Fetva Meclisi
Soru
Hocam, geçenlerde uzun zamandır görmediğim bir kardeşimi sosyal medya aracılığıyla görmek nasip oldu ve kendisine "maşaALLAH yüzüne nur gelmiş" diye bir beyanda bulundum fakat o böyle söylemememi bu sözün sıkıntılı olduğunu söyledi bana, bir müslümana yüzüne nur gelmiş demesi caiz değilmidir hocam?
Cevap
Benzer fetvalar
"Maşallah" sözü, beğendiğimiz bir şeyi görünce onun güzelliğine ve bereketine dua etmek için kullanılan bir ifadedir. Nazar da kesin olarak şundan şu şekilde diye tespit etmek zordur. Nazar değip değmemesinden ziyade sünnette bahsedildiği şekliyle korunma dualarını okumak gerekir. Bir Müslüman’ın Ayete’l-Kürsi’yi okuması, Felak ve Nas Sureleri’ni okuması, okuyup kendine üflemesi, çocuklarının üzerine üflemesi nazara karşı tavsiye edilmiş korunma tedbirlerindendir.
Allah Teala bizi, MÜSLÜMAN olarak adlandırmıştır. Ne ilavesi ne yenisi hiçbir isme razı olmayız. Böyle bir his sadece eziklik kompleksinden kaynaklanmaktadır. Allah'a emanet olunuz.
Manevi bir anlam yüklenmemiş ise bu söze, gözün maddi bakışta yani normal bakışta daha iyi görmesi için okunacak bir dua yoktur.
Selamünaleyküm.Gözlük de gözyaşı da namaza mani değildir.
Nur yüzlü olmakla kastınız manevi güzellik ise abdest başta olmak üzere ibadet çok yapacaksınız. Secde önemli bir ibadettir. Kastınız fiziki güzellik ise bu bir Allah vergisidir, herkes yaratıldığı gibi kalır.
Öyle bir duasını bilmiyoruz ama onu Allah’ın öyle yarattığını biliyoruz. Sonradan dua ile güzelleşmedi.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Kâfir, mü'min olmadığını kati olarak bildiğimiz insana verilen isimdir. Mü'min olduğunu söyleyen ya da öyle bilinen birine ‘kâfir’ demenin caiz olması için onun kâfir olduğuna kesin hükmedilmiş olması gerekir. Bu hükmeden de yetkili bir ilim makamı olmalıdır ya da İslam Devleti yargısı bu kararı vermelidir. Ortada bu ölçülere uydurulamayan tipler de hep buluna gelmiştir. Özellikle Abbasi döneminde bu standartlara uydurulamayan tipler yaygın olmuştur. O dönemden itibaren; - Mü'min olduğunu iddia eden ama mü'minliğinde tereddüdümüzün bulunduğu bir çeşit zararlı münafık tipler için, - İslam toplumuna, o toplumdan olduklarını söyledikleri hâlde zarar verecek işler yapanlar için ZINDIK kavramı kullanılmıştır. Bu kavramla esasen din dışında olmak gibi bir anlam da kullanılıyor olsa da ‘kâfir’ sözcüğünün açık seçik tehdit ettiği dinin dışında olma durumu bu kelimede biraz daha dolaylı anlatılmaktadır. Bu nedenle tarih boyunca bu sözcük yani ZINDIK sözcüğü ‘Müslümanlar için zararlı tip’ anlamında kullanılmıştır. Bu zararlı tip olmanın kâfir olmakla iç içe olduğu noktalar da bulunur ama açıkça kâfir demenin ağırlığı bu sözcükte yoktur. Bir anlamda siyasi bir kelime olarak da görebiliriz bunu.
Bilhassa mukaddimesi değerli bir kitaptır. Hadis ilmi ile ilgilenecek biri için bulunması gerekli bir kitaptır. Yalnız halk seviyesinde bir kitap olmadığını belirtmeliyim. Allah teala ilim sahibi olmayı, bildiğimizle amel etmeyi hepimize müyesser kılsın.
Dinen bir sakıncadan söz etmesek de anlamlı bulamadık.
Bu isim olsa olsa erkek ismi olabilir. O da sakıncalıdır.
Zanla sakın hareket etmeyin, ahiretinizi yakabilirsiniz. Aleni suç irtikâp ettiğini bildiklerinizi ihbar edebilirsiniz. Onlara sempati besliyordu, geçmişte yemeklerine katılmıştı gibi bir gerekçe ile yaptığınız ihbar zulüm olabilir. Bu noktada dikkat edin. Kat'i bilginin ardından gidin sadece.
Tıpkı namaz ve oruç gibi ’emribilmaruf ve nehyi anilmünker’ kıyamete kadar Rabbimizin emri olarak kalacaktır. İlerleyen zaman hiç bir Kur’an emrini eskitemez. Müminler olarak böyle iman etmek zorundayız. Batı kültürü içimize sindikçe ortaya çıkan hastalıklardan biri de ‘kendi hayatı, özel durumu, yasal hakkı’ türünden savunmalarla insanların haramların işlenmesine sessiz kalmaları ve farzların eksik bırakılmasına karşı tepkisizlikte sakınca görmemeleri olmuştur. Bu bir batı hastalığıdır. Önceki milletlerden de bize sirayet etmiştir. Bazı Müslümanların namazı ihmal etmesine ne diyebilirsek buna da onu diyebiliriz. Kesinlikle yanlışa karşı tepkili, iyiliğe karşı teşvik edici olacağız. Dinimiz böyle bir dindir. Şüphesiz eksiğimiz de olacaktır, insanız neticede. Biz a konusunda eksiğiz diye b konusundaki yanlışı düzeltme vazifemizi ihmal etmeyeceğiz. Hatta aynı yanlışı biz yapıyor olsak dahi durum böyledir, ‘bu yanlıştır’ demeye mecburuz. Yalnız şu ince ayara dikkat etmeliyiz: Yapacağımız düzeltme vazifesi mevcut hatadan daha ağırını oluşturacak veya o hataya daha da derinleştirecekse geri durabiliriz, durmalıyız da. Bunun ötesinde kapasitemiz ve imkânlarımızla ölçülü olarak vazifemizi yaparız. Müslümanlık böyle bir dindir.