Fetva Meclisi
Soru
Hocam sorum şudur; Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in zamanında dırar mescitleri vardı, şimdiki camilerimiz dırar mı? Dırar mescidi diyen arkadaş var, cevabını alabilir miyim? Oy kullanmak Müslüman’ı kâfir yapar mı? Bazı zihniyetler çocuğu okula gönderdiğin zaman iman etmiş olman diyorlar, cevabınız nedir? 652. maddeyi okudunuz mu, kabul eden kâfirdir diyorlar. Bakara süresi 174 cevabını cami imamlarını yorumluyorlar. Kafamız karmakarışık kime inanacağımızı şaşırdık.
Cevap
Benzer fetvalar
Camiler ve ibadetlerimiz hakkında yazdıklarınız büyük oranda doğrudur. Bundan daha ağırları da yazılabilir. Ne yazık ki hakikat böyledir. Yalnız şunu unutmamalıyız: Her şeye rağmen camiler, bütün eksikliklerine ve iticiliklerine rağmen İslam'ın bu zamandaki camileridir. Biz de bu zamanda İslam'ın Müslümanlarıyız. 'Papaza kızıp oruç bozmak' diye izah edilen atasözünde olduğu gibi camileri, muhtevasındaki bütün eksikliklere rağmen terk edemeyiz. Şeytan bu açığımızı iyi kullanır ve neticede bizi ibadetten külliyen soğutur maazallah. Gidecek ve aslına dönüştürmek için gayret edeceğiz.
Aleykümselam. Evet, Avrupa'da yaşayan mü'min kardeşlerimizin bilhassa gençlere din aşısı yapmaları oldukça zordur. Zorluğu kadar da ecrin büyük olacağını bilmek gerekiyor. Bizim sayıya bağlı kalmamız gerekmez. Bir kişi az değildir. On senede bir kişi de kazansanız onu basit görmeyin. Bütün insanlığı kurtarmaya talip olun ama rakamlara bağlanmayın. Sabır ve sebat ile devam edin. Allah Teâlâ sizin gayretinizi ve heyecanınızı görsün yeter. Oradaki faaliyetlerde kâfirlerin işlerinden esintilenerek yapılacak işlerde bereket olmaz. Orjinali koruyun. Mevsimlik sonuçlar sizi kandırmasın.
Selamünaleyküm. Şirk ve küfür gibi kavramlar adeta idam gibi son kullanılabilecek kavramlardır. Ulu orta bu kadar rahat kullanılmaları ağır bir sorumluluktur. Buna dikkat edelim. Okulların mü'min insan yetiştirmek için ikame edilmedikleri gayet açıktır. Tam aksine kafası karışık insan yetiştirmek için ikame edilmektedirler. Bir mü'minin çocuğunu, hiçbir sakınca yokmuş kabul ederek yani bu durumu normal görerek okullara göndermesi elbette Allah katında sorumluluk gerektirecek bir durumdur. Bunu şirk, küfür kavramları ile kullanmasak da ağırlığını reddedemeyiz. Meseleyi zaruret meselesi olarak görüp, kendi çapında da tedbirler alan mü'min için ise aynı şeyi söylememiz doğru olmaz. Mü'min insanları cehenneme doldurduktan sonra delil toplama mantığı ile hareket etme yerine ne durumdayız, neler yapabiliriz mantığı ile hareket etmek gerekmektedir. Allah'a emanet olunuz.
Münafık içinden iman etmediği hâlde iman etmiş gibi görünen kâfir demektir. Aslında o da bir kâfirdir ve kâfirden daha beter azap görecektir kıyamet gününde. Peygamber aleyhisselam efendimiz zamanında münafıklar İslam dinini beşiğinde boğmaya çalışan bir şeytan projesine hizmet ediyorlardı. Şeytanın İslam’ı yok etme hayali kıyamete kadar bitmeyeceği için o tür elemanları da bitmeyecektir. O gün bir çeşit iş üzerinden çalışıyorlardı bugün bir çeşit yarın da başka bir çeşit üzerinden çalışacaklardır. Bunu tabii bir durum görüyoruz; İslam kalkmayacağına göre düşmanları da kalkmayacaktır. Bazı Müslümanların kendilerini garantide görmeleri bu gerçeği değiştirmez. Bugünün münafıklarının çalışma alanları esasında içten çökertme mantığı bakımından o günle aynı da olsa ambalajlaması bakımından farklı gibi görülebilir. Bugünün münafıkları: - Dünyaya tenezzül etmeme görüntüsü verdikleri hâlde içlerinde tapındıkları bir dünya hırsı olan kimselerdir. Bu hırsları para ile ilişkilerinde, siyasette, sosyal alanlarda fırsat bulduklarında ortaya çıkan hastalıklarıdır. - Dini dert ettiğini, her şeylerini din için yaptıklarını söylerken gerçekte din için yaptıkları hiçbir şeyleri olmayan ve bundan da hayâ etmeyen karakter sahibidirler. - Allah’ın en kesin emirlerinden olan emr-i bi’l ma’ruf/iyiliği emretmek ve nehy-i anil münker/kötülükten alıkoymak onların tavırlarında yoktur. En yakınlarındakilerine dahi bu konuda etki etmeyi düşünmezler ama dış görüntülerinde iyilik savaşçısı gibidirler. Bu isimlerle dernekler vakıflar kurarlar, toplantılar yaparlar, fotoğraflar çektirirler. Eylemde ise yokturlar. - Konuşurken “biz” zamirini kullanarak konuşup Müslümanlık propagandası yaparlar. Ellerine geçen fırsatları ise kâfirler ve onların yandaşları ile paylaşırlar. Kâfirlerle içli dışlı olmakta sakınca görmezler. - Konuştuklarında insanlara ve hayvanlara merhamette emsalleri yoktur zannedilir. Bunun propagandasını yaparlar. Bebeklere acırlar, aşılar ve ilaçlar dağıtırlar ama uygulamada hiçbir insan onların gözünde merhamete değer bir varlık değildir. Onlara görüntüsü ile zevk vermeyen hiçbir hayvana merhametleri yoktur ama propaganda yaparlar. - Herkesten önce cennete girmek ister gibi görüntü verirler. Cennetin bedeli olan ibadetlerde ise yokturlar. Ve bunlar gibi pek çok iki yüzlü kimliği ispat eden görüntüleri ile bu çağda da vardırlar ileriki çağlarda da olacaklardır. Tıpkı Allah için yaşayan ve bunu hayatında sergileyen mü'minlerin her zaman bulunduğu gibi.
Aleykümselam. Siz de belirttiniz; tekfir yani bir mü'minin imanını yok sayma bir hastalıktır. Kanaatimiz odur ki, o hastalığa takılıp kalmak da karşı bir hastalıktır. Özellikle meşgul olunmamasını tavsiye ederiz. Bugüne kadar görülmüştür ki, bu meselelerle yoğunlaşanlar bir itirazı kabul etmeye yanaşmamışlardır. Tekfir boyutlu düşüncelerin esasında norm dışı kalmak vardır. Bu da onların bir söz dinlemeleri durumunda yok olmaları yani norma dönmeleri demek olacağından kolay kolay ikaz kabul edemezler. Vakit zayiatına dalmaktan ise gençlerin o hastalığa yakalanmamalarına çalışmak daha yararlıdır.
Kâfir, mü'min olmadığını kati olarak bildiğimiz insana verilen isimdir. Mü'min olduğunu söyleyen ya da öyle bilinen birine ‘kâfir’ demenin caiz olması için onun kâfir olduğuna kesin hükmedilmiş olması gerekir. Bu hükmeden de yetkili bir ilim makamı olmalıdır ya da İslam Devleti yargısı bu kararı vermelidir. Ortada bu ölçülere uydurulamayan tipler de hep buluna gelmiştir. Özellikle Abbasi döneminde bu standartlara uydurulamayan tipler yaygın olmuştur. O dönemden itibaren; - Mü'min olduğunu iddia eden ama mü'minliğinde tereddüdümüzün bulunduğu bir çeşit zararlı münafık tipler için, - İslam toplumuna, o toplumdan olduklarını söyledikleri hâlde zarar verecek işler yapanlar için ZINDIK kavramı kullanılmıştır. Bu kavramla esasen din dışında olmak gibi bir anlam da kullanılıyor olsa da ‘kâfir’ sözcüğünün açık seçik tehdit ettiği dinin dışında olma durumu bu kelimede biraz daha dolaylı anlatılmaktadır. Bu nedenle tarih boyunca bu sözcük yani ZINDIK sözcüğü ‘Müslümanlar için zararlı tip’ anlamında kullanılmıştır. Bu zararlı tip olmanın kâfir olmakla iç içe olduğu noktalar da bulunur ama açıkça kâfir demenin ağırlığı bu sözcükte yoktur. Bir anlamda siyasi bir kelime olarak da görebiliriz bunu.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Aile kararından önce sizin, Türkiye'de beş yıl dini eğitim alma arzunuzun realitesi ne kadar yüksektir onu merak ettim. Gerçekten bir din eğitimi ne kadar mümkündür bilemiyorum. Sizin arzunuzla gerçekler uyuşmayabilir. Oradaki eğitimi bitirmeniz, kendinizi de dışarıdan destekli bir takviye ile doldurmanız daha oturaklı olur zannederim. Böylece ailenizi de tatmin etmiş olursunuz.
Selamünaleyküm. Bunun, haram düzeyinde bir sakıncası yoktur. Ahlâken tavsiye edilmeyen bir durumdur.
Selamünaleyküm. Hamile kalmanın 'gizli' si olmaz. Tabii bir şekilde hamile kalacaksınız zaten. Yapacağınız şey, hamile kalmamak için tedbir almak olurdu. O da sizin rızanız olmadıkça, sadece eşinizin istemesiyle onun hakkı olmaz. Hamilelik sizin hakkınızdır, hakkınız için kaçak iş yapmış sayılmazsınız. Yalnız bu durumun, eşinizle ilişkinizi zedelememesine dikkat edin. Şeytan onu böyle bir sebebe dayanarak sizden soğutabilir.
Selamünaleyküm. Aybaşınıza yakın bir gün gibi kısa bir zaman içindeki lekelenmeleri aybaşı başlangıcı almanız daha uygundur. Buna göre uygulama yapın. Mevcut durumdan ötürü de istiğfar etmeniz yeterlidir.
Selamünaleyküm. Açık bir haram konusunda kimsenin sözünü dinlemeniz gerekmez. Gönül alma, idare ettirme taktikleri ile alıştırmaya çalışın. Allah Teâlâ sizi bir kere kurtarmış iken geri dönmeyin.
Selamünaleyküm. Bu durum, ahlaken kimse için uygun olmaz; erkek veya kadın fark etmez. Dinen ya da işin haram olmaması açısından ise bilirsiniz ki, evli kadının ikinci bir evliliği korkunç bir zinadan başka bir şey değildir. Evli erkeğin ise eşine haber vermesi nikâh şartı değildir.