Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm. Arkadaşlarla konuşurken ben dedim ki; 'bu ülkenin yarısı kafirdir', niye dediler, çünkü bu ülkede insanlara sorsak şeriat istiyor musun diye çoğu hatta İslamcı geçinenlerin de çoğunluğu istemiyoruz diyecekler dedim. Onlar da bana insanlar bilmiyorlar şeriatı kafa kesmek kol kesmek gibi kötü biliyorlar dediler. Ben de dedim ki Avrupa’da ya da başka kafir bir ülkede yaşayanlar olsa mazur görülebilirler belki ama bu ülkede her şey belli, hocalar televizyonlara çıkıyor, diyanet var, bir sürü hocamız var, cemaat var, bu ülkedekiler mazur görülemezler dedim. Şimdi hocam bu durumda yanlış bir tutum mu izledim, hatam var mıdır?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Bir imamın Şeriat'ı inkâr etmesi başka şey, becerip onu anlatamaması başka şeydir. Birinin imanından şüphe ederiz diğeri ise beceremeyen bir kardeşimizdir diye düşünürüz. Mü'minlerin, birbirlerinin imanı ile uğraşması asla kabul edilebilir bir şey değildir. Evet, ortada nahoş bir tutum vardır ama bu bir imamın imansız olduğunu söylemeye sebep olacak kadar da abartılacak bir şey değildir. Biz başkalarının NE YAPMADIKLARIYLA ilgilenme yerine, BİZİM YAPMAMIZ GEREKENLERLE ilgilenmeliyiz. Onlar yapmıyorsa biz yaparız. Zira Şeriat, reklamı yapılmak için değil yaşanmak içindir. Onu yaşamak da 'Şeriat şudur' demekle olmaz. Elbette iyi imam seçeriz ancak işi insanların imanına taşıyacak abartıyı yapmayız. Fıkıhtaki en temel ilkelerden biri fasıkın bile arkasında namaz kılmaktır. Allah'a emanet olun.
Güzel kardeşim, boşuna kendini yorma. Vakit zayi etme. Otur oturduğun yerde ve dinini yaşamaya çalış. Davulun sesi dışarıdan hoş gelirmiş. Bu da böyle, aradığını bulabileceğin yer yoktur sadece vakit eritirsin. Sonunda da şeytan seni çökertir ve işini bitirir. Allah Teâlâ sana niyetin ile muamelede bulunup ecirler versin. Ne yazık ki bu beklentine cevap verebilecek bir yer yoktur. Hepimiz bulunduğumuz noktayı İslamlaştırmaya mecbur olduğumuz bir zamandayız. Bu nokta küçüle küçüle evimiz bile olsa gerçek budur. Allah seni muradına erdirsin. Âmîn.
Sorunu çözümsüzlük sınırına taşıyorsun, buna gerek yok. Her şeye rağmen genel bir istiğfar ve sürekli salih amellerle kapanır bu biiznillah. Bu şekilde düşünmeniz sağlıklı değil. Sanki affı olmaz bir günah olabilirmiş gibi kör bir noktaya taşınıyorsunuz. Tevbe ettikten sonra öyle bir günah yoktur.
Selamünaleyküm. Diyanet'in böyle bir izni olduğunu bilmiyorum. Kesen Müslüman olursa yiyebiliriz ama satıcının Müslüman olması işi değiştirmiyor. Dini yaşamak böyle bir şeydir. Allah Teâlâ imtihan eder kulunu; kim ne kadar dayanacak, görmek ister. Midelerine giren rızkın ne olduğunu merak etmeyen bir nesil nasıl iyi bir mümin nesil olabilir? Direnin ve ayakta kalın. Bin yıl yaşayın ama midenize Allah'ın helallerinden başkasını koymayın. Bir gün ebedî yurdumuza cennetlere geçince kim ne yiyecek göreceğiz, kim aşırı kim normal belli olacak! Allah'a emanet olun.
Selamünaleyküm Allah'a ve ahiret gününe iman etmiş olan her mümin Suriye'deki durumun, İslam'ın ve insanlığın aleyhine olduğunu ve git gide de durumun daha da ağırlaştığını anlar, bilir. Buna göre de hiç bir mümin, oradaki durumu sıradan bir olay, 'beni ilgilendirmez bir durum' olarak göremez. Ahirete iman ile böyle düşük bir anlayış kesinlikle aynı kalpte birleşemez. Suriye için bir şeyler yapmak imanımızın gereğidir. Yapılacak şeyin ne olacağına karar vermek ise en az o yapılacak iş kadar önemli olmalıdır. Bugün, bizim şehirlerimizden oralara cihat maksadı ile gidenlerin binlerce kere daha fazlası oradan buralara gelmiş durumdadır. Oradaki gençlerin buraya gelenlerinin yerine buradan oraya gidenlerin bulunması, oturulup müzakere edilmesi gereken bir durum olmalıdır. Özellikle tekit ederek söylüyorum: Suriye'deki durum tam anlamı ile bir cihat durumudur. Cihat ise mümin insanın kulluğu ile alakalıdır, asla savsaklanamaz! Bunu bir kenarda bekleterek şu tespitleri yapmak isterim: 1- Suriye'de büyük bir cihat ortamı vardır. Küfür dişlerini göstermiş, Müslüman insanın kanı akmıştır. Durum cihat açısından nettir. 2- Suriye'de maalesef diş gösteren küfürle beraber bir iç fitne de kök salmıştır. Müslümanlar arasındaki Şiilik fitnesi orada bir yayılma ve kökleşme dönemine girmiştir. Suriye öncesine göre bugün Şiilik, daha düşmanca bir yayılma ve imha hamlesi içindedir. Suriye, önümüzdeki yakın dönemde unutulması zor Şiilik facialarına sahne olmuştur. Oraya gidenler için bu ayrıntı, gitmenin önemi ve riski bakımından önemlidir. 3- Bir başka sorun da şudur: Suriye'de Müslümanlar arasındaki gruplaşmalar kök salmış ve özellikle Selefîlikle tesmiye edilenler ile diğer gruplar arasında, birbirlerinin kanı pahasına da olsa derin sürtüşmeler süregelmiştir. Bunun doğurduğu sonuçlardan biri olarak da ne yazık ki, 'fiili cihadı sadece Selefi akımın yapabileceği, onlar yapınca da ölçüsüz cihat yapar ve zarar verirler' şeklindeki algı da derinden derine inandırılmaya başlanmıştır. Gidecek kardeşlerimizin böyle bir saplantıya alet olmaları, yapmayı murat ettikleri cihada ters düşeceklerini bilmeleri gerekecektir. 4- Suriye'de bugün, savaşacak insandan çok desteği işe yarayacak insana ihtiyaç vardır. Bilhassa siyasi kimliği olanların desteği daha da önemli durmaktadır. Bizi ziyarete gelenlerle yaptığımız istişarelerde, bunu açıkça beyan ettiklerine şahit olduk. Netice olarak şu noktaya gelmek isteriz: Gençlerimizin Türkiye'den oraya cihat etmek için gitmelerinin FARZ-I AYN diyebileceğimiz bir düzeyde olmadığını düşünüyoruz. Yerinde ve işe yarar bir iş yapmak için gidilebilir belki ama bu, bütün FARZ-I AYN olmayan ibadetler hükmündedir. Mesela ebeveyn izni olmadan gidilmesini caiz görmüyoruz. Burada yapmaları gerekenlerle orada yapabilecekleri arasında makul bir denge olması ise ayrı bir zarurettir. Gençlerin heyecanla iş yapıp en azından daha faziletli olandan mahrum olmamalarını tavsiye ediyoruz. Heyecanla aklı, akılla realiteyi birleştirmemiz gerekir. Bu da ciddi bir istişare ile mümkündür. Selamünaleyküm. Nureddin YILDIZ facebook.com/nureddinyildiz twitter.com/nurettinyildiz İnstagram.com/nureddinyildiz
Selamünaleyküm. Bir kere ilahiyat fakültesi düşmanlığımız olamaz, yoktur da. Ama ilahiyat fakültesinin Şeriat ilimlerini öğreten bir yer olduğunu iddia etmenin yanlış olduğunu söylüyoruz. İkincisi, insanlar ilahiyat fakültesini, iffet açısından güvenli zannediyorlar ki bu bir tuzaktır. İnsanın şeytana karşı güvenli bir yer bulunabileceğini zannetmesi tuzağa düşme nedenidir. Bu iki hassasiyete dikkat edilip gerekli tedbir alındıktan sonra ilahiyat da okunabilir. Boş yakalanma tehlikesine dikkat edilmesi gerekmektedir. Mesela sizin emelinizle ilahiyatlar uyuşan yerler değildir. Siz, Diyanette veya MEB'de görev almak için okuyacak olsaydınız diyeceğimiz yoktu. İlahiyat yerine ne yapılabilir sorusu ise herkes için değişkendir. Sizin yaşınız, kapasiteniz, ailenizin durumu, size verecekleri iznin niteliği gibi soruların cevabına bağlı olarak sizin ne yapabileceğinize de cevap verebiliriz. Ama her şeyden önce gereken şey olan ALLAH’A ADANMIŞLIĞA HAZIR OLMAK sizde samimi ise mesele yoktur, sizin aşamayacağınız yoktur, elinize geçmeyecek nimet olamaz.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Aleykümselam. Hoş geldiniz, asıl yuvanıza, Rabbinizin huzuruna, insan kimliğinize, kaybettiğiniz uzun yıllara, boşlukta geçirdiğiniz zamandan sonra kanatlanıp uçacağınız zamanlara, kardeşlik dünyamıza, Cennet yolculuğumuza. hoş geldiniz. Mübarek olsun. Allah sizi kaymaktan, geri dönmekten muhafaza buyursun. Dik durun, taptaze kalın. Sakın eşinizle tartışmayın; onun da bir zamanı var, erken doğum için uğraşırsanız kaybeden siz olursunuz. Değişiminizle, merhamet ve nazik bakışlarınızla ona nasihat edin. Onu salın kendi dünyasına. Ahlâk olarak abes bir iş yapmadıkça karışmayın ona. Onu, sizin inceliğiniz ezsin gerekiyorsa. Zor ama sonucu kesin olan bir yoldur bu yolunuz. Şeytan, onu erken doğumla kurtarmak için sıkıştıracaktır sizi ama bilin ki, kaş yaparken göz çıkaracaksınız. Sabredin, susun, görmeyin, duymayın. Size dualar ederim, dualar, dualar. Allah yardımcınız olsun.
Aleykümselam. Tüzüğü gerektiği gibi hazırlayın, 'gereken' gibi de uygularsınız. O derece endişe etmenize gerek yoktur. Siz başında olacağınıza göre, ilkelerinizi tatbik edersiniz. Kendinize güvenemiyorsanız da hiç kurmayın, harama vesile olmayın.
Aleykümselam. Mevcut ortamın getireceği sonuç buydu zaten. Allah yardımcınız olsun. Bu noktada sertlikle yapabileceğiniz bir şey yoktur. Kardeşinizin gönlüne girerek, tatlı konuşarak ve uzun zamana yayarak nasihat etme yolunu tercih edin. Daha çabuk etki edersiniz. Onu gizli iş yapmaya itmeyin.
Aleykümselam. Faizci olmayan bankalardan birine yatırabilirsiniz. Önceki işlemi de güzel yapmışsınız. Allah yardımcınız olsun.
Selamünaleyküm. Bir ülke Darulharp ise babanız gibi bir mü'minin orada elini kolunu sallayarak dolaşması mümkün değildir. Sadece paralı konularda öyle düşünüp sonra da sıradan bir yer gibi davranmak mantıksızlıktır. Mü'min, alnının teri olmayan işlerden rızık elde etmez. Hile ile elde edilen kazançlar helal olmaz.
Selamünaleyküm. Size geçmiş olsun, Allah sabrınızı artırsın. 1- Bu düşüncenizde yanlışlar var. Geçmişinizden tevbe ettiğinize göre siz kendinizi berrak bir insan olarak görebilirsiniz. Bundan sonranız için iyi olun yeter. Geçmişi, kendiniz açısından irdelemeyin. Allah, kapısına gelini kovmamıştır şu ana kadar. Siz de o kapıya gittiniz. Umut var olunuz. Ayakta durun, yıkılmayın sakın. 2- Başınızdan geçenleri asla kimseye bilhassa ailenize anlatmayın. Anlatmanıza gerek yoktur. Evlenme teklifleri geldiğinde, anlatılması uygun olabilir zannettiğinize açarsınız. Asla dert etmeyin. Hemen evlenmeniz şart değil, kendinizi naza alıyor gibi yapabilirsiniz. Yalan söylemeniz de gerekmez, kendinizi deşifre etmeniz de. Biraz sabırlı olun, siz tövbenizde ve bundan sonraki hayatınızda samimi olursanız Allah size ummadığınız kapılar açacaktır. Göreceksiniz, Allah kapısındakileri mahcup etmeyecektir. İçiniz daralırsa bize tekrar yazabilirsiniz. Size dualar ederiz.