Fetva Meclisi
Soru
Hocam, Teflon kullanmanın sağlığa kanser gibi ciddi zararları olduğu söyleniyor ve biz teflonla pişirdiğimiz yemekleri misafirimize, ailemize yediriyoruz kul hakkına giriyor muyuz? Eğer giriyorsak evdeki zararını bilmeden yeni aldığımız henüz kullanmadığımız teflonları çöpe mi atmalıyız? O zamanda israf olmaz mı?
Cevap
Benzer fetvalar
Yemek israf olsa da siz imanınızın size yasakladığı bir işi yapandan gelen ikramı yemeyin. Aksi takdirde şeytan sizi eritecek bir menfez bulmuş olur maazallah.
Buna doktor izin veriyorsa dinen sakıncası olmaz. Pis gördüğünüz yerde namaz kılmamanız gerekir.
Siz yanlış bildiğinizi ikaz edin. Edebinizi koruyarak tavrınızı gösterin. Bundan öteye sahibi olmadığınız evdekinden mesul olmazsınız.
Selamünaleyküm. Bu durum, endişeyi gerektirecek bir durum değildir. Özellikle o hâlde yemek yememiz gerekmediği gibi aç kalmamız da gerekmez.
Mü'min olarak farz ve haramlardan hiçbir taviz veremeyiz. Farz ve haram olmayan şeylerde zaman ve çevre şartlarına dikkat ederiz. Sözünü ettiğiniz gibi bir tehlike şu anda yoktur. Özellikle dikkat çekici bir aşırılık yapmamak gerekir. Buna rağmen bir tedbir uygulaması gerekiyorsa yapılabilir. Evhama kaymadan bunu yapmak gerekir.
Selamünaleyküm. Yüzde yüz haramla oluşan bir sofraya oturamayız. Karışık olan kazancın sofrasına ise tebliğ maksatlı olarak oturabiliriz ama karnımızı doyurmak gibi bir maksatla oturmak bizi zayıflatır, imani direncimizi eritir.
dini soru konusundaki diğer fetvalar
Önce, yaptığın işin Şeriat'a uygun olup olmadığına bak. Şeriat'a uygun ise yaptığın, yaptığında ihlas kalitesini kollamaya çalış. Bunun ötesinde vesveseye düşmeyesin.
Kur'an'ımızın azametini düşürecek bir okuyuşun caiz olmayacağını düşünürüz. Yaptığınız benzetmenin tasviri bile ürkütücüdür. Allah'ın emaneti olan Kur'an'ımızı en büyük tazim ile okumak, ona en büyük saygıyı göstermek imanımızın gereğidir. Selefimizin yapmadığını yapmamız yanlıştır.
Güzel kardeşim, Bir insana kâfir damgası vurmak onu öldürmek gibi bir şeydir. O noktayı konuşmak bile risktir. Bu nedenle mü'minler arasındaki tartışmalı konularda 'kâfir' kelimesi yerine 'fasık' kelimesi kullanabileceğimiz en ağır kelime olabilir. Ulu orta imanı yok saymak ağır bir vebaldir, çok dikkat edelim.
Kullanılan kemikler tabak olacak şekilde yeni bir maddeye dönüşmüş olmaktadır. Yeni bir maddeye dönüşmüş madde için ‘kemik’ dememiz mümkün değildir. O malzemeden üretilen tabak da porselen niteliğinde kabul edilebilir. Şu kadar ki, mü'min insan sadece kırılmıyor diye kalbini rahatsız eden bir tabağı, ortada zaruret yokken mutfağına koymayarak takvaya daha yakın olanı yapmalıdır.
‘Ev almak’ muhakkak lüks sayılması gereken bir ihtiyaç değildir. Evin de ekmek kadar zorunlu olacağı durumlar olabilir. İki durum arasındaki çizgiyi kişiden kişiye ve zamandan zamana göre değerlendirmeliyiz.
Dua edin ama duanız, onun size nasip olmasından önce BİR İNSANA KİLİTLENİP KALMA zilletine düşmemeniz üzerine olsun. Siz TUS düşünmelisiniz şu anda. O nasip ise gelir. Hiçbir insan uğruna helak olunacak biri değildir. Kaldı ki sizin böyle bir arzuyu biri vasıtası ile de olsa dillendirmenizde sakınca yoktur. Sizi bilen biri sizin adınıza aracı olabilir.