Fetva Meclisi
Soru
Selamünaleyküm hocam. Elimde bir gazetenin 7 hadis imamının ittifak ettikleri hadisler, İbrahim el-Harezmi adlı eserde, tarım arazisinin kiraya verilmesinin yasaklanması ile ilgili hadisi okudum, şok oldum. Bu hadisi şerif-i hiç duymamıştım, bu hadisi şerif-i aynen okuduğumuz gibi mi anlamak lazım? Hadis şöyle: 'Sizden birisinin toprağı varsa onu ya din kardeşine bağışlasın ya da kendisi eksin.' buyurdu. Tirmizi ahkam 42(1384)
Cevap
Benzer fetvalar
Selamünaleyküm. Bu çalışma sisteminiz riskli bir çalışma sistemidir. Birinci riskiniz, fukaha arasında hayvan kiralamanın caiz olmayacağı yönünde bir görüş de bulunmaktadır. İkinci olarak da bu işlemi, kiralama süresince tam bir kira protokolü, kiralama sonunda da tam bir alış veriş protokolü ile yapmanız durumunda caiz olabileceğine dair kanaat kullanılabilir. Hayvana ait bakım dışındaki masrafların mal sahibine ait olması fıkha daha uygun düşmektedir.
Paranın kâğıt üzerinden alınıp verilmesinin her bir işlemi fıkıh açısından bir tereddüt olarak görülebilir. Bir ticaret konusunun, aynı anda iki akdi içermesi caizlik sınırlarını zorlar. Bu nedenle sözünü ettiğiniz birinci şık için gönül rahatlığı ile evet demek mümkün değildir. İkinci bölüm ise Hanefi fukahası arasında caiz görülen bir ticaret çeşididir. Ama prensibi tekrar hatırlatmak istiyorum: Bir akit iki tür anlaşmayı ihtiva ettiğinde ya da para bir dosyadan öbür dosyaya geçirilerek sürdürülen ticaretle kazanıldığında tereddüt gitmez. Allah'a emanet olunuz.
Kiralanan bir araziden kuraklık, dolu, sel baskını, çekirge istilası gibi bir afet sebebiyle ürün alınamazsa Şâfiî mezhebine göre kira feshedilemeyeceği gibi ücretten indirim de yapılmaz. (Şirbînî, Muğni’l-muhtâc, 3/484) Hanefî mezhebinde ise suyun kesilmesi nedeniyle sulanan araziden veya değirmenden faydalanılamaması örneklerinde olduğu gibi kiralanan maldan ürün alınmasına engel tabiî bir afet olması durumunda kiracı ücret ödemez. Çünkü yararlanma imkânı olmamıştır. (Merğînânî, el-Hidâye, 3/247) Arazi ekildikten sonra ekini çekirge yerse veya başka bir afet arız olursa; afet anına kadarki sürenin kirası ödenir. Afet anından sonra ise eğer araziyi tekrar ekerek başka bir ürün alma imkânı bulunursa kalan sürenin kirası da ödenir. Tekrar ekilip ürün alma imkânı bulunmazsa kalan sürenin kirası ödenmez. (İbn Âbidîn, el-Ukûdü’d-dürriyye, 2/120)
Selamünaleyküm. Sizin imtihanınız da böyle imiş Umudunuzu tüketmeniz doğru değil. Yarın ne olur belli olmaz. Dikkatli bir Müslüman olarak yaşamaya devam edin; Allah size bir kapı açacaktır.
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellemin iki hadis-i şerifi bu sorunun cevabı bağlamında öne çıkarılmalıdır: “Her ümmetin bir imtihanı vardır. Benim ümmetimin imtihanı da maldır.” “Mal” tabii ki para ve diğer her çeşit mülk anlamındadır. İsrailoğulları bir buzağıya tapınıp tapınmamakla sınanmışlardı. Salih aleyhisselamın kavmi bir deve yavrusunu kesmekle sınanmıştı. İbrahim aleyhisselamın kavmi putlarla, İsa aleyhisselamın milleti de doğum mucizesiyle imtihan edilmişti. O ümmetlere başka sınavlar da verilmişti ama öne çıkan konular bunlardı. Bizim ümmetimizin sınavı da mal konusundadır. Başka bir hadis-i şerifinde Efendimiz aleyhisselam, kıyamet saati yaklaştıkça malın çoğalacağını, konforun artacağını, dünyanın yemyeşil bir vadiye dönüşeceğini, ümmetinin de bu noktada perişanlık yaşama ihtimalinin bulunduğunu bildirmektedir. Hadisin başında da “Sizin fakirlik ve yokluk çekmenizden korkmuyorum.” buyurmuş, dünya servetinden ötürü birbirimize düşerek ibadetlerimizi yapamamamızdan endişe ettiğini haber vermiştir. Bizim de elbette şehvetler, cihat ve başka imtihan konularımız vardır lâkin ileri çıkan sınanmamız mal üzerinden gerçekleşmektedir. Mal söz konusu olduğunda da faiz, bir tür atar-toplardamar gibi konunun en yüksek bölümünü temsil eder. Ekonomisi iyi durumda olan ülkelerin dahi faizle sorunları hep vardır. Bir ülkenin faizi bir puan artırması veya indirmesi sadece oradaki değil bütün dünyadaki dengelerin etkilenmesine yol açmaktadır. Allah’ın en büyük haramlarından sayıldığı hâlde, mal illetine teslim olduktan sonra faiz diye bir ayrıntıya artık gerek kalmamaktadır. Bunu, kalp krizi geçirmiş birinin parmak uçlarındaki hareket dengesizliğini de merak etmeye benzetebiliriz. Kalp krizi geçiren bir bünyede en son merak edilecek konu budur hâlbuki. Merkez kan pompalamakla ilgili sorun yaşadığında parmaklar çok da önemli olmaz. Ümmetimiz mal üzerinden sınandığında malın bütün türevleriyle sınanma söz konusu olacaktır; malla alakalı herhangi bir şeyle. Faiz dünya ekonomisinin en hareketli konularından olduğu sürece de imanı zayıf kimselerin bir numaralı sınavı olarak kalmaya da devam edecektir. Konu yine imandaki zafiyet veya kuvvet göstergelerine çıkar.
Aleykümselam. Helal yolla kazanılmış ve zekâtı verilmiş bütün mallar mubahtır. Malın çokluğu asla din dışı bir durum değildir. Verdiğiniz örnekteki gibi anlayışlar kâğıt üzerinde doğru gibi görülen ama realitede yeri olmayan sözlerdir. Helal kazanan, kazandığının zekâtını veren mü'minin ev veya başka bir malının çokluk sınırı yoktur.