Diyanet Fetva Kurulu
Soru
İsteğe bağlı sezaryen kadının hakkı mıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Uzmanlara göre, anne ve bebek açısından sağlıklı olan normal doğum olup sezaryen sadece tıbbi zorunluluk halinde başvurulabilecek bir yöntemdir. Buna göre tıbben gerekli olmadığı halde normal doğum risklerinden kaçınmak, maddi çıkar kaygısı veya meşru olmayan başka nedenlerle hastaları sezaryene yönlendirmek kul ve kamu hakkı ihlali olduğundan caiz değildir.
Daha az doğum sancısı çekmek, cinsel organ çevresinde daha az bozulma oluşması, bedensel güzelliği daha iyi koruma, doğum vaktini kendin belirleme, doktora vakit kazandırma, ekonomik kazanç hırsı, farklı ülkede doğum yapıp cinsiyet kazanma gibi nedenlerle sezaryenle doğum tercih edilebilmektedir. Ameliyat veya cerrahi müdahalenin caiz olması için belli şartlar oluşmalıdır. Keyfi olarak insan bedenine cerrahi işlem yapılmamalıdır. Her ameliyat bir risktir. Sezaryen de bir ameliyat olduğu için risktir. Keyfî olduğu zaman bu riske caiz denmemektedir. Bu nedenle annenin sağlığı açısından zorunlu görülmedikçe sezaryenle doğum caiz görülmez.
Selamünaleyküm. Ameliyatla doğum yapmanın zaruretle bir ilgisi yoktur. Zaruret olmasa da ameliyat yapılabilir. Fakat ameliyatın neticesinde doğum sayısı sınırlandırılması gerekiyorsa bu durum sakıncalıdır. Sezaryende da bu vardır. Dolayısıyla doktorların gereksiz titizliklerinden ötürü ameliyat yapılmamalıdır.
Tıbben yeterli denebilecek bir uzman uyarısı ile annenin veya ceninin hayati tehlikesi bulunduğu uyarısı ile teklif edilen sezaryenin yapılması tıpkı bir hayat kurtarma durumu gibi algılanır ve farz duruma geçer. Aynı uyarı, daha rahat bir doğum, daha az sancı gibi bir gerekçe ile yapılmış olsa idi o takdirde farz olur diyemezdik. Zira birinci durumda sezaryen bir hayati tehlikeye karşı yapılabilecek en yakın kurtarma operasyonudur ve alternatifi yoktur.
Uzmanlara göre, anne ve bebek açısından sağlıklı olan normal doğum olup sezaryen sadece tıbbi zorunluluk halinde başvurulabilecek bir yöntemdir. Buna göre tıbbi zorunluluk olmadıkça sezaryen yöntemine başvurmak dinen de uygun değildir.
Kırk günden sonraki bir müdahalenin caiz olması için tıbben kadının ölümcül bir tehlikede olduğunun tespit edilmesi gerekir. Bu tespit de heyet şeklinde olmalıdır. Ya da heyet kadar tatmin edici bir bilgi olmalıdır. Anne adayının bunu bilmesi durumunda kararı kendisinin vermesi gerekir. İyi düşünüp karar vermesini tavsiye ederim. Allah yardımcısı olsun.
KADINLARA ÖZGÜ HALLER konusundaki diğer fetvalar
Nifas, doğum ya da düşükten sonra gelen kanamadır. Doğumda rahmi alınan bir kadından nifas kanı gelmeyeceğine göre bu durumda lohusalık gerçekleşmiş olmaz.
Âdet veya lohusalık döneminde diş tedavisi yaptırmak caizdir. Bu dönemde yapılacak dolgu, kaplama, tel taktırma, implant yaptırma veya sabit protez abdest ve guslün sıhhatine engel olmaz.
Hanefî mezhebine göre âdet ve lohusalığın azami müddetleri (âdetin azami müddeti on, lohusalığın kırk gün) bitince, herhangi bir şart aranmaksızın eşler arasında cinsel ilişki helal olur. Ancak âdet veya lohusalık bu müddetten önce bitmiş ise kadının gusül abdesti alması veya bir namaz vaktinin geçmesi durumunda cinsel ilişki helal olur.
Âdet halinde cinsel ilişkide bulunmak, ayetin açık ifadesi gereği haramdır (Bakara 2/222). Lohusalık da aynı hükme tabidir. Böyle bir ilişkide bulunan kimsenin bu günahından tövbe ve istiğfar etmesi gerektiği gibi belli bir miktar (âdetin ilk günlerindeki ilişki için 4,009 gr. son günlerindeki ilişki için bunun yarısı miktarda altın) sadaka vermesi de tavsiye edilmiştir (Mevsîlî, el-İhtiyâr, I, 102).
Fıkıh kaynaklarımıza göre iki âdet arasındaki temizlik müddeti en az on beş gündür. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/34) Bu süre dolmadan önce görülen kanama, özür kanaması olup ibadetleri yapmaya engel değildir. Bununla birlikte, bir âdetin bitiminden sonra on beş gün dolmadan meydana gelen kanamanın âdet kanaması olduğuna dair alanında uzman hekim teşhisi varsa bu teşhis de dikkate alınabilir.