Fetva Meclisi
Soru
Hocam, bize hep hayır ve şerrin Allah'tan olduğu öğretildi. Bu doğru mu? Şer nasıl Allah'tan olur? Bu, âyete ["Sana ne iyilik isabet ederse, Allah’tandır. Sana ne kötülük isabet ederse, kendi nefsindendir." (Nisa sûresi, 79. ayet)] ters değil mi? Hayır ve şerri Allah yaratmıştır, amenna. Ama bize iman esası olarak şerrin Allah'tan geldiğine inanmamızı söylüyorlar. Bu konuda bilgi verebilir misiniz?
Cevap
Benzer fetvalar
“Hayır ve şer Allah’tandır” demek, bunları yaratanın Allah olduğunu dile getirmektir. Bu ifade, Allah'tan başka yaratıcı olmadığını belirtmek ve vurgulamak içindir. Meselenin insana bakan yönü ise hayır ve şerri kulun cüz’î irâdesi ile tercih etmesidir. Bundan dolayı da insanlar iyi ve kötü bütün davranışlarından sorumludur. “Âmentü” esaslarında ifade edildiği üzere her Müslüman kadere, hayır ve şerrin Allah tarafından yaratıldığına inanır. Çünkü âlemde her şey O’nun irâde, takdir ve kudreti altındadır. Âlemde O’ndan başka gerçek mülk ve kudret sahibi, tasarruf yetkisi olan bir başka varlık yoktur. Ancak Allah’ın hayra rızası vardır, şerre ise rızası yoktur. Hayrı seçen kişi mükâfat, şerri seçen ise ceza görecektir. Şerrin Allah’tan olması, kulun fiilinin meydana gelmesi için Allah’ın yaratmasının devreye girmesi demektir. Yoksa Allah, kulların kötü fiilleri yapmalarından razı/hoşnut olmaz ve şerri de emretmez. Yüce Allah (c.c.), mutlak anlamda hikmetli ve düzenli iş yapan yegâne varlıktır. O’nun şerri yaratmasında da birtakım hikmetler vardır. Canlı ölüden, iyi kötüden, hayır şerden ayırt edilebilsin diye Allah eşyayı zıtlarıyla birlikte yaratmıştır. Ayrıca insana şer ve kötü şeylerden korunma yollarını göstermiş, şerden sakınma güç ve kudretini vermiştir. Dünyada şer olmasa hayrın manası anlaşılamaz ve bu dünyanın imtihan dünyası olma vasfı ve hikmeti gerçekleşemezdi. Şer, Allah’ın adalet ve hikmeti gereği veya kendisinden sonra gelecek bir hayra vasıta olmak ya da daha kötü bir şerri defetmek için yaratılmıştır. Allah’ın (c.c.) kudreti ile meydana gelen her işte gerek birey gerek toplum için birtakım faydalar bulunabilir. Bizim şer veya hayır olarak gördüğümüz her şey sonucu itibarıyla gördüğümüz gibi olmayabilir. Bir âyette bu husus şöyle açıklanmaktadır: “Umulur ki, hoşlanmadığınız bir şey sizin için hayırdır. Ve yine umulur ki, sevdiğiniz bir şey de sizin için şerdir. Siz bilmezsiniz, Allah bilir.” (el-Bakara, 2/216)
Selamünaleyküm. İkisine de uyacağız. Sahih hadis, Kur'an'ımızın izahı durumundadır. Hadissiz Kur'an anlamak zordur.
Aleykümselam. Yarını bilemeyiz. Bizim iyi zannettiğimiz pek çok şey ters olabilir. Biz kadere teslim oluruz ve rahat ederiz. Üzerimize düşeni yaptıktan sonra endişe etmeyiz.
Allah sizden razı olsun, dikkatli dinlemişsiniz. Evet, ‘onu olduğu gibi şer zannetmeyin’ emri vardır ortada. Âyet geldi, Kur'an âyeti ile tertemiz olduğu anlaşıldı, ailesi güçlendi vb. pek çok hayır sayabiliriz. Asıl bilmemiz gereken ise bunlar değildir. Bizim başını ve sonunu bilmediğimiz bu olaylar dizisinde Allah Teâlâ’nın sakladığı hikmetlerdir asıl olan. O hikmetleri ancak, Allah’a ve hikmetlerine teslim olanlar kavrayabilirler. Sonra da rahat ederler. Özet olarak şunu söylememiz mümkündür: O olayı, o günkü sınırları ile kavramaya çalışmayın. Asırlar öncesinden asırlar sonrasına taşınacak büyük bir olayın parçası olarak görün.
İnsanlık bu cevabı en az on bin senedir arıyor, sen de arayabilirsin. İnşaallah bütün cevaplar cennette bulunacak, oraya hazır olmalıyız.
Bu tür soruların tartışmayı bitirebilecek bir cevabı yoktur. Zira öğrenmekten çok merak ve şüpheden kaynaklanır bu sorular. Bu soruda ise cevabı bizzat Kur'an’ımız veriyor: Allah bütün kullarını hatta cinleri “Ona kulluk etsinler diye yarattı.” Dolayısıyla “kulluk” yani Allah’a teslim olmuş bir hayat yaşamak yaratılış gayemizdir. Neden böyle istedi, bu şekli verdi gibi sorular ise kulluk düzeyinden bakarak yaratıcılık düzeyindeki bir sırrı çözmeye çalışmanın anlamsızlığını yansıtır. Uzak durmak gerekir. İnsanlar olarak birbirimize soru sorar gibi yaratılmışların yaratanlarına soru sormasına yeltenemeyiz. Neticede zaten var olan bir yığın şüphe fırtınasına bir rüzgâr daha ekleriz o kadar, elimize geçecek bir hakikat olmaz.
dini sorular konusundaki diğer fetvalar
Yaptığınız işlerin hepsi güzeldir, mübarek olsun. Ancak onları siz neden yapıyorsunuz? İmanda daha olgun hale gelmek için değil mi? Olgunlaşma için size zaman lazım; Allah Teâlâ, düşüp kalktıklarınızı görmek ister. Bir günde hiçbir şey olmaz. Farz namazları ihmal etmeyin. Haramlardan kaçının. O yaptıklarınızdan da abartmadan, usandıracak hale getirmeden yapabildiğiniz kadarını yapın. Bir zaman sonra ilerlediğinizi, kalbinizin açılmaya başladığını göreceksiniz. Siz, filmin sonunu izlemek istiyorsunuz ki bu mümkün değil. Allah Teâlâ'nın nice kulları kırk yıl sonra o beklediğiniz noktalara gelebildiler. Acele ederek bir çuval inciri berbat etmeyin. Allah yardımcınız olsun.
Nükleer enerjinin insanlığa faydasının zararından çok olduğu kanıtlandığı sürece iyi olduğunu düşünürüz. Çünkü dinimiz bize faydası zararından çok olanı almayı, zararı faydasından çok olanı da atmayı emreder. Aynı şey trafik için de geçerli değil midir? Trafik ne getiriyor ne götürüyor, araştırılsa belki de araç kullanımı için de bu sözler sarf edilebilir. Zannederim, insanlık bu konularda biraz daha araştırmaya yönelecektir. Allah Teala'dan bizi cenneti ile rahatlatmasını niyaz ederiz.
Müslüman olarak biz, Allah'ın dini ile sınırlı bir hayat yaşamaya mecburuz. Allah'ın serbest bıraktığı alanlarda ise beşer olarak en iyiyi ararız. İyi olduğuna kanaat getirdiğimizi de benimseriz. Bu bizim hayat tarzımızdır/olmalıdır. Dinimiz, idam cezasını benimsemiştir. Asrımızın idrakinde güya idam cezasının olmayışını sadece bir tiyatro olarak seyredebiliriz. İdama karşı olanlar bir de henüz dünya yüzü görmemiş bebeleri katleden kürtajcılar olmasa yine bir şey diyecektik belki! Söze gerek yok.
Biz şartsız/şüphesiz bir şekilde sadece Kur'an ve Sünnet'e bağlıyız. Bu ikisi dışındaki bir şey için aklımızı zorlamayız. Allah'a emanet olun.
Tevbenizde büyük bir samimiyet içinde olur ve günahsız bir hayat yaşama mücadelesini sürdürürseniz biiznillah bir sıkıntı olmaz. Eşinize de bilgi vermeniz gerekmez. Allah'a emanet olun.
Hayatımızın bütünü böyledir. Sürekli bir mücadele içindeyiz. Öylesi olmasa başka türlüsü muhakkak olacaktır. Sık sık tevbe ederek, haram ortamlarından, harama sevk edenlerden uzak kalacağız. En yakın zamanda da evlenmeye hazırlanmalısınız. Allah yardımcınız olsun.