Fetva Meclisi
Soru
Yirmi yaşındayım. Elimden geldiğince beş vakit namazımı kılıyorum. Her gece yatmadan önce Yasin-i şerif okuyorum. Yüz salavat getiriyor yüz kere de 'estağfirullah ve etubu ileyh' diyorum. Cuma gecesinde bir cüz Kur'an okuyorum. Cuma gecesinde yaklaşık bin kadar zikir çekiyorum. Bunları yapıyorum ama tam manası ile tat alamıyorum. Neden Rahman'a ibadet ettiğimizde tat alamıyoruz? Namazımızı kıldığımızda tekrar tekrar kılma isteği neden doğmuyor içimize?
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Namaz ağır bir ibadettir; Allah'ın yardım ettikleri dışında herkese ağır gelir. Sizin üslubunuz bıktırıcı gibi görülüyor. Çok hırslı ve aceleci davranıyorsunuz anlaşılan. Çok istemekte haklısınız ama acele etmekte hakkınız yoktur. O yaşlarda bir çocuğun namaza ısınması ortalama beş yılda mümkündür. Bütün enerjinizi beş yıla yayarak bunu yapmaya çalışın. Kaş yaparken göz çıkarmayın, vebal altında kalırsınız. Her gün bir çivi, bir tuğla ile beş senede bir ev yapacak sabrınız yoksa girmeyin bu işe, nefret ettirirsiniz. Tesettür de böyledir. Tatlı tatlı ve adım adım yapın yapacağınızı.
Dinimizi Kur'an okumak ve namaz kılmak ya da oruç tutmakla sınırlı bir alanda anlamanın çıkmazlarından biri de bu çıkmazdır. Namaz kılamadığınız zamanlarda, Kur'an’ı tutamadığınız günlerinizde sizi Rabbinize yaklaştıracak onlarca nafile yok mu? Sıla-i Rahim yapamaz mısınız? Hadis ezberleyemez misiniz? Yetim çocuklarla ilgilenemez misiniz? Yemek yapıp mahallenizdeki fakirlere götüremez misiniz? Evinizde bir fıkıh dersi halkası oluşturup bayan arkadaşlarınızı çağıramaz mısınız? O günlerinizde mesela her gün BİN SALAVAT, BİN ZİKİR, BİN TEKBİR… yapamaz mısınız? Mesela bir mezarlıkta mezar ziyareti yapıp ibretinizi artıramaz mısınız? Telefonla her gün on hanım kardeşinize emr-i bil'maruf yapamaz mısınız? Güzel bir ses sahibi hafızdan bir cüz dinleyemez misiniz? Evde, o günlerinizde ailenize güzel ve farklı meşguliyeti çok ama tadı güzel yemekler yaparak gününüzü doldururken sizi sevenlerin size sevgisini perçinleyemez misiniz? Yapabileceğiniz onlarca nafile yok mu? Bu nafileler de Allah’a yaklaştırmıyor mu? Neden kendinizi şeytanın sıkıştırdığı daracık sokaklarda nefessiz bırakıyorsunuz? Tekrar düşünün bunu, tekrar!
Eksik görmek konusunda ben de senin gibiyim diyebilirim; kendimi hiç tam görmedim, göremedim, göremem de. İnsanız ve peygamber değiliz. Eksik geldik, öğrene öğrene yükseleceğiz biiznillah. Eksik olduğunu bilip öğrenmeye devam etmek doğal olandır. Eksik olduğunu bilip bunu takıntıya dönüştürmek ise doğal değildir, hastalıktır. İkisi arasında kendinize yer bulun. Yaşınız itibariyle sizdeki bu sıkıntıyı aşmanız için uzun zaman gerekmez. Gayret edin, takıntı yapmayın. Çokça Kur'an okuyun. Sabah akşam zikirler yapın. Kendinize iyi ve salih bir çevre oluşturun. Özellikle sabah namazı üzerinden tavizsiz bir namaz planlaması ile yaşayın. Allah yardımcınız olsun. Âmin.
Selamünaleyküm. Yavrum, bu duyguların pek güzel. Yazdıklarına göre sen haklısın ama bir mesele var: Sen, sırf dinin için mi bunu yapıyorsun yoksa meselenin içinde evinizdeki başka sıkıntılar da var da dini bir meseleyi kendine gerekçe mi yapıyorsun? Buradaki çizgiyi iyi düşünmelisin.
Aleykümselam. Rabbimiz, her kulunu farklı bir alanda imtihan etmeyi murat etmiştir. Dışarıdan izlendiğinde aynı imtihan gibi durur bu imtihanlar. Mesela herkesi bir aile imtihanı, eş/çocuk imtihanı vardır bilinir ama içine girildiğinde birbirine yakın olmayacak kadar farklı imtihanların olduğunu görürüz. Bu nedenle ilk anlaşılması gereken hakikat, sizi Rabbimizin sözünü ettiğiniz tarzda bir imtihana tabi tutuyor olmasıdır. Bu size özel bir imtihandır. Siz özel olduğunuz için imtihanınız da özeldir. Bunu bu şekilde idrak etmekle iyi bir başlangıç yapmış olursunuz. Ya da sizin açıklarınızın o alanda olduğunu anlayarak, açığı kapatmada iyi bir merhale kat etmeyi becereceksiniz demektir. Bu anlama ve yorumlama tarzına göre ‘bıkıp usanmak ve umutsuz kalmak’ sizin açınızdan bakıldığında filanca Müslüman’ın ‘alkol’, diğer Müslüman’ın ‘zina’ eksenli bir imtihanı gibidir. Üzerinize düşen, usanmadan yokuşu yürümeye çalışmaktır. Kılamıyor olsanız bile namaz aşkını sürdürmelisiniz. Pratikteki arızayı itikattaki arızaya dönüştürürseniz şeytanı iki kere mutlu edersiniz. Melekler sizin itikadî alt yapınızı sizin kimliğiniz olarak belirleyeceklerdir. İtikadî alt yapının tamiri, affı da yoktur. Pratikteki sıkıntılar ise Rabbimizin ‘Ğafûr’ isminin içinde biiznillah erir. Kuluz, eksikiz, sıkıntılıyız, arızalıyız ama asla umutsuz değiliz. Eğrilebiliriz ama kırılıp gitmeyiz biiznillah. Hiç tereddüdünüz olmasın durum budur. Pek çok kul böyledir. Akıbet ise ‘Allah’ı hesap ettikleri’ bir yolda yürüyebilenlerin olacaktır. Bu yorumu idrak edemezseniz, zamanla vesveseye kayma ihtimaliniz de vardır. Bugün beğenmediğiniz hâlinizi yarın ilkeleştirmiş olarak önünüze koyar şeytan, çok dikkat edin. Önünüze değil ileriye bakın. Dua etmeyi unutmayın; kendinize, bize ve bütün mü'minlere.
Kuluz; kulluk yapacağız. Mü'miniz, imanımızın gereğini yapacağız; Allah’tan başkasını Rab bilmeyeceğiz. İbadet ederek yaratılış gayemizi gerçekleştireceğiz: Haramlardan uzak durarak, farzları yerine getirerek, nafilelerden de yapabildiğimiz kadar yaparak ibadet yükümlülüğümüzü yerine getireceğiz. Bütün bunlar için de: - Asla umutsuz olmayacağız ve şımarmayacağız. - Çevremizi nasıl olmak istiyorsak onlar gibilerden oluşturacağız. - Midemize haram girmemesine dikkat edeceğiz. - Zamanı çok iyi değerlendireceğiz. - Sabır silahını hiç eksik etmeyeceğiz. - Çok dua edeceğiz. - Muhakkak bir iş sahibi olacağız. - Kabiliyetimiz olan işi yapacağız. - Aile sahibi olmanın en büyük hareket olduğunu bilecek ve aileyi cihadımız bileceğiz. - Allah için nafile olarak yapacak bir iş muhakkak bulup onu yapacağız. - Ve yılmayacak, yorulmayacak hayatımızı Allah’ın lütfettiği kadar yaşamaya bakacağız. - Allah’a güvenimizi hiç sarsmayacağız ki şeytan bize çengel atmasın.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Kesinlikle son söz her işte Allah'ındır. Hayır veya şer sonuç böyledir. Ancak kul, şer ortamını kendi oluşturur, Allah da yaratır. Zira Allah yaratmadan bir şey oluşmaz. Allah'a emanet olun.
Biz şartsız/şüphesiz bir şekilde sadece Kur'an ve Sünnet'e bağlıyız. Bu ikisi dışındaki bir şey için aklımızı zorlamayız. Allah'a emanet olun.
Nükleer enerjinin insanlığa faydasının zararından çok olduğu kanıtlandığı sürece iyi olduğunu düşünürüz. Çünkü dinimiz bize faydası zararından çok olanı almayı, zararı faydasından çok olanı da atmayı emreder. Aynı şey trafik için de geçerli değil midir? Trafik ne getiriyor ne götürüyor, araştırılsa belki de araç kullanımı için de bu sözler sarf edilebilir. Zannederim, insanlık bu konularda biraz daha araştırmaya yönelecektir. Allah Teala'dan bizi cenneti ile rahatlatmasını niyaz ederiz.
Müslüman olarak biz, Allah'ın dini ile sınırlı bir hayat yaşamaya mecburuz. Allah'ın serbest bıraktığı alanlarda ise beşer olarak en iyiyi ararız. İyi olduğuna kanaat getirdiğimizi de benimseriz. Bu bizim hayat tarzımızdır/olmalıdır. Dinimiz, idam cezasını benimsemiştir. Asrımızın idrakinde güya idam cezasının olmayışını sadece bir tiyatro olarak seyredebiliriz. İdama karşı olanlar bir de henüz dünya yüzü görmemiş bebeleri katleden kürtajcılar olmasa yine bir şey diyecektik belki! Söze gerek yok.
Tevbenizde büyük bir samimiyet içinde olur ve günahsız bir hayat yaşama mücadelesini sürdürürseniz biiznillah bir sıkıntı olmaz. Eşinize de bilgi vermeniz gerekmez. Allah'a emanet olun.
Hayatımızın bütünü böyledir. Sürekli bir mücadele içindeyiz. Öylesi olmasa başka türlüsü muhakkak olacaktır. Sık sık tevbe ederek, haram ortamlarından, harama sevk edenlerden uzak kalacağız. En yakın zamanda da evlenmeye hazırlanmalısınız. Allah yardımcınız olsun.