Diyanet Fetva Kurulu
Soru
Tavuk vb. kanatlıların yolum yöntemlerinin, etin helal olup olmamasına etkisi nedir?
Cevap
Benzer fetvalar
Usûlüne göre kesilmiş olan tavukların kanı süzüldükten ve varsa üzerlerine bulaşabilen diğer pislikler iyice temizlendikten sonra kaynama derecesine ulaşmayan sıcak suda bir süre bekletilip müteakiben tüylerinin yolunmasında dinî açıdan bir sakınca bulunmamaktadır. (İbnü’l- Hümâm, Feth, 1/210-211) Ancak bağırsakları çıkarılmadan kaynar suya atılmış olan tavuk ve emsali hayvanların içindeki pislikler ete sirâyet ederse temiz olmaktan çıkar. Günümüzdeki kesim fabrikalarında uygulandığı gibi banttan geçen kesilmiş hayvanlara temiz sıcak su püskürtülerek sulu yolum yapılması durumunda söz konusu sakınca ortadan kalktığı için yenmesinde bir mahzur bulunmamaktadır.
Selamünaleyküm. Bu kural bir kere yumurta için değildir, et içindir. Hayvan pisliklerini dolaşan hayvan için de aynı kural geçerlidir. Şunu da bilmelisiniz; bu meseledeki hüküm besmelesiz kesilenin haram olması gibi bir haram değildir. Ortada kerahet vardır. Bundan sonra daha dikkatli olmalısınız. Allah'a emanet olun.
Doğrusu balık dışındaki etlerin yenmesi sorunsuz olmuyor. 'Balığa yönelin ya da özellikle bildiğiniz yerlerden et tüketin' diyoruz ama uygulanılırlık oranı her yere göre değişiyor. Çok dikkat edip helal mücadelesi yapmak şarttır. Allah yardımcımız olsun.
İslâm, insanı maddî ve manevî her türlü zarardan korumak için birtakım kurallar koymuş ve insana zarar verebilecek pis ve iğrenç olan her şeyi (habâis) yasaklamış; temiz, güzel ve faydalı olanı da (tayyibât) helal kılmıştır. (el-Bakara, 2/168; el-A’râf, 7/157) Kur’ân ve Sünnet’te etleri yenilmeyen hayvanlarla ilgili bir liste verme yönüne gidilmemiş, domuz gibi ismi belirtilenler yanında bazı hayvanlar için de belli ilke ve ölçüler konulmakla yetinilmiştir. Hz. Peygamber’in (s.a.s.) sünneti, Kur’ân-ı Kerîm’deki yasaklamaları teyit eden ifadelerin yanı sıra, “necis ve iğrenç” yiyeceklerin özelliklerine ilişkin detaylı açıklamaları da içermektedir. Mesela Hz. Peygamber (s.a.s.), yırtıcı hayvanların (parçalayıcı uzun ve sivri dişleri olan hayvanlar) ve yırtıcı kuşların (pençesi ile avını parçalayan kuşlar) etlerinin yenmeyeceğini özellikle belirtmiştir. Bununla birlikte Resûlullah’tan (s.a.s.), bazı hayvanların etlerinin yenilmesine dair hükümleri ihtiva eden başka hadisler de rivâyet edilmiştir. (Müslim, Sayd, 15,16 [1933-1934] ; Ebû Dâvûd, Et’ime, 32 [3802]) Ayrıca sağlığa zararlı maddelerin tüketilmemesi, İslâm’ın genel ilkelerinden kabul edilmiştir. İslâm âlimleri, belirtilen amaç ve ilkeler ışığında içtihat ederek hangi hayvanların etinin helal veya haram olduğunu tek tek ya da gruplandırarak belirlemeye çalışmışlardır. Bu belirlemelerde, bazı hadislerin sıhhati konusundaki farklı değerlendirmelerin ve yorumların yanı sıra insan tabiatının, örfün, mahallî alışkanlıkların ve söz konusu ilkeleri somut olaylara uygulamadaki değerlendirme farklılıklarının etkili olduğu bir gerçektir.
Eti yenen kara hayvanlarının etlerinin helal olması için usûlüne uygun olarak kesilmesi gerekir. Usûlüne uygun kesim, Hanefîlere göre besmele çekilerek, hayvanın nefes ve yemek boruları ile iki şah damarının veya bu damarlardan birisinin kesilmesi şeklinde yapılır. Besmelenin kasten terk edilmesi hâlinde kesilen hayvanın eti Hanefîlere göre haram olur. Ama unutarak terk edilirse helaldir. Şâfiîler besmelenin kasten terk edilmesi hâlinde de etin yenilebileceği görüşündedirler. (Nevevî, el-Mecmû‘, 8/410) Sığır, manda, koyun ve keçi cinsinden hayvanlar yatırılıp çenelerinin hemen altından boğazlanmak suretiyle (zebh), deve ise göğsünün hemen üzerinden kesilir (nahr) ve hayvanın kanının iyice akması için bir süre beklenilir. Kesimden önce bıçak ve benzeri kesici aletlerin hayvanın gözünden uzak bir yerde bilenmeleri sünnettir. Hayvanlardan biri, diğerinin gözü önünde kesilmemelidir. (Kâsânî, Bedâ’i, 5/41) Kesilecek hayvanları kıbleye döndürerek kesmek sünnettir. Hayvanın canı çıkmadan boynunu kırmak, derisini yüzmek, bir uzvunu koparmak veya tüyünü yolmak gibi hayvanın acısını arttıracak işlerden kaçınılmalıdır. (İbn Nüceym, el-Bahr, 8/194) Kanatlı hayvanların, kesim esnasında canlı olması ve kesim makinesini çalıştıran kişinin besmele çekmesi kaydıyla; düşük voltajlı elektrik şokuna tâbi tutularak serî bir şekilde kesilmesi caizdir.
Hayvanların bu tür kalıntıları veya atıkları insan gıdası, hayvan yemi gibi farklı alanlarda kullanılabilmektedir. Yakılmış hâliyle kemikten hayvan kömürü üretilebilmektedir. Kıldan çok farklı ürünler geliştirilebilmektedir. Gübre yapılmaktadır. Jelatin, sabun, boya, fırça gibi farklı ürünler çıkarılabilmektedir. Bunlarla ilgili fıkhî hükümleri şöyle derleyebiliriz: • Hayvan canlı iken ondan koparılan kanın hareket ettiği noktalar yani o organın canlılığını kanın sağladığı noktalar necistir. Sadece saç (kıl), yün, kanat bu kuralın dışında kalır. Bunlar hayvandan canlı iken de alınsa necis değildir. • Kesilmeden ölmüş hayvanın tabaklanmış derisi hariç tamamı necistir. • Besmele ile kesilmiş bir hayvanın dış atıklarında temiz olmak açısından bir sorun yoktur, her bir parçası işe yaradığı kadarı ile kullanılabilir. Düne kadar insanlık mesela tırnakları yiyecek olarak kullanamıyordu da bugün bir şekilde kullanıyorsa bunda fıkıh olarak sorun olmaz. • Hayvan kemiğinin kömürleştirilmiş şekli de sonuç olarak tam bir dönüşüm gördüğü için yeni şekliyle kullanılabilir durumdadır. • Hayvanlardan artan şeylerden gübre yapılması durumunda insan sağlığı açısından uzun vadede bile bir sakınca oluşmuyorsa o tür bir kullanımın da sakıncası yoktur. • Bu tür atıklardan hayvan yemi yapılması durumunda da tıbben sakınca olup olmadığını bilmemiz gerekir, sakıncası olmayan yemler kullanılabilir. • Hayvan yemlerine gıda katkısı olarak karıştırılan kan necis olduğu için yemi de necis duruma geçirir.
HELAL ÜRÜN VE HİZMET konusundaki diğer fetvalar
İslâm dini ilke olarak insana maddî veya manevî yönden zararlı olan şeyleri yasaklamış, faydalı olanları da helal kılmıştır. Bu bağlamda, yiyecek ve içeceklerin prensip olarak helal olduğu belirtilirken az bir kısmının yasaklanması, genel olarak insanın beden ve ruh sağlığının korunması amacına matuftur. Bu hususta Kur’ân-ı Kerîm’de, genel hükmü ifade edecek şekilde insanlar şöyle uyarılmaktadır: “Ey insanlar! Yeryüzünde bulunan helal ve temiz olan şeylerden yiyin ve şeytanın işlerini/adımlarını takip etmeyin…” (el-Bakara, 2/168), “Ey iman edenler! Gerçekten sadece Allah’a kulluk ediyorsanız size verdiğimiz temiz [ve helal] rızıklardan yiyin için ve Allah’a şükredin.” (el-Bakara, 2/172), “Sana kendilerine neyin helal kılındığını soruyorlar. De ki: temiz olanlar (tayyibat) size helal kılınmıştır...” (el-Mâide, 5/4) Bu âyet-i kerîmeler, insanın yiyeceklerinin, kendi nezahet ve mükerrem bir varlık olma durumuna uygun olarak temiz ve nezih yiyecekler olabileceğini bildirmektedir. Yeryüzündeki nimetleri insanoğlunun istifadesine sunan Yüce Allah, eti haram kılınan hayvanlar ile ilgili şöyle buyurmuştur: “Allah size murdar eti (leş), kanı, domuz etini ve Allah’tan başkası adına kesilmiş olanı haram kıldı…” (el-Bakara, 2/173) Bunun yanında En‘âm sûresinin 145. âyet-i kerîmesinde de aynı şeyler, niteliklerine atıfta bulunularak sayılmıştır. Bunların yanında Kur’ân-ı Kerîm’de deniz avlarının helal kılındığı ayrıca ifade edilmiştir: “Size ve yolculara geçimlik olmak üzere deniz avı ve yiyeceği helal kılındı…” (el-Mâide, 5/96) Yukarıdaki açıklamaların yanında Kur'ân-ı Kerîm, Hz. Peygamber’in (s.a.s.) helal ve haramları açıklama veya hüküm koyma hususundaki görevi ile ilgili olarak şöyle bir ifade kullanmıştır: “…Peygamber onlara iyiliği emreder ve onları kötülükten sakındırır; yine onlara temiz olan şeyleri helal, pis olan şeyleri de haram kılar…” (el-A‘râf, 7/157) Nitekim Hz. Peygamber, yenmesi helal ve haram olan hayvanlar ile ilgili açıklamalar yapmıştır. Bir rivâyette şunlar ifade edilmektedir: “Resûlullah (s.a.s.) azı dişi bulunan yırtıcı hayvanların ve pençesiyle avlanan yırtıcı kuşların etlerinin yenmesini yasaklamıştır.” (Müslim, Sayd, 15-16 [1933-1934]; Ebû Dâvûd, Et‘ime, 32 [3803]) Bunun yanında Hz. Peygamber’in, pis ve iğrenç olmaları nedeniyle bazı hayvanların yenmesini yasakladığı da bilinmektedir. (Ebû Dâvûd, Et‘ime, 33 [3808]) Deniz ürünleri ile ilgili olarak ise Hz. Peygamber; “Denizin suyu temiz, ölüsü helaldir.” buyurmuştur. (Ebû Dâvûd, Tahâret, 39 [83]) İslâm âlimleri, Kur'ân ve hadislerde belirtilen hüküm ve ilkeler ışığında hangi hayvanların etinin helal veya haram olduğunu belirlemeye çalışmışlardır. Kara ve deniz hayvanları hakkında gerek Kur'ân-ı Kerîm gerekse hadis-i şeriflerde -bazıları dışında- bütün türler isim olarak zikredilmediğinden, bu hususta farklı hükümler ortaya çıkmıştır. Bu bağlamda, bütün âlimlere göre balık türleri helaldir. Balık dışındaki deniz ürünleri, habis/pis görüldüğü için Hanefî âlimler tarafından helal kabul edilmemiştir. (Kâsânî, Bedâ’i, 5/35) Mâlikî, Şâfiî ve Hanbelî âlimleri ise el-Mâide sûresinin 96. âyetindeki “deniz avı” ifadesinin kapsamlı oluşu ve Hz. Peygamber’in (s.a.s.), “Denizin suyu temiz, ölüsü helaldir.” ifadesine dayanarak, deniz ürünlerinin yenilmesi hususunda oldukça geniş bir yaklaşım ortaya koymuşlardır. Mâlikî ve Hanbelî âlimlere göre, deniz hayvanları prensip olarak helaldir. Ancak timsah gibi yırtıcı hayvanlar helal değildir. (Karâfî, ez-Zahîre, 4/96) Şâfiî mezhebinde ise aslen suda yaşadığı hâlde karada da yaşayabilen kurbağa, yengeç, kaplumbağa ve su yılanı gibi hayvanlar habis ve zararlı oldukları için helal değildir. Bunların dışında kalan midye, kalamar, ıstakoz, karides gibi deniz ürünlerinin yenmesi ise helaldir. (Remlî, Nihâyetü’l-muhtâc, 8/113,150-152) Görüldüğü gibi Kur'ân ve Sünnet’te yenilmeyecek olan hayvanlar ile ilgili bir liste verilme yönüne gidilmemiş, domuz gibi ismi belirtilerek yasaklananların yanında diğer hayvanlar için ilke ve ölçüler konulmakla yetinilmiştir. Bu nedenle yenmesinin haram olduğu hususunda ittifak edilen hayvanlar oldukça sınırlıdır. Ayrıca sağlığa zararlı maddelerin tüketilmemesi İslâm’ın genel ilkelerinden kabul edilmiştir. Bunun dışında, hakkında açık hüküm bulunmayan ürünlerin hükmü hususunda âlimler, yukarıda da belirtildiği gibi ihtilaf etmişlerdir. Aslında bu tür ihtilaflar meselelerin daha iyi anlaşılmasına katkı sunduğu gibi mükellefler için uygulamada kolaylık da sağlamaktadır. Yukarıda verilen bilgiler çerçevesinde yengeç, ıstakoz, karides, kalamar ve midye gibi ürünlerin üretimi ve tüketimi İslam âlimlerinin bir kısmına göre helaldir.
Kımız, genel olarak kısrak sütünün mayalanması (fermantasyon) ile elde edilen ekşi bir içecek türüdür. Fermantasyon süresine göre kımızın içindeki alkol oranı değişmekte olup tatlı, orta sert ve sert olmak üzere üç farklı türü bulunmaktadır. Dinimizde sarhoşluk verecek derecede mayalanmış içeceklerin tüketilmesi haramdır. Zira Hz. Peygamber (s.a.s.) bu konuda şöyle buyurmaktadır: “Sarhoşluk veren her şey haramdır. Çoğu sarhoş eden şeyin azı da haramdır” (İbn Mâce, Eşribe, 10). Buna göre içinde sarhoş edecek düzeyde alkol bulunmaması durumunda kımızın tüketilmesi caiz, aksi takdirde caiz değildir.
İslam’da alkollü içkilerin tüketilmesi haram kılınmış (Mâide, 3/90), sarhoşluk veren her şeyin de haram olduğu ifade edilmiştir (Müslim, Eşribe, 74; Ebu Davud, Eşribe, 5). Diğer taraftan, gıdanın pişirilmesiyle alkolün bir kısmı buharlaşsa bile tamamen yok olmadığı ifade edilmektedir. Dolayısıyla imalat veya pişirme aşamasında ya da sonrasında gıdalara alkol türevlerinin ilave edilmesi ve bunların tüketilmesi caiz değildir.
Bir katkı maddesine “E” kodlu numara verilmesi, onun Avrupa Birliği ülkeleri tarafından gıda katkısı olarak kullanımına izin verildiğini gösterir. Numaranın başında yer alan “E” harfi, Avrupa Birliği demek olan “European Union” kelimesini simgelemektedir. Gıda katkı maddeleri etikete açık adlarıyla veya “E” kodlarıyla ya da her ikisiyle birlikte yazılmaktadır. Bununla birlikte çok sayıda katkı maddesi bulunduğu için hepsine “E” kodu verilmemektedir. Öte yandan E kodu ve benzeri isimlendirmeler, katkı maddelerinin menşei, etkisi gibi hususlarda açık bir bilgi ortaya koymamaktadır. Dolayısıyla bir gıdanın tüketilmesinin helal veya haram olmasını, doğrudan E kodu ile ilişkilendirmek doğru değildir. Bu itibarla bir gıdanın helalliği, içeriğindeki maddelerin tüketilmesinin caiz olup olmadığına bakılarak tespit edilmelidir.
İslam’da alkollü içkilerin tüketilmesi haram kılınmış (Mâide, 3/90), sarhoşluk veren her şeyin miktarına bakılmaksızın haram olduğu ifade edilmiştir (Müslim, Eşribe, 74; Ebu Davud, Eşribe, 5). Alkolsüz bira, üretim aşamasında normal bira ile aynı işlemlere tabi tutulmakta; son aşamada içeriğindeki alkol değişik yöntemlerle uzaklaştırılmakta ve belli seviyeye indirilmektedir. Ancak bu noktada az da olsa içeriğinde alkol bulunduğu ifade edilmektedir. Diğer yandan dinimizce yasaklanan şeylerin yapılması haram olduğu gibi bunların yapılmasına zemin hazırlamak, yardımcı olmak, özendirmek vb. şekilde katkı sunmak da caiz değildir. Buna göre, dinen necis sayılması, haram olan şeyleri özendirmesi, içki üretimine ve tüketimine destek olması nedeniyle “alkolsüz” olarak isimlendirilse dahi bira tüketimi caiz değildir.