Diyanet Fetva Kurulu
Soru
Tavaf ve sa‘y yaparken beden veya elbisenin necâsetten temiz olması şart mıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Hanefîlere göre abdestsiz, cünüp ya da âdetli olarak yapılan veya üç ya da daha az şavtı eksik olup iade edilen tavaflarda kişi ihramdan çıkmamışsa tavafı ihramlı olarak iade eder; ihramdan çıkmış ise iade için yeniden ihrama girmesi gerekmez. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/163; Zeylaî, Tebyîn, 2/60; Aynî, el-Binâye, 4/362) Umre tavafı geçersiz olarak yapıldığında, saç tıraşı olmakla ihramdan çıkılmış olmaz. Bu nedenle tavaf ve sa‘y yeniden yapılırken ihramlı olarak edâ edilir. (bk. İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/517-518; İbn Cüzey, el-Kavânîn, 89; Zekeriyyâ el-Ensârî, Esne’l-metâlib, 1/478) Ancak saç tıraşı olmakla ihram yasağı işlenmiş olduğundan ceza gerekir.
Hanefî ve Şâfiî mezheplerine göre umrenin tavaf ve sa‘yini ara vermeden yapmak ve hemen saç tıraşı olup ihramdan çıkmak sünnettir. (Serahsî, el-Mebsût, 4/48; Kâsânî, Bedâ’i, 2/130; Nevevî, el-Mecmû‘, 8/47-48; Kalyûbî, Hâşiye, 2/132-137) Dolayısıyla umre ibadetinde, tavaf, sa‘y ve saç tıraşının peş peşe yapılmasına dikkat etmek ve arada başka bir ibadet veya işle meşgul olmamak uygun olur. Bununla birlikte kişinin, umre tavafı ve sa‘yi arasında veya sa‘yini yaptıktan sonra saç tıraşı olup ihramdan çıkmadan önce nâfile tavaf yapması ibadetinin geçerliliğine engel teşkil etmez. Öte yandan umre ihramından çıkmadan nâfile tavaf yapmak isteyen kimsenin, ihram yasaklarına riayet etmesi gerekir. Ayrıca bu kişi umre tavafından ayrı olarak nâfile tavafı için de tavaf namazı kılmayı ihmal etmemelidir.
Hanefî ve Mâlikî mezheplerine göre, gücü yeten kimsenin tavafı ve sa‘yi yürüyerek yapması vaciptir. Buna göre gücü yettiği hâlde tavaf ve sa‘yi tekerlekli sandalye ile yapmak, dem (koyun veya keçi kesmek) gerektirir. Hasta, yürüyemeyecek kadar yaşlı ve özürlü olanlar, tekerlekli sandalye ile tavaf ve sa‘y yapabilirler. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/468, 469) Şâfiî ve Hanbelî mezheplerine göre ise tavaf ve sa‘yi yürüyerek yapmak sünnettir. Gücü yettiği hâlde tavaf ve sa‘yi tekerlekli sandalye ile yapmak mekruh ise de ceza gerekmez. (Nevevî, el-Mecmû‘, 8/75)
Hanefî ve Şâfiî mezhebine göre sa‘yin tavafın ardından ara vermeden yapılması sünnettir. Aynı şekilde tavaf veya sa‘yin şavtlarının peş peşe yapılması (muvâlât) da sünnettir. Namaz kılmak, abdesti tazelemek gibi durumlar ise muvâlâtı bozmaz. (Serahsî, el-Mebsût, 4/48; Kâsânî, Bedâ’i, 2/130; Nevevî, el-Mecmû‘, 8/47-48; Kalyûbî, Hâşiye, 2/132-137) Öte yandan yaşlılık, hastalık, izdiham gibi bir mazeret olmaksızın tavafın ve sa‘yin şavtları arasında uzun süre fasıla verilmesi mekruh olmakla birlikte bu şekilde yapılan tavaf ve sa‘y geçerlidir.
Sa‘y, müstakil bir ibadet olmayıp öncesinde yapılan tavafa bağlı bir ibadettir. Bu itibarla sa‘y, ancak geçerli/muteber bir tavaftan sonra yapılabilir. Dolayısıyla haccın sa‘yi, ancak hac için ihrama girdikten sonra yapılan geçerli bir tavafın akabinde yapılabilir. Umrenin sa‘yi de umre için ihrama girdikten sonra yapılan geçerli bir tavafın akabinde yapılır. Sa‘y, geçersiz bir tavaftan sonra yapılmışsa hem tavaf hem de sa‘yin yeniden yapılması gerekir. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/163; İbn Cüzey, el-Kavânîn, 89; Nevevî, Mecmû‘, 8/14) Hanefîler dışındaki üç mezhebe göre tavafın geçerli olabilmesi için yedi şavtında abdestli olarak yapılması şarttır. (İbn Cüzey, el-Kavânîn, 89; Nevevî, Mecmû‘, 8/14) Hanefîlere göre tavafın geçerli olabilmesi için asgari dört şavtının yapılmış olması gerekir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/517-518) Ayrıca Hanefîlere göre hadesten tahâret, tavafın vaciplerindendir. Dolayısıyla bu mezhebe göre abdestsiz, cünüp, hayız veya nifas hâlinde yapılan tavaflar iade edilmediği takdirde ceza gerektirse de geçerlidir. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/129; Zeylaî, Tebyîn, 2/60) Bu itibarla tavafını abdestsiz, cünüp, hayız veya nifas hâlinde yapan kimse, öncelikle şartlarına uygun olarak tavafı ve sa‘yi iade etmelidir. Bu durumda herhangi bir ceza gerekmez. Tavafı iade etmemesi hâlinde ise gereken cezayı öder. Bununla birlikte bir kimse, tavafını abdestsiz, cünüp veya âdetli olarak yaptıktan sonra tavafı iade edip sa‘yi iade etmezse bir ceza gerekmez. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/129, 135; Merğînânî, el-Hidâye, 1/163; Zeylaî, Tebyîn, 2/60; Aynî, el-Binâye, 4/362; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/518; el-Fetâva’l-Hindiyye, 1/247; İbn Nüceym, el-Bahr, 3/23-24; Mekkî, İrşâdü’s-sâri, 490)
Hükmü itibarıyla tavaf farz, vacip, sünnet ve nâfile kısımlarına ayrılır. Ziyaret ve umre tavafı farz iken nezir ve veda tavafı vaciptir. Kudüm tavafı sünnet, nâfile ve tahiyye tavafı ise menduptur. Hükümlerine bakılmaksızın tavafların tamamında abdestli olmak Hanefîlere göre vacip, diğer mezheplere göre farzdır. Dolayısıyla Hanefîler dışındaki mezheplere göre abdestsiz yapılan bütün tavaflar geçersiz olduğundan nâfile dışındaki tavaflar yeniden yapılmalıdır. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/129; Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 2/243; Tetâî, Cevâhirü’d-dürer, 3/258; Hattâb, Mevâhib, 3/68; Haraşî, Şerhu Muhtasarı Halîl, 2/314; İbn Kudâme, eş-Şerhu’l-kebîr, 3/398; İbn Müflih, el-Mübdi‘, 3/200; Merdâvî, İnsâf, 9/114) Hanefîlere göre ise herhangi bir sebepten dolayı tavafı abdestsiz yapan kişi, Mekke’den ayrılmamışsa tavafını iade eder. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/130; Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/162) Tavaf esnasında abdesti bozulan kişi ise abdest alarak kaldığı yerden tavafa devam eder; dilerse tavafı baştan başlayarak yeniden yapar. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/497-498) Hanefîlere göre cünüp, âdetli veya abdestsiz olarak yapılan tavaflar iade edilmelidir. İade edilmediği takdirde ceza olarak: a. Ziyaret tavafının tamamını veya çoğunu cünüp ya da âdetli olarak yapan kimseye bedene (deve veya sığır kesmek); üç veya daha az şavtını bu şekilde yapan kimseye dem (koyun veya keçi kesmek); yine ziyaret tavafının çoğunu abdestsiz yapan kimseye dem; üç veya daha az şavtını abdestsiz yapan kimseye ise her bir şavt için bir sadaka gerekir. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/129; İbn Nüceym, el-Bahr, 3/24; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/550, 551) b. Umre tavafının tamamını veya bir kısmını abdestsiz, cünüp veya âdetliyken yapan kimseye dem gerekir. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/129-130; Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/162; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/550, 551) Ancak Hanefîlerdeki diğer bir görüşe göre umre tavafının üç veya daha az şavtı abdestsiz olarak yapılırsa her şavt için bir sadaka gerekir. (İbn Nüceym, el-Bahr, 3/24; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/551) c. Veda ve nezir tavaflarının tamamını veya çoğunu cünüp ya da âdetliyken yapan kimseye dem; üç veya daha az şavtını bu şekilde yapana ise her bir şavt için sadaka gerekir. Bu tavafların tamamını veya bir kısmını abdestsiz yapan kimse her şavt için bir sadaka verir. d. Kudüm ve nâfile tavaflar cünüp veya âdetli olarak yapılırsa dem, abdestsiz olarak yapılırsa her şavt için bir sadaka gerekir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/550, 556; Mekkî, İrşâdü’s-sârî, 497-498) Ancak diğer bir görüşe göre kudüm ve nâfile tavaflar abdestsiz olarak yapılırsa tek bir sadaka gerekir. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/130; Merğînânî, el-Hidâye, 1/161; İbnü’l-Hümâm, Fethu’l-kadîr, 3/49-50; İbn Nüceym, el-Bahr, 3/21; Bilmen, İlmihâl, 390) Abdestsiz, cünüp veya âdetli olarak yapılan ziyaret, umre, nezir, veda, kudüm ve nâfile tavafları, şartlarına riayet edilerek iade edilirse yukarıda zikredilen cezalar düşer. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/162)
HAC ve UMRE konusundaki diğer fetvalar
Birinci tahallül (tıraş olup ihramdan çıkma) gerçekleştikten sonra Hanefîlere göre ziyaret tavafını yapmadan veya dört şavtını tamamlamadan cinsel ilişkide bulunan kimseye dem (koyun veya keçi kesmek) gerekir. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/161; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/518) Şâfiî mezhebine göre ise birinci tahallülden sonra ziyaret tavafını tamamen bitirmeden cinsel ilişkide bulunan kimse, ceza olarak dem, üç gün oruç tutma veya altı fakire sadaka verme seçeneklerinden birini tercih eder. (Remlî, Nihâyetü’l-muhtâc, 3/358; Heytemî, Tuhfe, 4/197; Büceyrimî, Tuhfe, 2/466)
Bir kimse, abdest aldığından emin olduğu hâlde abdestini bozup bozmadığı konusunda şüpheye düşerse o kimse abdestli sayılır. Ancak abdestini bozduğunu bildiği hâlde sonradan abdest alıp almadığından şüphe eden kimse abdestsiz sayılır. Çünkü kesin olarak bilinen bir şey, şüphe ile ortadan kalkmaz. (Serahsî, el-Mebsût, 1/86; Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/11; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 1/150; Nevevî, el-Mecmû‘, 2/63) Buna göre abdest aldığından emin olup tavaf esnasında veya tavaf tamamlandıktan sonra abdesti hakkında şüphe duyan kimsenin tavafı geçerlidir.
Muhsar, ihrama girdikten sonra iradesi dışında gerçekleşen bir engel dolayısıyla hacda Arafat vakfesini veya umrede tavafı yapamayan kimsedir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/590; el-Fetâva’l-Hindiyye, 1/255) Bu durumdaki kişi, Hanefîlere göre hac veya umre yapamayacağına kanaat getirdikten sonra kurbanını keser ve ihramdan çıkmış olur. Henüz ihsâr hedyi kesilmeden ihramdan çıkılması veya ihram yasaklarının ihlal edilmesi durumunda ceza gerekir. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/175; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/592) Şâfiîlere göre ise kurban kesmenin yanında ihramdan çıkmaya niyet edilmesi ve saç tıraşı olunması gerekir. (Zekeriyyâ el-Ensârî, Esne’l-metâlib, 1/52; Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 2/316) Ayrıca Hanefîlere göre ihsâr sebebiyle yapılamayan hac veya umre, daha sonra kazâ edilmelidir. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/176) Hac için ihrama girenler, bir hac ve bir umre; kırân haccı için ihrama girenler, bir hac ve iki umre; umre için ihrama girenler sadece bir umre kazâ ederler. (Serahsî, el-Mebsût, 4/109) Şâfiîlere göre ise hangi ibadet için ihrama girilmişse yalnızca onun kazâsı gerekir. Ancak nâfile hac veya umrenin kazâ edilmesi gerekmez. (Mâverdî, el-Hâvî, 4/352; Kalyûbî, Hâşiye, 2/189)
Hanefî mezhebine göre avret mahallinin örtülmesi (setr-i avret), tavafın vaciplerindendir. Bu nedenle tavaf esnasında örtülmesi gereken bir uzvunun dörtte biri veya daha fazlası, namazın bir rüknü yerine gelecek kadar (üç defa “sübhânellāhi’l-azîm” diyecek kadar) açılan kimseye dem (koyun veya keçi kesmek) gerekir. Ancak bu tavaf, Mekke’den ayrılmadan şartlarına uygun olarak iade edilmelidir; iade edilirse ceza düşer. Söz konusu tavaf nâfile ise -iade edilmesi daha uygun olmakla birlikte- Mekke’den ayrılmadan iade edilmemesi hâlinde bir fitre miktarı sadaka verilmesi gerekir. (Kâsânî, Bedâ’i, 2/129-130; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 1/409; 2/469) Şâfiî mezhebine göre ise tavafta setr-i avret, namazda olduğu gibi şarttır. Dolayısıyla avret mahalli açık olarak yapılan tavaf geçersizdir. Şayet tavaf esnasında kişinin avret mahalli açılacak olursa derhâl açılan yerini örter ve tavafına devam eder. Bu kişinin söz konusu tavafını baştan yapması müstehap olur. (Nevevî, Ravza, 3/79; Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 2/243; Zekeriyyâ el-Ensârî, Esne’l-metâlib, 1/477)
Remel, erkeklerin tavafın ilk üç şavtında hızlı adımlarla çalımlı bir şekilde yürümesi; ıztıbâ‘ ise tavaf esnasında sağ omuz ve kolu açık bırakmak demektir. Remel ve ıztıbâ‘, sadece ardından sa‘y yapılacak tavaflarda sünnettir. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/138; Nevevî, el-Mecmû‘, 8/14) Remel, bu tür tavafın ilk üç şavtında, ıztıbâ‘ ise bütün şavtlarında yapılır. Tavaf namazı kılarken ıztıbâ‘ yapmak mekruhtur. Hanefîlere göre sa‘y esnasında ıztıbâ‘ yapılmazken (Kâsânî, Bedâ’i, 2/147; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/481, 495) Şâfiîlere göre yapılabilir. (Remlî, Nihâyetü’l-muhtâc, 3/287) Remel ve ıztıbâ‘nın terk edilmesi durumunda herhangi bir ceza gerekmez.