İslami Delil
Aramaya dön
Fetva

Diyanet Fetva Kurulu

Soru

Kiralanan bir tarladan, kuraklık, dolu, sel vb. nedenlerle ürün alınamadığı durumlarda, tarla sahibine yine de kira ödenmesi gerekir mi?

Cevap

Kiralanan bir araziden kuraklık, dolu, sel baskını, çekirge istilası gibi bir afet sebebiyle ürün alınamazsa Şâfiî mezhebine göre kira feshedilemeyeceği gibi ücretten indirim de yapılmaz. (Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 3/484) Hanefî mezhebinde ise suyun kesilmesi nedeniyle sulanan araziden veya değirmenden faydalanılamaması örneklerinde olduğu gibi kiralanan maldan ürün alınmasına engel tabiî bir afet olması durumunda kiracı ücret ödemez. Çünkü yararlanma imkânı olmamıştır. (Merğînânî, el-Hidâye, 3/247) Arazi ekildikten sonra ekini çekirge yerse veya başka bir afet arız olursa; afet anına kadarki sürenin kirası ödenir. Afet anından sonra ise eğer araziyi tekrar ekerek başka bir ürün alma imkânı bulunursa kalan sürenin kirası da ödenir. Tekrar ekilip ürün alma imkânı bulunmazsa kalan sürenin kirası ödenmez. (İbn Âbidîn, el-Ukûdü’d-dürriyye, 2/120)
Orijinal kaynak

Benzer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kira akdi, her iki taraf için de bağlayıcıdır. Kira süresi dolmadan taraflardan birisinin akdi tek taraflı olarak feshetmesi caiz değildir. Dolayısıyla bir evi belli bir süre için peşin parayla kiralayan, ancak süresi dolmadan çıkan kişi, evi teslim aldıktan sonra bir süre oturmayıp boş bırakması durumunda kiranın tamamını ödemek zorunda olduğu gibi (Merğînânî, el-Hidâye, 3/231) erken çıkması durumunda da geriye kalan günlerin ödenmiş kirasını geri alamaz. Şayet kira bedeli peşin ödenmemişse, kiracı anlaşılan süre içeresinde oturmadığı günlerin kirasını da ödemek zorundadır. Ancak mal sahibi burayı bir müddet sonra başkasına kiraya verirse sadece boş kaldığı sürenin ücretini önceki kiracıdan alabilir. Geri kalan kısmın kira bedeli önceki kiracı tarafından peşin ödendiyse kendisine iade edilir.

Bir evi belli bir süre için peşin parayla kiralayıp da, süresi dolmadan evden çı
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Aleykümselam. Tarım arazisinin kiraya verilmesi hususunda bir sakınca yoktur. Fukahanın bu hususta ittifakı vardır. Arazi, çıkacak ürünün BELLİ BİR ORANINA karşılık ya da ittifak edilecek bir ücrete karşılık, süre belli olmak üzere kiraya verilebilir. Fıkhen hüküm böyledir. Sözünü ettiğiniz hadise gelince o hadisi şerif, şu örneklerdeki riskler için geçerli bir kural koymaktadır: a-Mal sahibi, çıkacak üründen istediği kadar alacaktır. Dolayısıyla kiralamada ciddi bir aldanma riski vardır. Bu caiz olmaz. b-Çıkacak mahsüle göre belirlenecek bir kira akdi yapılmıştır. Bu da caiz değildir. c-Arazinin belli bir bölümü mesela daha sulak olan yeri mal sahibi tarafından kira karşılığı olarak alınmak istenmektedir. Bu da kiralama akdi açısından sıkıntılıdır.Bunlar ve benzeri durumlar, hadisin yasakladığı kiralamanın konularıdır. İlke olarak arazi kiralamak caizdir.

Selamünaleyküm hocam. Elimde bir gazetenin 7 hadis imamının ittifak ettikleri ha
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Paranın kâğıt üzerinden alınıp verilmesinin her bir işlemi fıkıh açısından bir tereddüt olarak görülebilir. Bir ticaret konusunun, aynı anda iki akdi içermesi caizlik sınırlarını zorlar. Bu nedenle sözünü ettiğiniz birinci şık için gönül rahatlığı ile evet demek mümkün değildir. İkinci bölüm ise Hanefi fukahası arasında caiz görülen bir ticaret çeşididir. Ama prensibi tekrar hatırlatmak istiyorum: Bir akit iki tür anlaşmayı ihtiva ettiğinde ya da para bir dosyadan öbür dosyaya geçirilerek sürdürülen ticaretle kazanıldığında tereddüt gitmez. Allah'a emanet olunuz.

Bir malı peşin satın alıp 6 ay veya 1 yıl sureyle piyasadaki kira bedeli üzerind
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Ne olursa olsun, bir daha asla faize yaklaşmayın. "Bir hata yapıldı ama ikinci kez tekrarlamayın; Allah affedicidir." Bunu evlatlarınıza da miras olarak bırakın. Onlara deyin ki: "Biz düştük, siz düşmeyin!" Tevbenizi sadece dille değil, hayatla da pekiştirin. Maddi imkân bulduğunuz anda borcunuzu erkenden kapatmaya çalışın. Ödeyeceğiniz aylık taksitleri arttırarak faiz yükünü azaltabilirsiniz. Helal kazançla, faize alternatif yolları insanlara anlatın. Tecrübenizle başka kardeşlerinize ışık olun. Kardeşim, Rabbimiz Tevvâb’tır, Gafûr’dur, Halîm’dir. Bir hataya düşüp, içten pişman olan kullarını affedeceğini bizzat kendisi söylüyor: “Ey kendilerine zulmetmiş olan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Allah bütün günahları affeder. Şüphesiz ki O, çok bağışlayandır, çok merhametlidir.” (Zümer Sûresi, 53. âyet)

Hocam biz yurt dışında yaşıyoruz. Yaklaşık üç yıl önce bankadan ipotekle ev aldı
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Alım-satım sözleşmelerinde esas olan, akit esnasında malın fiyatının taraflarca açık ve net bir şekilde belirlenmiş olmasıdır. Bununla birlikte çok eski zamanlardan beri insanların, örfen belirlenmiş olan ödeme zamanındaki piyasa fiyatı üzerinden ödenmek üzere, fiyat belirlenmeden alışveriş yaptıkları da bilinmektedir. Bu durumda fiyatın belirlenmemiş olmasının alışverişe etkisi İslâm âlimlerince tartışılmıştır. Hanefî kaynaklarda zorluğu (harac) gidermek amacıyla örfe dayalı olarak kişinin bir iş yerinden fiyat belirlenmeden ve bedeli ürün tüketildikten sonra ödenmek üzere peyderpey bir mal almasının (isticrâr akdi) istihsanen caiz olduğu yönünde görüşler mevcuttur. (İbn Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr, 4/516) Hanbelî eserlerde de günlük alınıp tüketilen belli bir malın bedelinin, aybaşı veya yılbaşı gibi ödeme zamanlarındaki piyasa fiyatı esas alınarak toptan ödenebileceği belirtilmektedir. (İbn Kayyim, İ‘lâmü’l-muvakkıîn, 5/401-402; Merdâvî, el-İnsâf, 4/310) Bu hususta gerek bazı Hanefîler gerekse Hanbelîlerin içtihatları halkın bu yöndeki ihtiyacına, bu ihtiyaca binaen öteden beri oluşmuş bulunan örfe ve uygulamanın taraflar arasında nizaa/anlaşmazlığa götürmemesine ve bütün bunlara dayanan istihsan gibi gerekçe ve delillere dayanmaktadır. Günümüzde de özellikle fiyatların istikrarsız olduğu dönemlerde toplumda bu yönde bir örf oluşması durumunda insanların maslahatı dikkate alınarak demir, çimento, mazot veya un gibi mislî (standart) malların fiyatları baştan belirlenmeden sadece miktarının kaydedilmesiyle yapılacak bir işlem caizdir. Bu durumda fiyatı belirlenmeden alınan malın bedeli, tarafların karşılıklı rızası ile nizaa sebep olmayacak bir şekilde, örfen aralarında belirlenen ödeme günündeki rayiç fiyat üzerinden ödenir.

Demir, çimento, mazot ve un gibi mislî (standart) bir malın fiyatı belirlenmeden
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Türkiye’de tarlanın ekilmesi için başkasına verilmesi konusunda iki farklı uygulama vardır. Bunlardan birisi, tarlanın belli bir bedel karşılığında kiraya verilmesidir. Bu uygulamada tarla sahibi belli bir ücret alır, çıkan mahsulden hiçbir şey almaz. Diğer uygulama ise tarladan çıkan ürünün bölüşülmesi karşılığında verilmesidir. Bu uygulamaya bazı bölgelerde “yarıcılık” da denilmektedir. Bu durumda tarla sahibi belli bir ücret almamakta; çıkan mahsul, tarla sahibi ile yarıcı arasında anlaştıkları oranda bölüşülmektedir. Kiraya verilen tarlanın öşrü, Hanefî mezhebinden İmam Ebû Yûsuf ve Muhammed’in de içinde bulunduğu çoğunluğun görüşüne göre, kiracıya aittir. Çünkü öşür; tarlanın değil, çıkan ürünün hakkıdır. Çıkan ürünün tamamını kiracı aldığına göre öşrü vermek de ona düşer. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/334-335; Karadâvî, Fıkhu’z-zekât, 1/349) Yarıcılığa verilen tarlanın öşrünü tarla sahibi ve kiralayan, hisseleri oranında verirler. Her biri, payına düşen ürünün öşrünü verir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/335; Karadâvî, Fıkhu’z-zekât, 1/348) İyilikte bulunma, sıla-i rahim vb. düşüncelerle tarlanın, akrabalara veya fakir kimselere bedelsiz olarak verilmesi ise dinimizin teşvik ettiği bir davranıştır. Bu şekilde bedelsiz olarak tahsis edilen (ödünç olarak verilen) tarlanın öşrü tarlayı kullanana aittir. Tarla sahibinin herhangi bir yükümlülüğü yoktur. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 2/334; Karadâvî, Fıkhu’z-zekât, 1/348)

Ekilmesi için başkasına verilen tarlanın öşrü kim tarafından verilir?

TİCARÎ HAYAT konusundaki diğer fetvalar

FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Altın, mislî mallardandır. Dolayısıyla altının, cumhuriyet altını gibi tane ile alınıp satılanlarının sayı ile; 22 ayar bilezik gibi tartı ile alınıp satılanlarının ise tartı ile borç (karz) verilmesi caizdir. Fakat geri ödenirken ne eksik ne fazla, alınanın tam olarak mislî verilmelidir. Bunun yanında tarafların kabul etmesi hâlinde, alınan altın borcu, para olarak da ödenebilir. (bk. Serahsî, el-Mebsût, 14/2-3; İbn Kudâme, el-Muğnî, 4/37-38; İbn Rüşd, Bidâyetü'l-müctehid, 3/215)

Altının karz/borç verilmesi caiz midir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Kişilerin, ihtiyaçlarını karşılamak için faizsiz olarak kısa vadeli borç (karz) alıp bunu düzenli vadelerde ödemek üzere “yardımlaşma sandığı” kurmaları caizdir. Bu sandığa üye olanların, ihtiyaç hâlinde biriken primlerinin birkaç katına kadar borç (karz) almaları ve bunu belirlenen vade içerisinde geri ödemelerinde sakınca yoktur. Ancak ödemede bulunurken, alınan borç (karz) karşılığında önceden ileri sürülen her türlü fazlalık veya getiri sağlayan menfaat, faiz olacağı için caiz olmaz. (Kâsânî, Bedâ’i, 7/395)

Yardımlaşma sandığından borç olarak alınan para geri ödenirken bir fazlalık öden
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Hanefîlere göre; herhangi bir kusuru olmadığı ve mal sahibinin ileri sürdüğü şartlara aykırı davranmadığı müddetçe, kiracının kiraladığı malda meydana gelecek zararı tazmin etme yükümlülüğü yoktur. Bu sebeple mal sahibinin kiracıdan rehin manasına gelebilecek bir şeyi depozit adı altında rehin olarak alması caiz değildir. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 2/53-54; Mecelle, md. 710) Mâlikîlere göre ise kira sözleşmesinde rehin almak caizdir. (İbn Rüşd, Bidâyetü'l-müctehid, 2/273) Günümüzde menkul veya gayrimenkul malların kiralanmasının büyük bir sektör hâline gelmesi, konunun suistimale açık olması ve güven duygusunun zedelenmesi gibi sebeplerden dolayı Mâlikî mezhebinin görüşü istikametinde mal sahibinin depozit alması caiz görülmüştür.

Kira sözleşmesinde depozito vermek caiz midir?
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Fakihlerin çoğunluğu, vadeli satışlar ile borç akdinde, bedel olarak belirlenen para birimi yerine, ödeme tarihindeki kuru esas alarak farklı bir para biriminin -mesela borç olarak alınan altın paranın yerine gümüş paranın- ödenmesini caiz görmüşlerdir. (Serahsî, el-Mebsût, 14/2-3; İbn Kudâme, el-Muğnî, 4/37-38; İbn Rüşd, Bidâyetü'l-müctehid, 3/215) Buna göre mesela, vadeli bir satış veya borç (karz) akdine konu olan 1000 TL, baştan şart koşulmamak kaydıyla tarafların razı olması hâlinde ödeme günündeki kur üzerinden bir başka para birimi ile de ödenebilir.

Vadeli satış veya borç (karz) akdinde borcun başka bir para birimiyle ödenmesi c
FetvaDiyanet Fetva Kurulu

Taraflar, kira sözleşmesinde yer alan şartlara uymak zorundadırlar. Buna göre kiraya veren kişi; malını kiraya verirken hangi amaçla kullanılacağını belirlemiş ve üçüncü şahıslara kiraya vermemesini şart koşmuşsa kiracının bu şarta uyması gerekir. Ancak kira sözleşmesinde ev, dükkân, depo, nakil aracı gibi taşınır veya taşınmaz malın hangi amaçla kullanılacağı açık bir şekilde belirtilmemişse, kira akdi geçerli olur ve o beldenin örfü esas alınır. Şayet örf, kiracının bunu başka birisine kiraya vermesine ve dilediği gibi kullanmasına imkân tanıyorsa; kiracı, kiraladığı malı bir başkasına kiraya verebileceği gibi herhangi bir ek ücret ödemeden dilediği gibi kullanmasına da izin verebilir. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 2/51-52) Günümüzde malın sadece kiracı tarafından kullanılması şeklinde bir örf oluşmuştur. Kiralanan malın başkasına devri için mal sahibinden izin alınması gerekir.

Bir kimse kiraladığı taşınır veya taşınmaz bir malı sahibinin izni olmadan üçünc

Paylaş

XWhatsAppTelegramFacebook
Bu içerikte bir hata mı var? Bize bildirin.

Site deneyimini iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Ayrıntılar için Çerez Politikası.