Fetva Meclisi
Soru
Hocam, zındık ile kafirin arasındaki fark nedir?
Cevap
Benzer fetvalar
Mü'mine kâfir demek günahtır. Bunun dışındakine seviyesi düşük söz muamelesi yaparız ama haram söz demeyiz.
Selamünaleyküm. Bu soruların ve endişelerin tamamı doğru olan bir noktadan hareketle söylenmektedir. Doğru bir noktadan hareketle söylenmesi uygulamada da doğru olmayı gerektirmiyor. Dinimiz, boğulup gitmemizi emretmiyor. Çare üretmek zorundayız. Mesela bugünkü camileri devlet değil Müslüman halk inşa etmektedir. Eğer camiler dırar mescidi ise bu çok tabii olarak o camileri inşa edenlerin de münafık olmalarını gerektirir. Çünkü dırar mescidini münafıklar inşa etmişti. İmanı ilgilendiren konularda bu kadar aşırı tepki, kendi kendini yemek gibi bir şeydir. Daha mutedil olmak gerekir.
Öncelikle günümüzdeki tekfirin bir hastalık çeşidi olduğunu hatırlatmak isterim. Bu hastalıktan uzak bir şekilde normal şartlar içerisinde bu konuyla ilgili şu bilgileri aktarmak yerinde olur. Tekfir, çok ağır bir meseledir. Peygamber Efendimiz aleyhisselam, "Kim birine ‘kâfir’ der de o kişi gerçekten kâfir değilse, bu söz ona geri döner." buyurmuştur (Buhârî, Edeb, 73; Müslim, İman, 111). Eğer kişinin küfre girdiği kesin olarak bilinmiyorsa Allah'a havale etmek en güvenli yoldur. Bir kişi açıkça Müslüman olduğunu söylüyorsa ve İslamî esasları kabul ediyorsa onun zahiren Müslüman olduğu genel kuralımızdır. Kişi, söylediği veya yaptığı şeyin küfür olduğunu bilmiyorsa mazur görülebilir. Kişi söylediği şeyin farklı bir anlam taşıdığını düşünüyorsa tekfir edilmez. Kişi, baskı veya tehdit altında söylemişse tekfir edilmez. Özetle, bir kimse zahiren Müslüman ise küfre düşürücü bir söz veya iş yaptığında hemen tekfir edilmez. Öncelikle niyeti, cehaleti, kastı incelenir. Eğer kişi hatasını fark eder ve tevbe ederse Müslüman olarak kabul edilmeye devam edilir.
Allah’a iman açısından insanlar iman edenler ve iman etmeyenler olarak ikiye ayrılırlar. Münafıklar aslında iman etmedikleri hâlde toplum içindeki sosyal ve ekonomik çıkarları gereği iman etmiş gibi görünen kimselerdir. Böylece asıl kimliklerinin iman etmeyenler olduğu anlaşılmış olur. Zira iman kalpte yerleşmiş olmalıdır ki iman edilmiş olsun. Bunlar ise Müslümanlar ile beraberken Müslümanlık gösterirler ama öyle değildirler. Bu yüzden de kıyamet günü cehennemde kâfirlerden de beter bir durumda olacaklardır. Bu bir nevi şahsiyetsizlik ve hastalıktır. Böylelerinin karakterleri, eylemleri Kur'an’ımızın ısrarla öne çıkardığı hastalıklardır. Bunlara benzeyen ama esasında Müslüman olanlar da, bir hastalık olarak münafıklıktan uzak durulması için ikaz edilmişlerdir. Münafıklarda en belirgin karakteristik özellikler şunlardır: • Kalpleri sorunludur yani iç dünyalarında İslam’ı kabul etmiş değildirler. • Düzeltiyoruz adı altında bozarlar. • Kendilerini akıllı görüp başkalarını aptal gören aptallardırlar. • Hilekârdırlar. • Sözlerinde durmazlar. • Mü'minlerin aleyhine olacak şekilde kâfirlerle bağlantıda olurlar. • Mü'minlerin başına gelen sıkıntılara sevinirler. • Zor günlerde meydanda olmazlar. • Allah’ın Kur'an’ına göre yaşamayı kabul etmezler, bunu da açıkça söylemezler. • Çok renklidirler, yalakadırlar. • Sapık fikirlere pek meraklıdırlar. • Aykırılıktan çok hoşlanırlar. • Dış düşmana hizmette sakınca görmezler.
Mü'mini kesin sınırlarla bağlayan sadece Kur'an ve Sünnet'tir. Bu ikisi dışında kesin bilgi, kural yoktur, olamaz da. Sözünü ettiğiniz kelime Ashabı kiramın bilmediği bir kelimedir. Onların bilmediği ise dinden değildir, olamaz da! Birilerinin çok önem vermesi, ilgilenmesi ona din niteliği katmaz. İnanmayız, inanmayı gerekli görmeyiz. Reddetmek için bir gayret içinde de olmayız. Herkes kendine bir meşgale buluyor, birileri de öyle bir meşgale bulmuş olabilir. Bize Kur'an ve Sünnet yetmelidir.
Böyle bir işi “küfür/şirk” gibi kavramlarla açıklamak ağır bir durumdur. Evet, bir hata hatta günah ama dinden çıkmak gibi bir durum değildir inşaallah. İstiğfar etmeli, tevbe etmeli ve tekrarından Allah’a sığınmalıdır.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Dinen bir sakıncadan söz etmesek de anlamlı bulamadık.
‘Yüzüne nur gelmek’ mecazi bir ifadedir. Bununla iyi olmak, güzel görünmek gibi anlamlar kastedilir. Bunun ötesinde özellikle bir anlam yüklenecek olursa ondan sıkıntı çıkabilir. Direk bu kullanımdan sıkıntı olmayacağını zannederim.
Bu isim olsa olsa erkek ismi olabilir. O da sakıncalıdır.
Zanla sakın hareket etmeyin, ahiretinizi yakabilirsiniz. Aleni suç irtikâp ettiğini bildiklerinizi ihbar edebilirsiniz. Onlara sempati besliyordu, geçmişte yemeklerine katılmıştı gibi bir gerekçe ile yaptığınız ihbar zulüm olabilir. Bu noktada dikkat edin. Kat'i bilginin ardından gidin sadece.
Bilhassa mukaddimesi değerli bir kitaptır. Hadis ilmi ile ilgilenecek biri için bulunması gerekli bir kitaptır. Yalnız halk seviyesinde bir kitap olmadığını belirtmeliyim. Allah teala ilim sahibi olmayı, bildiğimizle amel etmeyi hepimize müyesser kılsın.
Türkçe'de şöyle bir ata sözü vardır: Gevşek tükürük sakala zarar verir. Evliliği böyle esnek bir zeminde başlatırsanız sorununuz bitmez. Şimdiden ciddi tutun. İleride düzelme ihtimalini yok sayın. Bu da sizin duygusal olmayıp basiretli davranabilmenizle mümkündür. Daha akıllı ve basiretli düşünün.