Fetva Meclisi
Soru
Bankadan para karşılığında alınan teminat mektubuna ödenen aylık ücret faize girer mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Teminat mektubu bir tür kefalet veya vekâlet olarak görülebilir. Teminat veren kurumun, teminat mektubu işlemleri için bir ücret alması caizdir. Alınan bu ücretin aylığa dönüşmesi faizdir, alınması ve verilmesi caiz olmaz.
Selamünaleyküm. Faizli bir kurumun memuru veya işçisi olmayı ilke olarak kabul edemeyiz, nerede kaldı ki oradan gelecek temettü kabul edilebilsin.
Kefâlet, bağış (teberru) niteliğindedir. Dolayısıyla kefilin, kefâlet akdine karşılık ücret almayı şart koşması caiz değildir. Zira ücret almak teberru kavramına aykırıdır. (İbnü’l-Hümâm, Fethu’l-kadîr, 7/186; Desûkî, Hâşiye, 3/77) Gerektiğinde asıl borçlunun borcunu ödeyeceği için kefil aynı zamanda borç veren konumundadır. Kefâlete karşılık ücret alması hâlinde faizli işlemde bulunmuş olur. Ancak günümüzdeki bazı ilim adamları ücretsiz kefil bulunmaması hâlinde, ihtiyaç sebebiyle maslahata binaen borçlunun teminat mektubunda olduğu gibi ücret karşılığı kefâlet akdi yapmasının caiz olacağı kanaatindedirler. (bk. Apaydın, “Kefâlet”, DİA, 25/177)
Faiz olsa da olmasa da gününde iade etmeniz gerekirdi. Hemen iade edin. Mü'minin ahdinde durması, sözünün eri olması gerekir. Sözü edilen para ise bir cezadır, faiz olarak görülmesi gerekmez.
Selamünaleyküm. Emaneti kullanma, emanetle sahibi arasındaki ilişkiye göre kullanılabilir. Eğer böyle bir kullanım için size müsamaha ediyorsa sakıncası yoktur. Aksi takdirde caiz olmaz. Helallik almanız ve tövbe etmeniz gerekir.
Selamünaleyküm. Bankaya ne bir şey verin ne de ondan bir şey alın tahakkuk edeni de sakın onlara bırakmayın. Alın bir başka fakire verin.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
1- Mezarlıklarda muayyen olarak yapılması gereken bir okuma Sünnet'i yoktur. İbadet olan Kur'an'ın okunmasının diriye de ölüye de fayda vereceği ise kesindir. Mevcut riyakâr ve ekonomik maksatlı okumalar dışında ihlaslı bir okumanın ise biiznillah faydası vardır. Esas olan, mü'min ölüye selam vermektir. Bunun ötesi ise bir umuttur. Allah Teâlâ'dan önceden salih amellere bizi muvaffak kılmasını dileriz. 2- Muhiddin Arabî hakkında iki zıt kutup niteliğinde görüşler vardır. Bir görüş onu, zirvelerin zirvesinde görürken bir görüş de en dipte görmektedir. Bu da onun tartışılabilir bir kimlik sahibi olduğunu gösterir. Nitekim İmam Rabbanî de onu diğer evliya gibi müdafaa etmemektedir. Son şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi ise onun hakkında çok ağır sözler kullanmaktadır. Hesabı Allah'a havale edilmiş biri olarak görüp durmak en güzelidir, diye düşünüyorum. 3- Ölmüş mü'minin ardından ibadet olan her şey on sevap olması için yapılabilir ama bunun ticari olmamamsı, herhangi bir ibadetin kabulüne mani bir aksaklık olmadan yapılması şarttır.
Selamünaleyküm. 1- Yemin keffareti yiyecek olarak verildiğinde ON AYRI FAKİRE VERİLMESİ ŞARTTIR. Bir tek fakire verilecekse on güne dağıtılarak verilmesi bazı alimlerce caiz görülmüştür.2- İstememek durumu, düşmanlık, elle müdahale, hile yapma gibi bir noktaya sürüklemedikçe imana zararı yoktur. 3- Bilhassa niyet konusunda vesvese tehlikelidir. Açık bir belirti olmadıkça niyetleri irdelemek yanlıştır. Kendi kuyunuzu kazmamalısınız.4- Hak sahibi ile helalleşmek mümkün değilse onun adına istiğfar ederek, ona dualar ederek helalliği oluşturmak da mümkündür.
Selamünaleyküm. Mehir bir kadına gerdek gecesinin ikramı olarak verilir. Dolayısıyla o mehrini ilk geceden almalıydı. Sizin de hediyenizden geri dönmeniz doğru olmaz.
Selamünaleyküm. O şekilde yapılması sünnet değildir ama yapılmasında da sakınca yoktur.
Selamünaleyküm. Buradaki nefis kişinin bedeni anlamınadır. Yani bedenimiz de bize emanettir. Emanetin hakkı vardır.
Selamünaleyküm. Mü'minler, bir vücudun azaları gibidirler; bir yerdeki sızıyı her yerden hissetmek zorundadırlar. Bir mü'min kardeşin, hatasını görüp de onu hissetmemek bize ait bir tavır değildir. Şu kadar ki, daha ağır bir hataya mesela onun 'boş ver' demesine neden olacak davranışı da kabul etmeyiz. Duruma bakın, yararlı olacak zannederseniz nezaketle ikaz edin. Aksi takdirde susmayı yeğleyin. Siz niyetinizle ve samimiyetinizle kazanırsınız. Nefisleri kabartmadan, incitmeden ve kınamadan yapmak gerekiyor. En azından imamlara, böyle bir hata gördüğünüzü hatırlatarak onlara söyletebilirsiniz. Allah'a emanet olun.