Tahâret, 96 [250]; Tirmizî, Tahâret, 79 [107]) Abdullah b. Ömer de Hz. Peygamber’in (s.a.s.) “Hangi abdest gusülden daha umumidir ki!” (Taberânî, el-Mu‘cemü’l-kebîr, 12/371 [13377]) buyurduğunu, dolayısıyla gusülden sonra ayrıca abdest almaya ihtiyaç olmadığını nakletmiştir.
Guslederken ağza ve burna su vermek farzdır. Ağza verilen suyu boğaza kadar ulaştırıp çalkalamak ve burna verilen suyu da iyice çekmek sünnettir. Bu hüküm oruçlu olmayan kimseler içindir. Oruçlu olanların, boğaza veya genze su kaçma ihtimali olduğu için böyle yapmaları uygun olmaz. Onlar gusülde ağza ve burna su verirken mübalağa etmeyip abdestte yaptıkları gibi yaparlar. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 1/116, 156)