Fetva Meclisi
Soru
Hocam bir holding kâr ortağı şeklinde ortaklık kurarak ticari faaliyette bulunuyor. Ortak olmak isteyenlere %13 kâr payını vergiler ve zarar kısımları düşülerek on iki ay taksitle dağıtıyor. Sözleşme bir yıllık yapılıyor ve sözleşmede ticari faaliyetler, hangi alanlarda işlerin yapıldığı, yüzdelik kâr oranı yer almaktadır. Böyle bir ortaklıkla kâr elde etmem caiz midir?
Cevap
Benzer fetvalar
Aleykümselam. Kârı sabit bir ortaklık kâr ortaklığı değil faizli işlemdir. Şöyle yapmalısınız: Yüz bin lira ile size ortak olsun. Onun yüz bin lirasını sizin sermayeniz veya iş gücünüzün bir oranına tekabul ettirin. Yani onun parası sizin gücünüzün mesela yüzde üçü olsun. Bir ay sonra kâr ederseniz kârın yüzde üçünü ona verin. Zarar ederseniz de yüzde üç o da zarar etmiş olsun. Tam helal olarak böyle yapabilirsiniz. Onu davet edin yeniden akit yapın aranızda.
Kâr ve zarar üzerine kurulu bir ortaklık caiz olur. Sizin anlaşmanızda verdiğiniz para karşılığı her ay size net bir kâr veriyorsa bu, sizin paranızı kiraya verdiğinizi gösterir ki, bankaların da yaptığı iş budur. Yani bu bir faizdir. Anlaşmanızı değiştirip, onun işinde hangi orana tekabül ediyorsa o oranda ona ortak olarak çalışın. Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm. Bu helal bir ticaret değildir. Size verdiği paraya bir oran belirleyerek ortak olun. Kâr ederseniz kâra zarar ederseniz zarara payı kadar katlansın.
Ortakların oluşturduğu şirkette kazanç ya ortaklara dağıtılır ya da şirketin sermayesine ilave edilir. Her iki durumun da önceden konuşulması gerekir. Şirketi idare edenin ortaklardan birinin kârını onun bilgisi olmadan çalıştırması caiz olmaz. Bunun en basit ifadesi başkasının malını izinsiz kullanmak olur. Yeni dönemi nasıl sürdüreceğiniz konusunda aranızda anlaşın ve geçmiş için de helalleşin.
Selamünaleyküm. Sizin ve ortağınızın hisseleri belli olsun. Kazancınızı da zararınızı da o hisselere göre bölüştürün. Böylece helal bir iş yapmış olursunuz.
Mesela yüz lira verip her ay beş lira almanız şeklindeki bir ortaklık caiz olmaz. Verdiğiniz para ile kâra ve zarara ortak olmanız gerekir ki helal olsun. Mesela sizin verdiğiniz, onun çalıştırdığı sermayenin yüzde ikisine karşılık geliyordur. Siz o kâr ettikçe onun sermayesinde yüzde iki kârınız, zarar ettiğinde de onun zararının yüzde ikisi kadar zararınız olması gerekir. Bu da iyi bir güven ortamında olabilir. O güveni bulabilirseniz ortak olun.
haram konusundaki diğer fetvalar
İnsan bedeninin yorulup usanabileceği gerçeği göz ardı edilemez. Dinimiz de bu noktayı ihmal etmemiştir. Yüzme insan bedeni için rahatlatıcı hatta zaman zaman gerekli bir nimet olarak görülmelidir. Sadece spor maksatlı bile olsa dinimizin prensipleri çiğnenmediği sürece yüzme için bir sakıncadan söz edilemez. Deniz sporu olarak bilinen dalgıçlık, balık avı, yelkenli, kürek çekme gibi sporlar için de yüzme için söylenenler söylenebilir. Bu noktada şu prensiplerin unutulmaması gerekmektedir: Allah’a karşı ibadet sorumluluğu ve haramlardan kaçınma titizliği gevşetilmemelidir. Aileye, ebeveyne, çocuklara ve sorumluluk gerektiren sosyal görevlere karşı insani görevler ihmal edilmemelidir. Avret teşhiri asla olmamalıdır. Tıbben sakıncalı denen türleri veya kişiye tıbbın getirdiği yasaklara dikkat edilmelidir. Yarış durumu olduğunda kumar gibi bir sakınca oluşmamalıdır.
Evet, belirttiğiniz gibi ayrıntılar yoksa dinlediğinde haram denmeyebilir ama siz kendinizi müzik dinlemeye alıştırmayınız, önünü alamazsınız ve hiçbir ayrım yapmadan dinlemeye başlarsınız maazallah.
Geçmişteki bir hata olarak tevbe etmeniz yeterli olur. O zamanki kitaplar için bir şey yapmanız gerekmez.
Motoru kullanan kişinin yaptığı sizin için bir haram vesilesi değildir. Satmanız iyi olmuş yine de.
Sen rıza gösterme, doğru bildiğini söyle ama bir tür zorla iştirak ettirildiğinde kerhen yardım et.
Süt yoluyla teyze öz teyze gibidir. Ebedi olarak nikâhlanamaz.