İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Diyanet Fetva Kurulu

Soru

Tesbih namazı nasıl kılınır?

Cevap

Bazı hadis kitaplarında tesbih namazının tarifine dair rivâyetler vardır. Resûl-i Ekrem (s.a.s.) amcası Abbas’a (r.a.) “Bak amca, sana tam on faydası olan bir şey öğreteyim; bunu yaparsan günahlarının ilki-sonu, eskisi-yenisi, bilmeyerek işlediğin-bilerek işlediğin, küçüğü-büyüğü ve gizli yaptığın-açıktan yaptığın on türlü günahını Allah bağışlar.” diyerek bu namazı tavsiye etmiş ve öğretmiş; Hz. Abbas da bunu her gün yapamayız, deyince Hz. Peygamber, bu namazın haftada bir, ayda bir, yılda bir veya ömürde bir defa kılınmasının da yeterli olacağını belirtmiştir. (Ebû Dâvûd, Tatavvu‘, 302 [1297]; İbn Mâce, İkâmetü’s-salavât, 190 [1387]) Tesbih namazı dört rek’at olup şöyle kılınır: “Allah rızası için tesbih namazı kılmaya” diye niyet edilerek namaza başlanır. Sübhâneke’den sonra 15 kere “Sübhânellâhi ve’l-hamdülillâhi velâ ilâhe illallahü vallahü ekber” denir. Sonra eûzü besmele çekilir, Fâtiha ve sûre okunduktan sonra 10 kere daha “Sübhânellâhi ve’l-hamdülillâhi velâ ilâhe illallahü vallahü ekber” denilir. Bu tesbih, rükûya varınca 10 kere, rükûdan doğrulunca 10 kere, birinci secdede 10 kere, secdeden kalkınca 10 kere, ikinci secdede 10 kere söylenir. Böylece her rek’atta 75 tesbih yapılmış olur. İkinci rek’ata kalkılınca yine önce 15 kere tesbih okunur, ardından besmele çekilip Fâtiha ve sûre okunup 10 kere tesbih getirilir. Kalan rek’atlar aynı şekilde tekrarlanır ve böylece 4 rek’at tamamlanmış ve toplam üç yüz tesbih edilmiş olur. Tesbih namazı kerâhet vakitlerinde kılınmaz. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/27) Tesbih namazında sehiv secdesini gerektiren bir şey olursa, sehiv secdesi normal olarak yapılır, o secdelerde tesbih namazına özgü tesbîhât yapılmaz. (Tahtâvî, Hâşiye, 361)
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Namazın farziyyeti Kitap, Sünnet ve icma ile sabittir. Kur’ân-ı Kerim’de “Namaz müminler üzerine vakitleri belirlenmiş bir farzdır.” (en-Nisâ, 4/103) ve “Namazı dosdoğru kılın” (el-Bakara, 2/43) buyrulmuştur. Hz. Peygamber (s.a.s.) namazı, “dinin direği” (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 5/231 [22069]; Tirmizî, Îmân, 8 [2616]) olarak nitelendirmiş, “en hayırlı amel” (İbn Mâce, Tahâret, 4 [277]) olarak tanımlamış ve kıyamet gününde hesabı sorulacak ilk amelin namaz olacağını bildirmiştir. (Nesâî, Salât, 9 [465]) Hz. Peygamber (s.a.s.) “Kim namazı kasten terk ederse Allah’ın ve Rasûlü’nün himayesi ondan uzak olur.” (Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 6/421 [27404]; İbn Mâce, Fiten, 23 [4034]) buyurmuştur. Bu sebeple namazın terk edilmemesi ve îmâ ile de olsa mutlaka kılınması gerekir. Namaz ibadetinin rükünlerinin neler olduğu Kitap ve Sünnette belirtilmiş, nasıl kılınacağı da bizzat Hz. Peygamber (s.a.s.) tarafından sözlü ve fiili olarak ortaya konulmuştur. Bu rükünler iftitah tekbiri, kıyam, kıraat, rükû, secde ve ka’de-i ahiredir. Kur’ân-ı Kerim’de “Allah’a gönülden boyun eğerek namaza durun.” (el-Bakara, 2/238), “Ey iman edenler, rükû edin, secde edin, rabbinize kulluk edin ve hayır işleyin ki kurtuluşa eresiniz.” (el-Hac, 22/77) buyrulmuştur. Hz. Peygamber (s.a.s.) de namaz kılmayı öğrettiği bir sahabîye, sonunda nasıl teşehhüd yapacağını gösterdikten sonra “Bunu da yaptığında namazın tamam olur.” buyurmuştur. (Tirmizî, Salât, 226 [302]) Namazın rükünlerinden herhangi birinin mazeretsiz olarak terk edilmesi halinde namaz sahih olmaz. Ancak dinimizde sorumluluklar, kulun gücüne göre belirlenmiş (el-Bakara, 2/286), gücü aşan veya ağır meşakkat oluşturan durumlar için kolaylaştırma yoluna gidilmiştir (el-Bakara, 2/185). Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.) nasıl namaz kılacağını soran hasta bir sahabîye “Namazını ayakta kıl. Eğer gücün yetmezse oturarak, buna da gücün yetmezse yan üzere yatarak kıl.” (Buhârî, Taksîru’s-salât, 19 [1117]) buyurmuştur. Namazın rükünlerinden herhangi birini yerine getirmeye engel olan rahatsızlıklar da kolaylaştırma sebebi sayılmıştır. Buna göre; Kişi, ibadet ederken içten ve samimi olmalı, ibadetlerini şekil şartlarıyla birlikte özenle yerine getirmeye çalışmalıdır. Namazı aslî şekline uygun olarak kılmaya engel olmayacak hafif bedenî rahatsızlıklar bu konuda mazeret olarak görülmemelidir. Diğer taraftan sandalyede veya oturarak namaz kılmak camide cemaate katılmaya engel bir durum değildir. Bu şekilde namaz kılanların safa katılmaları gerekir. Bu kimseler taburelerini bulundukları saf hizasında tutmalı, arka safta namaz kılanların secdesini engellememelidir. Ayrıca camilerde sıralar halinde sabit oturakların yapılması uygun değildir. Zira bu durum safa katılmaya engel teşkil ettiği gibi cami âdâbı ve kültürüyle de bağdaşmaz.

Ayakta duramayan veya secde yapamayan kişi namazını nasıl kılar?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Namazlardan sonra yapılan tesbîhât ve dualar,namaza dâhil olmasa da makbul ibadetler arasındayer alır. Tesbîhât konusunda Müslümanlara özel tavsiyelerde bulunan Hz. Peygamber’in (s.a.s.) bizzat kendiside namazlardan sonra üç kere Allah’a istiğfar eder ve şöyle buyururdu: اللَّهُمَّ أَنْتَ السَّلاَمُ وَمِنْكَ السَّلاَمُ تَبَارَكْتَ يَا ذَا الجَلاَلِ وَالإِكْرَامِ. “Allah’ım, selâm sensin; selâmet de ancak sendendir. Mübareksin. Ey Celal ve İkram sahibi!”(Tirmizî, Salât, 224 [300]; Nesâî, Sehiv, 81 [1337]; bk. Müslim, Mesâcid, 135 [591]) Namazlardan sonra otuz üçer kere “Sübhanallah”, “Elhamdülillah”, “Allahu ekber” diyerek Allah’ı anmak da sahih hadislerle tavsiye edilmiştir. Hz. Peygamber(s.a.s.) bir hadis-i şerifinde, “Kim, her namazdansonra otuz üç defa sübhânallah, otuz üç defa elhamdülillâh, otuz üç defa da Allahü ekber der, sonra da yüze tamamlamak için; لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ. (Allah’tan başka ilâh yoktur; yalnız Allah vardır. O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’na mahsustur. O’nun gücü her şeye yeter.) derse, günahları denizköpüğü kadar çok olsa bile affedilir.” (Müslim, Mesâcid, 146 [597]) buyurmuştur. Bir başka hadiste de namazlardan sonra otuz üç kez bu tesbîhâtı yapanın derecesine kimsenin ulaşamayacağı belirtilmiştir. (Buhârî, Ezân, 155 [843])

Namazlardan sonra tesbîhât nasıl yapılır?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Selamünaleyküm. Tesbih namazı ile alakalı söz vardır, hadislerde geçmektedir. Tesbih namazı hakkında Ahmed bin Hanbel'den zayıf hadis ikazı varsa da ulemanın büyük bölümü, bu namazı önemli kazanç yollarından biri olarak görmüşlerdir. Mü'min, 'hayatında bir kere de olsa kılmalıdır bu namazı.'Tesbih de sadece ilk bölümde verdiğiniz kadardır, ilavesi yoktur.

Selamünaleyküm hocam. Tesbih namazında " subhanallahi velhamdulillahi vela ilahe
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Bir Müslüman, ihtiyacı olan bir şeyi elde etmek için Allah’ın kendisine öğrettiği sebepleri ve kanunları elinden geldiği kadar yerine getirmeye çalışmalı ve sonucunu da Allah’tan beklemelidir. Bununla birlikte ahirete veya dünyaya ait bir dileğin gerçekleşmesi isteği ile Allah rızası için namaz kılması da uygundur. Kılınan bu namaza “Hâcet namazı” denir. Bu konuda Resûlullah (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Kişi, ihtiyacı olan bir şeyi Allah’tan veya bir insandan isteyeceği zaman önce güzelce abdest alsın, sonra iki rek’at namaz kılsın. Sonra Allah’ı anıp Resûlullah’a salavât getirsin ve şöyle desin: لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ الحَلِيمُ الكَرِيمُ، سُبْحَانَ اللهِ رَبِّ العَرْشِ العَظِيمِ، الحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ العَالَمِينَ، أَسْأَلُكَ مُوجِبَاتِ رَحْمَتِكَ وَعَزَائِمَ مَغْفِرَتِكَ وَالغَنِيمَةَ مِنْ كُلِّ بِرٍّ وَالسَّلاَمَةَ مِنْ كُلِّ إِثْمٍ لاَ تَدَعْ لِي ذَنْبًا إِلاَّ غَفَرْتَهُ وَلاَ هَمًّا إِلاَّ فَرَّجْتَهُ وَلاَ حَاجَةً هِيَ لَكَ رِضًا إِلاَّ قَضَيْتَهَا يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ. “Hilim ve kerem sahibi Allah’tan başka ilah yoktur. Ulu arşın Rabbi Allah’ı noksan sıfatlardan tenzih ederim. Her türlü övgü âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur. Rahmetine vesile olacak amelleri, mağfiretini kazandıracak sebepleri, her çeşit iyiliği elde etmeyi ve her türlü günahtan kurtulmayı senden niyaz ediyorum. Affetmediğin hiçbir günahımı, kaldırmadığın hiçbir sıkıntımı bırakma! Rızana uygun olan her türlü dileğimi kabul buyur!” (Tirmizî, Vitir, 348 [479]; İbn Mâce, İkâmetü’s-salavât, 189 [1384]) Hâcet namazı dört veya iki rek’at olarak kılınabilir. On iki rek’at kılınabileceği şeklinde de rivâyet vardır. Bu namazı dört rek’at kılacak olan kişi, birinci rek’atında Fâtiha sûresinden sonra üç defa Âyetü’l-kürsî, diğer üç rek’atında da birer Fâtiha ile birer İhlas, Felak ve Nâs sûrelerini okur. Sonra da yukarıda zikredilen duayı yapar. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/28)

Hâcet namazı nasıl kılınır?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Cenaze namazı rükû ve secdesi olmayan bir namazdır; rükünleri kıyam ve tekbirlerdir. Cenaze namazında iftitâh (başlangıç) tekbiriyle birlikte dört tekbir bulunmaktadır. Selâm vermek vaciptir. Sünnetleri ise Allah’a hamd ve sena etmek, Resûlullah’a (s.a.s.) salât ve selâm getirmek, hem vefat eden kişi hem de Müslümanlar için dua etmekten ibarettir. Cenaze namazı kılmak için cenazeye karşı ve kıbleye yönelik olarak saf bağlanır ve niyet edilir. İmam ve cemaat tekbir alarak ellerini bağlarlar “ve celle senâük” cümlesiyle birlikte “Sübhâneke” duasını okurlar. Ardından, eller kaldırılmadan tekbir alınır ve “Salli-Bârik” duaları okunur. Tekrar eller kaldırılmaksızın tekbir alınır. Bilenler cenaze duasını (Tirmizî, Cenâiz, 38 [1024-1025]) bilmeyenler ise dua niyetiyle “Fâtiha” sûresini (Tirmizî, Cenâiz, 39 [1026]) veya başka bir duayı okurlar. Dördüncü tekbirden sonra sağa ve sola selâm verilir. Böylece namaz tamamlanmış olur. Cenaze namazında taharet, kıbleye yönelmek, setr-i avret (vücudun örtülmesi gereken yerlerini örtmek) ve niyet gibi şartlara riâyet edilir. Namazı kılınacak cenazenin Müslüman olması, yıkanıp kefenlenmiş olması, cemaatin önünde olması gerekir. Ayrıca Hanefî ve Mâlikîlere göre bedeninin tamamı veya yarıdan fazlası yahut başı ile birlikte en az yarısı bulunmalıdır. Şâfiîlere göre ise kişi ölüp de bir tek uzvu bulunsa bile cenaze namazı kılınır. Nitekim ashab, ölen ve sadece eli bulunan bir sahabînin namazını kılmıştır (Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 2/32). Canlı olarak doğup ölen çocuk yıkanır ve cenaze namazı kılınır (el-Fetâva’l-Hindiyye, 1/159).

Cenaze namazı nasıl kılınır?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Allah Teâlâ bayram günlerini ümmetimiz için bereketli ve huzurlu kılsın. Şöyle bir uygulama yapabiliriz: a. Bayram namazı Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemin mühim uygulamalarından biridir. Onun zamanında açık alanlarda kılınıyordu ve kadınlar dahil herkes bayram namazına katılıyordu. Bir keresinde yağmura tesadüf ettiği için mescitte kılınmıştı. Yakın zamanlara kadar da bayram namazı açık alanda MUSALLA denen yerlerde kılınmaya devam edildi. Yeni hayat düzenimizde ise camilerde kılınmaya başlandı. b. Bayram günü sabah namazı evde cemaatle kılınsın. Güneşin doğma vaktinden KIRK DAKİKA SONRA bayram namazının kılınabileceği vakit girmiş olur. Evdeki kadınlar ve çocuklar da dahil herkes evin en uygun yerinde bayram namazı cemaati yapalım. c. İki rekât sabah namazı gibi bir namaz kılalım. - Kıraat sesli olacak. - Birinci rekâtta sübhaneke okunduktan sonra imam olan ve arkasındakiler de ona uyarak üç kere ALLAHUEKBER diye tekbir alır. Üçünde de ellerini kaldırır ve salarlar. - Normal sabah namazı gibi birinci rekât kılınır. - İkinci rekâta geçilir. İkinci rekât sabah namazının ikinci rekâtı gibi kılınır. - Ruküye gitmeden önce üç tekbir daha birinci rekâtta gibi alınır. Dördüncü tekbirle beraber ruküya gidilir. - Ve namaz sabah namazı gibi tamamlanır. Bayram hutbesi bu uygulamada gerekmez. d. Bayram gününün farklılıklarından biri bayramdan önceki akşam vaktinden yani teravih kılmayı bıraktığımız akşamdan itibaren tekbir getiriyor olmamızdır. Ev içinde bu tekbirleri bayram günü boyunca defalarca ve topluca, tek tek olarak seslendirmeliyiz. Bu tekbir şöyledir: “Allahu ekber Allahu ekber. Lailahe illellahu vellahu ekber. Allahu ekber ve lillahilhamd.” e. Bizim bayramımızın özelliklerinden bazıları da: · Günün başında gusül almamızdır. · Güzel koku sürmemizdir. · Yeni ve temiz elbise giymemizdir. · Bayram namazından önce bir iki hurma, yoksa hafif bir tatlı yememizdir. · O gün muhakkak az da olsa bir sadaka vermemizdir. · Birbirimizin bayramını yani günahlarımızdan temizlenmiş olmamızı tebrik etmemizdir. Bunların hepsini yapalım. Camilerimize gidememiş olsak da camileri evimize getirmiş oluruz. İnşaAllah acımız hafifler, umudumuz tazelenir, çocuklarımız ibadetlerimizi unutmaz. Mübarek olsun bayramımız.

Bu senenin bayramını evde geçireceğiz anlaşılan. Evde bayram namazı dahil nasıl

NAMAZ konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kaynaklarımız, tesbih namazını cemaatle kılınan nâfile namazlar arasında saymamışlardır. Bu konuda Hz. Peygamber’den (s.a.s.) de bir uygulama nakledilmediğinden, tesbih namazının cemaatle değil tek başına kılınması uygun olur. Kaynaklarımızda nâfile namazlardan sadece teravih, küsûf (güneş tutulması) ve bir görüşe göre istiskâ (yağmur duası) namazının cemaatle kılınması meşru görülmüştür. Bunların dışındaki tüm sünnet ve nâfile namazların cemaatle kılınması mekruhtur. (Serahsî, el-Mebsût, 1/134, 2/144)

Tesbih namazı cemaatle kılınabilir mi?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

‘Evvâbîn’, tövbe edip Allah’a sığınanlar ve O’na yönelenler anlamına gelir. Hz. Peygamber (s.a.s.), evvâbîn namazının vaktinin kuşluk vakti olduğunu bildirmiştir. (Müslim, Salâtü’l-müsâfirîn, 143-144 [748]) Bunun yanı sıra akşam namazından sonra kılınan nâfile namaz (Tirmizî, Salât, 321 [435]; İbn Mâce, İkâmetü’s-salavât, 113, 185 [1167, 1374]) için de “Evvâbîn namazı” tabiri kullanılmıştır. Hatta fıkıh geleneğinde ve halk arasında bu kullanım daha yaygındır. Senetleri bakımından zayıf olmakla birlikte Resûl-i Ekrem’den (s.a.s.) nakledilen “Kim akşam namazından sonra kötü söz söylemeksizin altı rek’at namaz kılarsa, bu kendisi için on iki senelik ibadete denk tutulur.” (Tirmizî, Salât, 321 [435]; İbn Mâce, İkâmetü’s-salavât, 113, 185 [1167, 1374]) rivâyeti de bazı âlimlerce evvâbîn namazı ile irtibatlandırılmıştır. Ayrıca Hz. Peygamber’in kendisinin de akşam namazından sonra altı rek’at namaz kıldığı rivâyet edilmiştir. (bk. Taberânî, el-Mu‘cemü’l-evsat, 1/250 [819]; 7/191 [7245]; bk. Şevkânî, Neylü’l-evtâr, 3/66-68) Altı rek’atlık bir namaz olan evvâbîn namazı, tek selâmla kılınabileceği gibi ikişer rek’at hâlinde üç selâmla da kılınabilir. (Şürünbülâlî, Merâkı’l-felâh, 147-148)

Evvâbîn namazı nedir ve nasıl kılınır?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Tahiyyetü’l-mescid namazının, camiye girildiğinde kılınması sünnettir. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.), söz konusu namazla ilgili olarak; “Sizden biriniz mescide girdiğinde oturmadan iki rek’at namaz kılsın.” (Buhârî, Salât, 60 [444]; Müslim, Salâtü’l-müsâfirîn, 69 [714]) buyurmuştur. Tahiyyetü’l-mescid namazı Hanefîlere göre iki veya dört, Mâlikîlere göre ise iki rek’at kılınır. Şâfiîlere göre aslolan iki rek’at olmakla birlikte Şâfiî ve Hanbelîler bu niyetle istendiği kadar namaz kılınabileceğini ifade etmişlerdir. Hanefîler, nâfile namaz kılmanın mekruh sayıldığı vakitlerde tahiyyetü’l-mescid namazının kılınamayacağı kanaatindedir. Şâfiîlere göre tahiyyetü’l-mescid mutlak değil sebebe bağlı nâfile namazlardan olduğu için bu vakitlerde de kılınabilir. (Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 1/311) Ezân okunduğu sırada mescide giren kimsenin bu namazı kılması Hanefîlere göre mekruh iken Şâfiîlere göre mekruh değildir. Ancak müezzin kâmet getirirken veya cemaatle namaza başlandığında mescide giren kişinin tahiyyetü’l-mescid kılmasının mekruh olduğu hususunda fakihler görüş birliği içindedir. Hanefîler, cuma namazında hatip minberde iken mescide giren kimsenin oturup hutbeyi dinlemesi gerektiğini ve tahiyyetü’l-mescid kılmasının mekruh olduğunu söylemiştir. Şâfiîlere göre ise uzatmamak ve iki rek’atı geçirmemek şartıyla kılınmalıdır. Mescide giren kişinin, meşguliyet veya kerâhet vaktinin girmesi gibi sebeplerle bu namazı kılamaması durumunda, “Sübhânallâhi ve’l-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illallâhü va’llâhü ekber” demesi müstehaptır; bazı âlimler buna “ve lâ havle ve lâ kudrete illâ bi’llâhi’l-aliyyi’l-azîm” cümlesini de eklemiştir. Hanefîler, herhangi bir namazı kılmak veya farz namazı cemaatle kılmak suretiyle de mescidin hakkının verileceğini, dolayısıyla en az iki rek’at farz veya nâfile namazı kılmak niyetiyle mescide giren kişinin kıldığı bu namazın, niyet etmese bile tahiyyetü’l-mescid yerine geçeceğini ve onun sevabını da kazanacağını belirtmişlerdir. (Kâsânî, Bedâ’i, 1/190, 191; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/18) Mescid-i Harâm’ın tahiyyesi Kâbe’yi tavaf etmektir; tavaf niyetiyle oraya giren hemen tavafa başlamalı, tavaf niyeti olmaksızın giren ise tahiyyetü’l-mescid namazı kılmalıdır.

Tahiyyetü’l-mescid namazının hükmü nedir? Kerâhet vakitlerinde kılınması caiz mi
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Teheccüd namazı, yatsı namazı ile fecir arasında kılınan gece namazıdır. Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Her kim geceleyin uyanır, ailesini de uyandırır ve iki rek’at namaz kılarlarsa, Allah’ı çok zikreden erkekler ile kadınlardan yazılır.” (Ebû Dâvûd, Tefrî‘u ebvâbi’l-vitr, 346 [1451]; Tatavvu‘, 306 [1309]) Başka bir hadiste de; “Farz namazlardan sonra en faziletli namaz gece namazıdır.” (Müslim, Sıyâm, 202-203 [1163]) buyrulmuş olması, gece kılınan nâfile namazların gündüz kılınanlardan faziletli olduğuna işaret etmektedir. Bunun gibi sözlü teşvikleri yanında fiilen de Hz. Peygamber’in (s.a.s.) bu namazı devamlı kılmaya çalışması, teheccüd namazının bizim için sünnet olduğunu göstermektedir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/24-25) Bazı rivâyetlerde, Hz. Peygamber'in (s.a.s.), yatsı namazını kıldıktan sonra vitir namazını kılmadan uyuduğu, gece yarısından sonra uyanıp bir müddet gece namazı kıldıktan sonra vitir namazını ve daha sonra da sabah namazı vakti girince sabah namazını kıldığı belirtilmektedir. (Buhârî, el-‘Amelu fi's-salât, 1 [1198]; Müslim, Salâtü’l-müsâfirîn, 182 [763]) Teheccüd namazı kılacak kişi, “Niyet ettim Allah rızası için teheccüd namazı kılmaya” şeklinde niyet edebilir. Teheccüd namazının iki-sekiz rek’at arasında çiftli sayılarda kılınması tavsiye edilmiştir. Bununla birlikte, dileyen kimse daha fazla da kılabilir. Bu durumda iki rek’atta bir selâm vermek daha faziletli olmakla birlikte, dört rek’atta da selâm verilebilir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/25-26) İki rek’attan fazla kılındığında arada konuşma, yeme içme gibi namaza aykırı davranışlarda bulunulmamışsa, tekrar niyet etmek gerekmez. Dört rek’at olarak kılındığında, ikinci rek’at sonunda teşehhüd için oturulduğunda “tahiyyat”tan sonra “Allahümme salli” ve “Allahümme bârik” okunur. Üçüncü rek’at için ayağa kalkıldığında önce “Sübhâneke” okunur, sonra “Eûzü besmele” çekilir ve Fâtiha sûresi okunur.

Teheccüd namazı nasıl kılınır?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Gece kılınan nâfile namazlarda iki rek’atta bir, gündüz kılınanlarda ise dört rek’atta bir selâm vermek Hanefîlere göre daha faziletlidir. Gündüz kılınan namazlarda bir selâmla dört rek’attan, gece namazlarında ise tek selâmla sekiz rek’attan fazla nâfile kılmak mekruhtur. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/67-68; Aliyyü’l-Kârî, Fethu bâbi’l-‘inâye, 1/394) Şâfiîlere göre hem gündüz hem de gece kılınan nâfile namazlarda iki rek’atta bir selâm verilir. (Mâverdî, el-Hâvî, 2/289; Merğînânî, el-Hidâye, 1/67)

Revâtib sünnetler dışındaki nâfile namazlarda kaç rek'atta selâm vermek daha faz

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.