Diyanet Fetva Kurulu
Soru
Ücretle sütanne tutmak caiz midir?
Cevap
Benzer fetvalar
Süt emzirmeyle ilgili ayette verilen iki yıllık süre bağlayıcı bir nitelik olmayıp ideal bir süreyi ifade eder. Dolayısıyla anne baba olarak çocuğunuzun faydasını gözeterek emzirmeyi daha erken de bırakabilirsiniz. Bu konuda çocuğunuzun sütten kesilmesi onun sağlık durumunu ve gelişmesini etkilememesi önemlidir. Yalnız bu kararın doktor tavsiyesiyle ve çocuğunuzun gelişimini gözeterek almalısınız. Bu niyetle hareket ederseniz hem ibadetinizi yerine getirmiş hem de çocuğunuzun süt hakkına girmemiş olursunuz.
Çocuk iki yaşını bitirmeden olursa süt emzirme süt evlatlığı gerçekleşir. Mahremiyet açısından da bir sorun kalmaz. Size sadece şu ikazı yapmamızda fayda vardır: a- Süt bağı miras hakkı getirmez. O açıdan yabancı olmaya devam eder çocuk. Sizin çocuğunuzla bunun nasıl bir sonuç getirebileceğini iyi düşünmelisiniz. Şu anda ve o küçük yaşta hissedilmeyen bir sorun olabilir bu ama ileriki yaşları da düşünmek gerekir. b- Sizin bu mübarek diyebileceğimiz duygunuz tebrike şayandır ama insanların öz çocuklarından aradıklarını bulamadıkları bir zamanda sizin, aradığınızı bulamayınca hangi haletiruhiyede olacağınızı iyi düşünmelisiniz. c- Bu hususta sizin kanaatinizle eşinizin kanaati arasında aynılık olmazsa bile bile bir sorun kümesi üretmiş olabilirsiniz. Bunu da iyi düşünün. Allah yardımcınız olsun.
Kadının doğurduğuna bakması veya bakmaması, normal şartlarda konuşulamaz bile. Yeryüzünde hangi anne çocuğuna bakmamayı tercih edebilir? Zinadan doğuranlar bile bunu yapamazlar. Ancak kadının eşiyle sorunu varsa, doğurduğu çocuğa karşı mesafeli durması mümkündür. Bu durumda yani meselenin yargıya intikal edecek kadar soğuduğu bir durumda, anne çocuğunu emzirmek zorunda değildir, baba ona hizmetçi tutar denmiştir. Bu da Kur'an ayetinden çıkarılmış bir hükümdür. Allah'a emanet olun.
Oruç, beden sağlığına zarar verecekse veya bebeğin beslenmesi olumsuz etkilenecekse, oruç tutulmaz. Daha sonra kaza edilir. Ancak bu hükmü kendi kendine değil Müslüman, ehil ve güvenilir bir doktor görüşüne dayandırmak gerekir. Yani, seni ve bebeğini muayene eden dindar bir doktor, “Oruç seni ve çocuğunu olumsuz etkiler” derse, bu senin için şer‘î bir ruhsat oluşturur ve Ramazan’da oruç tutmaman dinen caiz olur. Daha sonra sağlığın elverdiğinde kaza edersin. Bu durumda kefaret değil sadece kaza gerekir. Allah sana ferahlık, bebeğine afiyet, ailenize sabır ve dirayet nasip eylesin.
Süt emzirme süresi ile alakalı “başka türlü olmaz” şeklinde bir dini kural yoktur. Bu durum, çocuğun anne babası, doktoru ve çocuğun kendisi ile alakalı özel durumu arasında kararlaştırılmalıdır.
Allah Teâlâ mübarek kılsın, mü'min, mücahit, âbid bir insan olsun. Size de ona da afiyetler versin. Emzirebilirsiniz de bir zararı olmaz.
AİLE HAYATI konusundaki diğer fetvalar
İslâm ahlakının temel prensiplerinden biri de vefadır. Bir Müslüman’ın anne ve babasından sonra vefa göstermesi gereken şahıslardan biri de sütannesidir. Kendisi de sütanneler tarafından emzirilmiş olan Hz. Peygamber’in (s.a.s.) bu şahıslara karşı sergilediği tavır, Müslümanlar için örnek bir duruş arz etmektedir. Hz. Peygamber , ilk sütannesi olan amcası Ebû Leheb’in kölesi Süveybe’ye karşı hep vefalı olmuş, kendisini emzirdiğini her fırsatta söylemiştir. (Buhârî, Nikâh, 20 [5101]; Müslim, Radâ‘, 15-16 [1449]) Peygamberimiz (s.a.s.), yanında çocukluğunun yaklaşık üç yılını geçirdiği sütannesi Halime’yi de hayırla yâd etmiş, ona ve ailesine karşı hep vefa duygusu içinde olmuştur. (Ebû Dâvûd, Edeb, 128 [5144-5145])
Süt emme ve emzirmenin evlilik engeli sayılabilmesi için emme olayının kesin olarak sabit olması gerekir. Fıkıh bilginlerinin çoğunluğuna göre çocuğun ilk iki yaş içerisinde emdiği süt, az olsun çok olsun süt hısımlığının meydana gelmesi için yeterlidir. Buna göre; iki yaş içerisinde aynı kadından bir defa da olsa süt emen kız ve erkeğin birbirleriyle evlenmeleri caiz değildir. (Serahsî, el-Mebsût, 5/137; Kâsânî, Bedâ’i, 4/8) Şâfiî ve Hanbelîler ise süt hısımlığının oluşabilmesi için ilk iki yaş içinde ve bebeğin doyup da kendiliğinden bırakması sûreti ile ayrı ayrı beş kez emmesinin şart olduğunu söylemektedir. (İbn Kudâme, el-Muğnî, 8/171; Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 5/130-131) Kocanın, eşiyle sütkardeş olduğunu ikrar edip, ikrarında ısrar etmesi ya da âdil iki erkek veya bir erkek ve iki kadının şahitliği ile sütkardeş oldukları sabit olan evli çiftlerin araları ayrılır. Bu durumda, çiftler arasında cinsel yakınlık olmuş ise kadın, belirlenen mehir ile mehr-i misilden en az olanı hak eder. Cinsel yakınlaşma olmamış ise kadın, mehir olarak bir şey alamaz. (el-Fetâva’l-Hindiyye, 1/380-381) Şâfiî mezhebine göre süt akrabalığının varlığı, erişkin iki erkek, bir erkek iki kadın veya dört kadının şahitliğiyle ispat edilebilir. Yine bu mezhebin kuvvetli görüşüne göre, süt emmeye şahitlik etmek, mahremiyetin sabit olması için yeterli değildir. Şahitlerin; süt emme vaktini, emme sayısını ve sütün, emen çocuğun midesine ulaştığını söylemeleri gerekir. (Şâfiî, el-Ümm, 5/36; Nevevî, el-Mecmû’, 20/260) Buna göre, evlendikten sonra sütkardeş oldukları ihtimali beliren çiftler, Şâfiî mezhebinde ileri sürülen şartlar gerçekleşmemişse bu mezhebin görüşü doğrultusunda evlilik hayatına devam edebilirler.
Süt akrabalığı, emziren ve emen arasındaki süt emme fiilinden doğduğu için sütanne ve bazı akrabaları ile; süt emenin kendisi ve öz çocukları ile sınırlı kalmakta, bunların dışındaki akrabalar arasında evlenme engeli meydana gelmemektedir. (Kâsânî, Bedâ’i, 3/4; Mevsılî, el-İhtiyâr, 3/118) Bu yüzden kişi, kardeşinin sütkardeşiyle evlenebilir.
Kur’ân’da kendileri ile evlenilmesi yasak olan kadınlar zikredilirken “sütanneler” mutlak olarak gelmiş, emziren için herhangi bir din kaydı konulmamıştır. Bununla beraber bazı âlimler, süt emzirdikleri çocuklara haram gıdalardan yedirip içirecekleri endişesiyle gayrimüslim sütanne edinmeyi hoş görmemişlerdir. (Sahnûn, el-Müdevvene, 2/303)
İslâm’da boşama yetkisi prensip olarak kocaya verilmiştir. Boşama yetkisini elinde bulunduran kocanın, bu yetkisini, nikâh akdi sırasında veya evlilik süresi içinde karısına veya bir başkasına devretmesi mümkündür. Buna “tefvîz-i talâk” denir. Tefvîz, nikâh akdi esnasında yapılabileceği gibi evliliğin devam ettiği bir zamanda da yapılabilir. Nikâh akdi esnasında tefvîz yapılacaksa bu, kadının o sırada bu hakka kendisinin de sahip olmasını şart koşmasıyla olur. Kadın bu hakka nikâh kıyılırken mesela “boşama yetkisi elimde bulunup, dilediğim zaman kendimi boşayabilme şartıyla evleniyorum” demesi ve erkeğin de bunu kabul etmesiyle sahip olur. Bu şekliyle boşama yetkisini alan kadın dilediği zaman boşanabilir. (el-Fetâva’l-Hindiyye, 1/387-390; İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 3/242, 314-324, 329) Tefvîz-i talâk, evlilik devam ederken de olabilir. Erkek, eşine, “Sen muhayyersin. Beni veya boşanmayı tercih edebilirsin. İstersen kendini boşayabilirsin, evliliğe devam konusunda karar senin.” gibi sözler ile boşama hakkını verebilir. Kadın bu tür sözlerle kendisine verilen boşama yetkisini aynı mecliste kullanmazsa hakkını kaybeder. Ancak boşama yetkisi “kendini her ne zaman istersen boşayabilirsin” gibi umumi bir ifade ile verilirse, kadın bu hakkı sözün söylendiği meclisle sınırlı olmadan istediği zaman kullanabilir. (İbnü’l-Hümâm, Fethu’l-kadîr, 4/76-79) Kadın, ister nikâh esnasında isterse evlilik devam ederken elde ettiği boşanma yetkisini kullanmak zorunda değildir. Kadın kocasının verdiği bu yetkiyi baştan kabul etmeyeceği gibi sonradan kendi rızasıyla da iade edebilir. Bu yetkiyi kocasına iade eden kadın tefvîz yoluyla elde etmiş olduğu boşanma hakkını yitirmiş olur. (Bilmen, Kâmus, 2/259)
Aralarında süt hısımlığı bulunan kimseler birbirlerinin mahremidirler yani bunların birbirleriyle evlenmeleri ebediyen haramdır. Süt akrabalığı ile nesep akrabalığı arasında mahremiyet açısından bir fark yoktur. Dolayısıyla bakma, dokunma, bir arada bulunma, beraber seyahat etme vb. konularda nesep akrabası için söz konusu olan kurallar süt akrabası için de aynen geçerlidir. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 4/155)