Fetva Meclisi
Soru
Hocam yemin kefaretimi deprem bölgesine gönderebilir miyim? Benim yaşadığım şehirdeki fakirlere verilmesi şarttır deniyor, doğru mu?
Cevap
Benzer fetvalar
Keffaretin kendisine verildiği kişi, o keffareti almaya müstahak ise onu bilmesi veya bilmemesi sonucu değiştirmez. Allah'a emanet olun.
Kefaret yemin veya diğerlerinde rakam olarak kaç belirlendi ise o kadar kimseye veya bir kimseye o kadar gün ayrı ayrı verilmesi gerekir. Mesela on fakir olarak belirlenen yemin kefareti on ayrı fakire verilir ya da bir fakire verilmesi gerekiyorsa ona her gün birer fitre/fidye olarak verilir.
Müçtehitlerin önemli bir bölümüne göre ibadet maksatlı sadakalar (zekât, kefaret, fitre…) Müslüman olmayana verilmez. Dolayısıyla kâfirlerin kuruluşlarına da bu sadakalar verilmez. Hanefi mezhebi uleması ise zimmi olan kâfirlere (İslam devleti himayesinde yaşayan Müslüman olmamış vatandaş) zekât dışındaki sadakalar verilebilir. Hanefi ulemasının tarif ettiği bir kâfir şu anda bulunmamaktadır. Dolayısıyla kefaretler ve sadakaları Müslüman kardeşlerimize vermeyi prensip edinmeliyiz.
Sorunuzu, "Yemin kefaretini dini kurumlara para göndererek yapabilir miyiz? veya Kaç kişiyi doyurmamız gerekiyor?" şeklinde anladım. Buna göre, Göndermeyi düşündüğünüz kuruma yemin kefareti olduğunu söyleyerek on kişilik fidye bedelini teslim ederseniz (vekâlet vermiş olduğunuzdan) bir sakıncası olmaz. Onlar da yemin kefaretine uygun bir şekilde dağıtırlar. Bir günde sabahlı ve akşamlı on (10) fakir veya on (10) gün bir fakir doyurulması gerekir. https://fetvameclisi.com/fetva/349-bozulan-yemin-keffareti-nasil-odenir
Yemin kefaretinin fertlere bizzat verilmesi gerekir. Toplu tüketime verilmesi doğru değildir.
Ailenizin parası sizin paranız demek değildir. Yalnızca size ait seksen gram altın veya o mukabilde para veya ticari eşyanız yoksa üç gün peş peşe oruç tutarsınız.
deprem konusundaki diğer fetvalar
Fakihlerin önemli bir bölümü vaat edilen bir iyilik sözüne sadık kalmayı müstahab görmüşlerdir. Bu şu demektir: Verdiğiniz söze sadık kalamazsanız borcunuzu ödememiş gibi bir duruma düşmezsiniz. Hüküm olarak böyle bilinmelidir ancak söz verdiğiniz insanların düşebileceği mağduriyetleri de dikkate almanız ona göre yeni bir çözüm üretmeniz mesela bir başkasının onlara yardım etmesine aracı olmanız ve en azından kendilerinden özür dileyerek durumunuzu belirtmeniz gerekir.
O adresteki evdekiler de aynı yardımı alacaklarsa siz iki kere almış olacaksınız. Neticede bu “hasar gören eve” verilen katkı ise alabilirsiniz. Geçmiş olsun.
Allah Teâlâ geçmiş etsin, size sabır ve afiyet indirsin. Âmîn. Bu yaşadığınız gel git, bu büyük afetten sonra çok normaldir, endişe etmeyin. Bir zaman sonra geçer bunlar ve rahat edersiniz. Zihninizden böyle şeyler geçmesi de bir vebal değildir. Rapor verilince de evinize dönersiniz. Bu günlerde böyle şeylerin konuşulması, sizin de etki altında kalmanız normal görülmelidir. Belki bir iki hafta daha ya da bir ay daha böyle kaoslu bir ortamda olabilirsiniz. Siz orada bunu çekiyorsunuz, biz İstanbul’da bile o kadar değilse de rahatımızın bozulduğu bir ortamda bulunuyoruz. Allah Teâlâ size hayatınızı bağışlamış, buna şükredin. Çok geçmiş olsun.
Geçmiş olsun. Allah Teâlâ beterinden muhafaza buyursun. Âmin. Eşinizin dediğini yapmanızın şu anda çok muhtaç olduğunuz huzurunuz açısından isabetli olacağını zannederim. Mümkün olduğu kadar alttan almak gerekiyor. Şeytan küçük bir kıvılcım arıyor, onu vermemek gerekir.
Kendinizi koruyabilir ve ciddiyetinizi muhafaza edebilirseniz biiznillah sakıncası olmaz.
Mevcut afetin ağırlığından ötürü önüne gelen bir şeyler konuşuyor. Şu dünyada ölüm korkusunu hissetmediğimiz tek bir saat ve tek bir mekân var mıdır bacım? Tedbirimizi alırız, duamızı ederiz ve yaşamaya devam ederiz. Açık bir tehlike ve yanlış içinde olmadığın sürece elbette aile bireylerine gösterdiğin alaka senin için bir sevap kaynağı olur. Allah kalbine ferahlık versin.