Fetva Meclisi
Soru
Tevatür hadisleri inkâr etmek küfür olduğuna itikad ediyoruz. Sayıları belli olmadığı halde nasıl tekfir edebiliriz? Bir hadis bir âlime göre tevatür iken diğeri için bu söz konusu değil. O Zaman bir âlim diğerini tekfir etmesi lazım. Bir de bütün kurancıları ve mealcileri tekfir etmemiz gerekmez mi? Nitekim onlar misalen tevatür hadis ile Sabit olan nuzül-i İsa´yi inkâr ediyorlar.
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam.Bu hadis sahih bir hadistir. Buharî ve Müslim'in rivayet ettiği bir hadistir. Dolayısıyla varlığı açısından bir sıkıntı yoktur. Delalet ettiği mana açısından ise şunu anlamamız gerekir: Bir insanın iman dairesi dışında olduğunu iddia etmek yani onu tekfir etmek bir belge ister. Bu belge de o kişinin imandan çıktığını belgeleyecek KESİN ve AÇIK bir belge olmalıdır. Bu yokken küfürle itham eden, kendisinin düşeceği bir kuyuyu kazmış olabilir. Anlatılan budur.
Müslümanları sergilediği yanlış davranışlardan dolayı tekfirle itham etmek herhangi bir kimsenin haddi değildir. Allah'tan korkmak gerekir. Kimin mümin kimin kâfir olduğunu melekler kaydediyor. Herkesin kendi işini yapması gerekir. Hakkında bilgi sahibi olmadığımız kimse Müslüman olduğunu söylüyorsa ötesiyle ilgilenmek yanlıştır. Ayrıca ağzında Allah'ı tesbih eder gibi tekfiri düşürmemenin hastalık olduğunu düşünüyorum.
Selamünaleyküm. Ehlisünnet'in iman ettiği hakikat şudur: Amel eksikliği, tembellik, ihmalkârlıktan kaynaklandıkça küfre girme nedeni olmaz. Küfür, imandaki sakatlıktan kaynaklanır. Allah'a ve Şeriat'ına imanda sıkıntı olmadıkça küfür söz konusu değildir. Bu noktayı yani küfürden aşağıda kalan ama imana da yaraşmayan noktayı FASIKLIK olarak isimlendiriyoruz.
Toplu bir tevbe ve istiğfar etmeniz mümkündür. Geçmişteki bu hatalarının tamamından pişmanlık duyup onları tekrar etmemek tevbedir. Bu da topluca yapılabilir. İkinci konuda da bir şey yapmak gerekmez. Allah Teâlâ hatalarda ısrar etmekten hepimizi muhafaza buyursun.
Selamünaleyküm. 'Yüzde yüz Müslüman'a', 'yüzde yüz kâfir' demenin küfür olacağı doğrudur. Fakat bu 'yüzde yüz' rakamını her iki cephe için de oluşturmanın kolay olmayacağını hesaba katınca 'kâfir diyene kâfir demenin' de bir risk taşıdığı görülür. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Namazı inkâr edenin kâfir olduğunda bir şüphe yoktur. Tembellik veya benzer bir nedenle kılmayan ise kâfir olarak görülmemiştir. Cumhurun görüşü budur, uygulama da böyledir. Hadislerde geçen ifade ise 'kâfir gibi iş yapmaktadır' şeklinde anlaşılmıştır, anlaşılmalıdır da.
dini soru konusundaki diğer fetvalar
‘Ev almak’ muhakkak lüks sayılması gereken bir ihtiyaç değildir. Evin de ekmek kadar zorunlu olacağı durumlar olabilir. İki durum arasındaki çizgiyi kişiden kişiye ve zamandan zamana göre değerlendirmeliyiz.
Tıbbın kesinlikle SAKINCALI bulduğu şeyler için HARAM ifadesini kullanırız. Evde teflon bulunmasını tıp, yemekleri etkileyecek nitelikte bir sakıncalı listesinde tutmamaktadır. Dolayısıyla teflonlar için şimdilik böyle bir iddiada bulunmak vesvese olur.
Devlet emirinin elindeki memurluk gücünü insanlara karşı kendi menfaati için kullanması bir kul hakkı ihlalidir. Bu tür müdahaleler insanlardan izin isteyerek yapılmalıdır .
Önce, yaptığın işin Şeriat'a uygun olup olmadığına bak. Şeriat'a uygun ise yaptığın, yaptığında ihlas kalitesini kollamaya çalış. Bunun ötesinde vesveseye düşmeyesin.
Kur'an'ımızın azametini düşürecek bir okuyuşun caiz olmayacağını düşünürüz. Yaptığınız benzetmenin tasviri bile ürkütücüdür. Allah'ın emaneti olan Kur'an'ımızı en büyük tazim ile okumak, ona en büyük saygıyı göstermek imanımızın gereğidir. Selefimizin yapmadığını yapmamız yanlıştır.
Yasa ile belirlenmiş ve sizin hak edişinizde bir suistimal bulunmayan farklı isimlerdeki ödemeleri almanızda bir sakınca olmaz.