Diyanet Fetva Kurulu
Soru
Sezaryen yöntemiyle doğumun dinî hükmü nedir?
Cevap
Benzer fetvalar
Uzmanlara göre, anne ve bebek açısından sağlıklı olan normal doğum olup sezaryen sadece tıbbi zorunluluk halinde başvurulabilecek bir yöntemdir. Buna göre tıbben gerekli olmadığı halde normal doğum risklerinden kaçınmak, maddi çıkar kaygısı veya meşru olmayan başka nedenlerle hastaları sezaryene yönlendirmek kul ve kamu hakkı ihlali olduğundan caiz değildir.
Sezaryen yöntemi ile çocuk dünyaya getirmek lohusalık açısından normal doğum hükmündedir. Sezaryenden sonra rahimden kan gelmezse kadın ilk fırsatta guslederek lohusalık (nifas) hâlinden temizlenir. Rahimden kan gelirse, kanın kesilmesinden sonra gusletmesi gerekir. (Serahsî, el-Mebsût, 3/210; Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/12)
Selamünaleyküm. Ameliyatla doğum yapmanın zaruretle bir ilgisi yoktur. Zaruret olmasa da ameliyat yapılabilir. Fakat ameliyatın neticesinde doğum sayısı sınırlandırılması gerekiyorsa bu durum sakıncalıdır. Sezaryende da bu vardır. Dolayısıyla doktorların gereksiz titizliklerinden ötürü ameliyat yapılmamalıdır.
Hamilelik bir hastalık olmadığı gibi doğum da fıtri bir hadisedir. Sezaryen ise, gerçek sebeplerle ve gerektiği zaman yapıldığında anne ve bebeğin hayatını kurtaran bir ameliyattır. Ancak zamanla modern bir doğum şekli olarak algılanmaya başlanmış, normal doğum yerine isteğe bağlı sezaryen oranları gittikçe artış göstermiştir. Konuyla ilgili yapılan çalışmalar planlı sezaryen ameliyatının, sorunsuz bir normal doğum ile karşılaştırıldığında, anne ve bebek sağlığını hayatın ilerleyen safhalarında olumsuz yönde etkileyen bir uygulama olduğunu göstermektedir. Ayrıca tıbbi bir engel yoksa kendiliğinden başlayan doğumun bebeğin yararına olduğu, sağlığını ve geleceğini olumlu etkilediği çalışmalarla ortaya konulmuştur. Dolayısıyla tıbbi bir zorunluluk olmadıkça annenin fıtri olan doğum şeklinden vazgeçip hem kendisinin hem de bebeğin sağlığını olumsuz yönde etkileme riski olan sezaryen talebinde bulunmasına bir hak olarak yaklaşılması doğru değildir. Bu durumda sezaryen isteğe bağlı olarak değil, annenin ya da bebeğin hayatını koruma gayesiyle gerçekleştirilen zorunlu tıbbi bir müdahale olarak görülmelidir.
Tıbben yeterli denebilecek bir uzman uyarısı ile annenin veya ceninin hayati tehlikesi bulunduğu uyarısı ile teklif edilen sezaryenin yapılması tıpkı bir hayat kurtarma durumu gibi algılanır ve farz duruma geçer. Aynı uyarı, daha rahat bir doğum, daha az sancı gibi bir gerekçe ile yapılmış olsa idi o takdirde farz olur diyemezdik. Zira birinci durumda sezaryen bir hayati tehlikeye karşı yapılabilecek en yakın kurtarma operasyonudur ve alternatifi yoktur.
Geçmiş olsun. Allah size afiyetler versin. Belanın üzerine üzerine gitmeyin. Doktorların kanaatlerine uymak zorundasınız. Küçük bir tahmin olması başka şey, doktorların çoğunun tehlikeli görmesi başka şeydir. Doktorların kanaatine uyarak vebalden uzak kalın. Allah Teâlâ size de yavrunuza da afiyetler versin. Âmîn.
KADINLARA ÖZGÜ HALLER konusundaki diğer fetvalar
Âdet veya lohusalık döneminde diş tedavisi yaptırmak caizdir. Bu dönemde yapılacak dolgu, kaplama, tel taktırma, implant yaptırma veya sabit protez abdest ve guslün sıhhatine engel olmaz.
Nifas, doğum ya da düşükten sonra gelen kanamadır. Doğumda rahmi alınan bir kadından nifas kanı gelmeyeceğine göre bu durumda lohusalık gerçekleşmiş olmaz.
Fıkıh kaynaklarımıza göre iki âdet arasındaki temizlik müddeti en az on beş gündür. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/34) Bu süre dolmadan önce görülen kanama, özür kanaması olup ibadetleri yapmaya engel değildir. Bununla birlikte, bir âdetin bitiminden sonra on beş gün dolmadan meydana gelen kanamanın âdet kanaması olduğuna dair alanında uzman hekim teşhisi varsa bu teşhis de dikkate alınabilir.
Hanefî mezhebine göre âdet ve lohusalığın azami müddetleri (âdetin azami müddeti on, lohusalığın kırk gün) bitince, herhangi bir şart aranmaksızın eşler arasında cinsel ilişki helal olur. Ancak âdet veya lohusalık bu müddetten önce bitmiş ise kadının gusül abdesti alması veya bir namaz vaktinin geçmesi durumunda cinsel ilişki helal olur.
Âdet halinde cinsel ilişkide bulunmak, ayetin açık ifadesi gereği haramdır (Bakara 2/222). Lohusalık da aynı hükme tabidir. Böyle bir ilişkide bulunan kimsenin bu günahından tövbe ve istiğfar etmesi gerektiği gibi belli bir miktar (âdetin ilk günlerindeki ilişki için 4,009 gr. son günlerindeki ilişki için bunun yarısı miktarda altın) sadaka vermesi de tavsiye edilmiştir (Mevsîlî, el-İhtiyâr, I, 102).