Diyanet Fetva Kurulu
Soru
Bir kimse kardeşinin süt kardeşiyle evlenebilir mi?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Süt kardeşliğinin haram ettiği evlilik sadece SÜT EMEN ÇOCUKLA SÜTÜNÜ EMDİĞİ AİLENİN ÇOCUKLARI ARASINDADIR. Süt emenin kardeşlerinin o aile ile bağı yoktur, engel de yoktur.
Bir çocuk, bir kadının sütü emdiğinde o kadının bütün çocukları ile kardeş olur. Onlarla evlenemez.
Sizin öz kardeşiniz bir kadının sütünü emdi ise o kadının çocukların ile sizin kardeşiniz sadece sütkardeş olmuşlardır. Onlar arasında evlilik haramdır. Sizin o kardeşinizin adeta evlat olduğu aile ile bir ilişkiniz yoktur. Siz o evden bir kız ile başka bir mani yoksa evlenebilirsiniz.
Süt emdiğiniz kadın sizin annenizdir. Onun kardeşi de dayınızdır. Dayı ile evlenilmez. Allah'a emanet olun.
İster aynı doğumda ister başka doğumlarda olsun, bir kadından süt emen bütün çocuklar birbirleriyle sütkardeşi olurlar. (el-Fetâva’l-Hindiyye, 1/343) Nitekim Kur'ân-ı Kerîm’de kendisinden süt emilen kadınlar “sütanne”, aynı kadından süt emen çocuklar da “sütkardeş” olarak isimlendirilmiş ve bunlar arasında süt akrabalığının meydana geleceği bildirilmiştir. (en-Nisâ, 4/23; Cessâs, Ahkâmü’l-Kur’ân, 3/52-63)
Süt akrabalığının oluşması için emziren kadının sütünün bebeğin midesine ulaşması gerekir. Dolayısıyla süt gelmeyen memeyi emmekle süt akrabalığı oluşmaz. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 3/120)
AİLE HAYATI konusundaki diğer fetvalar
Aralarında süt hısımlığı bulunan kimseler birbirlerinin mahremidirler yani bunların birbirleriyle evlenmeleri ebediyen haramdır. Süt akrabalığı ile nesep akrabalığı arasında mahremiyet açısından bir fark yoktur. Dolayısıyla bakma, dokunma, bir arada bulunma, beraber seyahat etme vb. konularda nesep akrabası için söz konusu olan kurallar süt akrabası için de aynen geçerlidir. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 4/155)
Süt emme ve emzirmenin evlilik engeli sayılabilmesi için emme olayının kesin olarak sabit olması gerekir. Fıkıh bilginlerinin çoğunluğuna göre çocuğun ilk iki yaş içerisinde emdiği süt, az olsun çok olsun süt hısımlığının meydana gelmesi için yeterlidir. Buna göre; iki yaş içerisinde aynı kadından bir defa da olsa süt emen kız ve erkeğin birbirleriyle evlenmeleri caiz değildir. (Serahsî, el-Mebsût, 5/137; Kâsânî, Bedâ’i, 4/8) Şâfiî ve Hanbelîler ise süt hısımlığının oluşabilmesi için ilk iki yaş içinde ve bebeğin doyup da kendiliğinden bırakması sûreti ile ayrı ayrı beş kez emmesinin şart olduğunu söylemektedir. (İbn Kudâme, el-Muğnî, 8/171; Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 5/130-131) Kocanın, eşiyle sütkardeş olduğunu ikrar edip, ikrarında ısrar etmesi ya da âdil iki erkek veya bir erkek ve iki kadının şahitliği ile sütkardeş oldukları sabit olan evli çiftlerin araları ayrılır. Bu durumda, çiftler arasında cinsel yakınlık olmuş ise kadın, belirlenen mehir ile mehr-i misilden en az olanı hak eder. Cinsel yakınlaşma olmamış ise kadın, mehir olarak bir şey alamaz. (el-Fetâva’l-Hindiyye, 1/380-381) Şâfiî mezhebine göre süt akrabalığının varlığı, erişkin iki erkek, bir erkek iki kadın veya dört kadının şahitliğiyle ispat edilebilir. Yine bu mezhebin kuvvetli görüşüne göre, süt emmeye şahitlik etmek, mahremiyetin sabit olması için yeterli değildir. Şahitlerin; süt emme vaktini, emme sayısını ve sütün, emen çocuğun midesine ulaştığını söylemeleri gerekir. (Şâfiî, el-Ümm, 5/36; Nevevî, el-Mecmû’, 20/260) Buna göre, evlendikten sonra sütkardeş oldukları ihtimali beliren çiftler, Şâfiî mezhebinde ileri sürülen şartlar gerçekleşmemişse bu mezhebin görüşü doğrultusunda evlilik hayatına devam edebilirler.
Kur’ân-ı Kerîm’de, sütanneler ve sütkardeşlerle evlenmek yasaklanmıştır. (en-Nisâ, 4/23) Hz. Peygamber de (s.a.s.) “Nesep bakımından haram olan süt bakımından da haramdır.” (Buhârî, Şehâdât, 7 [2645]; Müslim, Radâ‘, 12 [1447]) buyurmuştur. Bu yüzden kişi, kendi baba bir kardeşiyle evlenemeyeceği gibi sütbabasının diğer hanımından olan çocuğu da baba bir sütkardeşi olduğundan, onunla da evlenemez. (Serahsî, el-Mebsût, 5/133)
Çocuğun bakım ve büyümesinde emzirmenin önemli bir yeri vardır. Bu bakımdan emzirme, İslâm hukukunda çocuğa karşı yerine getirilmesi gereken önemli bir hak olarak görülmüştür. Allah Teâlâ “Emzirmeyi tamamlamak isteyen için analar çocuklarını tam iki yıl emzirirler. Onların normal ölçülerde yiyecek ve giyeceklerini sağlamak da babanın borcudur. Hiç kimse gücünü aşan bir şeyle yükümlü kılınamaz. Ne ana çocuğu yüzünden zarara uğratılsın ne de babası çocuğundan dolayı zarar görsün” (el-Bakara 2/233) buyurmuş ve emzirmeyi bir vazife olarak annelere yüklemiştir. Ancak aile isterse çocuğu sütanneye de verebilir. Annenin çocuğu bizzat emzirmesinin sağladığı yararlar dikkate alındığında meşru mazeret olmadıkça annelerin emzirmeden kaçınmamaları gerekir. Çocuğun sütanneye verilmesi durumunda emzirme karşılığında bir ücret talep edilirse, bu ücret baba tarafından ödenir. (el-Bakara, 2/233; et-Talâk, 65/6)
İslâm ahlakının temel prensiplerinden biri de vefadır. Bir Müslüman’ın anne ve babasından sonra vefa göstermesi gereken şahıslardan biri de sütannesidir. Kendisi de sütanneler tarafından emzirilmiş olan Hz. Peygamber’in (s.a.s.) bu şahıslara karşı sergilediği tavır, Müslümanlar için örnek bir duruş arz etmektedir. Hz. Peygamber , ilk sütannesi olan amcası Ebû Leheb’in kölesi Süveybe’ye karşı hep vefalı olmuş, kendisini emzirdiğini her fırsatta söylemiştir. (Buhârî, Nikâh, 20 [5101]; Müslim, Radâ‘, 15-16 [1449]) Peygamberimiz (s.a.s.), yanında çocukluğunun yaklaşık üç yılını geçirdiği sütannesi Halime’yi de hayırla yâd etmiş, ona ve ailesine karşı hep vefa duygusu içinde olmuştur. (Ebû Dâvûd, Edeb, 128 [5144-5145])
İnek sütü vb. bir sıvı ile karıştırılan insan sütü ile süt hısımlığının oluşabilmesi için insan sütünün diğer sıvıdan daha fazla olması gerekir. Buna bağlı olarak inek sütü ile karıştırılmış insan sütüne bakılır; şayet insan sütü daha fazla ise bu sütü içirmekle süt hısımlığı meydana gelmiş olur ve evlilik mahremiyeti oluşur, aksi hâlde mahremiyet oluşmaz. (Merğînânî, el-Hidâye, 1/218)