Fetva Meclisi
Soru
Değerli hocam hala kızı kucuklugunden beri tırnak yiyormus, doktorda acı ve E vitaminli bi oje vermiş bu durumda bu oje abdeste zarar veriri mi? Bu durum mazeret durumuna girer mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Ojenin namaza engel olması abdest alırken suyu geçirmemesidir. Böyle bir mani yoksa namaza da maniliği yoktur yani oje var diye namaza mani olmaz, abdestte suyu geçirmez diye namaza mani olur. Buna göre değerlendirin.
Bu bir doktor tavsiyesi olmalıdır. Alternatifi bulunmamalıdır. Bu şartlarla kullanabilirsiniz. Zira bu durumda kesilen elinizin sargıda olması gibi bir durum oluşmuş demektir.
Tırnağa sürülen oje tırnakta tabaka oluşturuyorsa -ki tırnak boyaları tabaka oluşturmaktadır- suyu tırnağın altına geçirmeyeceği için gusle engeldir. Sadece renk olarak kalan ama tabaka oluşturmayan su bazlı bir oje varsa o gusle engel olmayacaktır. Gusle engel olan tırnak boyası ile gusül abdesti alındı ise boya çıkarıldıktan sonra gusül abdesti tekrar alınmalıdır. Allah'a emanet olun.
Böyle bir tedavi maksatlı uygulama yapabilirsiniz, abdestiniz açısından sakıncası olmaz. Hamile olduğunuz için sürekli abdestli olmanız da gerekmiyor. Kendinizi zora sürmeyin.
Eğer doktorların tavsiyesiyle psikolojik sağlığını korumak için bu uygulamayı yaptırmanız gerekiyorsa ve abdest-gusle engel oluşturmayacak bir yöntemle yapılıyorsa zaruret kapsamında caiz olabilir. Ancak, işlem suyun cilde temasını engelleyecek bir bariyer/tabaka oluşturuyorsa abdeste engel olacağı için sakıncalı olabilir. Bu işlemden önce farklı çözüm yollarını (bazıları ellerine farklı bir şeyle meşgul olmayı alışkanlık haline getirerek bu durumu azaltabilen terapi yöntemi gibi) araştırmanız daha doğru olur. Bu olmazsa yüzeysel, zamanla silinen ve su geçirgenliğini kaybettirmeyen bir yönteme başvurabilirsiniz.
Oje yağlı bir tabaka oluşturduğundan yeni bir abdeste manidir. İlk abdestiniz bozuluncaya kadar bir sakıncası yoktur ikinci bir abdestte onun çıkarılması gerekir. Üzerine mesh edemezsiniz.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Selamünaleyküm. Bu durumda gelinebilecek noktanın en iyisini yaşıyorsunuz diyebilirim. Direnebildiğiniz kadar direnin. Her an öğretmenlikten ayrılmaya hazır olun. Mesela erkek öğrencilerden bunaldığınız an, ayrılmak ilk kararınız olsun. Bu arada, duygularınızı yazma denemeleri yapın. Mesela 'Bir Matematik Uğruna' diye bir makale yazın. Bu tür denemelere girin. Yazdıklarınızı isterseniz bize gönderin, inceleyip size geri dönelim. Bu sizin için iyi bir rahatlama olabilir. Kendinize, bu sıkıntıları paylaşabileceğiniz bayan arkadaşlar bulun, bunları paylaşın. Bu da sizi rahatlatır. Örnek olarak, bizim vakfın bayan çalışmalarını yürüten talebemizin adresini size yönelendiriyorum. Hemen yazabilirsiniz. Sabredin, sabredin ve bir de sabredin.
Selamünaleyküm. Bu sistemin, bir faizli banka sistemi gibi haram olduğuna dair açik işaret görmüyoruz. İhtilafa götürmesi riskinden ötürü de tavsiye etmiyoruz. İşletim ücreti ise makuldür.
Selamünaleyküm. Zikrettiğiniz hadis, Müslim'de 761 nolu hadistir. Ancak siz, metnini verdiğiniz hadisten başka bir hadisin tercümesini zikretmişsiniz. O hadis de Müslim'de 763 nolu hadistir. Mesele şudur: kadın ay başı veya loğusa olduğunda namaz kılmaz, oruç tutamaz. Namazları daha sonra kaza etmesi gerekmez, orucu ise kaza eder. Annemizin verdiği bilgi budur.
Selamünaleyküm. Eşlerin birbirlerinin malına müdahale hakkı yoktur, eşinizin böyle bir tavrı doğru değildir.
Selamünaleyküm. Hayır, böyle bir kural yoktur. Bilakis kadın özel günlerinde, eşinin bir eksiklik hissetmemesine yönelik tedbirler almalı, daha özenli giyinip, gerekli ilave kokular sürünmelidir. Eşinin dikkatini daha yoğun hale nasıl getirecekse onu yapmalıdır. Cinsel ilişki dışında yasak olan bir şey bulunmadağını da bilerek hareket etmelidir.
Selamünaleyküm. 1- Eşiniz, kendisine tahsis edilen saatte orada bulunuyorsa, öğrenciler gelsin veya gelmesin o ücretini almakta hak sahibidir. Bu ortamı bilinçli bir şekilde kendisi hazırlarsa sorun olur. 2- Hepimiz dinimizin hizmetkârı olmaya mecburuz. Bildiğimizi bilmeyenlere öğreteceğiz. Arapça bilmemiz de gerekmiyor. Hatta okumamız da gerekmez, duyduklarımızı da iletebiliriz/iletmeliyiz de. Şu kadar ki, kesin çizgiler çizmek, tereddütleri netleştirerek konuşmak doğru değildir. 3- Bu 'çok' deyimi esnektir. Yirmiye de çok deniyor beşe de. Buna kişinin kalbi karar vermelidir.