Diyanet Fetva Kurulu
Soru
Yardımlaşma sandığından borç olarak alınan para geri ödenirken bir fazlalık ödenmesi caiz midir?
Cevap
Benzer fetvalar
Fakihlerin çoğunluğu, vadeli satışlar ile borç akdinde, bedel olarak belirlenen para birimi yerine, ödeme tarihindeki kuru esas alarak farklı bir para biriminin -mesela borç olarak alınan altın paranın yerine gümüş paranın- ödenmesini caiz görmüşlerdir. (Serahsî, el-Mebsût, 14/2-3; İbn Kudâme, el-Muğnî, 4/37-38; İbn Rüşd, Bidâyetü'l-müctehid, 3/215) Buna göre mesela, vadeli bir satış veya borç (karz) akdine konu olan 1000 TL, baştan şart koşulmamak kaydıyla tarafların razı olması hâlinde ödeme günündeki kur üzerinden bir başka para birimi ile de ödenebilir.
Borç vermek bir külfete katlanıp iyilik yapmaktır. Paranın kaybı kadar sahibinin elinde bulunmaması da bir kayıp değil midir? Bankalar da zaten bu nedenle faiz almaktadırlar. Verilen borcun geri alınması esnasında kesinlikle bir ilave talep edilmeyecektir. Hem borç verip sevap kazanılacak hem de zarar edilmeyecek diyemeyiz. Her iyiliği bir bedeli olmalıdır. Vadesinde ödenmeyen borç bir zulümdür. Ödemeyen de zalimdir. Her zalim gibi borç geciktiren de Allah'ın huzurunda hesaba hazır olmalıdır.
a. Borç sadece paradan olmaz. Para, yiyecek cinsi, hayvan ve benzeri şeylerden olabilir. b. Borç verilirken ödeme zamanında ‘ödemesi şu kadar fazlası ile olacak’ şeklinde bir şart koşulursa o faizdir, haramdır. Bankaların yaptığı da budur. c. Bir sözleşme ve beklenti olmadığı hâlde borçlu, ödeme gününde kendiliğinden bir fazlalık verirse bu caizdir. d. O yöre insanları arasında bir şart koşulmasa bile ‘şu kadar fazlası ile ödemek’ bir nevi teamül durumunda ise o da şart koşmak gibi sayılabilir ve caiz olmaz.
Devletin evlilik desteği, hibe ya da faizsiz geri ödemeli bir yardım ise ve içinde faiz, kumar, haram bir unsur bulunmuyorsa bu yardımdan faydalanmak dinen caizdir. Ama eğer verilen destek geri ödemeli ve üzerine faiz ekleniyorsa, o zaman bu faizli borç olur, bu da caiz olmaz. Yani faizsiz geri ödeme varsa veya tamamen karşılıksızsa caizdir. Faizli borçlandırma varsa caiz değildir. Detaylı şartları görmeden kesin hüküm vermek zor ama devletin “faizsiz destek” olarak sunduğu projeler genelde caizdir. Gönlünüz rahat olsun ama sözleşmesini dikkatle okuyun.
Altın, mislî mallardandır. Dolayısıyla altının, cumhuriyet altını gibi tane ile alınıp satılanlarının sayı ile; 22 ayar bilezik gibi tartı ile alınıp satılanlarının ise tartı ile borç (karz) verilmesi caizdir. Fakat geri ödenirken ne eksik ne fazla, alınanın tam olarak mislî verilmelidir. Bunun yanında tarafların kabul etmesi hâlinde, alınan altın borcu, para olarak da ödenebilir. (bk. Serahsî, el-Mebsût, 14/2-3; İbn Kudâme, el-Muğnî, 4/37-38; İbn Rüşd, Bidâyetü'l-müctehid, 3/215)
Bir malı peşin olarak satmak caiz olduğu gibi vadeli ya da taksitle satmak da caizdir. Peşin veya çeşitli vadelere göre taksitlendirilerek satışa sunulan bir malın, değişik alternatifleri gözden geçirdikten sonra bunların birini tercih edip, akdi onun üzerine kurmak suretiyle vadeli veya taksitli olarak satımında dinen bir sakınca yoktur. Alışverişte önemli olan, pazarlığın bittiği sırada satış bedelinin belirlenip akdin bu bedel üzerinden kesinlik kazanmış olmasıdır. (Serahsî, el-Mebsût, 13/7-8) Bu şartlara uymak kaydı ile veresiye alışveriş fiyatının peşine göre daha fazla olmasında bir sakınca yoktur. Ancak akit bittikten sonra banka ya da finans kuruluşları gibi üçüncü şahıslar tarafından zimmetteki peşin borcun vadeli olarak yeniden yapılandırılması faizli işlem sayılacağından caiz değildir.
TİCARÎ HAYAT konusundaki diğer fetvalar
Bir iş veya bir hizmet ya da mal karşılığında alınan bedel helaldir. Bankalar verdikleri kredi kartlarıyla bir hizmet sunmaktadırlar. Dolayısıyla kredi kartı ile yapılan alışverişlerde, bankanın verdiği hizmet karşılığında anlaşma gereği iş yeri sahiplerinden komisyon adı altında almış olduğu ücret, faiz olarak değerlendirilemez.
Kiralanan bir araziden kuraklık, dolu, sel baskını, çekirge istilası gibi bir afet sebebiyle ürün alınamazsa Şâfiî mezhebine göre kira feshedilemeyeceği gibi ücretten indirim de yapılmaz. (Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 3/484) Hanefî mezhebinde ise suyun kesilmesi nedeniyle sulanan araziden veya değirmenden faydalanılamaması örneklerinde olduğu gibi kiralanan maldan ürün alınmasına engel tabiî bir afet olması durumunda kiracı ücret ödemez. Çünkü yararlanma imkânı olmamıştır. (Merğînânî, el-Hidâye, 3/247) Arazi ekildikten sonra ekini çekirge yerse veya başka bir afet arız olursa; afet anına kadarki sürenin kirası ödenir. Afet anından sonra ise eğer araziyi tekrar ekerek başka bir ürün alma imkânı bulunursa kalan sürenin kirası da ödenir. Tekrar ekilip ürün alma imkânı bulunmazsa kalan sürenin kirası ödenmez. (İbn Âbidîn, el-Ukûdü’d-dürriyye, 2/120)
Bireysel emeklilik sistemi; aylık ödemelerle belli bir zamana kadar bir kurum veya kuruluşa yatırılan paranın, daha sonra meydana gelen artışla birlikte, toplu veya aylık maaş olarak geri alınması şeklinde oluşturulmuş bir uygulamadır. Bireysel emeklilik sisteminde dinî açıdan dikkat edilmesi gereken husus birikimlerin nerede ve nasıl değerlendirildiğidir. Zira bu sistemden elde edilecek kazancın helal olması gerekir. Kazancın helal olması, bunun kaynağının ve yönteminin dinen meşru olmasına bağlıdır. Dolayısıyla bu fonda toplanan birikimler değerlendirilirken İslâm’ın haram saydığı alan ve işlemlerden uzak durulması gerekir. Çalışanların, birikimlerinin kendi inanç ve değerlerine göre işletilmesini beklemeleri doğal haklarıdır. Bu bağlamda dinî duyarlılığa sahip çalışanlar, birikimlerinin meşru alanda değerlendirilmesini talep etmelidirler. İsteğe bağlı olsun veya olmasın bireysel emeklilik sistemine dâhil olanlara devletin yapmış olduğu katkı alınabilir. Şu hâlde bireysel emeklilik tasarruf ve yatırım sistemi, birikimlerin dinen helal olan alanlarda değerlendirilmesi durumunda caiz aksi hâlde caiz değildir.
Kira akdi, her iki taraf için de bağlayıcıdır. Kira süresi dolmadan taraflardan birisinin akdi tek taraflı olarak feshetmesi caiz değildir. Dolayısıyla bir evi belli bir süre için peşin parayla kiralayan, ancak süresi dolmadan çıkan kişi, evi teslim aldıktan sonra bir süre oturmayıp boş bırakması durumunda kiranın tamamını ödemek zorunda olduğu gibi (Merğînânî, el-Hidâye, 3/231) erken çıkması durumunda da geriye kalan günlerin ödenmiş kirasını geri alamaz. Şayet kira bedeli peşin ödenmemişse, kiracı anlaşılan süre içeresinde oturmadığı günlerin kirasını da ödemek zorundadır. Ancak mal sahibi burayı bir müddet sonra başkasına kiraya verirse sadece boş kaldığı sürenin ücretini önceki kiracıdan alabilir. Geri kalan kısmın kira bedeli önceki kiracı tarafından peşin ödendiyse kendisine iade edilir.